Yalnız Mesajı Göster

Namazı Kasten Terk Edenin Kafir Olacağı Görüşü İle Bu Görüşün Değerlendirilmesi

Eski 07-28-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Namazı Kasten Terk Edenin Kafir Olacağı Görüşü İle Bu Görüşün Değerlendirilmesi



Aynı paraleldeki başka bir hadis de şudur:

"Kulların kıyamet günü ilk hesaba çekilecekleri amel namazdır Rabbimiz, meleklere şöyle buyuracaktır: `Kulumun namazlarına bakın, onları tam mı kılmış, eksik mi bırakmış?' Eğer namazları tam ise, tam olarak yazılır Eğer eksiği varsa Allah tealâ şöyle buyuracak: `Bakın kulumun nafile namazı var mı?' Eğer nafile namazı varsa Allah: `Kulumun farz namazlarını, nafile namazlarıyla tamamlayın' buyuracak, sonra diğer farz ibadetleri de aynı işleme tâbi tutulacaktır"175

Tıpkı yukarıdaki gibi bu hadis de, namazı terk edenin kafir olmadığını göstermektedir Zira, aksi taktirde namazı terk eden, eksiklerinin tamamlanması yerine, küfrü sebebi ile doğrudan cehenneme atılırdı

Olayın bir de pratik yönü vardır İslam tarihi boyunca hiç kimsenin, namaz kılmadığı için Ahmed b Hanbel'in belirttiği süreçten geçirilip öldürüldüğü ve ceza işlemlerinde gayrimüslim statüsüne tabi tutulduğu bilinmemektedir

Kısaca, İslam ulemasının çoğunluğunca da kabul edilmeyen bu görügörüş, yeterli delil ve dayanaklardan yoksundur

eş-Şâfiî ve Malik b Enes'e göre namazı kasten terk eden kimse kafir olmaz, ama öldürülür

Görüldüğü üzere, Ahmed b Hanbel ile eş-Şâfiî ve Malik b Enes, namazı kasten terk edenin itikadi durumu hakkında farklı görüşlere sahip iseler de, böyle bir kimseye ölüm cezası uygulanacağı görüşünde birleşmektedirler Ancak Ahmed b Hanbel'e göre cezanın gerekçesi irtidat/dinden dönme iken 176 eş-Şâfiî ve Malik b Enes'e göre gerekçe namazı kasten terk etme suçudur Şu halde eş-Şâfiî'ye göre namazı terk etmekle irtidat hariç ölümü gerektiren bir suç arasında fark yoktur177 Dolayısıyla namazı terk ettiği için öldürülen bir insan, İslamî hükümler gereğince yıkanır, kefenlenir, cenaze namazı kılınır, müslüman mezarlığına gömülür ve varisleri ile arasında miras hükümleri uygulanır

eş-Şâfiî, namazı kasten terk eden kimseye uygulanacak prosedürü şöyle ifâde etmektedir:

"Müslüman olanlardan farz namazı terk eden kimseye "niçin namaz kılmıyorsun?" diye sorulur Eğer sebep olarak unutmaktan söz ederse, `Hatırladığın zaman kıl' deriz Eğer hastalıktan söz ederse, `İster ayakta, ister oturarak, ister yan yatarak, ister imâ ile; gücün nasıl yeterse öyle kıl' deriz Eğer, `Namaz kılmaya gücüm yetiyor, gerektiği gibi de kılabiliyorum (ama yine de kılmayacağım)' derse ona; `Namaz, senin yerine başkasının yapamaycağı bir görevdir Ancak senin eyleminle yerine gelir Bu sebeple, kılarsan ne âlâ, kılmazsan tevbe etmeni isteriz Tevbe etmezsen seni öldürürüz' deriz"178

Mâlik b Enes de, "Kim Allah'a inanır, peygamberleri tasdik eder ve namaz kılmazsa öldürülür,"179 ifadesiyle, eş-Şâfiî ile aynı görüşe sahip olduğunu ortaya koymaktadır

Ahmed b Hanbel, namaz kılmamakta direnen kimseyi öldürmeden önce üç gün hapsetmeyi vâcip görürken, eş-Şâfiî bunun iyi bir şey olduğunu, ama şart olmadığını söylemektedir180

Namazı terk etmenin kişiyi dinden çıkarmayacağı görüşünde olanların (Ebû Hanife, eş-Şâfiî ve Mâlik b Enes) delilleri, "Namazı kasten Terk Edenin Kâfir Olacağı ve Bu Yüzden Öldürüleceği Görüşünün Değerlendirilmesi" başlığı altında gündeme gelmişti Burada ise namaz kılmayanın kâfir olmasa da öldürüleceğini söyleyenlerin (eş-Şâfiî ve Mâlik b Enes) delil ve görüşlerini dile getirmek istiyoruz

eş-Şâfiî, namazı kasten terk edenin -kâfir olmaksızın- öldürüleceği yönündeki görüşünü belirttikten sonra şöyle devam etmektedir:

" Çünkü namaz zekâttan daha önemlidir (Zekât vermeyen öldürüldüğüne göre namaz kılmayan öncelikle öldürülür) Bu konudaki delil ise Hz Ebûbekir (ra)'ın: `Eğer Resülüllah'a verdikleri bir dişi oğlağı dahî bana vermeyecek olurlarsa onlarla savaşırım Allah'ın bir araya getirdiği şeyleri birbirinden ayırmayın', demiş olmasıdır181 Allah daha iyi bilir ya, görüşüme göre Ebûbekir bu ifâdesi ile `Namazı kılın, zekâtı verin'182 anlamındaki ayete gönderme yapmaktadır Böylece Ebûbekir onlarla `namaz ve zekat' için savaşacağını haber vermiştirResülullah'ın ashâbı da zekât vermeyenlerle savaştılar -Çünkü zekât Allah'ın farz kıldığı yükümlülüklerden biridir Zekâta tâbi mal sahipleri, zekâtlarını vermeyip, Halife de bunu onlardan rızaları ile, yahut zorla da olsa (savaşmaksızın) alamayınca; -istemeseler de her hangi bir had kendilerine uygulandığı gibi, zekât ta onlardan (savaşarak ta olsa) alınır- onlarla savaşmayı helâl gördüler Savaş ise öldürme sebebidir"183

eş-Şâfiî'nin bu ifâdesinden anlaşıldığına göre zekât; vermemekte direnenleri öldürmeden alınabiliyorsa, bunların öldürülmesi câiz olmaz Yâni, eş-Şâfiî'nin bu olayı, namaz kılmayanın öldürüleceği konusunda delil olarak kullanması, zekâtı vermemekte direnenlerin irtidât etmiş olmadıkları, zekâtın farz olduğunu inkar etmedikleri tezine dayanmaktadır Böylece o, "Mâlî bir yükümlülük olan zekâtı ödemeyen müslümanlara karşı savaşabileceği şeklindeki hüküm, namaz kılmayanlarla savaşılacağı hükmüne kıyas edilerek belirlendiğine göre, namaz kılmayanlar zaten öldürülürler Zîrâ savaş öldürmeyi gerektirir", gibi bir sonuca ulaşmaktadır

Hz Ebûbekir'in "Namaz ile zekâtı birbirinden ayırmak" ifâdesini eş-Şâfiî, "Namazı kılın, zekâtı verin", ayetine bağlarken, onun görüşünde olan bazı bilginler bu konuda et-Tevbe, 5 ayetine184 atıfta bulunmakta,185 Hz Ebûbekir'in bu ayeti kast etmiş olabileceğini ifâde etmektedirler Hatta Fahruddîn er-Râzî'nin ifâdesine göre, eş-Şâfiî bu ayeti namaz kılmayanın öldürüleceğine delil getirmiş ve şöyle demiştir:

"Çünkü Allah teâlâ kâfirlerin kanlarını bütün usullerle mübah kılmış,186 sonra da üç şeyin; küfürden tevbe etmenin, namazı kılmanın ve zekâtı vermenin bir arada bulunması kaydı ile onların kanlarını haram kılmıştır Şu halde bunların üçü bir arada bulunmadığı zaman, asıl prensibe (ayetin baş tarafına) göre kanlarının helâlliğinin devâmı vâcip olur"187

el-Kurtubî de eş-Şâfiî'ye atıf yapmaksızın et-Tevbe, 5 ayeti ile ilgili olarak hemen hemen aynı şeyleri söylemiştir:

"Bu ayet üzerinde iyi düşünmek gerekir Şöyle ki; Allah teâlâ müşriklerin öldürülmesini "şirk"e bağlamış, sonra da, "Eğer tevbe ederlerse (yollarını boşaltın)" buyurmuştur Prensip olarak şirk (tek başına) öldürme sebebi olduğu zaman onun ortadan kalkmasıyla öldürme de kalkar Bu da namazın kılınıp kılınmadığına, zekâtın verilip verilmediğine bakılmaksızın ölüm cezasının düşmesini gerektirir Konu bu anlamda açıktır Ne var ki Allah teâlâ (şart olarak) tevbeyi tespit etmiş (ve bununla yetinmeyerek, namaz kılmak ve zekât vermek gibi) iki şart daha getirmiştir Bunları devre dışı bırakma imkânımız yoktur `Lâilâhe illâllah' deyinceye, namazı kılıncaya ve zekâtı verinceye kadar insanlarla savaşmam bana emredildi Bunu yaptıkları zaman kanlarını ve mallarını benden korurlar (İç yüzleri ile ilgili olarak) hesapları ise Allah'a aittir',188 hadisi de hüküm bakımından bu ayet gibidir"189

İbnu Dakik el-`İd (ö702/1302) İmâmu'l-Harameyn el-Cüveynî (ö478/1085)'nin; Şâfiî mezhebine göre namaz kılmayanın öldürüleceği hükmünü müşkil/anlaşılması zor bulduğunu ifâde ettikten sonra şöyle demektedir:

"Bizim de zamanına ulaştığımız müteahhirîn ulemâsından biri 190 konuya açıklık kazandırmak ve hükmü desteklemek amacıyla, "Allah'tan başka ilâh olmadığına, benim de Allah'ın Resülü olduğuma inanıncaya, namazı kılıp zekâtı verinceye kadar insanlarla savaşmam bana emredildi",191 hadîsini delil olarak göstermiştir O, bu hadîsin, namaz kılmayanın öldürüleceğine delâlet edişini şöyle açıklamaktadır: "(Bu hadiste) canın koruma altında bulunması; şehâdet kelimesi, namaz ve zekât şartlarının hepsine birden bağlanmıştır Birden fazla şeyin var oluşuna bağlanan bir şey, bunlardan bazısının yok olması ile yok olur"192

Namazı terk edenin kafir olmayacağı fakat öldürüleceği görüşünü ortaya koyduktan sonra şimdi de bu görüşü değerlendirmeye çalışacağız

Namazı terk edenin kafir olmayacağı görüşü dört fıkıh mezhebi planında eş-Şafiî ve Malik b Enes'e ait olmakla birlikte bu görüş etrafında en detaylı bilgi bize eş-Şafiî'den ulaşmıştır Malik b Enes'ten ise bu konudaki görüşü rivâyet edilmiş sonra da mezhep âlimleri bu görüşü delillendirme ve açıklama işini üstlenmişlerdir Biz söz konusu görüşü, bu konuda birinci elden bilgiler bırakmış olan eş-Şafiî ile özdeşleştirerek ele alacağız

Alıntı Yaparak Cevapla