|
Prof. Dr. Sinsi
|
Bartın
KÜRE DAĞLARI
Küre Dağları, doğa koruma açısından küresel düzeyde önemli 200 ekolojik bölge arasında bulunan Kafkasya ve Kuzey Anadolu Ilıman Kuşak Ormanları içerisinde yer alır Küre Dağları'nın özellikle batı kesimi, Batı Karadeniz'in doğal yaşlı ormanlar, kanyon ekosistemi, akarsu ekosistemi ve çayırlıklardan oluşan en geniş, el değmemiş, nemli karstik ormanlarına sahiptir Jeomorfolojik süreçler içinde gerçekleşen aşınımlar sonucu oluşan dev kanyonlar, mağaralar, dolin ve çukurların gür ormanlarla birleşmesiyle oluşan eşsiz doğal peyzajlar, alanı benzersiz kılmaktadır Bu bakımdan Toros Dağları ile benzerlik gösteren Küre Dağları'nın ayırt edici yanı, nemli yapraklı ve karışık ormanlarıdır
Küre Dağları, bitki kuşakları açısından Euro-Siberian floristik bölgenin öksin kesiminde yer almaktadır Türkiye'nin Önemli Bitki Alanları arasında bulunan Küre Dağları'nda, Türkiye'ye endemik 80 ve tehlike altında 46 takson kayıtlıdır Küre Dağları'nın bitki örtüsü yapısı dört ana grupta toplanabilir:
1 Batı Karadeniz ılıman kuşak kayın ve göknar ormanları
2 Yalancı maki formasyonu
3 Karstik alandaki biyolojik çeşitlilik açısından önemli karışık orman
4 Endemik bitki türleri
Öksin bölgenin genel karakterine bağlı olarak, karışık yapraklı türlerle iğne yapraklı türler, orman ekosistemi içerisinde genellikle homojen bir karışıma sahiptir Özellikle batı kesimlerde, her dem yeşil ve yaprağını döken ağaçlarla çalıların baskın olduğu, nemli karaktere sahip bir bitki örtüsü hakimdir
Dona neden olan düşük sıcaklıkların görülmediği, buharlaşmayı artıran yüksek sıcaklık frekanslarıyla pek karşılaşılmayan ve okyanus iklimi koşullarının egemen olduğu kıyısal kesimlerde yeşerim dönemi uzundur Karadeniz'in doğrudan etkilerine açık ve görece yumuşak bir iklime sahip, kıyıya yakın bu kesimlerdeki korunaklı alanlarda; zeytin (Olea europea), defne (Laurus nobilis), mersin (Myrtus communis), katırtırnağı (Genista tinctoria), akçakesme (Phillyrea latifolia), sandal (Arbutus andrachne) gibi bazı Akdeniz bitkilerine de rastlanır Kıyısal kesimden, 10-200 m yüksekliklere kadar dar bir kuşak oluşturan maki, 250-300 m yüksekliklere kadar Karadeniz'in daha nemcil türlerine eşlik eder Karadeniz'e özgü bu bitki örtüsü "psödomaki" (yalancı maki) olarak adlandırılır
Deniz etkisinin yaşandığı bu vadilerde maki bitkilerinin yanı sıra 20-220 m arasında, küçük topluluklar halinde kızılçamlar görülür Kıyı bölgesinin daha gerisinde geniş yapraklılardan oluşan nemli ormanlar yer alır Bu karışık ormanların alt kısımlarında (720 m'ye kadar) doğu kayını (Fagus orientalis), kestane (Castanea sativa) ve ıhlamur (Tilia rubra); daha yukarılarda (1300-1700 m) ise Uludağ göknarı (Abies nordmanniana ssp bornmüelleriana) çok geniş, saf ve karışık meşcereler oluşturur Alanın en yüksek kesimlerinde yaygın olan bu ormanların, yer yer 300 m'ye kadar indikleri de görülür
Küre Dağları'nın karstik arazi yapısıyla nemli atmosferik koşulların birleşmesi sonucu ortaya çıkan orman kompozisyonları, yaşlı ağaçlardan oluşan doğal arboretumlar yaratır Karstik platolarda yer alan kuytu çukurlarda ve vadi içlerinde, nemli ormanlara özgü dev ağaç ve ağaççıklara rastlanır Yukarıda anılan türlerle birlikte şimşir (Buxus sempervirens), kayacık (Ostrya carpinifolia), üvez (Sorbus aucuparia), fındık (Corylus colurna), gürgen (Carpinus betulus), mürver (Sambucus ebulus), çınar yapraklı akçaağaç (Acer platanoides), çobanpüskülü (Ilex **uifolium), kızılcık (Cornus mas), orman gülü (Rhododendron ponticum) ve karayemiş (Prunus laurocerasus) de bu karışıma katılır; hatta yer yer baskın hale gelir
Yüksek kesimlerde saf göknar ormanları bulunur, sonra sarıçamlar (Pinus sylvestris) görülür Ormanlar, iç kesimlere doğru Anadolu karaçamı (Pinus nigra spp pallasiana), ayrıca karaçam-sapsız meşe (Quercus petraea ssp iberica) karışımı şeklinde devam eder Meşeler, bölgenin en önemli yapraklı cinslerinden birini oluşturur Sahil kuşağında saplı meşe (Quercus robur) ve sapsız meşe; geçiş kuşağı ve yüksek kısımlarda mazı meşesi (Quercus infectoria), Türk meşesi (Quercus cerris); iç kısımlardaysa İspir meşesi (Q macranthera ssp syspirensis), Türk meşesi egemendir
Yüksek kesimlerdeki ormanlık alanlar içinde yer yer rastlanan geniş düzlüklerde, otsu bitki türleri bakımından zengin çayırlıklar bulunur
Bu ormanlar, Batı Karadeniz'in en korunaklı yerleri olarak, yaban hayatı türlerine ev sahipliği yapar Yer yer insanın ulaşmasına bile olanak vermeyen bu vahşi coğrafyada bozayı (Ursus arctos), vaşak (Lynx lynx), kurt (Canis lupus), tilki (Vulpes vulpes), karaca (Capreolus capreolus), ulu geyik (Cervus elaphus), yaban domuzu (Sus scrofa), porsuk (Meles meles) ve su samuru (Lutra lutra) gibi birçok canlı türü yaşar Derinliği yüzlerce metreye ulaşan kanyonların sarp duvarları, endemik bitki türlerine ve yırtıcı kuşlara ev sahipliği yapar Bölgede görülen 129 kuş türünden 46'sının neslinin tehlike altında olduğu kaydedilmektedir Bunlardan bazıları; altın kartal (**uila chrysaetos), küçük akbaba (Neophron percnopterus), atmaca (Accipiter nisus), şahin (Buteo buteo), küçük kartal (Hieraaetus pennatus) ve delice doğandır (Falco subbuteo) Küre Dağları, ılıman kuşak orman biyomu kuş türleri için potansiyel bir ÖKA'dır
Bugüne kadar odun ürünleri üretimi için yoğun bir şekilde işletilmiş olan bu ormanlardan geriye kalan, insan ulaşımının görece zor olduğu yüksek kokurdan kesimlerdir Ulaşım ve enerji projeleri, kontrolsüz avcılık, kaçak kesim ve küçük ölçekli madencilik faaliyetleri, Küre Dağları'nı tehdit eden en güncel sorunlardır Yerel halk, sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler gibi çeşitli ilgi gruplarının katılımı sonucu, 2000 yılında Milli Park olarak (37 000 ha) dünyaya armağan edilen Küre Dağları'nda etkin bir korunan alan yönetiminin kurulması, sosyo-ekonomik yaşamı bütünüyle ormancılık faaliyetlerine dayalı olan yöre halkı için alternatif geçim olanaklarının yaratılması ve zarar görmüş alanların yeniden doğaya kazandırılmasıyla ilgili zorluklar, yine ilgili tarafların işbirliğiyle aşılabilir WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Küre Dağları'nda ülkemiz için örnek bir koruma alanı yönetimi oluşturmak amacıyla bir proje yürütmektedir
MAĞARALAR
GÜRCÜOLUK MAĞARASI:
Gelişimini tamamlamış, ancak iç şekillenmesi devam eden Gürcüoluk Mağarası; görünümleri son derece güzel ve ilginç sarkıt, dikit, sütun, makarna sarkıtları, duvar ve perde damlataşları ile bezeli rengarenk bir dünyadır
Gürcüoluk Mağarası, Üçgen biçimli ve 3-4 M genişliğindeki ana girişten sonra yaklaşık 4-5 M yüksekliğinde ve 6x7 m boyutlarındaki ilk oda çevresinde toplanan 15 odadan oluşur Gerek ulaşım kolaylığı ve doğal çevrenin güzelliği; gerekse renkleri gri, krem ve bej arasında değişen rengarenk damlataşlar ve fiziki özellikler; Mağarayı çekici kılmaktadır
Bartın'a 32 Km uzaklıkta ve Amasra ilçesi, Makaracı köyündedir Mağaraya, Amasra-Çakraz karayolu güzergahında bulunan İnpiri veya Karakaçak köyü üzerinden ulaşmak mümkündür
|