Yalnız Mesajı Göster

Tanzimat Edebiyat

Eski 07-26-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanzimat Edebiyat





Tanzimat edebiyatı, Tanzimat Edebiyatı, siyasi tanzimatın ilanından yaklaşık 20 yıl sonra, 1860'ta, Şinasi'nin Tercümanı-ı Ahval Gazetesi'ni çıkarmasıyla başlar ve 1895'e kadar sürer


Tanzimat Edebiyatı, eski kuruluşlarla düşüncelerin karşısına toplumsal ve siyasal düzeltimlerle çıkar Yayınevlerinin gelişmesi, gazeteciliğin Batı'dan geniş ölçüde esinlenmesi, güçlü edebiyatçıların yetişmesi, etkili bir kamuoyu yaratır


Tanzimat Edebiyatı, Batı'ya yönelmiş bir Türk Edebiyatı'dır Toplum hayatımızın hızla değişme ve gelişme akımlarının itici fikir gücü Tanzimat'la başlar Divan Edebiyatı'nın yüzyıllar boyu süren durgunluğu, Tanzimat'la ortadan kalkmıştır


Tanzimat'tan sonra orta sınıf oluşur; bu orta sınıf, kendi edebiyatını yaratır; yeni bir edebiyat ortaya çıkar Dil, artık Divan Edebiyatı dili değil, orta tabakanın günlük konuşmaya çok yakın olan dilidir Tanzimat'tan sonra nesir, roman ve tiyatro büyük bir yer işgal eder Nesrin gelişmesinde gazeteciliğin büyük rolü vardır


Tanzimat Edebiyatı ile; topluma yeni bir duyuş, düşünüş ve anlatış tarzı, yeni bir dünya ve insan anlayışı gelmiş; bütün edebiyatımız boyunca önemsenmemiş bulunan düz söz dönemi başlamıştır Avrupa düşünüş sistemi, Tanzimat'la ülkeye yayılır Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamit, Sami Paşazade Sezai bu dönemin en önemli kişileridir


TANZİMAT EDEBİYATI Tanzimat dönemi edebiyatı (1860-1869): Türk toplumunda, 1860-1896 yılları arasındaki edebiyat etkinlikleri, Tanzimat edebiyatı adı altında toplanır Batılılaşma olgusunu gerek basın, gerek edebiyat yapıtları aracılığıyla yaygınlaştırmaya çalışan Tanzimat dönemi yazarları, Batı şiir, roman ve tiyatrosundan oldukça etkilendiler Bu etkilenmeler, özellikle çeviri yoluyla gerçekleşti Tanzimat yazarları sanat anlayışları bakımından ikiye ayrılabilir: Namık Kemal, Şinasi, Ahmet Mithat Efendi, ve Ziya Paşayı kapsayan birinci kuşak (1860-1875); Recaizade Mahmut Ekrem, Sarnipaşaza-de Sezai, Nabizade Nâzım ve AbdülhakHamiti kapsayan ikinci kuşak (1875-1896) Birinci kuşak sanat toplum içindir, ikinci kuşak ise sanat sanat içindir İlkesini benimsemiştir Tanzimat döneminde ilk olarak Batı edebiyatından bazı romanlar çevrilmiş, bu çevirileri örnek alan Tanzimat romancıları, Batılılaşma, yanlış eğitim, esirlik gibi toplumsal kavram ve kurumları bazen alaycı, bazen de gerçekçi bir biçimde işlemişler, romantizm (Namık Kemal, Ahmet Mithat Ffendi, Şemsettin Sami) ve gerçekçilik (Recaizade Mahmut Ekrem, Nabizade Nâzım, Samipaşazade Sezai) akımlarını benimsemişlerdir Ayrıca bu dönemde, Türk tiyatrosu oluşmaya başlamıştır Tanzimat dönemi Türk edebiyatı, birçok eksikliğine ve yanılgılarına karşın, Batı örneğinde Türk edebiyatının başlangıcını oluşturması bakımından önem taşır Bu dönemde Batı şiiri, romanı, tiyatrosu Türk toplumuna tanıtılmaya çalışılmış, edebiyat yapıtları aracılığıyla toplumun eğitilmesine ve bilinçlendirilmesine önem verilmiştir Söz konusu dönemde çıkan gazete ve dergilerinde, özellikle siyasal bilinçlenmede büyük katkısı olmuş, XIX yyın sonlarına doğru, yeni yetişen ve özellikle Fransız edebiyatından bazı etkiler alan genç kuşak, servet-i Fünun dergisinde toplanarak, yeni bir edebiyat dönemini başlatmıştır TANZİMAT EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ Tanzimat edebiyatı, Batı kültürüyle yetişen kimselerin Tanzimat devrinde Batı edebiyatını örnek tutarak meydana getirdikleri edebiyattır Bu edebiyat siyasî Tanzimat’ın ilânından yirmi yıl kadar sonra 1860’ta, Şinasi’nin Agâh Efendi ile birlikte Tercümân-ı Ahvâl gazetesini çıkarmalarıyla başlamış, 1895’e kadar sürmüştür Tanzimat edebiyatının başlıca özellikleri şu noktalar üzerinde toplanabilir: aTanzimat edebiyatı sanatçıları, Divan edebiyatında bulunan şiir, tarih, mektup, vb gibi edebiyat türlerini Batı anlayışına göre yenileştirmişler; ayrıca, Divan edebiyatında hiç bulunmayan makale, tiyatro, roman, hikaye, anı, eleştirme, vb gibi yeni edebiyat türleri getirmişlerdir bTanzimat edebiyatının özellikle ilk devirlerinde yetişen sanatçıların çoğu (Ziya Paşa, Namık Kemal, vb) Montesquieu, Rousseau, Voltaire, vb gibi Fransız devrimci yazarlarının etkisi altında kalarak, makale ve şiirlerinde zulme, haksızlığa, hırsızlığa geriliğe karşı şiddetli bir dille mücadeleye girişmişler; vatan, millet, hürriyet hak, adalet, kanun, meşrutiyet vb gibi kavramları memlekete yaymaya çalışmışlar, “toplum için sanat” anlayışını benimsemişlerdir Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçılar ise (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmit, Sami Paşa-zâde Sezai vb) toplum işlerine daha az karışmışlar, “sanat için sanat” anlayışını benimser görünmüşlerdir c Çoğu Fransız edebiyatını örnek olarak alan bu sanatçıların bir kısmı Klasisizm (Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Ali Bey, vb)bir kısmı da Realizm (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Sami Paşazâde Sezai, Nabi-zâde Nâzım, vb) akımlarının etkisi altında eserler vermişlerdir çTanzimat edebiyatı, Divan edebiyatının tersine olarak, seçkin kişiler için değil, halk için meydana getirilen bir edebiyat olmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır Bu görüşü benimseyen sanatçılar (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ali Bey, vb) özellikle makale, tiyatro, anı, kısmen de roman türlerinde bu yolda eserler vermişlerdir Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen bazı sanatçılar ise (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, vb) bu amaçtan uzaklaşmış görünmektedirler d Bu görüşün bir sonucu olarak, dilin sadeleşmesi, konuşma dilinin yazı dili haline gelmesi düşüncesi savunulmuştur Tanzimat edebiyatının başlıca sanatçıları (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ahmet Cevdet Paşa, Şemseddin Sami, vb) dil konusunda böyle düşünmekle birlikte, hiçbiri eski alışkanlıklarından kurtulup da büsbütün konuşma diliyle yazmış değildir

Alıntı Yaparak Cevapla