|
Prof. Dr. Sinsi
|
Zayıf Ve Uydurma Hadisler Serisi
Ümmetimin ihtilafı rahmettir) Bunun aslı yoktur
Muhaddisler bu rivayetin senedini bulmak için çokça gayret sarfetmelerine rağmen bunda muvaffak olamamışlar es-Subki şöyle der: «Muhaddislerce bu rivayet bilinmemektedir, ben rivayetin ne sahih ne zayıf ne de uydurma bir senedini bulamadım »
Ayrıca rivayet, manâ olarak da, muhakkik alimler tarafından münker görülmüştür İbn Hazm[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn36] şöyle der; « Bu söylenen en kötü sözlerdendir, çünkü eğer ihtilaf rahmet olursa o zaman ittifak ta gazab olur Hiç bir müslüman da bunu söylemez Çünkü ya ittifak ya da ihtilaf veya rahmet ya da gazab vardır »
Bu rivayetin kötü izlerinden birisi de, bir çok müslümanın aslı olmayan bu hadis sebebiyle, dört mezheb arasındaki şiddetli ihtilafları kabul etmesidir İhtilafa düştükleri konularda Kur’an ve sahih sünnet’e katiyen dönme çabasında bulunmazlar Aslında imamları (Allah onlardan razı olsun), onlara Kur’an ve sahih sünnete dönmelerini emretmişlerdir Ancak mukallidler dört mezhebi çeşitli şeriatlar şeklinde görmekteler Böylece şeriat’a zıtlık nisbet etmiş olmaktalar! Bu durum bu tür ihtilafların Allah’tan olmadığını gösteren en büyük delildir Allah’ın; ( Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok ihtilâf (tutarsızlık) bulurlardı )[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn37] ayetini düşünselerdi bu tutarsızlığın, bu çelişkinin Allah’tan olmadığını anlarlardı Sonra nasıl olurda mezheblerin aralarındaki birbirlerine zıt ihtilaflar uyulan bir şeriat ve indirilen bir rahmet olabilir?!
Aslı olmayan bu hadis sebebiyle müslümanlar, dört mezheb imamından sonra günümüze kadar, bir çok itikadî ve amelî meselelerde ihtilaf etmeye devam etmişler Eğer onlar, bir çok Kur’an ayetinin ve hadislerin kötülediği ve İbn Mesud’un da şer olarak vasfettiği ihtilafı kötü görselerdi elbette ittifaka koşarlar, çoğu konularda da doğruyu yanlıştan, hakkı da batıldan ayırırlardı Sonra da aralarında olabilecek bazı ihtilaflardan dolayıda birbirlerini mazûr görürlerdi Ancak niçin uğraşsınlar ki, zaten onlar ihtilafın rahmet, mezhebleride bu ihtilaflı haliyle çeşitli şeriatler olduğunu görmekteler?!
Sözün özü şudur; dinde ihtilaf kötülenmiştir Ondan kurtulmaya çalışmak gerekmektedir Çünkü ihtilaf, ümmetin zayıflamasına sebebtir Allahu Teala’nın dediği gibi: (Birbirinizle çekişmeyin, sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider )[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn38]
Çekişme, ihtilaf’a rızâ göstermek ve bunun rahmet olduğunu söylemek, ayeti kerim’e ile çatışmaktadır Bu konuyla ilgili, aslı olmayan bu rivâyetten başka hiçbir dayanakları yoktur
19- ( أصحابي كالنجوم ، بأيهم اقتديتم ؛ اهتديتم )
(Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz)[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn39]
Bu hadis uydurmadır
Ravilerinden olan Sellâm b Suleym yalancı olup, İbn Hibban’ın da dediği gibi uydurma hadisler rivayet etmiştir Diğer bir râvi olan Hâris b Gusayn ise bilinmemektedir
Buna rağmen Şa’rânî şöyle der:« Bu hadis hakkında muhaddisler (zayıflığına dair) konuşmuş olsalar bile, keşf ehline göre sahihtir! »[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn40]
Ancak Şa’rânî’nin bu sözü hiç şüphesiz batıldır! Çünkü keşf yoluyla hadislerin tashih edilmesi tasavvufi bir bid’attır Bunu asıl kabul etmek, biraz önceki hadis gibi aslı olmayan batıl hadislerin sahih olduğunu kabule götürmesi demektir Keşf, sahih olarak vukû bulur ise, en iyi durumda bile, rey ile aynı derecededir Rey ise, hata da eder isabette edebilir Tabi ki buna heva karışmamış ise bu böyledir Allah’ın rızası olmayan herşeyden selâmet dileriz
El-Hatib’in[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn41] rivayet ettiği daha uzun metinden oluşan diğer bir uydurma hadis hakkında es-Suyutî şöyle der: « Bu hadiste bazı faideler vardır, şöyle ki ; Resûl (s a s)’in kendisinden sonra furu’da ki ihtilafları haber vermesi onun mucizelerindendir, çünkü bu gaybtan haber vermektir Ve onun buna rızası ve onayı sözkonusudur Öyle ki bunu rahmet kılmış ve mükellefi istediğini almakta serbest bırakmıştır  »!
Buna cevap olarak şöyle denir; önce es-Suyutî’nin rivayetin sahih olduğunu isbat etmesi gerekir ki, sonradan da o rivayetten hükümler çıkarabilsin
Bu rivayetin uydurma olduğuna bir başka delil de; nasıl olur da Peygamber (s a s) sahabeden olan her bir ferde uymamızı tavsiye edebilir? Kaldı ki sahabe arasında âlim olduğu gibi, ilimde orta seviyeli ve daha da aşağı olanlar vardı Konuyla ilgili gelen rivayetlerin uydurma olduğunu söyleyen İbn Hazm şöyle devam eder: « Çünkü Allah Teala Peygamberi (s a s)’i ( O, arzusuna göre konuşmaz O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir)[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn42] şeklinde nitelendiriyor ise, Peygamber (s a s )’in şeria’ta dair bütün sözlerinin gerçek ve şüphesiz olarak Allah’tan geldiği anlaşılır Allah’tan gelen şeyde de ihtilaf olmaz Çünkü ayette ( Eğer o (Kur’an), Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı )[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn43] buyurulmuştur Allah ( Birbirinizle çekişmeyin ) ayetiyle bizlere tefrika ve ihtilafı yasaklar Dolayısıyla sahabeden her birine tâbî olmamızı Allah Resulu (s a s)’in bizlere emretmesi imkansızdır Çünkü sahabenin içerisinde birisinin helal kıldığını haram kılan bulunabilmektedir Eğer durum böyle olsaydı, Semure b Cundup’a uyarak içkinin satışı helâl olurdu Ebû Talha’ya uyarak ta oruçlunun dolu yemesi helâl olurdu (orucu bozulmazdı) Bunlar diğer sahabelere tâbî olunduğunda da haram oluyor İbn Hazm Allah Resulu (s a s)’in ölümünden önce ve sonraki dönemde sahabe’den sadır olan sünnete isabet edemedikleri bazı görüşleri uzunca anlattıktan sonra şöyle der; « Nasıl olurda hem hata hem de isabet eden bir kavmi taklid etmemiz caiz olur »?
Konuyla ilgili diğer bir uydurma rivayette:
( أهل بيتي كالنجوم ، بأيهم اقتديتم ؛ اهتديتم )
( Ehli beytim yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz )
Ravilerinden olan Ahmed b Kâsım er-Reyyân hakkında ez-Zehebî, yalancı olduğunu söyler Bu rivayet yalancı olan Ahmed b Nubeyt nüshasındadır Dolayısıyla İbn Arrâk[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn44] rivayetin uydurma olduğunu beyan eder
20- ( إن البرد ليس بطعام ولا بشراب )
( Gerçekten dolu ne yemektir ne de içecek )[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn45]
Hadis Münkerdir
Ali b Yezid b Cüd’ân yoluyla, Enes (r a) şöyle der: ( Gök yüzünden dolu yağar, bunun üzerine Ebû Talha şöyle dedi: « Bu doludan bana verirmisin », oruçlu olduğu halde ramazanda yemeğe başlar! O’na dedim ki ; « oruçlu olduğun halde dolumu yiyiyorsun »? Bana şöyle cevap verdi; « Bu dolu gök yüzünden inmiş olup onunla midelerimizi temizleriz, o ne yemek ne de içecektir »! Enes de ki; « Resulullah’a (s a s) geldim ve Ona haber verdim », O da: « Bunu amcandan al », dedi )
Bu hadisin senedi zayıftır
Çünkü ravilerinden olan Ali b Yezid zayıf olup yanlışlıkla mevkûf[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn46] rivayetleri merfû kılar Bu hadisin illetide zaten budur; Sika (güvenilir) raviler, Enes kanalıyla Ebû Talha’ya mevkûf olarak rivayet ederler Ali b Zeyd ise, tam tersine Nebî (s a s)’e kadar hadisi ref eder Dolayısıyla hadisin ref edilmesi münkerdir
Şube, o da Katade ve Humeyd’in Enes’ten gelen rivayetinde:
( Dolu yağdı, Ebû Talha oruçlu olduğu halde yemeğe başladı, ona; « Oruçlu olduğun halde mi yiyiyorsun » denilince? O da; « Gerçekten bu berekettir »! der)[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn47]
Hadisin senedi Buhari ve Müslim’in şatına göre sahihtir
Tahâvî kendi rivayetinde el-Bezzâr’ın bunu mevkûf olarak rivayet ettiğini ve şu ziyadeliği getirdiğini söyler « Bunu Said ibn el- Museyyib’e söyledim, bunu kerih gördü ve dolunun susuzluğu kestiğini söyledi »
el-Bezzâr da şöyle der : « Biz bu fiili ancak Ebû Talha’dan biliyoruz »
Dolayısıyla bu rivayet mevkûftur, Nebi (s a s)’in burada zikri geçmemektedir Bilâkis Ali b Zeyd hadisi ref etmekle hatâ etmiştir
Böylelikle mevkûf rivayet, yukarıdaki (Ashabım yıldızlar gibidir  ) hadisinin batıl olduğuna delildir Eğer (Ashabım yıldızlar gibidir  ) hadisi sahih olmuş olsaydı, ramazan da dolu yiyenin orucu, Ebû Talha (r a)’ya uyulduğundan bozulmamış olurdu Bilindiği kadarıyla bu sözü bugün hiç bir müslüman söylemez
21 - ( من عرف نفسه ؛ فقد عرف ربه )
( Kim nefsini bilirse Rabbini de bilmiştir)
Bu sözün aslı yoktur
Hafız Es-Sehâvî şöyle der: « Ebû Muzaffer b Sem’âni der ki: ‘Bu söz merfû olarak bilinmez, bilakis Yahya b Muâz er-Razi’nin sözü olarak hikâye edilir ’ »[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn48] en-Nevevi rivayetin sabit olmadığını söyler Suyûtî[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn49] de buna katılır
Şeyh Aliyyu’l-Kâri,[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn50] İbn Teymiyye’nin rivayet hakkında uydurma dediğini nakleder
Kamûs’un sahibi Fiyruz Abâdîise şöyle der: « Bu Nebevî hadislerden değildir, çoğu insanlar bunu Nebi (s a s )’in hadislerinden sayarlar Ancak aslı yoktur, bilâkis İsrailiyattandır: ‘Ey insan nefsini bil ki; Rabbini tanıyasın’ »
İhtisas ehlinin hadis hakkındaki hükmü budur Buna rağmen bazı son dönem Hanefî fukahâsı bu hadisin şerhi hakkında kitab yazmışlardır Ayrıca ileride gelecek olup aslı olmayan ( كنت كنزا مخفيا   ) ( Ben gizli bir hazineydim  ) rivayetinin şerhi hakkında da özel bir risâle yazılmıştır Bütün bunlar bu fukahâ’nın maalesef, hadisçilerin sünnete olan hizmetleri ve sünnete dışarıdan sokulanları arındırma gayretlerinden istifade etmek için çalışmadıklarını gösterir Bunun içindir ki, kitablarında zayıf ve uydurma hadisler çoktur
22- ( من قرأ في إثر وضوئه: [ إنا أنزلناه في ليلة القدر ] مرة واحدة كان من الصديقين ، ومن قرأها مرتين كتب في ديوان الشهداء، ومن قرأها ثلاثا حشره الله محشر الأنبياء )
( Her kim abdestten sonra (İnnâ enzelnâhu fi leyleti’l-kadri) suresini bir kere okur ise, doğrulardan olur Her kim iki kere okur ise, şehitler divânına yazılır Her kim de üç kere okur ise, Allah onu Peygamberler ile haşreder )
Bu hadis uydurmadır
ed-Deylemî Müsnedu’l-Firdevs[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn51] te, Ebû Ubey’de kanalından rivayet eder, Ebu Ubeyde ise mechûldur Rivayetin başka bir illeti de Hasen el-Basrî an ana sigasıyla rivayet etmiştir Hafız es-Sehâvî, rivayetin aslının olmadığını söyler
Bu uydurma rivayet, abdestten sonraki okunan sahih senedli duaların ihmâl edilmesine götürür Müslim ve Tirmizi de gelen hadis şu lafızladır: ( Eşhedu en la ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke lehû ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve resûluhû, Allahumme ic’alnî mine’t-tevvâbine vec’alnî mine’l-mutetahhirîne )
Veya şöyle de söyleyebilir: ( Subhâneke Allahumme ve bihamdike eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estagfiruke ve etûbu ileyk ) Hadisi el-Hâkim sahih bir isnad ile rivayet etmiştir
23-( مسح الرقبة أمان من الغل )
( Ensenin meshi (cehennemde) zincirlemeden korur )
Hadis uydurmadır
en-Nevevî[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn52] bu rivayetin uydurma olup Peygamber (s a s )’in sözlerinden olmadığını söyler es-Suyûtî[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn53] de bu sözü en-Nevevi’den naklederek ona katılır
Konu ile ilgili başka bir rivayette:
( من توضأ ومسح عنقه لم يغل بالأغلال يوم القيامة )
( Her kim abdest alırda ensesini meshederse kıyâmet günü zincirlenmez )[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn54]
Ravilerinden olan Muhammed b Amr’ın zayıflığı hakkında ittifak edilmiştir Nitekim Muhammed b Ahmed Ebu Bekr Mufîd de, Hâfız el-Irakî’nin de ifade ettiği gibi rivayetin mevzû sayılmasına sebebtir Aynı şekilde ez-Zehebî ve İbn Hacer’de bu raviyi suçlarlar
Kaldı ki bu rivayetler münker sayılır, çünkü Resûl (s a s )’in abdestinin sıfatına dair gelen hadislerin hepsine muhaliftir Hiç birinde ensenin meshedilmesi zikredilmemiştir
Ancak Talha b Musarraf’ın babasın’dan onun da dedesinden gelen rivayette:
( Resulullah (s a s )’i başını bir kere meshederken gördüm, ensenin başlangıcına kadar ulaştı )
Diğer bir rivayette :
( Başını önden başlayarak arkaya kadar meshetti, öyleki elini kulaklarının altından çıkarttı )
Rivayeti Ebû Davûd ve başkaları tahrîç etmiştir Muhaddisler, zaaf, cehâlet ve râvi Musarraf’ın babasının sahabe olup olmadığı hakkında ki ihtilafla birlikte üç tane illet zikrederler Dolayısıyla başta en-Nevevî, İbn Teymiyye ve Askalânî olmak üzere muhaddisler, hadisin zayıf olduğunu belirtmişlerdir
24-( أدبني ربي ، فأحسن تأديبي )
( Rabbim beni terbiye etti ve terbiyemi en güzel şekilde yaptı )
Hadis zayıftır
İbn Teymiyye, manasının doğru olduğunu ancak rivayetin sabit bir isnadının bilinmediğini söyler es-Sahâvî ve es-Suyûtî de İbn Teymiyye’yi desteklerler Daha fazla bilgi için Keşful Hafâ’ya[b] bakılabilir
25-( مسح العينين بباطن أنملتي السبابتين عند قول المؤذن: أشهد أن محمدا رسول الله   إلخ ، وأن من فعل ذلك؛ حلت له شفعته صلى الله عليه وسلم)
( Müezzinin, Eşhedu Enne Muhammeden Resulullah  dediği esnada işaret parmaklarının içiyle gözlerin meshedilmesi, bunu yapanın (s a s )’in şefaatına nail olacağı, hadisi )[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn56]
Sahih değildir
İbn Tâhir[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn57] hadisin sahih olmadığını söyler eş-Şevkânî[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn58] ve es-Sahâvî[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn59] de İbn Tâhir’e katılırlar
26-( عجلوا بالصلاة قبل الفوت ، وعجلوا بالتوبة قبل الموت )
( Vakit geçmeden önce namazı kılmaya, ölümden önce de tevbe etmeye acele edin )[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn60]
Hadis uydurmadır
Ancak manası sahihtir
27-( الناس كلهم موتى ؛ إلا العالمون، والعالمون كلهم هلكى ؛ إلا العاملون، والعاملون كلهم غرقى ؛ إلا المخلصون ، والمخلصون على خطر عظيم )
( İnsanların hepsi ölüdür; ancak alimler, alimler de hepsi helâk olmuştur; ancak amel edenler, amel edenlerin hepsi ise boğulmuştur; ancak ihlaslı olanlar, ihlaslı olanlar da büyük bir tehlike üzeredirler )
Hadis uydurmadır
es-Sagânî aynı kaynakta rivayeti nakleder ve şöyle der: « Bu hadis iftiradır ve fasih değildir »
Tasavvufcuların sözlerindendir, ancak bazı câhiller bunu Resûl (s a s )’e nisbet etmişlerdir
28-( لا مهدي إلا عيسى )
( İsa’dan başka Mehdî yoktur )[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn61]
Hadis münkerdir
Muhammed b Hâlid el-Cenedî hadisi; Ebân b Sâlih’ten o da el-Hasen’den o da Enes’ten merfû olarak rivâyet etmiştir Bu sened zayıf olup üç tane illeti vardır
İlki: el-Hasenu’l-Basrî hadisi an ane sigasıyla rivâyet etmiştir ve kendisi müdellistir
İkincisi: el-Hâfiz İbn Hacerî’n de belirttiği gibi Muhammed b Hâlid bilinmemektedir
Üçüncüsü: Senedteki ihtilâf; bunu da el-Beyhakî belirtir el-Beyhakî, Mehdî’nin çıkacağına dair gelen hadislerin hiç şüphesiz daha sahih olduğunu söyler
Bu nedenle ez-Zehebî el-Mizân’da bu haberin münker olduğunu bildirir es-Sâgânî ise, eş-Şevkânî’nin[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn62] naklettiği üzere, rivâyete uydurmadır der Hâfız İbn Hacer[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn63] de, bu hadisin Mehdî hadislerine olan muhalefetinden dolayı bunu kabul etmediğini işaret eder
Bu hadisi Kâdiyâniyye taifesi, iddia ettikleri peygamberlerine davet etmek için kullanırlar Bu, sözde peygamber, kendinin peygamber olduğunu, sonrada son zamanda ineceği müjdelenen İsâ b Meryem olduğunu iddia etmiştir Yukarıdaki münker hadise binaen de İsâ’dan başka Mehdî’nin olmayacağını öne sürer Anlayışı zayıf olan bir çok insan arasında bu kişinin daveti revaç bulmuştur Zaten bâtıl olan her davet böyledir, ona sahip çıkıp davet eden insanlar hep bulunur
29-( سؤر المؤمن شفاء )
( Müminin artığı şifadır )
Bu sözün aslı yoktur
Bunun böyle olduğunu Ahmed el-Gazzî[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn64] ifâde eder el-Aclûnî[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn65] de buna katılır
30-( المهدي من ولد العباس عمي )
( Mehdî, amcam Abbas’ın çocuğundandır )[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn66]
Hadis uydurmadır
Râvilerinden olan Muhammed b Velîd el-Kuraşî hadisi tek başına rivayet etmiştir İbn Adiy, onun hadis uydurduğunu söyler Ebû Arûbe ise onun yalancı olduğunu bildirir el-Munâvî,[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn67] İbnu’l-Cevzî’den naklederek aynı illetle hadisi cerheder Böylece es-Suyûtî’nin bu hadisi el-Câmi’us-Sagir de nakletmesinin hata olduğu anlaşılmış oldu
Hadisin uydurma olduğuna dâir bir başka delilde; Allâh Resûlû (s a s )’in başka bir hadisiyle çelişmesidir Hadis şöyledir;
( Mehdî benim zürriyyetimden, Fâtıma’nın çocuğundandır )[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn68]
Bu hadisin senedi ceyyid (iyi) olup bütün ravileri güvenilirdir
31-( نعم المذكر السبحة   )
( Tesbih ne güzel hatırlatıcıdır  )[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn69]
Bu söz uydurmadır
es-Suyûtî bu hadisi el-Munhâ fis’sibha[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn70] da zikretmiştir eş-Şevkânî[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn71]de ondan nakleder Her ikiside rivâyet hakkında bir şey söylemeyip susarlar
Ancak râvilerin bir kısmı bilinmemekte ve bazılarıda yalanla ittiham edilmişlerdir
Ayrıca hadis, mana olarak batıl manalar içermektedir, şöyleki;
İlki: Boncuklarla olan tesbih bid’attır, çünkü Peygamber (s a s )’in zamanında olmayıp, O’ndan sonra icâd edilmiştir Lugat alimleri, tesbih’in yeni bir kelime olduğunu ve Arablar’ın bu kelimeyi tanımadığını söylerler Bu itibarla nasıl olurda, Allâh Resûlû (s a s ), Ashabına bilmedikleri bir şeyi tavsiye eder
İbn Vaddâh el-Kurtubî,[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn72] Salet b Behrâm’dan rivâyet ettiği bir eserde;
(İbn Mesûd boncuklarla tesbih çeken bir kadına uğrar, onları kopartıp atar Sonrada taşlarla tesbih çeken bir adama gelir ve ayağı ile vurur Ardından şöyle der: « Çok ileriye gittiniz! Karanlık bid’atlara daldınız! Muhammed (s a s )’in Ashâbını ilimde geçtiniz! »)
Bu eserin senedi Salet’e kadar sahihtir, kendisi güvenilir bir râvi olup tabii’nin etbasındandır Ancak sened munkatidir (ke------)
İkincisi: Boncuklarlatesbih çekmek Allâh Resûlû (s a s )’in yoluna muhaliftir Bu konuda Abdullâh b Amr şöyle der:
( Allah Resûlû (s a s )’i sağ eliyle tesbih çekerken gördüm)[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn73]
Ayrıca Allâh Resûlû (s a s )’in bazı hanımlarına verdiği emre de uymamaktadır Şöyle der:
( Sizlere Subhânâllâh, Allâhu Ekber deyip Allâh’ı eksiklikten tenzih etmeyi emrederim Gaflet edipte Lâ İlâhe İllalâh’ı unutmayın, parmaklarınızla tesbih çekin çünkü onlar sorulur ve konuşturulurlar )
Bu hadis hasendir
Hadisi Ebû Dâvud ve diğerleri rivâyet etmişlerdir el-Hâkim ve ez-Zehebî hadisin sahih olduğunu söylerler en-Nevevî ve el-Askalânî[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn74] ise hasen hükmünü vermişlerdir Birde bu hadise şahid olan Âişe (r anha)’ya mevkûf olan rivâyeti de Ebû Dâvud tahrîç etmiştir
Boncuk ve benzerleriyle tesbih çekmenin meşrûluğuna dâir yukarıda es-Suyûtî’nin ismi geçen risalesinde naklettiği iki hadise gelince:
İlki: Sad b Vakkâs’tan; Kendisi Allâh Resûlû (s a s ) ile bir kadının yanına giderler, kadının önünde tesbih çektiği çekirdek veya taşlar vardır Allâh Resûlu (s a s ) şöyle der:
(Sana bunda daha kolay veya daha faziletli olanı bildireyimmi? Diyerek şöyle buyurur; «Subhânallâhi Adede Mâ Halaka Fi’s-Semâi  »)[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn75]
ez-Zehebî ve İbn Hacer, râvilerden olan Huzeyme’nin bilinmediğini söylerler Saîd b Hilâl ise şuuru bozulduğundan hadisleri karıştırmıştır Bazı güvenir raviler de Huzeyme’yi zikretmemişlerdir Dolayısıyla hadis hakkında hasen hükmünü veren et-Tirmizî ile, sahih hükmünü veren el-Hâkim hata etmişlerdir
Yukarıda zikri geçen illetleri bilmeden veya görmemezlikten gelen çağdaş bazı hevâ ehli, bu tür hakikatları bilmiyormuş gibi hareket eden şeyhleri yâni Abdullâh el-Gumâri’yi taklid ederler Bu kişi bu hadisi Kenz’in[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn76] de nakleder, böylelikle müridlerine boncuklarla tesbih çekmeyi sonra da boyunlarına takmayı câiz kılar!
İkincisi: Safiyye Şöyle der:
( Allâh Resûlû (s a s ) önümde tesbih çektiğim dört bin tane çekirdek olduğu halde yanıma geldi Dedi ki :« Ey Huyeyye’nin kızı bu nedir»?! Dedim ki: « Onlarla tesbih çekerim » Dedi ki: « Başında durduğumdan beri bundan daha fazla tesbih ettim » Dedim ki: « Ey Allâh’ın Resûlû banada öğretsene »! Dedi ki: « Şöyle de: Subhânallâhi Adede Ma Halakallâhu Min Şey’in  »)[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn77]
et-Tirmizî hadise zayıf hükmünü şu sözüyle verir: Bu hadis garîbtir  hadisin isnâdı bilinmemektedir
Râvilerinden olan Hâşim b Saîd hakkında Hâfız İbn Hacer[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn78] zayıf olduğunu söyler
Ayrica yukarıda geçen iki hadisin zayıf olduğuna bir başka delilde, bu hâdisenin İbn Abbâs’tan sabit olmasıdır ki, rivâyette tesbih için kullanılan taşlardan bahsedilmemektedir Hadisin lafzı şöyledir:
( Cuveyriyye’den; Peygamber (s a s ) Cuveyriyye kendi mescidinde olduğu halde sabah namazının akabinde onun yanından çıkar Duhâ namazını kıldıktan sonra döner ve Cuveyriyye’yi oturur halde bulur ve şöyle der: « Hâlâ seni bıraktığım hâl üzeremisin »? Cuveyriyye « evet » der Peygamber (s a s ) şöyle buyurur: « Ben senden sonra üç defa dört tane kelime söyledim Eğer bugün senin söylediğinle tartılacak olursa ağırlıkta aynı gelirdi: ‘Subhânallâhi ve bihamdihi; adede halkihi, ve ridâ nefsihi, ve zinete arşihi, ve midâde kelimâtihi’ » )[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn79]
Bu sahih hadis iki şeye delalet eder:
İlki: Bu hâdisede ki kişi Cuveyriyye’dir, yukarıdaki ikinci hadiste geçen Safiyye değildir
İkincisi: Hâdisede geçen taşlar ile tesbih münkerdir Bunu yukarıda geçen İbn Mesûd’un karşı çıkması da desteklemektedir İbn Mesûd’un medresesinden mezûn olan İbrâhîm b Yezîd en-Nehaî el-Kûfî, kızının tesbih iplerini sarması için yardım etmesini yasaklardı [url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn80]
Diğer taraftan biri gelipte, parmaklar ile olan tesbihin, adet çoğaldıkça sayısının muhafazasının imkansız olduğunu söylerse, ona şöyle deriz: Bu karmaşalığa sebeb diğer bir bid’attır Yâni dinimizde gelmediği şekilde, Allâh’ın çokça belirli bir sayıda zikredilmesidir İşte bu bid’at boncuklarla tesbih bid’atına götürür Sahih sünnette sabit olan en çok zikir adedi yüz’dür Bunu da âdet edinen kişi kolaylıkla yanlışsız bir şekilde yapabilir Parmaklarla tesbihin daha faziletli olduğuna ittifak etmelerine rağmen, boncuklarla yapılan tesbih parmaklarla sünnet olan tesbihi fiilen bitirmiştir Birde insanlar bu bid’at ile yeni icatlar getirmişlerdir Tarikatçılar bunu boyunlarına bile asarlar Şeyhleri olan Abdullâh el-Gumârî, tesbihin boyuna asılmasını yazıcının kalemi kulağına koymasına kıyas ederek, bunda bir sakıncanın olmadığını söyler! Ancak boncuklarla tesbih hadisi görüldüğü gibi uydurmadır Bazılarıda hem seninle konuşur hemde elindeki tesbihiyle tesbih çeker veya senin sözüne kulak verir Kimi de selâmı telaffuz etmeden tesbihini kaldırarak alır Bu bid’atın daha birçok yanlışlığı vardır Şairin dediği gibi:
Her türlü hayır selefe uymadadır,
Her türlü şerde halefin bid’atındadır
32-( إذا صعد الخطيب المنبر ؛ فلا صلاة ، ولا كلام )
( Hatib minbere çıktığında, namazda yoktur, konuşmakta )
Bu rivâyet batıldır
Halk arasında bu lafızla şöhret bulmuş olup, bazı beldelerde minberlere dahi asılmıştır Bu rivâyeti Taberânî el-Kebir’de İbn Umer’den merfu olarak rivâyet etmiştir Rivâyetin lafzı şöyledir:
( Biriniz mescide girdiğinde imam minberde ise, bitirinceye kadar namazda yoktur, konuşmakta)
Râvilerinden olan Eyyub b Nuheyk hakkında, Ebu Hâtim: « Bu kişinin hadisi zayıftır » der el-Heysemî bu râvinin metrûk olduğunu ve bir çok ilim ehlinin o’nu zayıf kıldığını söyler İbn Hacer de « bu hadis zayıftır der » [url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn81]
Senedi zayıf olmasına rağmen bu hadise bâtıl hükmünün verilmesi iki sahih hadise olan muhalefetindendir:
İlk hadis:
( Biriniz cuma namazına geldiğinde imam (minbere) çıktı ise iki rekat kılsın )
Bu hadisi Buhârî ve Müslim Câbir (r a ) dan merfû olarak rivâyet etmişlerdir
Câbir’den gelen başka bir rivâyette;
( Bir adam, Allâh Resûlu (s a s ) cuma günü hutbe verir iken gelir Resûl (s a s ) ona: « Namaz kıldın mı?» der O da « Hayır » deyince « Öyleyse kalk ve iki rek’at kıl » der ) Bu hadisi Müslim rivâyet etmiştir
Bu sahîh hadisler, imamın hutbeye çıkmasından sonra camiye girenin, oturmadan önce iki rek’at namaz kılması gerektiğini vurgular Ancak daha yukarıdaki hadis bunu yasaklamaktadır! Katmerleşmiş cehâletten dolayı bazı hatiblerin bu namazı kılanlara mâni olmaya çalıştıklarını görürsün Bunların Allâh’ın şiddetli tehdidi altına girmelerinden korkulur Âyette ;
( Namaz kılarken bir kulu menedeni gördünmü? ) (el-Alak) buyrulmaktadır
Başka bir ayette ise Allâh’u Teala şöyle buyurur:
( Onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok acıklı bir azap isâbet etmesinden sakınsınlar ) (Nur, 63)
İkinci hadis:
( Cuma günü imam hutbe verirken arkadaşına dinle dediysen, boş söz etmişsindir )
Buhârî ve Müslim rivâyet etmiştir
Bu hadis, (imam hutbe verirken) sözü mefhûmuyla şuna delâlet eder: İmam hutbe vermediği sürece kelâma bir mâni yoktur Bunu, Umer (r a )’nun dönemindeki tatbikat desteklemektedir Salebe b Ebî Mâlik şöyle der:
( İnsanlar Umer b el-Hattâb minbere oturduğunda müezzin susana kadar konuşurlardı, Umer minberde ayağa kalktığında, her iki hutbeyi bitirene kadar hiç kimse konuşmazdı )
Bunu Mâlik[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn82] ve et-Tahâvî[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn83] rivâyet etmiştir İkisininde isnâdı sahihtir
Böylece imamın minbere çıkması değilde, sözünün konuşmayı kestiği ve imamın minbere çıkmasının tahiyyetu’l-mescid namazını kılmaya mâni olmadığı ortaya çıkmaktadır Bu da yukarıda geçen hadisin batıl oluşuna delildir
33-( صلاة بعمامة تعدل خمسا وعشرين صلاة بغير عمامة، وجمعة بعمامة تعدل سبعين جمعة بغير عمامة إن الملائكة ليشهدون الجمعة معتمين، ولا يزالون يصلون على أصحاب العمائم حتى تغرب الشمس )
( Sarık ile kılınan namaz sarıksız kılınan namazın yirmi beşine eşittir Sarık ile kılınan cuma namazı sarıksız kılınan cumanın yetmişine eşittir Gerçekten melekler sarıklıların cumasına katılırlar, güneş batana dek sarıklılar üzerine salât getirirler )
Bu hadis uydurmadır
İbn Neccâr rivâyet etmiştir İbn Hacer[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn84] « Bu uydurma bir hadistir » der Bunuda es-Suyûtî Zeyl el-Ehâdis el-Mevdûa[b] naklederek bu hükme katılır İbn Arrâk[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn86] da aynı şekilde buna uyar
Sonradan es-Suyûtî bunu unutarak hadisi el-Câmiu’s-Sagîr de zikreder el-Munâvi, eserin Şerh’inde İbn Hacer’in hadise uydurma dediğini naklederek es-Suyûti’nin hata ettiğini belirtir
Aslında es-Suyûtî mezkur eserinde uydurma hadisleri zikretmeyeceğini bildirmiştir, ama kendisi dahi başka kitablarında bazı hadislerin uydurma olduğuna hükmetmiştir
Dolayısıyla hakkı kişilerle tanıma, önce hakkı bil, böylece kişileri tanırsın
Hâfız b Hacer, selim olan aklın onaylamadığı ve hadiste vadedilen sevabtaki mubâlağadan dolayı, buna uydurma hükmünü verir Eğer bunlar olmasaydı hadisi zayıf kılmakla yetinirdi Çünkü senette ithâm olunan kimse yoktur Bunu bu şekilde anladıysan aşağıdaki hadisin hükmünü daha iyi anlarsın
34-( ركعتان بعمامة خير من سبعين ركعة بلا عمامة )
( Sarık ile kılınan iki rek’at, sarıksız kılınan yetmiş rek’attan daha hayırlıdır )
Hadis uydurmadır
es-Suyûtî bunu el-Câmiu’s-Sagir de zikreder ed-Deylemî’nin Musned el-Firdevs’te Cabir’den rivâyet ettiğini bildirir Bir önceki hadiste olduğu gibi, uygun olan hadisi Zeyl el-Ehâdis el-Mevdûa kitabına almasıydı Çünkü sarıkla kılınan namazın sevabındaki mubâlağa bunda daha da fazladır
Aslında hadisi Ebû Nuaym rivâyet etmiş olup, ondan da ed-Deylemî almıştır
Hadisin râvilerinden olan Târık b Abdurrahmân’ı el-Buhârî ed-Duafâ’da zikreder, el-Hâkim de, « hafızası kötüdür » der es-Sahâvî bu hadisin sabit olmadığını söyler
Hâfız b Receb el-Hanbelî’nin ilel et-Tirmizî’ye[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn87] yaptığı şerhte şöyle gelir: Ahmed b Hanbel’e sarıklı kılınan namazın sarıksız kılınan namazdan yetmiş defa daha faziletli olduğuna dair hadis sorulduğunda, « bu yalandır, bu batıldır » der
35-( الصلاة في العمامة تعدل بعشرة آلاف حسنة )
( Sarıkla kılınan namaz onbin hasenata eşittir )
Hadis uydurmadır
ed-Deylemî[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn88] senediyle Ebân’dan oda Enes’ten merfû olarak rivâyet etmiştir
Bunu es-Suyûtî Zeyl Ehâdis el-Mevdûa’da[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn89] zikrettikten sonra « Ebân ithâm edilmiştir » der İbn Arrâk Tenzîh eş-Şerîa’da[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn90] es-Suyûtî’ye hadisin bu hükümde tabi olmuştur es-Sahâvî’de el-Makâsıd [b] adlı kitabında İbn Hacer’e uyarak « Bu hadis uydurmadır » der
Bu üç hadisin uydurma olduğuna dâir hiçbir şüphe yoktur Çünkü hikmet sahibi olan eş-Şârî işleri doğru bir terâzi ile ölçer Dolayısıyla sarıkla kılınan namazın sevabının, cemaatla kılınan namazın sevabıyla aynı olması veya kat ve kat daha fazla olması makûl değildir! Sonra cemaat namazının hükmüyle, sarık bağlamanın hükmü arasında çok büyük fark vardır Sarık hakkında söylenecek en son hüküm müstehab olduğudur Ancak tercih edilen; sarığın âdet olan sünnetlerden olduğudur Sarık ibâdet olan sünnetlerden değildir Cemaat namazına gelince, en azından müekked sünnet olduğu söylenmiştir Ayrıca namazın şartlarından olduğu, namazın cemaatsız sahih olmayacağı da söylenmiştir Doğru olan görüş ise, cemaat namazının farz (vacib) olduğudur Ama terkedildiğinde kişi şiddetli bir günah kazanmasına rağmen namazı sahihtir Bunun için nasıl olur da Alîm ve Hakîm olan Allâh, bunun sevabını sarıkla kılınan namazla eşit, bizzat daha aşağıda bir derece kılsın Herhalde Hâfız b Hacer bu manâyı hesaba katarak hadis hakkında uydurma hükmünü verir
Bu tür uydurma hadislerin kötü tesirlerinden ve hatalı yönlendirmelerinden bir tanesi de; bizler bazı insanların namaza girmek istediklerinde başlarına mendil bağladıklarını muşâhede ederiz Zannınca bu zikredilen sevaba nâil olacaktır Halbuki bu kişi, nefsini temizleyen ve tezkiye eden bir amel işlememiştir
Garib olan tarafı da şudur: Bazıları sakallarını keserek bu günahı işlerler Namaz için kalktıklarında sakallarını kesmelerinden dolayı hiç bir eksiklik duymazlar, ve bu onları hiçmi hiç ilgilendirmez Ancak sıra sarıkla namaz kılmaya gelince, onlara göre bu ihmal edilmemesi gereken bir iştir! Buna delil de şu durumlarıdır: Sakallı birisi namaz kıldırmak için öne geçtiğinde sarıklı değil ise, ondan razı olmazlar Eğer sarıklı birisi, sakalını kesme günahıyla birlikte namaz kıldırmak için öne geçse, bu onları rahatsız etmediği gibi buna ehemmiyette vermezler Böylece Allâh’ın dinini tersine çevirmişler Allâh’ın haram kıldığını mubâh, mubâh kıldığını da vacib kılmışlardır
Eğer sarığın fazileti sabit olmuş olsaydı, müslüman kişinin normal hallerinde zinet olarak kullanması istenilirdi Tâ ki bununla diğer insanlardan ayrılmış olsun Asıl maksad, ödünç olarak alınan sarıkla sayılı dakikalarda eda edilen namaz değildir, ki bitirir bitirmez alınıp cebe yeniden hapsedilsin! Çünkü müslüman kişinin namaz dışındaki sarığa olan ihtiyacı, namazın içindeki ihtiyacından daha fazladır Özellikle mümin ile kafirin giyeceklerinin karıştığı bu asırda, sarık müslümanın şiarı olup onu kafirlerden ayırır durumdadır
Sakal hakkında ise, Allâh Resûlu (s a s ) şöyle buyurur: ( Müşriklere muhâlefet edin, bıyıkları kısaltın ve sakalları bırakın ) Bu hadisi Buhârî ve Müslim rivâyet etmiştir
Namaza başlarken, ödünç sarığın koyulması, namaz için insanın yüzüne ödünç sakal koyması gibidir Bu ödünç sakalı muşâhede etmesek bile, günün birinde Avrupalıların taklidi babından müslümanların arasında yayılması hiçte uzak değildir ed-Dimaşk’ta neşrolunan (2485) sayılı 1364 hicri tarihli el-Alem dergisinde şöyle bir haber vardır: « Londra- Lordlar meclisi toplandığında hava sıcaklığı artar, başkan ödünç olan sakallarını çıkarma iznini verir!»
36- ( النظر إلى وجه المرأة الحسناء والخضرة يزيدان في البصر )
( Güzel kadının yüzüne ve yeşilliğe bakmak görmeyi arttırır )[url=file:///C:/Documents%20and%20Settings/tayfuN/Desktop/dini%20kitap/4 S%C3%BCnnet-Hadis/zayif%20ve%20uydurma%20hadisler/zayifveuydurmahadisler htm#_ftn92]
Hadis uydurmadır
ez-Zehebî el-Mizan’da bu haberin bâtıl olduğunu ifade eder İbn Kayyım ise, bu hadis ve benzerlerinin zındıkların uydurması olduğunu söyler es-Sagânî ehâdis el-Mevdûa[b] adlı kitabında rivayeti zikreder Maalesef es-Suyûtî bu ve benzeri hadisleri el-Câmiu’s-Sagîr’ine almıştır
( م
|