Konu
:
Sümer Ve Babil Mitolojisi
Yalnız Mesajı Göster
Sümer Ve Babil Mitolojisi
07-25-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Sümer Ve Babil Mitolojisi
Yaratılış Efsanesi:
Babil'in yaratılış destanı Enuma Eliş* tanrıların düşüşünü ve aralarındaki ilk yabancılaşmayı* diğer pek çok dinde rastlanan büyük tanrılarla genç tanrılar arasındaki savaşları anlatan hikayelere benzer bir öyküyle aktarır
Evrensel boşlukta ilkin erkek dev Absu'yla dişi dev Tiamat varmış* bunların birleşmesinden erkek yılan Lakamu meydana gelmiş* yılanların birleşmesinden de gökyüzü tanrısı Anşar'la yeryüzü tanrısı Kişar doğmuş* yeryüzüyle gökyüzü birleşerek Anum* Enlil ve Ea'yı doğurmuşlar
Böylelikle sessizlik bozulmuş ve evrende gürültü başlamış
Sessizliğe alışık olan Absu'yla Tiamat bu gürültüden tedirgin olmuşlar
Absu* bütün yarattıklarını yoketmeye karar vermiş* çocuklarının yok olmasını istemeyen Tiamat her ne kadar ona karşı koymuşsa da dinletememiş
Ne var ki büyükbabasının bu kararını sezgileyen Ea bir büyüyle onu yoketmiş
Kocasının yokoluşuna çok üzülen ve o oranda da çok kızan Tiamat bir canavarlar ordusu kurarak öcalmak ve bütün tanrıları yok etmek istemiş
Tiamat dehşet verici yaratıklardan -akrep adamlar* kentaurlar ve başka korkunç yaratıklar- oluşan bir demon ordusunun başına komutan olarak konkunç dev Kingu'yu getirmiş ve kader ipleri'ni de onun eline vermiş
Tanrılar önce korkudan titremişler* sonra çaresizlik içinde kendilerini savunmaya karar vermişler
Önce Anum ve sonra Ea savaşı yönetmeyi denemişlerse de becerememişler ve korkup kaçmışlar
Tiamat'la başa çıkamayacaklarını anlayan tanrılar sonunda Marduk'a başvurmak zorunda kalmışlar
Marduk* kendisini bütün tanrıların başkanı yapmaları ve kaderin iplerinide kendisine vermeleri şartıyla başkomutanlığı kabul etmiş
Anum'un diplomasi yolunu denemesine karşın Marduk güç kullanmayı seçer ve kadın ceddine alevler* fırtınalar ve şimşeklerle saldırır
Tiamat onu yutmak üzere ağzını açar(kaos* her şeyi silip süpüren dişi* düzen ilkesini yutarak* yeniden soğurarak* onu ilk çıktığı yer olan ana rahmine geri göndererek yok etmeye çalışmaktadır)* ancak Marduk* fırtınanın rüzgarını onun ağzından içeri sokarak midesine gönderir ve bedeninin acılar içinde şişmesine neden olur
Tiamat gücünü kaybettiği bir anda Marduk okunu çeker ve onu öldürür
Kozmosu meydana getiren* hayat veren su aynı zamanda yok edilmesi gereken kaos* yani Tiamat'tır
Kingu ve ordularını fazla zorlanmadan alt eden Marduk* Tiamat'ı ikiye böler(yani Kozmos'u ayırır)* bir yarısını gökyüzüne yerleştirir ve kendisi ve diğer tanrılar için bir saray inşa eder
Marduk şimdi evrenin örgütlenmesini* kozmosun yaratılışını tamamlar ve fiziksel dünyayı meydana getirdikten sonra* insanı yaratmaya koyulur
İnsanı tek bir amaç* kendisine ve diğer tanrılara hizmet etmesi için yaratmıştır: Bu nedenle* insanın başlıca görevi* tanrılara kurban sunmak ve tapınaklarda çalışmaktır
Tuhaf olan şudur ki* Marduk insanları Kingu'nun kanından yapmıştır
Bu konuyla ilgili insanın düşmüş doğasının* atalarından* Tiamat'ın oğlu olan bu kötü prensten kaynaklandığı söylenebilir
Babil'in yeraltı tanrıları* en iyi durumda "müphem" sayılabilecek özellikler sergiler
"Karanlıkların kraliçesi" Ereşkigal'dir
Önceden bir gökyüzü tanrıçasıyken* canavar Kur tarafından zorla kaçırılarak ölüler diyarına indirilmiştir ve orda Kur'un eşi olarak tahta çıkmıştır
Tahtını* Enlil'in oğlu ve aslında bir güneş tanrısı olan Nergal ile paylaşır
Nergal* silah olarak sıcağı ve yıldırımları kullanarak ölüler diyarına(yeraltı dünyasına) iner ve Ereşkigal'i yok etmekle tehdit eder
Ereşkigal yok olmaktan kurtulabilmek için onunla evlenmeye razı olur
Bu karanlık ilahlar yıkım* salgın hastalık* savaş ve ölüm tanrılarıdır; bununla birlikte* her ikiside ikircikli özelliklerini gerek işlerinde (Nergal aynı zamanda iyileştirici tanrıdır) gerekse ölüler diyarına düşen gök tanrılar olarak kökenlerinde göstermektedirler
Yıldızların tanrıçası İştar (Sümer-İnanna) kız kardeşi olan Ereşkigal* onun kökteşidir ve İştar'ın ölüler alemine inişiyle ilgili ünlü mit bu ilişkiyi doğrulamaktadır
İştar tam olarak bilinmeyen nedenlerden dolayı ölüler alemine iner -olasıki yeraltı dünyasını yönetmeyi arzulamıştır
Ancak* anlaşılabilir nedenlerden dolayı kız kardeşi Ereşkigal'in* bu cesareti yüzünden ona kızacağından ve onu yokedeceğinden korkar
Yedi kapıdan geçmesi gerekir ve geçtiği her kapıda onu bir demon karşılayarak giysilerinden bir parça soyar
En sonunda "Çırılçıplak ve dizlerinin üzerinde* Ereşkigal'le* Alt Dünya'nın en korkulan yedi yargıcı Annunaki'nin huzuruna getirilir
Ölüm dolu bakışlarını onun üzerinde toparlar ve o an bedeni bir cesete dönüşür; cesedi bir direğe asılır
İştar öldüğünde* yukarıda tüm yeryüzünün dölü kesilir
Enki'nin yardımıyla İştar yeniden canlanır* ancak ölüler aleminin kuralı odur ki* kendi yerine bir kurban bırakmadan hiç kimse yaşama geri dönmeyecektir
İştar yukarıya geri döndüğünde* kocası çoban Tammuz'un yaşadığı Kullab'a gider
Temmuz(Sümerlilerde Dumuzi)* onun yokluğuna yaz tutmak bir yana* hükümdar olmanın zevkini çıkarmaktadır
İştar ona "ölümün gözü"yle bakar ve onu hiç bir zaman dönmeyeceği ölüler aleminin demonlarına teslim eder
Cehennem burada yanlızca ölümün hüküm sürdüğü bir bölge değil* aşk ve doğurganlık tanrıçasını tutsak ettiğinde* dünyada kuraklık ve kısırlığada yol açabilen bir güçtür
Mezapotamya demonları genellikle tanrılardan daha az saygınlığa ve güce sahip ikincil derece düşman ruhlardı
Zaman zaman Tiamat'ın zürriyetinden oldukları kabul edilse de* daha sık olarak üst-tanrı Anum'un çocukları olarak düşünülürlerdi
Dehşet verici Anunnaki'ler ise cehennemdeki ölülerin gardiyanlarıydı
Etimmu mutsuz ölenlerin hayaletleriydi
Utukku çöllerde ya da mezarlarda yaşardı
Diğer kötü ruhlar* salgın hastalıkların demonları* karabasanların demonları* baş ağrılarının demonları* fırtınaların demonları(Pazuzu) gibi ve çeşitli hastalıkların demonlarıydı
Bu demonların en korkunçlarından biri de Lilitu'dur
Lilitu geceleri dolaşıp "succubus" olarak erkeklere saldıran ya da onların kanını içen frijit* kara kuru* kocasız "umutsuzluk bakiresi"ydi
Labartu* iki elinde birer yılan taşırdı ve genellikle bir köpek ya da bir domuz eşliğinde dolaşarak* çocuklara* annelere ve dadılara saldırırdı
İnsanlar bunlardan korunmak amacıyla muskalardan* efsunlardan* demon kovma dualarından ve diğer büyülerden yararlanırlar* ancak özellikle de kendi koruyucu tanrılarına özenle ibadet ibadet edip onların sevgisini kazanmaya çalışırlardı
Tanrılar ve Tanrıçalar:
Ab-zu: (Sümer) Yeraltı tanrısı
Apsu(ya da Absu)'da denir
İlk insanlar* yaşamın sarmal gelişimini mevsimlerde izlemişler* doğum-ölüm döngüsünü yeraltı sularına bağlamışlardır
Yeraltı suları* ilkbaharda bütün doğaya canlılık verirler* yazın göklere doğru yükselirler* sonbaharda yağmurlarla yeniden insanın yaşadığı toprağa düşerler* kışın da toprağın altındaki yerlerine dönerler
Bu döngü her yıl böylece tekrarlanır
Su mevsimi gelince* her yl doğayı yeniden canlandırır
Bu yüzden Ab-zu* canlandırıcı bir tanrıdır
Adad: (Mezapotamya) Hava ve gökgürültüsü tanrısı
Bu tanrı* Ramman adıylada anılırdı
Mezapotamya çoktanrıcılığı* Sümer* Asur* Babil* Hitit ve Fenikeliler'in ufak tefek farklarla benimsedikleri oratk inançlardır
Adapa: (Babil) Ölümsüzlük fırsatını kaçıran insan
Mısır'da Tel-el-Amarna mahsenlerinde çivi yazısıyla yazılmış tabletler halinde bulunan Adapa efsanesi* insanın bir zamanlar ölümsüz olma fırsatını yakaladığı halde nasıl elinden kaçırdığını anlatmaktadır
Efsaneye göre* Adapa adında bir bilgin* tanrılık bilgiye eriştiği halde halde* tanrılık ölümsüzlüğe erişemediğine yakınırmış
Bir gün kayığının devrilmesine kızarak Güney yeli tanrısının kanatlarını kırıvermiş
Tanrı Anum'un başkanlığında tanrılar* onu yargılamak için toplanmışlar
Yargının sonunda Adapa'ya ölüm ekmeği yedirileceğini bilen insanların koruyucusu tanrısı Ea* onun kulağına bu ekmeği yememesini fısıldamış
Oysa* Adapa'nın bilgisini çok beğenen tanrılar* ona ölüm ekmeği yerine ölümsüzlük ekmeği vermişler
Adapa* tanrı Ea'nın öğüdüne uyarak bu ekmeği yememiş ve böylelikle insanoğluna bir daha asla bağışlanmayacak olan ölümsüzlük fırsatını kaçırmış
Akrep İnsanlar: (Sümer)Akrep insanlar ülkesi
Tufan varsayımının ilk biçimi Sümerler'in Gılgamış öyküsünde anlatılır
Tufandan kurtularak ölümsüzlüğe kavuşan Utnapiştim'in oturduğu yer* Akrep ülkesini aştıktan sonra varılan yerdir
Gılgamış* ölümsüzlüğe ulaşmanın çaresini öğrenmek için büyük dedesi Utnapiştim'e gitmek için bu ülkeden geçer
An: (Sümer) Gök-tanrı
Anum da denir
Savaş tanrısı İştar'ın kocasıdır
Yunanlıların Zeus'uyla eşdeğerlidir* tanrılar tanrısıdır
Sümer inançlarında Enlil(toprak) vr Enki(okyanus) ya da Ea'yla birlikte büyük tanrılar üçlüsünü kurarlar
Anşar: (Sümer) Gökyüzü tanrısı
Yeryüzü tanrısı tanrısı Kişar'la birlikte dişi yılan Lakamu'yla erkek yılan Lakmu'nun çocuklarıdır
Annunaki'ler: (Sümer) İkinci derece tanrılar
Bunlar baştanrı Marduk'tan kendilerine bir hizmetçi vermesini istemişler* o da insanı yaratmış
Arallu: (Sümer) Cehennem ülkesi
Sümer inançlarına göre* cehennem ülkesini yöneten önce tanrıça Ereşkigal'miş* sonra çok güçlü bir tanrı olan Nergal onunla evlenerek cehennem ülkesinin kralı olmuş
Aruru: (Sümer) Sümer tanrıçası
Sümerlerin ünlü Gılgamış destanında adı geçen* A-Ru-Ru biçiminde de yazılıyor
Uruk kentinin genç kızları* nişanlılarını sabahtan akşama kadar çalıştıran kral Gılgamış'ı ona şikayet ederler
O da Gılgamış'ı başka konularda oyalasın diye Enkidu'yu yaratır
Aya: (Babil)Güneş-tanrı Şamaş'ın karısı tanrıça
Babbar: (Mezapotamya) Güneş-tanrı
İ
Ö
III
binyılda tapılmıştır
Asur ve Hititlerde Şamaş adını taşır
Adaletle ilgili bir tanrıdır* haksızlık yapanları cezalandırırmış
Bel: (Babil) Tanrı
Baal deyiminin başka bir söyleyiş biçimidir
Nippul tanrısı Enlil* Babil tanrısı Marduk bu adla anılırdı
Dişili Beltu'dur* Yunanlılar Beltis'de derler
Daha çok Babillilerin kullandıkları Bel deyimi* İbranice ve Fenikecedeki kullanımından farklı olarak* en büyük kutsal tanrıyı dile getirir
Arami inançlarındaki tanrılar üçlüsü Yarhibol ve Aglibol'daki bol deyiminin de bel deyiminin başka bir biçimi olduğu açıktır
