|
Prof. Dr. Sinsi
|
İnkılap Tarihi Öğretmen Klavuzu Özeti Yeni Müfreda
ÜNİTE IV ÇAĞDAŞ TÜRKİYE YOLUNDA ADIMLAR
1- Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922) :
- Saltanatın kaldırılma nedenleri: Lozan görüşmelerine çağrılarak ikilik yaratmayı önleme, Kurtuluş Savaşında padişahın olumsuz tutumu ve M Kemal’in yeni kurulan devlette saltanat yerine Cumhuriyeti istemesidir
- Lozan’a İstanbul hükümeti de çağrılınca M Kemal Lozan Antlaşması öncesi saltanatla halifeliği ayırarak saltanatı kaldırdı Son padişah Vahdettin ülkeyi terk edince halife olarak Osmanlı soyundan gelen Abdülmecit Efendi halife oldu
Sonuçları: 1- 623 yıllık Osmanlı Devleti resmen sona erdi 2-Padişah Vahdetti kaçarak İngilizlere sığındı
3- İtilaf Devletlerinin ikilik çıkarma oyunları sona erdi 4- Cumhuriyetin ilanı için zemin hazırladı
5- Laikliğe geçişin ilk adımıdır
Zaferin Ve Bağımsızlığın Tescili Lozan Barış Antlaşması(24 Temmuz 1923):
- Mudanya Ateşkes Antlaşmasından sonra barış esaslarını görüşmek üzere Lozan Konferansı toplandı (20 Kasım 1922) Konferansa İstanbul Hükümeti de çağrılınca M Kemal ikiliği önlemek ve Lozan’a tek katılmak için Saltanatı Lozan Antlaşması öncesi kaldırdı
- Konferansa Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya katıldı Boğazlarla ilgili konular görüşülürken, Sovyet Rusya ve Bulgaristan da hazır bulundular Konferansta Türk devletini İsmet Paşa başkanlığında bir heyet temsil etti Konferans üç önemli konuyu çözecekti
1 Türk - Yunan barışının esaslarını belirlemek
2 Osmanlı Devletinin yerine, yeni Türk Devletini ve onun haklarını tanımak
3 Osmanlı Devletinin yabancılara vermiş olduğu kapitülâsyonları kaldırmak
- Konferans görüşmeleri çok çetin geçti
- Borçlar meselesi,
- Kapitülâsyonlar,
- İstanbul'un itilâf Devletlerince boşaltılması,
- Irak sınırımızın belirlenmesi, konularında anlaşmaya varılamadı Konferans 4 Şubat 1923’te dağıldı
Tekrar toplandığında Lozan Antlaşması imzalandı (24 Temmuz 1923)
Buna göre:
1 Trakya'da Yunanistan ile olan sınır, Mudanya Ateşkes Antlaşmasında belirlendiği gibi kaldı
2 Bozcaada ve Gökçeada Türkiye'ye verildi Midilli, Sakız, Sisam Yunanlılara bırakıldı ve askersiz hale getirildi
3 Türkiye'deki Rumlar ile Yunanistan'daki Türkler değiştirilecekler Fakat "Batı Trakya Türkleri ile İstanbul Rumları bu değişimden ayrı tutulacak " 1930 da çözümlendi
4 Yunanistan harp tazminatı olarak Karaağaç'ı Türkiye'ye verdi
5 Kapitülâsyonlar kaldırıldı (Ekonomik bağımsızlık sağlanmış oldu )
6 Barış zamanında askerî nitelik taşımayan gemiler ve uçaklar boğazlardan serbestçe geçebilecekti Savaş anında, Türkiye savaşta yer alırsa boğazlar üzerinde istediği gibi davranacaktı Boğazların her iki yakası askerden arındırılacaktı Boğazlardan geçişleri, başkanlığını Türkiye'nin yapacağı, uluslararası bir "Boğazlar Komisyonu" düzenleyecekti
7 Suriye sınırı Ankara Antlaşmasıyla belirlenen şekliyle kaldı
8 Doğu sınırımız Moskova ve Kars antlaşmalarıyla belirlenen şekliyle kaldı
9 Bulgaristan'la sınırımız, Balkan Savaşları sonunda imzalanan İstanbul Antlaşmasıyla belirlenen şekliyle kaldı Meriç Nehri sınır oldu
10 Düyun-u Umumiye idaresi sona erdi Osmanlı borçları Türkiye ve Osmanlı egemenliğindeki uluslar arasında paylaşılarak ödenecekti
11-Yabancı okulların, Türkiye’nin koyacağı kurallar çerçevesinde faaliyete devam etmesi kararlaştırıldı
12- Ortodoks Patrikhanesi , İstanbul’da kalacak ancak siyasi faaliyette bulunmayacak
Lozan’da Çözümlenemeyen (Yarım Kalan) Konular:
1- Boğazlar sorunu ( Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile çözülecek)
2- Musul Sorunu (İngiltere ile sonra görüşmek üzere bırakıldı Ancak alınamadı)
3- Hatay Sorunu ( Fransızlarla 1939’da imzalanan Ankara Antlaşması ile Türkiye’ye bağlandı )
Önemi:Yeni Türk Devleti'ni bütün devletler tanımış oldular Siyasî bağımsızlık yanında ekonomik bağımsızlık elde edildi M Kemal ülkeyi kalkındırmak ve geliştirmek için İnkılaplar dönemini başlatmasını sağladı
Milli Sınırlardan Milli Ekonomiye:
1 İzmir (Türkiye) İktisat Kongresi (17 Şubat 1923)
Ülke ekonomisinin durumu Kurtuluş savaşında iyice bozulmuştu Elde edilen askeri ve siyasi başarının bir benzeri ekonomik alanda da sağlanması şarttı
Ekonomiyi güçlendirmek ve milli ekonominin kurulmasıyla ilgili esasları belirlemek amacıyla 17 Şubat 1923'de İzmir iktisat kongresi toplandı bu kongreye çiftçi Tüccar, sanayici ve işçi kesimlerinden temsilciler katıldı Burada Misak-ı iktisadi (ekonomik ant) kabul edildi
Kongrede alınan kararlar: 1- Sanayinin her alanda geliştirilmesi 2- Yabancı tekelden kaçınılması 3- Çiftçilere kredi sağlanması
4- Milli sanayi kurulması ve ihracatın teşvik edilmesi 5- Bu kongrede devletçilik ilkesi benimsenmiştir
Başkent Ankara: M Kemal Sivas kongresinden sonra (27 Aralık 1919) temsil heyeti ile Ankara’ya gelmişti Savaşı buradan yönetti, meclisi burada açtı Ankara başkent gibi konumdaydı M Kemal Ankara’nın resmi olarak başkent olmasını istedi 13 ekim 1923 tarihinde tek maddelik kanun teklifi ile “Türkiye Devleti’nin başkenti Ankara’dır ” İfadesi anayasamızda yerini aldı
Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923):
1923 Ekim ayının sonlarına doğru Fethi (Okyar) beyin başkanlığındaki hükümet istifa etti Yeni hükümet kurma işi bunalıma dönüştü Meclis Hükümeti sistemi seçimlerde sorun yaratıyordu M Kemal bu sorunu ortadan kaldırmak için Cumhuriyetin ilan edilmesini istiyordu
Gelişmeleri yakından takip eden Mustafa Kemal yakın arkadaşlarını Çankaya köşküne davet etti 28 Ekim akşamı yakın arkadaşlarının da görüşlerini aldıktan sonra "yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz" dedi O gece Mustafa Kemal ile İsmet Paşa hazırladıkları kanun tasarısını ertesi günü meclise sundular Aynı gün meclis, cumhuriyetin ilanını resmen kabul etti ve ilk cumhurbaşkanı da oy birliğiyle Mustafa Kemal seçildi
Sonuçları:- Cumhuriyetin ilanıyla yeni Türk devletinin adı belli oldu (konuldu) ve rejim konusundaki tartışmalar da sona erdi
-“Meclis hükümeti” yerine “kabine sistemine” geçildi, (buna göre cumhurbaşkanı, başbakanı atayacak, başbakan da bakanları seçerek cumhurbaşkanının onayına sunacak)
- Türkiye Cumhuriyetinin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ilk başbakanı İsmet İnönü, ilk meclis başkanı da Fethi Okyar oldu
- Devlet başkanlığı sorunu çözüldü Çünkü devletin yegane başkanı, cumhurbaşkanı Mustafa Kemal oldu
Çağdaş Devlete Doğru:
- Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924):
1 Kasım 1922'de saltanat ve halifelik birbirinden ayrılarak saltanat kaldırıldı ve halifeliğin yetkileri dinî konularla sınırlandırıldı Vahdettin'in ülkeyi terk etmesinden sonra, Osmanlı sülâlesinden Abdülmecit Efendi, TBMM tarafından halife seçildi Kendisine sadece Müslümanların halifesi unvanını kullanması bildirildi Halife olan Abdülmecit Efendi'nin, zamanla hükümetin talimatlarının dışına çıktığı görüldü Kendisini devlet başkanı gibi görmeye başladı Bu durum ise yeni rejim için bir huzursuzluk kaynağı oluyordu Buna karşı derhal tedbir alınması gerekiyordu Ayrıca Türkiye'de gerçekleştirilmesi düşünülen inkılâpların yapılabilmesi için halifeliğin kaldırılması zorunlu idi
- Bu sebeplerden dolayı 3 Mart 1924'te TBMM'de kabul edilen bir kanunla halifelik kaldırıldı
- Şeriye ve Evkaf Vekaleti (Şeriat İşleri ve Vakıflar başkanlığı) kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu
Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu ve Medreselerin Kaldırılması (3 Mart 1924):
- Osmanlılarda en önemli eğitim kurumları medreselerdi Osmanlı devletinin yenileme ve çöküş dönemlerinde diğer kurumlar gibi medreseler de bozulmuştu Tanzimat'tan itibaren batı tarzında eğitim veren okullar açılmıştı Aynı zamanda azınlık ve yabancı ülkelerin okulları da bulunmaktaydı
- Çağdaş ve modern bir Türkiye için eğitimin çağdaş ve laikleşmesi gerekiyordu Bu amaçla eğitim alanında inkılaplar yapıldı Bunun ilk öncülüğünde Tevhit-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu aldı (3 Mat 1924)
Tevhit-i Tedrisat Kanunun kabul edilmesiyle medreseler kapatıldı Bütün okullar milli eğitim bakanlığına bağlandı Eğitim sistemi de millileşti Laik eğitim benimsendi
Milli eğitimin Esasları: 1- Eğitim öğretim işleri Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülür 2- Eğitim sistemi laiktir, milli kültür birliğini sağlamayı amaçlar 3- Karma eğitim esastır 4- Herkes ayrım yapılmaksızın eğitim hakkından yararlanır 5 – İlköğretim parasız ve zorunludur 6- Eğitimle etkin, faydalı ve verimli vatandaşlar yetiştirmeyi hedefler 7- Öğretim programları çevre koşullarına çağın gerekliliğine uygundur 8-eğitim programları milli birlik ve dayanışmayı güçlendirecek ve bilimsel çalışmalara yeniliklere uygundur
Çok Partili Demokratik Hayat:
Demokrasilerin düzgün işleyebilmesi için birden fazla partiye gerek vardır M Kemal bu nedenle çoklu parti için çalışmaların başlanmasını istiyordu
- M Kemal’in isteği ile çok partili rejim denemeleri için kurulacak partiler ülke rejimini tehdit edince çok partili rejim denemelerine bir süre ara verilecek 1946’da Demokrat Parti kurulması ile çok partili hayat başlayacak 1950’ya kadar Cumhuriyet Halk Fırkası iktidarda kaldı
a) Cumhuriyet Halk Fırkası (9 Eylül 1923)
Mustafa Kemal meclis çatısı altında bütün grupları birleştirmeyi denedi Bunu başaramayınca kendisi gibi düşünen arkadaşlarıyla birlikte "Anadolu ve Rumeli Müdafaayı hukuk" grubunu kurdu Bu grup daha sonra Atatürk'ün emriyle Halk fırkası adını aldı (9 Eylül 1923) Cumhuriyetin ilanından sonra ise ismi değiştirilerek Cumhuriyet Halk partisi oldu Böylece cumhuriyet tarihinin ilk siyasi partisi kurulmuş oldu
b) Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
- Bu parti, kurtuluş savaşında Atatürk'le aynı saflarda bulunmuş olan bir grup sivil ve asker tarafından kuruldu Bu kişiler Kazım Karabekir (partinin başkanı) Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Adnan Adıvar'dı
- Atatürk yeni kurulan partiyi olumlu karşıladı Çünkü demokrasilerde çok parti olmalıydı Aynı zamanda hükümetin denetlenmesi için de muhalefet partilerinin bulunması gerekliydi
-** Parti ilk muhalefet partisidir Devletçilik ilkesi yerine liberalizmi (serbest ekonomi) benimsiyordu
- Terakkiperver Cumhuriyet fırkası demokratik hayatı benimsemekle beraber dini inanışlara saygılıyız görüşüne de ağırlık veriyordu Kısa zamanda amacından sapan parti aynı zamanda inkılapları benimsemeyen kişilerin sığınabileceği bir yer durumuna geldi Doğuda çıkan Şeyh Sait ayaklanmasında, partinin bazı yöneticilerinin de rolü olduğu gerekçesiyle, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı (5 Haziran 1295)
c) Serbest Cumhuriyet Fırkası (12 Ağustos 1930):
- 1929 yılında, Dünyada büyük bir ekonomik kriz yaşandı Ülkemiz de bundan etkilendi Hükümetin ekonomik programı bazı milletvekilleri tarafından eleştirildi Mustafa Kemal “yeni bir parti kurulursa hükümet daha iyi denetlenebilir” diyordu Bu amaçla yakın arkadaşı Fethi Okyar'a yeni bir parti kurmasını istedi Böylece Türkiye'nin üçüncü partisi olan Serbest Cumhuriyet Fırkası Fethi Okyar'ın başkanlığında kuruldu (12 Ağustos 1930)
- Demokrasinin gereği olarak kurulan bu parti kısa sürede laikliğe karşı olanların toplandığı bir parti haline geldi
- Fethi Bey, partinin devlet için tehlikeli olmaya başlaması üzerine partiyi kapatmak zorunda kaldı (17 Kasım 1930)
Çağdaş uygarlığa Doğru Adımlar:
1 Kılık Kıyafet Kanunu (Şapka Kanunu) 25 Kasım 1925:
- Kılık kıyafet insanların hayat tarzlarını ve kültürlerini yansıtır Osmanlı devletinde giyim kuşam her milletin kendi örfüne göre düzenlenirdi II Mahmut devlet adamları ve askerler arasında kıyafet birliği sağlamaya çalıştı
Atatürk kılık kıyafette de çağdaş olunmasını istiyordu Atatürk Kastamonu'ya yaptığı gezide şapkayı tanıttı 25 Kasım 1925'te de şapka kanunu çıkarıldı
- 1934 yılında çıkarılan başka kanunla da din adamlarının, ibadet yerlerinin dışında dini kıyafetle gezmesi yasaklandı
-Kadınlarla ilgili herhangi zorlama ve kanun çıkarılmadan, Zamanla modern kıyafeti benimsediler
Not: Sadece en büyük din görevlileri kıyafeti ile dolaşabilecekti (Diyanet İşleri Başkanı, Rum Patriği gibi)
2 Takvim saat ve ölçülerde değişiklik
Türklerin kullandığı Hicri takvim ve ölçüler uluslar arası ilişkilerde sorun yaratıyordu Bu nedenlerle:
- Miladi Takvim kabul edildi (26 Aralık 1925)
- Uluslararası saat sistemi kabul edildi
- 1931'de çıkarılan bir kanunla arşın yerine metre, okka yerine kilogram ve litre kabul edildi
Bu yeniliklerle iç piyasada alışveriş canlanırken, milletlerarası ticarette büyük kolaylık sağlandı
3 Tekke ve Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925):
- Tekke; tarikatların toplantı, tören, eğitim yeridir Zaviye ise tekkenin daha küçüğüdür
Tekke ve zaviyeler Osmanlı devletinde tarikatların faaliyet yaptığı yerlerdi Osmanlı devletinin son zamanlarında Tekke ve zaviyeler esas görevlerinden uzaklaştılar Halkın din duygularının istismar edildiği yerler haline geldi Laik bir devlet olan Türkiye Cumhuriyetinde böyle kuruluşların yeri olamazdı 30 Kasım 1925'te çıkarılan bir kanunla Tekke ve Zaviyeler kapatıldı Şeyh, derviş gibi unvanlar da yasaklandı
HUKUK VE AİLE:
Hukuk vatandaşların devletle ve birbirileriyle olan ilişkilerini düzenleyen kurallar bütünüdür
1- 1921 Anayasasının Kabulü (Teşkilat-I Esasiye) 20 Ocak 1921:
- Yeni Türk devletinin ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye 20 Ocak 1921 tarihinde TBMM’de kabul edilmiştir Bu anayasa kısa ve öz olarak hazırlanmıştır Çünkü bu dönemde Kurtuluş Savaşı devam ediyordu Bu anayasa daha çok TBMM’nin Anadolu’daki etkinliğini sağlamak amacıyla hazırlanmıştır
- 1921 Anayasası’nda “Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir ” Maddesi ile ilk defa millet devlet yönetiminde yasal olarak söz ve karar sahibi olmuştur
-1921 Anayasası’na göre Güçler Birliği ilkesi kabul edilmiştir Buna göre kanun yapma, yürütme yetkisi ve yargı milletin tek temsilcisi olan TBMM’ye verilmiştir Bu madde Kurtuluş Savaşı yıllarında daha çabuk karar alabilmek için uygulanmıştır
-1921 Anayasasında devletin şekliyle ilgili bir hüküm yoktur Millî egemenlik anlayışının doğal sonucu olan cumhuriyet adının konması sonraya bırakılmıştır
- 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilân edilince 1921 Anayasası’na “Türkiye devleti bir Cumhuriyettir” maddesi eklenmiştir
|