|
Prof. Dr. Sinsi
|
Özür Dileriz Delikanlı,...Bağişla Bizi Genç Hanım
Delikanlı özür dileriz,
namaza başlarken sanki biz zamanında hiç zorlanmamışız gibi seni full çekmeye zorladık
Tuğlaları üst üste koymana izin verecek bir rahatlık sunmadık sana
Yakaladığın namazlara köreldik de, kaçırdıkları için yazıklar ettik
Namaza alışırken ayağının dolanabileceğini, yürürken düşebileceğini
hesaba katmadık İçindeki tereddütleri ciddiye almadık
Kendi kendine sorduğun sorulara hiç yokmuş gibi sağırlaştık
Elbette ki lüzumsuz gelecekti sana namaz en başında
Başımızı ellerimizin arasına alıp bir kaç dakika olsun düşünmedik:
Öyle kolay değil ki arzulamak hiç alışık olmadığını?
Öyle hemen oluvermez ki hiç tanımadığını yanına yoldaş eylemek?
Kim susamadan su içer ki?
Kim acıkmadığı yemeğe iştah duyar ki?
Mecbur tuttuk seni  Başka yolu yok! dedik Mecbur olmasına mecburdur
namaz Yalan yok; farzdır Dinin direği Gözümüzün aydınlığı!
Teşekkürlerin en güzeli minnettarlığımızı ifade etmenin en şık, en
zarif yoludur namaz!
Kulluğumuzun en somut biçimi  Elle dokunulur, gözle görülür bir
teşekkür zirvesidir Sormadık kendimize: Zorla mı teşekkür eder insan?
Zorunluluk olarak takdim edilir mi hiç minnettarlık? Gösteremeyince
sana Rabbimizin bizi ne kadar çok şeyle sevindirdiğini, içine zoraki
minnettarlıklar atmaya kalktık
En başta biz hissedemeyince üzerimize hiç hesabsız, hiç sebepsiz, hiç
karşılıksız indirilen o iyilikleri, sana da ancak istesen de istemesen
yapacaksın diye farzları saydırdık, soğuk ve
resmî zorunluluklar listesi içinde sürdük namazı önüne
Hiç görmedin ki yüzümüzde nimetlere boğulmanın o şımarıklık neşesini,
hiç hissetmedin ki yüreğimizde her sabaha yeniden uyanma sevincini?
Bizden sana huzur bulaşmadı ki  Bizden sana neşe taşmadı ki  
Elbette ki sabırsızdır insan  Hele de gençler  
Biz yaşımızı başımızı aldık, ırmağın öbür yakasına geçtik
Durulduk Sakinleştik Ama sen! Beri yakasındasın hayatın
Hırçın yanındasın şehrin Kıpır kıpır tenin
Duygu kasırgalarında savruluyor saçların
Sana varlığın müziğini aktaramadık
Namazın yüzümüze tebessümler kattığına tanıklık edemedik
Kıldık namazları kılmasına, ama seccadeyi toplarken namazın gerçeğini
de bir kenara dürdük
Namaz kıldıkça güzelleşseydik, neşelenseydik, incelseydik, sen de
imrenirdin bize Sanki bir büyü var burada diye, sen de sokulurdun
yanımıza 
Namaz dediğin sadece bir gün kılınır demek isterdik sana  
O da bugündür
Bak, dün gitti; yarın da gelmedi
Sen sadece bugün kıl, gerisine karışma! diyecek kalenderliği
gösteremedik sana  
Bitmeyecek sandın namazı
Yarın, yarından sonra, yarından sonradan da sonra   
Derken yığıldı üzerine binlerce vakit, binlerce rekat  
Ezildin kılacağın namazlar altında *
Şimdiden üşümeye başladın soğukta alacağın abdestlerin
suyunda  
Kulağına fısıldayıverseydik ya Rabbimizin sözünü:
Ben senden yarının ibadetini istemiyorum ki  
Bugün kıl, yeter 
Hatta bu vaktin hakkını ver, yeter!
Hem sonra, ne biliyorsun, o kadar uzun süre yaşayacağını 
Belki bitecek ömrün; namazların da bitecek  
Sana bugün kıldığın namazın ışığı kalacak  
Rabbin diyecek ki, Madem ki bugün kıldın, yaşasaydın bir ömür boyu
kılacaktın
Bir güne verdiğin namaz rengi, bir ömrüne taşacak; bin ömürlük bir
sonsuzluğa taşıyacak seni 
Sana Rabbini tanıtırken, kılı kırk yarar, ince eleyip sık dokur,
mükemmeliyetçi bir imaj çizdik, seni vesveselere saldık, yorduk, kırdık,
usandırdık
Rabbinin yaptıklarını beğenmeyeceğine inandırdık önce seni *
Seni sevdiği, sana merhamet ettiği ap açık ortadayken, önce korkmanı
istedik Ondan  
Oysa, insan sevmediğinden korkmaz ki, korkamaz ki  
Allahtan korkanlar Onu hakkıyla sevenlerdir,
Onun kendilerini fazlasıyla sevdiğini bilenlerdir  
Korkarlar; çünkü o sevgiyi kaybetmek üşütür insanı,
o kadar sevilmişken yüz çevirmek acı verir insana  
Kaybedeceği şeyi olanlar korkar!
Şöyle diyebilmeliydik sana:
Namaz kılarken Rabbinin sana aferin! dediği haldesin *
Şöyle de diyebilmeliydik: Namaz kılarken, Rabbinin en çok sevdiği En
Sevgilinin (asm) bulunduğu haldesin *
Sevinmelisin Sevildiğini bilmelisin
Sevildiğini bilip de öyle varmalısın secdelere
Bırakıp her şeyi namazın kucağında atabilmelisin hüzünlerini
Durdurup oyunları, başından atıp telaşları, en sahici olduğun yerde, en
çok onaylandığın halde, namazda, neşelere boğulabilmeli, sevinçlere
arılabilmelisin
Özür dileriz delikanlı,
Bağışla bizi genç hanım
|