07-26-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Büyük Londra Yangını
1660'larda Londra
1666'da orta Londra, yangının tahrip ettiği bölge pembe ile gösterilmiş
II Charles
1660'lara kadar Londra, tahminî yarım milyonluk nüfusu ile Birleşik Krallık'taki 50 şehir arasında en büyük olanıydı [5] Londra'yı, Paris'in barok ihtişamı ile karşılaştıran John Evelyn, kenti "kuzeyde, tahtadan ve doğal sıkışık evleri olan bir yer" olarak nitelemiş, ahşap yapılı ve birbirine oldukça yakın inşa edilmiş evlerde olası bir yangın tehlikesini dile getirmiştir [6] Doğal sözcüğü ile Evelyn plansız ve önlemsiz olarak, kentin çarpık bir kentleşme ile büyüdüğünü kastetmiştir Dört yüzyıl boyunca bir Roma şehri olarak kalan Londra, şehir duvarlarının içinde gün geçtikçe daha da büyüdü ve nüfus da bir o kadar arttı Şehir duvarlarını çoktan aşmış olan Londra; Shoreditch, Holborn ve Southwark gibi dönemin çevre semtlerine doğru büyümeye başladı ve sonuçta bağımsız bir şehir olan Westminster ile görünüşte birleşti [7]
17 yüzyıl sonlarına kadar şehrin merkezi — Thames Nehri ve şehir duvarları ile çevrili olan alan — 2 8 km² alana sahip olan ve Londra nüfusunun altıda birine denk gelen 80 000 kent sakinini barındıran tek bölümdü [8] Şehrin merkezi genellikle Londralıların yaşadığı diğer semtler ile çevriliydi Londra o dönemde, bugün de olduğu gibi İngiltere'de ticaretin kalbinin attığı yerdi Tüccar ve imalatçılar sınıfının tekelinde en büyük market ve en işlek limandı [9] Soylular sınıfı daima şehrin bu bölümünden uzak dururlardı; ya varoş mahallelerinden de ötede, kırsal kesime yakın yerlerdeki konaklarda, ya da herkese açık olmayan, II Charles'ın Whitehall Sarayı'nın bulunduğu Westminster bölgesinin batısındaki mevkide yaşarlardı Varlıklı aileler yoğun tempolu, kirli havalı ve sağlıksız şehir merkezinden, özellikle de 1665 yılında baş gösteren ve Londra'yı vuran hıyarcıklı veba hastalığı salgınından sonra mümkün olduğunda kaçındılar
Bu dönemde yönetim ile toplum arasındaki ilişkiler oldukça gergin geçiyordu 1642 – 1651 yılları arasında İngiliz İç Savaşı boyunca Londra şehri cumhuriyetçilerin kalesi durumuna geldi Ekonomik bakımdan gelişmiş, gönenç başkentin gücü, 1660'ların başlarında cumhuriyetçilerin gerçekleştirdiği bir çok başkaldırıya ev sahipliği yaptığı için Kral II Charles için bir tehdit oldu Şehrin belediye amirleri iç savaşta çarpışmış olan kişilerden oluşuyordu ve önceki kral I Charles'ın mutlakiyet için yapmış olduklarının nasıl bir ulusal travmaya neden olduğunu gayet iyi biliyorlardı [10] Bu nedenle oğlundan da benzer bir hareket gelecek olursa bunu engellemeye kararlılardı ve yangın başlayıp kenti tehdit etmeye başladığında II Charles'ın askerlere ve diğer birimlere verdiği tüm emirlere karşı çıktılar Böyle acil bir durumda bile, istenmeyen kraliyet askerlerini şehirde görevlendirmek olası bir tehlikeye zemin hazırlamaktı Bu nedenle Charles harekete geçip belediye başkanını görevden azletti ve yönetimi devraldı fakat yangın o zamana kadar kontrol edilemeyecek bir düzeye ulaşmıştı
|
|
|
|