Konu
:
Ayasofya'nın Mucizeleri
Yalnız Mesajı Göster
Ayasofya'nın Mucizeleri
07-25-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Ayasofya'nın Mucizeleri
Ayasofya'nın mucizeleri
Kalp hastalığını iyileştiren su* unutkanlıkları iyi eden yer* türlü hastalığa deva delikli direk* paskalya geceleri ortaya çıkan yumurta kabukları* geceleri içeride dolaşan ışıklar* Nuh'un gemisinin tahtalarıyla yapıldığı söylenen kapılar ve daha birçok açıklanamayan olay
921 YIL KİLİSE* 481 yıl da cami olarak hizmet gören Ayasofya* gerçekten çok etkin bir bina
İçeri girildiğinde insan ister istemez yüzyılların ağırlığını hissediyor
Bu dev yapı büyüklük yönünden Dünya'da dördüncü* kubbe yüksekliği yönündense beşincidir
Yüzyıllarca Hıristiyan Ortodoks Kilisesi' nin yönetim merkezi olan Ayasofya'ya Osmanlılarda çok önem verdiler
Bu önem onun maddi ve manevi varlığını büyüttü
Çeşitli mitler* öyküler* inançlar üst üste yığıldı
Gerçi* Dünya'nın birçok yerindeki ünlü ibadethanelerin kendilerine göre mitleri vardır
Yapım zamanlarının eskiliğine göre* çeşitli garip inançların hedefi olmuşlardır
Fakat Ayasofya'nın bu alandaki ünü çok fazla
Onun her yanı garip öykülerle dolu
Hem Hıristiyanlarca* hem de Müslümanlarca benimsenen ibadet yerlerinin en ünlüsü* Ayasofya'nın dışından (üstte) ve içinden bir görünümü (altda)
Maketini arılar yaptı
Ayasofya birçok kereler yapıldı ve yıkıldı
En son yıkılışı da Bizans tarihinde geçen Nika isyanı sırasında oldu
M
S
532 yılındaki bu isyan sırasında Ayasofya tamamen yandı
Bizans İmparatoru Justinyanus kiliseyi yeniden yaptırmaya karar verdi
Yapacak mimarı bir türlü bulamadı
O günlerde çok ilginç bir olay oldu
Bir dini ayin sırasında elindeki kutsal ekmekçiği bir arı kapıp kaçtı
İmparator arının saklandığı peteği bulup getirene ödüller vaat etti
Sonunda birisi bulup getirdi
Hayretle gördüler ki* petek mabet maketi şeklindeydi
Mabedin mihrap yerinde de kutsal ekmek duruyordu
Beyazlı delikanlının getirdiği altın
Sonra yapım başladı
Sıra kubbeye geldiğinde para bitmişti ve durmak zorunda kaldılar
İşte tam bu sırada* beyazlar giymiş bir delikanlı ortaya çıktı
Beraberinde çuvallarla yüklü katırlar da getirmişti
Delikanlıyı* İmparator Justinyanus'un huzuruna çıkardılar
İmparator çuvalların içindeki altını görünce* şaşkınlığını gizleyemedi
Justinyanus buna çok sevindi
Olayı yakınlarına anlattı
Fakat tılsım bozuldu
Beyazlı delikanlı bir daha görünmedi
Mimar kaçıyor
Duvarlar kubbe seviyesine gelince bu defa* mimarbaşı ortadan yok oldu
Roma'ya kaçtığını öğrendiler
7 yıl sonra mimar* Roma'daki işini de yarım bırakıp tekrar İstanbul'a döndü
İmparator* mimarbaşını görünce çok kızdı
Fakat mimarbaşı ona şöyle dedi:"Bu koca yapının temelinin çok sağlam olması gerekir* eğer kalsaydım acele ettirecektiniz ve yapının sağlamlığı tehlikeye düşecekti
"
Ayasofya'nın yapımı* 40 yıl sürdü
Büyük kubbenin üzerine altın bir haç takıldı
Bu haç o zamanlar öyle parlaktı ki* güneş vurunca* ışığı Alemdağ'dan*hatta Istranca Dağlanrından dahi görülüyordu
Yılanlar imparatoriçenin cesedini yiyorlar
Justinyanus'un karısı İmparatoriçe Thedora*
güzelliğinden başka bir şey düşünmeyen çok günahkâr bir kadındı
Ölünce yılanların kendisini yiyeceklerinden çok korkuyordu
Bu nedenle kurşun bir lahit yaptırdı ve kilisenin büyük kapısı üzerine gömülmesini emretti
Ancak efsaneye göre iki yılan* lahitte delikler açarak içeri girdiler ve cesedi yediler
Şimdi Ayasofya'nın giriş kapısı üzerinde görülen delikler yılanların açtığı delikler olarak kabul edilir
Terleyen direk
Ayasofya'nın kıble tarafındaki kapılarından soldan sayılınca sonuncusunun iç tarafında bir mermer sütun var
Bu sütunun en büyük özelliği kış ve yaz nemli olması
Bu yüzden bu sütuna "terleyen direk" deniyor
Sütunun zemininden başlayarak bir buçuk metrelik bir kısmı bakır plakalarla kaplı
İnanca göre sürekli baş ağrısı çekenleri* sindirim sistemi hastalıkları olanları ve sıtmaya tutulanları bu direk tedavi ediyor
Önce iki rekât namaz kılınıyor* sonra hasta avuçlarını önce bakır plakalara sonra da yüzüne sürüyor
Bu hareket üç kez tekrarlanınca hastalıklar iyi oluyor
Ayrıca elleri çok terleyen kimselerin* direğin üzerinde bulunan deliğe parmaklarını soktukları ve artık ellerinin terlemediği birçok defalar görülmüş
Terlemenin nedeni
İnanca göre* Ayasofya'nın büyük bir kubbesi bir depremde yıkılınca* 300 rahip Mekke'ye gitmişler ve orada zemzem suyundan almışlar* bunu Mekke toprağı ile karıştırıp*bu sütunun altına harç olarak koymuşlar
Sütunun bu yüzden "terlediğine"inanılıyor
Bir başka inanca göre de Hızır Peygamber* parmağım Ayasofya'daki deliğe sokmuş ve binayı Mekke'ye yöneltmiş yani kıbleye çevirmiş
Terleyen direğin ya da diğer adıyla ağlayan direğin öyküsü* görüldüğü kadarıyla Osmanlı döneminde ortaya çıkmış
İslam inançlarıyla beslenmiş
Sütunun yapısının gözenekli olduğu ve kılcal damarlar yoluyla temeldeki suyıK emdiği ve bu yü zden terlediği* en geçerli bilimsel açıklamalardan biri
Ama acaba neden sadece bu direği gözenekli taştan yapmışlar? Bu soru cevapsız kalıyor
Kuyudaki şifalı su
Ayasofya'nın içinde büyük salonun ortasında bir kuyu var
Eskiden bu kuyu kalp hastalığına tutulanların sık sık geldikleri bir yerdi
Bunlar üç cumartesi art arda aç karnına buraya geli}* sabah namazını kılar ve bu sudan içerlerdi
Bu gelenek cami müze haline getirilene kadar sürdü
Kuyunun üzerinde yaklaşık 50 santim çapında* demir bir kapak var
7 metrelik bir çubuk sarkıtıldığında dibine ulaşılamıyor
Su hâlâ mevcut* tadı tatlımsı ve mineralli
Bu suyun ne tür bir bir bileşim taşıdığının* incelenmesi gerekir
Yüzyıllardır orada durduğuna göre acaba bozulmuş mudur? Sonra niçin kalp hastalığına iyi geliyor? Bu da düşündürüyor
Yoksa suyun bir özelliği mi var? Bu soruların cevaplarını* devletin yetkili kurumlarına bırakıyoruz
Geçenlerde bilim dünyası çikolatanın içinde bulunan bir maddenin hormonal etki yaptığını açıkladı
Ama bu etki özellikle* aşk yüzünden kalbi kırılanların üzerinde görülüyormuş
Demek ki* bu madde*beyinde aşırı üzüntü yaratan merkezi etkiliyor
Ayasofya' daki kuyunun şifalı suyunun da böyle bir özelliği neden olmasın!