Belit: (Babil) Tanrı Bel'in karısı
Tanrı Bel* büyük tanrı Enlil'in adıdır
Boğa: (Sümer) Bolluk ve güçlülük simgesi
Hayvan tapımının en önemli tanrılık hayvanlarından biri olan boğa'ya ilkin Sümer inanaçlarında rastlamakla birlikte boğanın kutsallığı inancının hemen bütün ilkel inançlarda yer aldığı görülür
Bütün mitolojilerde boğa* dölleme ve kuvvet olarak erkek gücünü simgeler
Sümerlerde boğa* erkek insan başlı olarak tasarımlanmıştır
Boğa tapımı* bütün sami dinlerinde süregelerek Antikçağ Yunan ve Roma inançlarına kadar gelmiştir
Boğa eski Yunan'da Zeus'ün* Roma'da Jüpiter'in simgesidir
Ea: (Sümer) Su-tanrı
Enki adıylada anılır
Sümer-Akad inançlarında evrenin ana öğesi su'dur
Daha açık bir deyişle Sümer evreni gök (An)* toprak (Enlil)ve su (Enki) olmak üzere üçe ayırmakla beraber bunların temel ve tümünün yaratıcı öğesi olarak su'ya tapmışlardır
Bu bakımdan* Ea büyük yaratıcı tanrıdır* göğü ve toprağı o yaratnıştır* aynı zamanda tüm bilgeliktir ve bundan ötürüde büyüsel etkiler onun yardımıyla elde edilir* yaşam kaynağı olduğundan ötürü bolluğuda simgeler
Sümer tapınaklarında Ea'nın kendisi olarak bir kap içinde kutsal su bulundurulurdu* bu sudan içen hastaların iyileşeceğine ve güçsüzlerin güçleneceğine inanılırdı
Tapınak rahipleri de balık biçiminde giysiler giyerlerdi
Hıritiyanların İsa'ya tasarladıkları balık niteliğinin de kaynağı Sümerlerin bu inancı olsa gerektir
Sümer inançlarında Ea'dan önce* bir su ilkesi olan Ab-zu(ya da Ab-su) inancı alır
Enkidu: (Sümer) Gılgamış'ın arkadışı
Engidu biçimindede yazılmaktadır
Kimi incelemeciler onun bir insan olmadığını* belki de bir aslan olduğunu ileri sürmektedirler
(Örneğin* Bkz
Challaye* Dinler Tarihi* İstanbul 1960* s
116)
Vücudu kıllarla kaplı* çok bilgeli bir varlıkmış
Bir başka anlatıma göre de kralı olduğu kenti kalkındırmak isteyen Gılgamış* ülkesinin bütün erkeklerini işe koşarmış
Kadınlar kocalarını* genç kızlar nişanlılarını göremez olmuşlar
Bu yüzden kralı* tanrı Aruru'ya şikayet etmişler
Kadınları haklı bulan tanrı da krala bir arkadaş yaratarak onu başka serüvenlere yöneltmek istemiş ve tanrı Anum'a benzeyen toprak vücutlu* çok iri ve vahşi Enkidu'yu yaratmış
Bu yaratık Gılgamış'ın yaşamında büyük çapta etken olanlardan biridir ve sonunda da onun uğrunda ölür
Öyküye göre tanrıça İştar* krala aşık olmuş
Ama onun bütün sevgililerini öldürdüğünü bilen Gılgamış* tanrıçaya yüz vermemiş
İştar da ondan öç almak için üstüne azgın bir boğayı saldırtmış
Gılgamış ancak Enkidu'nun yardımıyla boğayı altedebilmiş
Buna çok kızan İştar da Enkidu'nun canını almış
Enkidu'nun ölümü* Gılgamış'ın ölümden korkup ölümsüzlüğü aramasının nedenidir
Bir başka anlatıma göre de Gılgamış* ölüler ükesinde arkadaşıyla görüşür
Enkidu'nun ona ölümün ne denli kötü olduğunu anlatması* Gılgamış destanı'nın en şiirli bölümüdür
Enlil: (Sümer) Yeryüzü-tanrı
Bel ya da Belum adıyla da anılır
Baal'le birlikte bütün bu adlar* Mezapotamya'nın en büyük tanrısını dile getiren tanrı anlamındadır
Enlil* tanrı Anum'un oğluydu* zamanla babasının yerine geçerek baştanrı yerine yükseldi
Yeryüzüne hakim olan* onu yöneten odur
Sümer inançlarında bir tufan meydana getirerek insanları cezalandıran da odur
Atmosfer güçlerini de o yönetir; şimşekler fırtınalar* onun buyruğundadır
Karısı Ninlil ya da Belit'le birlikte Elam dağlarında oturur
Nippur sunağı ona adanmıştır
Özellikle sümerler en çok onu saymışlar ve en çok ondan korkmuşlar
Ne var ki Mezapotamya'nın çok uzun tarihinde tanrılar zamanla yer değiştirmekte* oğullar babalarının yerini almaktadır
Belli bir zamanda hangi tanrı sayılıyorsa* bütün tanrıların onun tarafından yaratıldığına inanılmaktadır
Enzu: (Mezapotmaya) Av tanrısı Sin'in öbür adı
Mezapotamya'nın ünlü ay tanrısı Sin'e Enzu'da denir
Ereşkigal: (Sümer) Yeraltı ülkesi tanrıçası
Yeraltı ülkesi tanrısı Nergal'in karısıdır
Sümer inançlarına göre* ilkin cehennemi (Arallu) tek başına Ereşkigal yönetirmiş* tanrıların bir şölenine çağrılınca cehennemden ayrılmadığı için kendi yerine bir temsilci göndermiş* bütün tanrılar bu temsilciyi ayağa kalkıp selamlamışlar* sadece tanrı Nergal yerinden kıpırdamamış* bunu duyan ve çok kızan Ereşkigal* tanrı Nergal'i yakalatıp cehenneme getirmiş* ama Nergal* cehennemin için altüst ederek Ereşkigal'i tahtından indirmiş* cehennemin kralı olmuş ve Ereşkigal'le evlenmiş
İşkur: (Mezapotamya) Tanrı Adad'ın Mezapotamya Samilerinde kullanılan adı
Akkad'ların Adad ve Fenike'lilerin Baal adıyla taptıkları bu atmosfer tanrısı* Hitit'lerin Teşup ya da Tarhut adlı tanrılarıyla bir tutulmuştur
İştar: (Mezapotamya) Savaş ve aşk tanrıça
Mezapotmaya'nın en ünlü tanrıçasıdır* eski çağlarda onun adı tanrı anlamında kullanılırdı
Bir çok ulusların dillerinde çeşitli adlar almıştır
Sümerler ona İnnina ya da Nana derlerdi* kimi metinlerde Nina ya da Nane ve kimi yerde İnnanas olarak anılmaktadır
Babiller ona Annimitu adıyla taparlar
İranlılar onu Anahita adıyla benimsediler
Fenikeliler ona Aştar ya da Aşoret dediler
Yunanlılar Astarte adıyla anarlar
Ona Aştart adıyla Asurlular da tapmışlardır
Birçok metinlerde adı tanrıların kraliçesi olarak anılır
Yahudi peygamberleri Museviliğin karşısında en büyük tehlike olarak İştar tapımını bulmuştur ve onunla yüzyıllar boyunca savaşmıştır
Kimi metinlerde tanrı Sin'in kızı ve Şamaş'ın kız kardeşi olarak gösterilmiştir
Cehennem tanrıçası Ereşkigal'in de kardeşidir
Kimi metinlerde de tanrı Temmuz'un annesi* ya da karısı* ya da sevgilisidir
Gılgamış destanında genç krala aşık olduğu ve yüz bulamadığı için ondan öc almaya çalıştığı anlatılır
Kimi yerlerde zevk düşkünü ve hafif meşrep* kimi yerlerde ana-tanrıça olarak anılır
Cehennemliklere acıyarak cehenneme inişi ve Anu'yla evlenerek göğe çıkışı öyküleri ünlüdür
Kingu: (Sümer) Devler ve canavarlar ordusunun komutanı
Torunlarına kızan Tiamat* devlerden ve canavarlardan bir ordu kurarak tanrılara saldırır* bu ordunun başına getirdiği korkunç dev Kingu'ya kaderin iplerini verir
Tanrılarda kendilerini savunmak için tanrı Marduk'u başkomutan yaparlar
Marduk devleri yakalayıp cehenneme gönderir* kaderin iplerini de Kingu'dan alarak kendi boynuna takar
Marduk'un büyük ve evrensel eğemenliği böylece başlar
Kişar: (Sümer) Yeryüzü tanrı
Ünlü Sümer tanrıları Anum* Enlil ve Ea* onun gökyüzü-tanrı Anşar'la birleşmesinden doğmuş ya da oluşmuştur
Kişar dişi* Anşar erkektir
Lakmu: (Sümer) Erkek-yılan
Dişi-yılan Lakamu'yle birlikte dünyaya gelmiş
Sümerlerin yaratılış tasarımlarını anlatan Enuma Eliş (Gökyüzünde) adlı yapıta göre (bu yapıtın İ
Ö
VII
yüzyılda yazıldığı sanılıyor) bu iki yılan Apsu'yla Tiamat'ın birleşmesinden olmuşlar
Bu iki yılanın birleşmesinden de Aşar ile Kişar dünyaya gelmiş
Yeryüzüyle gökyüzü böylece oluşmuş
Lilitu: (Babil) Dişi gece demonu
