Konu
:
Harut İle Marut
Yalnız Mesajı Göster
Harut İle Marut
07-26-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Harut İle Marut
Azatlığın zirvesinde sohbete dalmış yıldızlar
Zühre bir türkü tutturmuş Babil’den kalan
Yalancı dünya habersiz
Yalancı dünya sağır
Bir Harut’la Marut bir de ben dinliyorum
Derken kayıp gidiyor yıldızlardan birisi
Bir intikam fişeği gibi saplanıyor karanlığın bağrına
Senin namına yıldızları kıskanıyorum
Kim bilir kaç milyon ışık yılı uzakta
Öfkeyle kollarını çemriyor yalancı fecir
İmanım gibi biliyorum vakit asılmak vaktidir
Dilaver
EVVELEN
Çölle ilgili her hikâye gibi bu hikâye de kuyuyla başlıyordu
Su, çölün kıymetlisiydi ve kuyu suyu bağrında taşıyordu
Su arayana Yusuf veriyordu bazen yahut ölümün eşiğindekine hayat…
İhtiyar adam kuyuya yaklaşırken Yusuf bulmayı beklemiyordu elbet ama onu çölün en bilinmez köşesine atan kum fırtınasından sonra kuyuda hiç olmazsa bir damla umut bulabilirdi… Ama bunun yerine bir hikâye buldu
Yeryüzünde yaşamın başlamasıyla başlayan, bitmesiyle bitecek olan bir hikâye
Titreyen elleriyle kuyunun ağzını kapayan büyükçe taşı kaldırmaya çalışırken taşın üzerindeki kadim zamanlara ait yazıyı gördü
Birden ürktü, kalbinin sıkıştığını hissetti
“Bir kuyunun ağzı neden kitabeyle kapatılır ki” diye düşündü
Sonra haline gülüp söylenmeye başladı:
“Uçsuz bucaksız çölün, günlerce süren kum fırtınalarının ve susuzluğun durduramadığı ihtiyar kalbimi bir kör kuyu durduracaktı az daha
”
Üç gün önce kervanı basan haramilerden kaçıp çölün derinliklerine doğru atıyla doludizgin giderken ilk kez kalbinin teklediğini hissetmişti
İki gün süren kum fırtınasının ardından ölüme bu kadar yaklaşmışken bu kuyu bir umut gibi karşısında duruyordu
İhtiyar, titreyen dudaklarıyla Allah’ın adını andıktan sonra tüm gücüyle kapağı açmak için yüklendi
Son gücünü son umudu için harcadığının farkındaydı
Ve kuyunun ağzını kapayan taş yavaş yavaş hareket etmeye başladığında ihtiyarın gözlerinin içi gülüyordu
Daha bir kuvvetle zorladığı kapağı yarıya kadar açtığında ise bir gariplik hissetti
Kuyunun karanlığı içinde bir kıpırdanma vardı
Daha iyi görebilmek için biraz eğildi
Gözleri karanlığa alışmaya başladığında kuyunun dibine doğru uzanan iki halat gördü
Halatların ucunda ayaklarından baş aşağı asılmış iki kişi duruyordu
Gözlerine inanamadı… Kuyuda asılı duranların hareket ettiklerini gördüğünde artık ayakları onu taşımaz oldu
Korkuyla yere yığılırken kalp atışları iyice zayıflamıştı
Kumların üzerine boylu boyunca uzanırken bu kumların mezarı olacağını anlamıştı
Son bir gayretle kelime-i şahadet getirirken, kuyudakiler “Muhammedun Rasulullah” kelamını duyduklarında irkildiler… Ayaklarından asılı duranlardan biri, diğerine:
“Duydun mu?” dedi heyecanla, “son peygamberin ismini söyledi
”
“Evet” dedi diğeri, gözlerinin içi gülüyordu:
“Demek ki kıyamet yakın ve cezamızın bitmesine az kaldı”
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul