|
Prof. Dr. Sinsi
|
Satır Arası Hikayeler...
ONUDA SEN AĞIRLA
2 bölüm  
Kadın gözlerini çarşafın üstüne dikmiş, öylece duruyordu Birden bağırmaya başladı, delirmiş gibiydi sanki Kalabalık yanından korkuyla uzaklaşırken, cenazesini tekrar yüklendi, köyün dışına doğru yürümeye başladı
Kan ter içinde kalmıştı kadın, artık adımı atacak hali yoktu Kendi kendine;
-Şuracığa gömeyim adamımı, dedi, kimseler rahatsız olmaz burada…
Tam o anda bir ayak sesi duydu, irkildi, bir çobandı gelen Kadıncağız her şeyi olduğu gibi anlattı Üzüldü çoban, gözleri doldu
-Dert etme dedi, ben yardım ederim sana
Bir çukur kazıp cenazeyi gömdüler Çoban başucunda durdu mezarın, ellerini açtı, dua etti Bir kaç çiçek buldu kadın, toprağın üstüne serpti Çobana dualar ederek döndü evine Yorulmuştu Camın kenarına oturup uzaklara daldı Uyuyup kaldı oracıkta Ertesi sabah imamın kapısını telaşla çaldı Muhtar Bir yandan tekmeyi vuruyor, bir yandan da “İmam Efendi, İmam Efendi…” diye bağırıyordu İmam korkuyla açtı kapıyı
-Bir rüya gördüm, dedi Muhtar, hocam o berduş, o serseri adam cennetteydi, bana gülüyor, hakkım sana bile helal olsun, diyordu
Rüyayı duyan imamın benzi attı, kendiside hemen hemen aynı rüyayı görmüştü “Gel hele, içeri gel ” demeye kalmadı ki, köyün delisini gördüler Koşarak geliyor, bir yandan da bağırıyordu:
-Demedim mi ben, demedim mi size, rüyamda gördüm, rüyamda…
Birkaç köylü daha benzer rüyalar gördüğünü söyleyince karar verdiler Özür dileyecek, kendilerini affettirmeye çalışacak, bu arada işin aslını öğreneceklerdi Bir şeyler olmuştu ama neydi?
Eve vardıklarında kapıyı açan kadın şaşkındı Kapıyı yüzlerine kapatacak oldu, yapamadı Gelenler olup biteni anlatıp özür diledi, cenazeyi nereye defnettiğini, neler olduğunu sordular Kadıncağız her şeyi anlattı Can kulağı ile dinlediler ve çobanı bulmaya karar verdiler
Bir yandan yürüyor bir yandan aralarında konuşuyorlardı: bu çoban bir evliyaydı herhalde, beklide Hızır’dı, aslında ölen adam da o kadar kötü bir adam değildi
Tarif edilen yere geldiklerinde çoban koyunlarını otlatıyordu Gelenleri görünce ayağa kalktı, hayırdır inşaAllah dedi Oturdular, onlara süt ikram etti, konuşmaya başladılar Çoban söylenenlerden hiçbir şey anlamamıştı, cenazeyi nasıl defnettiklerini anlattı
-Ben bir garip kulum, dedi; cenazeyi defnettik, başucunda durup bir dua ettim sadece, hepsi bu …
Merakla nasıl bir dua ettiğini sordular, çobanda söyledi:
-Allahım, ben dağda koyunlarımı otlatırken kulların gelirler yanıma, selam verirler Senin selamınla gelen senin misafirindir der, ağırlarım Süt ikram eder, azığımı paylaşırım Şimdi de ben sana bir misafir yolluyorum, onu da sen ağırla…
*******
Satır Arası Hikayeler, Serdar TUNCER
pozitif yayınları
|