Ayasofya'nın içinde büyük salonun ortasındaki kuyunun ağzı (üstde)
Eskiden kalp hastaları* gelip bu kuyudan su içerler ve iyileşirlermiş
Ayasofya'nın ihtişamlı kubbesinin içeriden görünümü (altta)
"Tabuta dokunursanız* Ayasofya yıkılır"
Ayasofya'nın orta kıble kapısı üzerinde bir tabut var
Sarı pirinçten yapılmış bu tabutta Kraliçe Sofya yatıyor
Yalnız bir tehlike var* "Bu tabuta sakın dokunmayın" deniyor
Çünkü tabuta el sürü-lürse-jbüyük bir gürültü başlıyor ve tüm bina sallanmaya başlıyormuş
Kubbenin dört tarafında birer melek resmi var
Bunlar Cebrail* Mikail* İsrafil ve Azrail'dir
Bu melekler kanatlarını açmış bir biçimde çizilmişler
İnanca göre Azrail* imparatorların ölümlerini* Mikail düşman saldırılarını* Cebrail ve İsrafil ise olacak olayları haber veriyor
İnananlar* tabut ile bu melekler arasında bir ilişki kuruyorlar
Tabutun koruyuculuğunu da üstlenen melekler* ona dokunulmasına izin vermiyorlarmış
Esrarengiz kapılar
Ayasofya'nın güney tarafında ufak ve dar bir koridorun ucunda örülmüş bir kapı var
Buna "açılmaz kapı" deniyor
Anlatılanlara göre Fatih Sultan Mehmet İstanbul'a girdiğinde Rum Ortodoks Patriği yanındakilerle bu kapının önünde dua ediyormuş
Osmanlı ordusu kiliseye girince* Patrik bu kapıdan kaçıp kaybolmuş ve kapı bir daha açılmamış
Her paskalyada bu kapının önünde" kırmızı yumurta kabukları" ortaya çıkarmış
Bir de "Kapanmaz Kapı" miti var
Fetih günü* Fatih'in ordusundan biri bu kapıya öyle bir vuruş vurmuş ki* kapı yere gömülmüş ve bir daha asla açılmamış
İmparatoriçe Thedora'nın gömüldüğü lahit (üstte)
Deliklerden 2 yılanın girip* Thedora'nın cesedini yediği kabul ediliyor
Ayasofya'nın içinden bir başka görünüm (altta)
Pençe nişanı
Binanın güneydoğusundaki kubbeyi tutan fil ayağının bir yüzünde 6 metre yükseklikte ele benzeyen bir iz var
Kuşaktan kuşağa anlatılanlara göre* fetih günü* Fatih Sultan Mehmet'in atı ürkmüş* Sultan eliyle bu kemere tutunmuş
Atı ise sütunun kaidesini zedelemiş
Buraya kadar bir şey yok
Ama pençe izinin yerden 6 metre yükseklikte olduğu ve bu yüksekliğe* hiçbir atın erişemeyeceği düşünülürse* olayın esrarı bir anda ortaya çıkıveriyor
Gizli ayin
Bir başka olay Kanuni Sultan Süleyman döneminden
Gece bir derviş grubu camiye ibadet etmek için geliyormuş
Uzaktan Ayasofya' nın bütün ışıklarının yandığını görmüşler* içeriden ilahi sesleri geliyormuş
Dervişler korkup içeri girmemişler* olay padişaha iletilmiş
Kanuni adamlarıyla bizzat gelmiş ve dışarıdan olayı aynen görmüş
Sonra içeri girilmesini emretmiş ama içeri girenler kimseyi bulamamışlar
Her yer kapkaranlıkmış
Bu da Ayasofya'nın* halk deyişiyle* pek tekin bir yer olmadığına işaret eden bir efsane
Ayasofya'nın mucizelerinin sonu gelmiyor
Büyük kıble kapısının kanatlarının Nuh'un gemisinin tahtalarından yapıldığı bir diğer inanç
Eskiden deniz seferine çıkılmadan önce* yolcular bu kapıya gelir* dua eder ve Hz
Nuh'tan yardım dilerlermiş
Ayasofya'nın hikâyesi bundan ibaret değil
Birçok defa yıkılıp* sonra yeniden yapılan bu güzel yapının tarihi* insanoğlunun Dünya'daki serüveninin küçük bir parçası sanki
(Konu için Desperedoya teşekkürler)
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul