08-01-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Evlilik Ve Can Dündar
EVLİLER OKUYUN  
BEKÂRLAR DERS ALIN  ))
(Can Dündar yine üstatlığını konuşturmuş  )
Evlilik,
inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da 
Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma inanmamaktan geçiyor
Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan 
Nedir bu dayatmalar?
Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece en az ikisi 
Olmaz, yürümez diyor toplum  
Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına 'hööt' dediğinde oturmalı kadın 
Yâda yumuşatıyorlar;
-Efendim kadın erkekten önce çöküğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı 
Eğitimde de böyle  Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış layığı 
EŞİM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne 'höt' dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü 
Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti,
-'Ooo Can bey kapmışınız çıtı rı' esprilerine muhatap dahi oldum
EŞİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bi taneyi 9 senede bitirdim
Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım  Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran 
Bunu unutmadık biz
Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sen e
O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o 'haklisin bitanem  ' dedik,
Öfke bitip fırtına durulduğunda 2ama bi de böyle düşün' de dedik fikrimizi savunurken
Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç içi n savaşan neferlerdik bu hayatta 
Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık
Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı cins diye sorgulamadık da ama 
Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven'  Ve güvenin ardına saklanmış bir 'saygı' vardı daima 
Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede 
Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık 
Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi gece, misafir odasında 
Gece yarısı kapı açıldı esim;
-'Ne yapıyorsun burada?' diye sordu kapının eşiğinden, 'uyuyorum' dedim buz gibi bi sesle 
Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla 
'kay yana' dedi daracık yatakta
'ne yapıyorsun?' dediğimde
'benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim' dedi 
Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek 
Ve bence doğrusu da bu 
Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç
Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize 
Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift
olacaktık o listede 
Ama oyunun kurallarını biz koyduk  Nede olsa bizim oyunumuzdu oynanan 
Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence 
Topluma kulaklarını tıkayarak hem de  Ne benim, ne de bizim sözlerimizle 
Sadece gönlünüzden geçtiğince 
Dediği gibi Ataol Behramoğlu'nun;
'  Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insan a 
CAN DÜNDAR
Hayat kısa gelen bir battaniye gibidir
Yukarı çekersin ayak parmakların isyan eder
Aşağı çekersin omuzların titrer Ama yine de, neşeli insanlar dizlerini karınlarına çeker, rahat bir uyku uyumayı başarır
|
|
|
|