Yalnız Mesajı Göster

Atatürk’Ün Kültür Anlayışı

Eski 07-26-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Atatürk’Ün Kültür Anlayışı



Atatürk’ün Kültür Anlayışı - Mustafa Kemal Atatürk - Gazi Mustafa Kemal Paşa - Mustafa Kemal Atatürk’ün Kültür Anlayışı

Bu konuda onun çeşitli toplantılarda ve Büyük Millet Meclisinin açılışlarında yaptığı konuşmalara göz atmak gerekecektir Biz, onun Konya ile ilgili görüşlerini değerlendirmek istiyoruz


Atatürk Konya’ya 13 defa gelmiştir Bunlardan bazıları onun transit geçişleridir Fakat bazılarında Konya’da uzun süre kalmıştır


Onun Konya’ya ilk gelişi 3 Ağustos 1920’ye rastlar Konya’da iki gün kalan Mustafa Kemal 5 Ağustos günü Konya’dan şehrimizden ayrılmıştır Son gelişi ise, güneyden Ankara’ya döner ikendir ve Konya’da birkaç saat kalır

Atatürk, bu gelişlerinde Konya’nın kültür değerlerini de inceler; onların korunmasını ister Bazı gezilerinde sanatkârlarla da görüşür, onların görüşlerini dikkatle takip eder


Onun Konya’daki en uzun kalışlarından biri dokuzuncu gelişindedir 18 Şubat 1931’den 1 Mart’a kadar Konya’da kalır Atatürk bu arada Konya’daki tarihî eserlerin sergilendiği yerleri de ziyaret eder Onların harap hâlde olmasından dolayı duyduğu üzüntüyü 20 Şubat 1931 tarihli bir telgrafla dönemin Başbakanı İsmet Paşa’ya [İnönü] bildirir


Telgrafın Konya ile ilgili bölümleri şöyledir:


“Son tetkik seyahatimde muhtelif yerlerdeki müzeleri, eski sanat ve medeniyet eserlerini de gözden geçirdim


“1 İstanbul’dan başka Bursa, İzmir, Antalya, Adana ve Konya’da mevcut müzeleri gördüm Bunlarda şimdiye kadar bulunabilen bazı eserler muhafaza edilmekte ve kısmen de ecnebi mütehassısların yardımı ile tasnif edilmektedir


“2 Konya’da asırlarca devam etmiş ihmaller sebebiyle büyük bir harabî içinde bulunmalarına rağmen sekiz asır evvelki Türk medeniyetinin hakikî şaheserleri kıymettar bazı mebani (binalar) vardır Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alâeddin Camii, Sahip-Ata Medrese, Cami ve Türbesi, Sırçalı Mescid ve İnce Minare derhâl müstecalen (acele olarak) tamiri muhtaç bir hâldedir


Atatürk, telgrafın devamında bu anıtların, uzmanların ilgisiyle en kısa zamanda onarılmasını istemektedir Yukarıda sayılan eserlerin tamamı zamanla yapılan bakım ve onarım çalışmalarıyla kurtarılmış ve bugün oldukça sağlam yapılarıyla yerli ve yabancı gezginlerin ilgisini çekmektedir


Atatürk’ün, hepimizin bildiği, sanatkârı öven bir sözü vardır:


“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur


Bu anlamlı söz, 17 Mart 1923 tarihinde Adana’da esnaflarla yapılan bir toplantı sırasında söylenmiştir Pek çokları bu vecizedeki “sanat” kavramını, resim, müzik, heykeltraşlık gibi gibi güzel sanatları olarak anlamaktadır Oysa bu sözlerin söylendiği topluluk bir esnaf topluluğudur Aralarında zanaatkârların da bulunduğu bu topluluğa hitaben yapılan konuşmada kastedilen de zanaatkârlardır Bu yanlışlığı bir defa daha düzeltmek isteriz


Ancak Atatürk’ün sanatkârlarla ilgili pek güzel sözleri de vardır Yazarları, şairleri, bestekârları, ressamları, heykeltraşları, kısaca sanatın bütün dallarıyla uğraşanları nasıl takdir ettiğini, onları nasıl yüreklendirdiğini biliyoruz Bu konuda, şu örnek olay onun olaylara bakışını ortaya koymaktadır


O, bir tiyatro oyununu seyrettikten sonra, sanatçılarla görüşmüş ve onları şöyle değerlendirmiştir:


“Sizleri çok takdir ederim İnkılâbımızda sizin de mühim hizmetleriniz vardır Şimdiye kadar gördüğüm temsiller içinde sizin temsilleriniz gibi muntazam ve sanatkâranesini seyretmemiştim; sanatınızı meslek ittihaz ederek azmetmenizi, arkadaşlarınızla samimi olarak geçinmenizi bilhassa tavsiye ederim Sizin en büyük hizmetiniz Anadolumuzu baştan başa dolaşıp halkımıza sanatın ne olduğunu anlatmanız olacaktır Turnelerinize muntazaman devam ediniz

Onun şairleri nasıl yüreklendirdiği, İstanbul’un ünlü meydanlarına Türk büyüklerinin anıtlarının diktirilmesini istemesi, konservatuvar heyetlerini koruması, kısaca sanatın bütün dallarına koruyucu kanatlarını germesi, önde gelen özelliklerindendir Herhâlde onun bu konudaki en önemli sözü şu olmalıdır:


“Efendiler, hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz; fakat sanatkâr olamazsınız Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim


Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzünü ağartan ne kadar kültür kurumu varsa hepsi Atatürk’ün sağlığında, onun ısrarlı çabaları sonucunda kurulmuştur Müzesinden tiyatrosuna, operasından konservatuvarına, hepsinde onun izleri vardır Bugün bazı sanat ve kültür dallarında sesimizi duyurabiliyorsak, bu, onun attığı temellerin üzerine yükselen binalar olabilmektedir Günümüzün gençleri onun eserlerini, ancak iyi öğretilebilirse kavrayacaktır


Dilimiz ve kültürümüz, zaten var olan cevherine Atatürk’ün kazandırdığı yeni bir ruh ve yeni bir ivme ile gelişmiş, bugün gurur duyacağımız bir seviyeye gelmiştir Ancak batıdan alınan kelimelerle yabancı kültürlerin etkileri bizi yeniden bir şeyler yapmaya yönlendirmelidir Bu konuda, Atatürk’ün direncini göstermek zorundayız


“Dünya dil âlimlerinin Türk âlimleriyle beraber çalışmaları, dil ilminin şimdiye kadar hâlledemediği birçok güçlüklerin hâllini kolaylaştıracaktır Bundan, büyük hakikatler de meydana çıkacaktır”

Mustafa Kemal ATATÜRK


Alıntı Yaparak Cevapla