|
Prof. Dr. Sinsi
|
Ebeveyne (Anne,Baba) İyilik-Kütüb-Ü Sitte
AÇIKLAMA:
Hadiste Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) anne ve babaya iyi muamelenin ehemmiyetini dile getirmiş olmaktadır Anne ve babası veya ikisinden biri evladının sağlığında ihtiyarladıkları takdirde, bu evlada, cennetin yolu onlar sâyesinde son derece kolaylaşmış olmaktadır Zira onlara gereken alâkayı, hizmeti gösterip onları memnun kılmak zor bir iş değildir Bu kadarını yapamayarak kendini helâk eden kimseler, burunları sürtülmeye layıktırlar Hadîsin Tirmizî'deki vechinde: "Ebeveyni tarafından cennete sokulmayanın burnu sürtülsün" diye gelmiştir
ـ6ـ وعن أبى هريرة رضى اللَّه عنه قال: قالَ رَسُولُ اللَّهِ #: ]لَنْ يَجْزِىَ وَلَدٌ والِدَهُ إّ أنْ يَجدَهُ ممْلُوكاً فيشْتَريَهُ فيعْتقَهُ[ أخرجه مسلم وأبو داود والترمذى
6 (158)- Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hiçbir evlad, babasının hakkını, bir istisna durumu dışında ödeyemez O durum da şudur: Babasını köle olarak bulur, satın alır ve âzad eder " Müslim, Itk 25, (1510); Ebu Dâvud, Edeb 129, (5137); Tirmizî, Birr 8, (1907); İbnu Mâce, Edeb 1, (3659)
ـ7ـ وعن ابن عمرو بن العاص رضى اللَّه عنهما قال: قالَ رَسُولُ اللَّهِ #: ]رِضىَ الربِّ في رِضىَ الْوَالِدِ، وسخطُ الربِّ في سخطِ الوَالِدِ[ أخرجه الترمذى مرفوعاً وموقوفاً، وصحح وقفه
7 (159)- Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu: "Allah'ın rızası babanın rızasından geçer Allah'ın memnuniyetsizliği de babanın memnuniyetsizliğinden geçer " Tirmizî, Birr 3 (1900) Tirmizî bu hadisi hem Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in sözü (merfu) olarak, hem de sahâbî sözü (mevkuf) olarak rivayet eder Ayrıca mevkuf olarak rivayet eden tarîkin sahih olduğunu söyler
ـ8ـ وعنه رضى اللَّه عنه قال: ]اسْتَأذَنَ رَجُلٌ رَسُولُ اللَّهِ # في الجِهَادِ فقال: أحىٌّ والدَاكَ؟ قال نعَمْ: قالَ فَفِيهِمَا فجاهد[ أخرجه الخمسة وفي أخرى لمسلم رحمه اللَّهُ تعالى: ]أُبَايعُكَ عَلى الهجرةِ والْجِهَادِ أبْتَغى ا‘جرَ منَ اللَّهِ تعالَى قال: فَهَلْ من وَالديْكَ أحَدٌ حىٌّ؟ قال نعمْ، بلْ كَِهُمَا حىٌّ فقالَ: فتبتَغى ا‘جرَ مِنَ اللَّهِ تعالى؟ قال نعم قال فارجعْ إلى والديْكَ فأَحْسِنْ صحبتَهما[ وفي أخرى ‘بى داود والنسائى ]وَتَرَكْتُ أبَوىَّ يَبْكِيانِ قال فارْجِع إلَيْهِمَا فأَضْحِكْهُمَا كَمَا أبْكَيْتَهُمَا[ و‘بى داود في أخرى عن أبى سعيد رضى اللَّه عنه قال ]أنّ رجًُ مِنْ أهلِ اليمنِ هَاجَرَ إلى رسُولِ اللَّهِ #
فقال لهُ: هَلْ لَكَ أَحَدٌ باليَمنِ؟ فقال أبَوَاىَ: قال: أذِنَا لَكَ؟ قال قالَ فارجعْ إلَيْهِمَا فاستأذِنْهُمَا، فإنْ أذِنَا لكَ فجاهدْ وإّ فبِرَّهُمَا
8 (160)- İbnu Amr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam, cihada iştirak etmek için Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'den izin istedi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Annen baban sağlar mı?" diye sordu Adam: "Evet" deyince: "Onlara (hizmet de cihad sayılır), sen onlara hizmet ederek cihad yap" buyurdu Buhârî, Cihâd 138, Edeb 3; Müslim, Birr 5, (2539); Ebu Dâvud, Cihad, 33, (2529); Nesâî, Cihad 5; Tirmizî, Cihad 2, (1671)
Müslim'in bir diğer rivayetinde adam:"  Sana, hicret ve cihad etmek ecrini de Allah'tan istemek şartı üzerine biat ediyorum" der Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Anne ve babandan sağ olan var mı?" diye sorar Adam: "Evet, her ikisi de sağ" deyince: "Yani sen Allah'tan ecir istiyorsun?" der Adamın "evet"i üzerine: "Öyleyse vâlideyn'in yanına dön Onlara iyi bak, (Allah'ın rızası ondadır)" emreder Ebu Dâvud ve Nesâî'de gelen bir diğer rivayette adam: "Ağlamakta olan ebeveynimi de geride bıraktım" der Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Öyleyse onların yanına dön, onları nasıl ağlattı isen öyle güldür, (Allah'ın rızası bundadır)" buyurur "
Ebu Dâvud'un, Ebu Said (radıyallahu anh)'den yaptığı bir başka rivayetinde şöyle denir: "Yemen ahalisinden bir adam, Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e hicret ederek geldi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona: "Yemen'de bir kimsen var mı?" diye sordu Adam: "E-beveynim var" deyince "Peki, onlar sana izin verdiler mi? diye tekrar sordu "Hayır" cevabı üzerine: "Öyleyse onlara geri dön, onlardan izin iste Şâyet izin verirlerse cihada katıl, vermezlerse onlara hizmet et!" emretti "
ـ9ـ وعن معاوية بن جاهمة ]أنّ جاهمة رَضِىَ اللَّهُ عنهُ أتى رَسُولُ اللَّهِ # فقال: يَا رَسُولُ اللَّهِ أرَدْتُ أنْ أَغْزُوَ، وَقَدْ جِئْتُ أستَشِيرُكَ فقال: هَلْ لَكَ مِنْ أمٍّ؟ قال نَعَمْ قال فالزمْهَا، فإنَّ الجنةَ عندَ رجلِهَا[ أخرجه النسائى
9 (161)- Muâviye İbnu Câhime'nin anlattığıa göre; Câhime (radıyallahu anh) Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e gelir ve: "Ey Allah'ın Resûlu, ben gazveye (cihad) katılmak istiyorum, bu konuda sizinle istişâre etmeye geldim" der Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Annen var mı?" diye sorar "Evet" deyince, "Öyleyse ondan ayrılma zira cennet onun ayağının altındadır" buyurur Nesâî, Cihad 6, (6, 11)
ـ10ـ وعن ابن عمر رضى اللَّه عنهما قال: ]كَانَتْ تَحتِى امرأةٌ أُحِبُّهَا، وَكَانَ عُمَرُ رضى اللَّه عنه يَكْرهُهَا فقال لى طَلِّقْهَا؟ فأبَيْتُ فَأتى عمر رَضِى اللَّهُ عنهُ إلى رَسُولِ اللَّهِ # فَذَكَر ذلكَ لهُ فقال لِى رَسُولُ اللَّهِ # طلِّقْهَا[ أخرجه أبو داود والترمذى وصححه
10 (162)- İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Nikâhım altında bir kadın vardı ve onu seviyordum da Babam Ömer ise, onu sevmiyordu Bana: "Boşa onu" dedi Ben itiraz ettim ve boşamadım Babam Ömer (radıyallahu anh) Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e gelerek durumu arzetti Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana: "Boşa onu" dedi Ebu Dâvud, Edeb 129, (5138); Tirmizî, Talâk 13, (1189) Tirmizî hadisin sahih olduğunu da belirtti
AÇIKLAMA:
Baba emrettiği takdirde hanımın boşanması gereğine bu hadis delil olarak değerlendirilmiştir Keza anne emredecek olsa yine boşamak gerekmektedir Zira 153, ve 154 numaralı hadislerde de görüldüğü üzere annenin evlâd üzerindeki hakkı babanın hakkından daha fazladır Hanımı sevmek, boşamamak için yeterli bir mazeret değildir
ـ11ـ وعن أبى الدرداء رضى اللَّه عنه قال: سَمِعْتُ رَسُولُ اللَّهِ # يَقُول: ]اَلْوَالِدُ أوسَطُ أبوابِ الجنّةِ، فإنّ شِئْتَ فأضِعْ ذلكَ البابَ أو احفظهُ[ أخرجه الترمذى وصححه
11 (163)- Ebu'd-Derda (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Baba cennetin orta kapısıdır Dilersen bu kapıyı terket, dilersen muhafaza et" dediğini işittim "Tirmizî, Birr, 3, (1901) Tirmizî, hadise "sahih" dedi
ـ12ـ وعن بريدة رضِىَ اللَّهُ عنهُ: ]أنّ امرأةً قالتْ يَا رَسُولُ اللَّهِ: إنّى تَصَدّقْتُ عَلى أمِّى بجاريةٍ وإنّهَا ماتتْ قال وجبَ أجْرُكِ وردَّهَا علَيْكِ الميراثُ، وقالت إنّهُ كانَ عَلَيْهَا
صومُ شهرٍ: أفأصومُ عنها؟ قال: صُومِى عنها قالت: إنّها لمْ تَحُجَّ: أفأَحُجُّ عنها؟ قال: حُجِّى عنها[ أخرجه مسلم، وأبو داود، والترمذى
12 (164)- Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir kadın: "Ey Allah'ın Resûlü, ben anneme bir cariye tasadduk etmiştim Şimdi annem öldü"dedi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "(Sadaka yapmış olmanın) ecrini mutlaka alacaksın Miras yoluyla cariye sana geri gelecek (tekrar senin olacak)" buyurdu Kadın: "Ey Allah'ın Resûlü annemin bir aylık oruç borcu vardı, onun yerine tutabilir miyim?" diye sordu "Annene bedel tut!" dedi Kadın: "Ey Allah'ın Resûlü, annem hiç haccetmedi, onun yerine hac yapabilir miyim?" diye sordu Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Evet, ona bedel haccet" buyurdu " Müslim, Sıyam 157, (1149); Tirmizî, Zekât 31 (667); Ebu Dâvud, Vesâyâ 12, (2877), Zekât 31, (1656)
AÇIKLAMA:
1- Bu hadis, annesine bağışlanan bir şey sebebiyle evladın bağışlama sevabını alacağını annenin ölmesiyle, bu mal verâset yoluyla evlada intikal ettiği takdirde bu mala temellük edebileceğini ifade ediyor Burada, bağışlanan (tasadduk edilen) bir şeyi, -bağıştan vazgeçerek- geri alma yasağının ihlâli mevzubahis değildir Zikri geçen kadın bağıştan dönme yasağını bildiği için ortaya çıkan bu yeni durum karşısında tereddüde düşerek Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e müracat etmiş olmalı Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), bir akrabaya tasadduk ettiği mala, tevârüs yoluyla temellük edebileceğini kesin bir ifade ile beyan eder "Bu artık Allah için bir hak olmuştur, fakire sarfı gerekir" diyen de olmuştur Ancak bu değerlendirme nassa dayanmadığı için bir hüküm ifade etmez
|