Rüzgarla gelen felaketler* hastalıklar* veba ve ölümden sorumlu görülmekle birlikte* belkide daha fazla insanların cinsel yaşamlarına müdahalede uzmanlaştıklarına inanılır
Marduk: (Babil) Mezapotamya dininde Babil'in büyük koruyucu tanrısıdır
Bu özelliğiyle sonunda Bel'le özdeşleştirilmiştir
Eskiçağ çok tanrılıcığında Marduk özel bir yeri olan en büyük tanrılardan biridir
İlkin tarım tanrısıydı* sonra İ
Ö
XX
yüzyılda kral Hamurabi tarafındanen yüce tanrı derecesine yükseltildi* daha sonra İ
Ö
XVI
yüzyılda kral Buhtunnasr (Nabuhodonosor) tarafından tektanrı sayıldı
Bu açıdan bakınca Marduk tektanrıların ilkidir* Mısır'lı Amenotep IV
'ün tektanrısı Aton (İ
Ö
XII
yüzyıl) ve Musa'nın tektanrısı Yehova (İ
Ö
XII
yüzyıl) tarihsel süreçte onu izlemektedirler
Ne var ki Buhtunnasr* Marduk'un tektanrı olduğu inancını sadece kendi taşımış* ulusuna yaymak gücünü gösterememiştir
Marduk'un büyük önemi* bugün dünya uluslarını etkileyen üç büyük dine (Yahudilik* Hristiyanlık* Müslümanlık) kaynaklık etmiş olmasıdadır
İnançsal tarihi İ
Ö
IV
binyıla kadar iner
Eski mezapotamya inançlarında o* özdeğe biçim veren ve detayı yaratan tanrı sayılmaktadır
Balçıktan insanı yaratan odur
Tarım tanrısı olduğundan ötürüde marru (bel küreği)'yla simgelenmiştir
Sümerler Amoritlere yenilince Marduk tanrı Enlil'in de yerini almış ve bütün tanrıların en büyüğü sayılmıştır
Sümerlerin Enuma Eliş (Gökyüzünde) sözcükleriyle başlayan ve bundan ötürü bu adla anılan uzun yaratılış şiiri* Marduk'un baştanrılığını şöle anlatır (Kimi incelemeciler Marduk'un bu şiire sonradan sokulduğunu ileri sürmüşlerdir): İlk kaosun canavarı Tiamat'ı(tuzlu suların kişileşmesi) yendikten sonra "yeryüzünün ve göğün tanrılarının efendisi" olur
İnsanlarla birlikte bütün doğa* varlığını ona borçludur
Krallıkların ve uyruklarının yazgısı onun elindedir
Yeryüzünü de Kingu'nun kanıyla yoğurup elde ettiği balçıktan ilk insanı meydana getirmiş
Babil Kralı Hamurabi ünlü yasalarını kendisine dikke ettirenin Marduk olduğunu söyler* Marduk burada adelet tanrısı Şamaş kişiliğindedir
İncelemeci Samuel Reinach* Hamurabi yazılarıyla Yahudi yasaları arasındaki benzerliğe işaret ederek* Marduk'u Yehova'yla aynılaştırır
Babil'deki en önemli Marduk tapınakları* Esagila ve tepesinde bir Marduk tapınağı bulunan Etemenanki adlı ziggurattı
Esagila'da her yeni yıl şenliğinde Enuma eliş şiiri okunurdu
Marduk'un karısı olarak en sık anılan tanrıça Zarpanit ya da Zarbanit'ti (Zarpan Kentinin Kadını)
Marduk'un yıldızı Jüpiter* kutsal hayvanları ise at* köpek ve özellikle çatal dilli canavardı
Marduk en eski anıtlarda* elinde üçgen bir kürek çapayla betimlenir; bunun bereketi ve birlikteliği simgelediği düşünülür
Yürürken ya da savaş arabasına binmiş durumda da betimlenir
Giysisi yıldızlarla süslüdür
Elinde bir asa vardır; ayrıca yay* mızrak* ağ ya da yıldırım taşır
Asur ve Pers kralları da yazıtlarda Marduk ve Zarpanit'i saygıyla anmışlar* ikisinin birçok tapınağını yeniden yaptırmışlardır
Moummou: (Sümer) Sonsuzuk-tanrı
Kimi metinlerde Apsu'yla Tiamat'ın oğlu* kimi metinlerde de Apsu'nun veziri olarak gösterilmektedir
Mummu biçiminde de yazılıyor
Nana: (Sümer)Ana-tanrıça Kybele'nin adlarından biri
Nina ve İnnina da denir
Akad'lar kendi dillerinde onu aynı anlamda İştar sözcüğüyle çevirmişlerdir
Ana ve Anna sözcükleri de bu kökten türemedir
Mezapotamya mitolojisinde Nane adıyla tanrı Enzu'nun ve kimi yerde de tanrı An'ın kızı olarak gösterilir* aşk ve savaş tanrıçası sayılır
İ
Ö
V
I
yüzyılda Babil'de Annumitu adıyla anılmıştır
Nergal: (Babil) Güneş-tanrı
Aynı zamanda savaş* ateş ötedünya ve doğa olaylarınıda simgeler
Mezopotamya uluslarının çoğunca tapılmıştır
Ningirsu: (Sümer) Savaş-tanrı
Urningirsu da denir
Tanrı Enlil'in oğludur
Anu'nun kızı olan tanrıça Bo'yla evlidir
Tanrıça Bo* tanrıça İştar'dan önce Lagaş bölgesinin toprak-ana'sıydı
Savaş tanrının yirmi dört çeşit silahı varmış ki bunlardan herbiri bir devi simgelermiş
Ningirsu'nun annesi de Ninlil adını taşır ki Enlil'in karısıdır
Ninhur Sag: (Sümer) Kış bölgesi tanrıçası
İ
Ö
III
b
nyılda tapılmıştır
Ninlil ile kardeş çocuklarıdır
Ninlil: (Sümer) Tanrı Enlil'in karısı
Nirginsu'nunda annesidir
Pazuzu: (Babil) Ateş-peri
Kuş ayaklı* kanatlı ve insan ellidir
Hastalıkları iyi ettiğine inanılır
Hastaların boynuna onun resmini taşıyan muskalar asılırmış
İkircikli özelliği olarak güneydoğudan estirdiği rüzgarlarla vebayıda beraberinde getirdiğine inanılan demon
Sin: (Sümer) Ay-tanrı
Sümerlilerin en büyük kozmik tanrısıdır
Güneş-tanrı Şamaş'la yıldız-tanrı İştarın babasıdır
Evren-tanrı Enlil'le evren-tanrıça Ninhil'in oğludur
Akad'lar* eski Araplar ve Hitit'lerce tapılmıştır
Tevrat'ta da onun sözü edilir ve peygamber İbrahim'in çıktığı kent olan Ur'da onun egemen olduğu anlatılır
Sin* Sümer inançlarında birinci büyük tanrı üçlüsündendir
Kimi incelemeceiler bunu Mezapotamya'ya göçeden Sami ulusların etkisiyle bağlarlar
Şamaş: (Babil) Güneş-tanrı
Aslı Sümer'lilerin Utu tanrısıdır
Samiler onu Şamaş adıyla anarlar
Sümer'lerde yargıç ve yasa koruyucu* Samilerde savaş ve bilgelik tanrısıdır
Sin'in oğlu* İştar'ın erkek kardeşi hem kocasıdır
Elam* Mitanni* Asur* Hitit gibi uluslarca da tapılmışdır
Hamurabi çağında Şamaş'da* öteki tanrılar gibi* Babil kentinin koruyucu tanrısı Marduk'un bir görünümü* bir belirimi (hipostas'ı) sayılmıştır
Özellikle kral Nabulhonosor (Buhtınnasr) tek tanrı saydığı Marduk'un kişiliğinde Sin* Enlil ve Şamaş'ı birleştirmiştir
Ona göre Marduk karanlıkları aydınlattığı için Sin* egemenlik tanrısı olduğu için Enlil ve adalet dağıttığı için Şamaş'tır
Hamurabi'ye 282 maddelik bir yasa dikte ettiren de işte bu Şamaş(Marduk)'tur
Şullat: (Sümer) Fırtına ve kötü hava habercisi tanrıça
Tiamat: (Sümer) Tuzlu su-tanrıçası
Tatlı su-tanrı Apsu (ya da Ab-zu)'yla birlikte evrenin ilk varlıklarıdır
Sümer'lerin Enuma Eniş (Gökyüzünde) adlı yaratılış efsanelerinde evrenin bomboş olduğu bir ön zamanda bu iki varlığın bulunduğu belirtir
Evren* bütün tanrılar ve insanlar bu iki varlıktan* eşdeyişle su'dan meydana gelmiştir
Tatlı ve tuzlu suların birleşmesinden ilkin erkek yılan Lakmu (Lagma biçiminde de yazılıyor)'yla dişi yılan Lakamu (Lagama biçimindede yazılıyor) doğuyor
Bunların birleşmesinden de Anşar (Gök
An-sar biçiminde de yazılıyor) ve Kişar (Toprak
Ki-sar biçiminde de yazılıyor) meydana geliyor
Tanrılar ve insanlar işte bu gökle yerin birleşmesinden doğuyorlar
Temmuz: (Sümer) Sümer'lerin Dumuzi'sinin Sami'lerdeki adı
Tamuz ve Tammuz biçimlerindede yazılır ve söylenir
Kaynağı Sümer tanrısı Dummuzi olan Temmuz giderek Anadolu'da Attis ve Adonis'e dönüşmüştür
Bütün bunlar bitkilerin ölen ve yeniden dirilen tanrısı'dırlar
Bu tasarım* doğanın sonbaharda ölüp ilkbaharda yeniden canlanışını simgeler
Bu tanrılarda doğa gibi* sonbaharda ölüp ilkbaharda yeniden dirilerek aşk ve bereket getirirler
