Allah'a Dönük Duruşun Cazibesi
Yanlış bunun neresinde? diyeceksiniz Yanlış bunun şurasında efendim: Ahmet Turan Alkan’ında ifade ettiği gibi, hümanizm Allah’ı dışlayan, Allah yerine hayatın merkezine insanı yerleştiren bir dünya görüşüdür Durum böyle olunca, insanın Allah’a dönük duruşu da berhava oluyor İnsan, Allah, peygamber ve ahiret gibi en önemli dost ve sığınaklarından mahrum kalıyor İnsan ruhu, gidecek bir yer bulamıyor Hâlbuki insanın gidecek bir yeri olması gerekir İnsan ruhu, insandan doğmadı ki insana gitsin İnsan gönlüne, insanın vereceği bir şey yok ki, insana dönük duruş insanı şenlendirsin Bu duruş, getirse getirse hayal kırıklığı getirir İnsandan Allah’a gidilebiliyorsa buna diyebileceğimiz yoktur
Allah’ı dışlayan bir dünya, insanı mengene gibi sıkacaktır Bu sıkıntının adı can sıkıntısıdır Sıkılan candır Sıkılan canı ferahlatan ancak ve ancak Yaratan’dır “Bir eli yağda bir eli balda” da olsa, kutsalla bağlantısını kesmiş bir dünyada, insan bunalımlardan bunalımlara sürüklenecektir Bu bunalımlar, insana bedensel arzuların tatminini bir kurtuluş gibi gösterecektir Heyhat! Bedensel arzuların tatmini, bedeni rahatlatsa da ruha bir şey söylemeyecektir Ardı arkası kesilmez eğlencelerle can sıkıntısını yenmeye çalışacaktır insan Bu da kesmeyecektir efendim, bu da kesmeyecektir insanın susuzluğunu Eğlence de netice vermeyecektir Bir adım ötesi, uyuşturucu bağımlılığıdır; bir adım daha, işte yaşamaktan istifa
“İnsan bir de işine dönük durmalıdır” dedik İşine dönük durmak, bütün boyutlarıyla sorumluluk duygusunu, vazife anlayışını kapsar İşine dönük durmak kendi işinde yoğunlaşmaktır Bu tutum, insanda kendine güvensizlik, haset gibi birtakım zehirli duyguların uyanmasına engel olacağı gibi verimi de artıracaktır Bu da yaşama sevincini getirecektir Çünkü her müspet davranışın dünyevî mükâfatı içindedir Konuyla ilgili Peygamber Efendimizin şöyle bir hadisi vardır: “ Her namazını son namazınmış gibi kıl Özür dilemek zorunda kalacağın sözü söyleme ve insanların maddî varlığına dikkatini yoğunlaştırma” Hadis-i şerifin ilk iki maddesi, namazın ciddiyetle kılınması, sözün kontrollü söylenmesi dersini verdiği gibi, üçüncü maddesi de gönül rahatsızlıklarından ve duygu sapmalarından insanı korumaya yöneliktir diye düşünüyorum
Denebilir ki, “insanlar toplu halde yaşadıklarına göre ister istemez birbirlerinin ne kazanıp ne harcadıklarını bileceklerdir” Evet, efendim aynen öyledir! Bizim vurgu yapmak istediğimiz husus dikkat kesilmektir Kendiliğinden bilmeler ve görmeler de, kendimizden aşağıya bakılacaktır Bu, şükür halini neticeye ulaştırır Dindarlıkta kendimizden yukarıya, dünyalıkta ise kendimizden aşağıya” bakılacaktır
Allah’a dönük durmak aslında Kur’an’la, sünnetle ilgilenmeyi; bu da mesuliyet şuuru ve vazife anlayışını kendiliğinden getirecektir
Evreni ve insanı yaratan Yüce Allah’tır Allah-insan irtibatı, anne-evlat irtibatından çok daha önemlidir Anne şefkati, Allah’ın merhameti yanında çok sönük kalır Kültürümüz, “analı kuzu kınalı kuzu, anasız kuzu yaralı kuzu” der Bu, çok doğru bir tespittir
Bugünkü Batı medeniyeti, Yüce Kudreti devre dışı bırakarak insanı; sığınaksız, kimsesiz, tesellisiz, gayesiz bırakmıştır Sonsuz güzellikleri yok sayarak insanı, şehvetin ve şöhretin kulu, kurbanı haline getirmiştir Bu medeniyetin etkisinde kalan tüm insanlık, yaralı kuzulardır Bu medeniyet ya fıtrata dönecek ya da gezegenimizi tedirgin insanlarla dolduracaktır Bu günahtan bir pay da müslümanlara düşecektir; kendi dünyasını kuramayan, alternatif medeniyet üretemeyen müslümanlara
Zalimler hariç, tedirgin dünyamızın tüm insanlarına selam olsun
idris arpat
|