|
Prof. Dr. Sinsi
|
Yüreklerimize De Ramazan Gelse...
Yüreklerimize de ramazan gelse 
Yüreklerimize de ramazan gelse  Ramazan yüreklerimize de gelse, sağanak sağanak rahmet yağsa üstümüze  Ramazan yüreklerimize de gelse, tüm günahlarımız tövbe iksiriyle yıkansa  Ramazan yüreklerimize de gelse, yüreklerimiz “kardeşlik” duygusuyla birleşse  Ramazan yüreklerimize de gelse, hem yüzümüz, hem de yüreğimiz gonca gonca çiçek açsa  Ramazan yüreklerimize de gelse, ramazanlaşsak, insanlaşsak, vicdanlaşsak da, kendi içimizden taşıp bir birimize karşı zaman zaman hissettiğimiz nefretleri aşsak  
Tüm hayatımızı “adam gibi” yaşasak: Yaşasak ve yaşatsak!
O zaman ortamımız Osmanlı insanının bir birleriyle ilişkileri seviyesinde ilişkilenecek  
İnsan ve devlet dengesi mükemmel seviyede kurulacak  
Temel hak ve özgürlükler hem birey, hem devlet çapında işlerlik kazanacak  
Avrupa Birliği’ne filan ihtiyaç duymadan yaşayıp gideceğiz!
•
Eskiden yumuşak yürekliydik Çünkü “Yürek Müslümanı” idik İnsan hem Müslüman olup, hem de inancını yüreğinden yaşarsa, Allah onu tepeden tırnağa merhamete dönüştürür  
İnsan “merhamet”e dönüşünce, ne mi olur? 
Kendine merhamet eder: İçki, kumar, uyuşturucu, hatta sigara gibi zararlı alışkanlıklardan kendini de, yakınlarını da uzak tutmaya çalışır  
Ailesine merhamet eder: Eşine, çocuklarına ve tüm aile efradına sevgiyle yaklaşır  
Akrabalarına merhamet eder: İmkânları nispetinde onları korur, gözetir, ihtiyaçlarına koşar  
Komşularına merhamet eder: Komşuları açken, muhtaçken, “Rabbana hep bana” anlayışı içinde salt kendine yaşamaz! 
Fakirlere merhamet eder: Tüm kazandığını kendine harcamaz  Sadece mecbur olduğu fitreleri, zekâtları değil, “gönlünden kopan”ları da verir  
Kâinata merhamet eder: Ne havayı kirletir, ne de çevreyi Kâinatın gelecek nesillerden ödünç alınmış bir emanet olduğunu bilir, ona göre davranır
Herkese merhamet eder: İnancını yalnızca “farz”larla sınırlamaz, sınırsız bir idrak ile sosyal hizmetlerde de bulunur: Meselâ kitap dağıtır, öğrenci okutur, parasızlıktan evlenemeyen sevdalıları evlendirir, v s
Kendi hakkının-hukukunun yanı sıra, başkalarının hakkını-hukukunu da korur  
Herkese karşı nazik olur Trafik kuralları konusunda hassas davranır  
Elbisesi, çorabı, dişleri, saçları ve bedeni daha temiz olur, daha düzgün yaşar  
Yerken, içerken, çevresindeki insanları da dikkate alır; onları iğrendirecek hareketler yapmaktan sakınır  
İnandığı dinin, insanı “hayatın merkezi” saydığını bilir ve nasıl bir inanca sahip olursa olsun, her insana “insan” olarak saygı duyar  
Başkalarını yargılayacağına kendi olumsuzluklarını yargılar  Başkalarını suçlamak yerine kendi nefsini suçlamayı seçer  Başkalarını yadırgamaz, kendini yadırgar  Başkalarını çekiştirmekten uzak tutar nefsini; cihadı “Kendi nefsiyle mücadele” olarak algılar  “Mü’minin mü’mine gülümsemesi sadakadır” hükmü çerçevesinde her bakışını tebessümle süsler
Anne-babasının değerini bilir, onları yalnızca “Anneler Günü”nde, “Babalar Günü”nde değil, tüm zamanlarda hatırlar  
Şeyh Edebali’nin, “İnsanı yaşat ki, devletin yaşasın” öğüdünde, “Her insan kendi varlığı içinde bir devlettir” anlamını okur, hikmetine ulaşır, sırrını çözer ve her insana “devlet” gibi davranır
Bu duygularla ramazanınız mübarek olsun, inşallah tutulur ve tutunuruz ramazana  
Yavuz Bahadıroğlu - Yeni Akit
|