Sonbaharda ölümleri aşk yüzündendir* kışı yeraltı ölüler ülkesinde geçirişleri aşk yüzündendir* ikbaharda yeryüzüne dönüşleri aşk yüzündendir
Sümerlerden Yunanlılara kadar çeşitli bölgelere ad değiştirerek süregelen bu temel efsanede aşk ve şehvet doğurganlığın* bereketin* bolluğun simgesi sayılmıştır
Doğal yılın en verimli ayı sayılan Temmuz ayı da adını burdan alır
Bu tanrının sevgili ya da karısı da Sümerlerde İanna ya da İnanas* Samilerde İştar ya da Aştart ya da Aştoret'tir
Kimi anlatımlarda yeraltı ülkesine giden Temmuz değil* Aştart'dır
Orada tutuklanmış* bu yüzdende yeryüzünde aşk ve bereket kalmamıştır
İnsanların ve hayvanların üremesi durmuş* bitkiler açmaz ve tohum vermez olmuştur
Tanrılar bunu önlemek için kadınsı bir erkeği yeraltına göndererek Aştar'ın yeniden yeryüzüne dönmesini sağlamıştır
Akad anlatımlarındaysa İştar* genç kocası Temmuz'u aramak için yeraltı evrenine iner
Sümer anlatımlarında İnanna* yeraltı evlerinden çıkabilmek için* kocası Dumuzi'yi rehin bırakır
Ama bütün bu anlatımlarda tanrı ve tanrıçalar kış aylarını yeraltında* yaz aylarını yeryüzünde geçirirler; ölür ve yine dirilirler* ölmekle doğadaki canlılığa son verir ve dirilmekle doğayı canlandırırlar
Utu: (Sümer) Güneş-tanrı
Ud ya da Ut da denir
Mezapotamya metinlerde Babbar* Asur ve Hitit metinlerinde Şamaş adıyla anılır
Adalet-tanrı Kittu ve hak-tanrı Meşarru onun çocuklarıdır
Sümer zincirinde ilkin var bulunan su'dan An(Gök) doğuyor* sonra Ki(Toprak) ve bunalrın birleşmesinden Enlil(Hava) doğuyor* işte Nana(Ay)-Utu* (Güneş)-İnanna (Aşk ve savaş) onun çocuklarıdır
Utnapiştim: (Sümer) Sümer'lerin Nuh'u
Babil diliyle yazılan tabletlerde bu adla anılan tufan kahramanına Sümer'lerin Ziusudra dedikleri sonradan anlaşılmıştır
Utnapiştim'e Sümer'lerin
Nuh'u demekten daha iyisi Nuh'a Yahudilerin Ziusudra'sı demektir* çünkü bu öbüründen onbeş yüzyıl öncedir
Şurrupak kentinde kralmış* bilgeymiş ve rahipmiş
Adının sözcük anlamı "hayatı gören"dir
Ubara-Tutu'nun oğluymuş
Tufan'ı atlattıktan sonra ölümsüzlüğe kavuşan ve tanrılarca Dilmun(Cennet)'da yaşamasına izin verilen Utnapiştim aynı zamanda atası bulunduğu Gılgamış'a ünlü su baskınını şöle anlatır: İnsanlar çoğalıp gürültü yapmaya başlamışlar
Tanrıların gözüne uyku girmez olmuş
Bunun üzerine insanları yok etmeyi planlamışlar
Tanrı Ea "önceden verdiği sözü tutarak" bu karardan Utnapiştim'i haberdar etmiş ve bir gemi yapmasını sağlamış
Geminin yapımı bitince tufan patlamış
Öğlesine korkunç bir kasırga başlamışki "tanrılar bile korkularından göğün en yüksek katına kaçmışlar* orada sokak köpekleri gibi titreyerek duvar dibine sinmişler"
Altı gün ve altı gün gece boyunca gök ve yer birbirine karışmış
Öyle ki " cennetin ve cehennemin tanrıları ağlayışıp durmuşlar"
Yedinci gün başladığında tufan yatışmış* Utnapiştim'in gemisi de Nisir dağının tepesine oturmuş
Orada gemiden inip adak kurbanını kesmişler
"Tanrılar tatlı kokuyu alınca dağın başına sinekler gibi üşüşmüşler"
Tufan'ın düzenleyen tanrı Enlil çok kızmış* tanrı Ea'ysa kendisinin haber veridiği yadsımış ve "bilge kral Utnapiştim olacakları düşünde görmüş" deyip işin içinden sıyrılmış
Çaresiz kalan tanrılar toplanmışlar ve Utnapiştim'le karısına ölümsüzlük bağışlayıp "çok uzakta" yaşaması için Dilmun'a yerleştirmişler
Bu yüzden Sümer'ler ona Uzaktaki de derler
-
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul