Sen, hiç yazılmadın ayrılığın satırlarına

Hiç durmadı



doğan günün şafağına karşı yüreğin



Sen, hiç aldanmadın esen rüzgara

Gerçeğin adı



Sen, hiç yalan olmadın


Şimdi bakıyorsun resimlere,
Tıpkı bakar gibi güneşine ikindinin



Neler aldı götürdü senden, saçlarındaki o dalgalar



Bir bilsen



Artık uzak sana sesimdeki diz çöken yankı
Duysan bile inanma sakın,
Ve şimdi ardıman,
Unuttuğun yerde kalıp, dönüşün umudunu,
Bir dilek tut kainata inanıyorsan
Adını nergis koy, korkma erguvan koy

İstersen içinde sakla, aldat kendini
Aldan



ve tükendikçe,
O büyük yalan



İstersen sussun dudakların,
Ağrıyan bir tövbenin gölgesine

Bil ki, bundan böyle
Değiştiremezsin artık hiç bir yazılanı



Değiştiremezsin artık



hiç bir yalanı


Bilmezsin,
Kaderimi ayakta tutandır sana yorgunluğum

Bak yine,
Omuzlarıma vurdu batan güneşin sanıcısı

Yüreğimde adı konulmamış volkanlar



Uyku bile gözüme, yağmura bürünüp yağar



Sabah, duman kokusuyla uyanırım hatıraların

Keskin “adın” gibi,
Ve ölüm tadında doğar öksürüklerim

İşte böyle



Bir dilek tut kolaysa şimdi

Adını “sen” koy istersen

İstersen



adını ben koyayım



Değişmez nasıl olsa sitemin tadı

Zaten ne de,
Feleğe bir yakarıştır, acıyıp gülmen



Ve öfkelendikçe tükenen, imrenen kendine


Ama ben, azaldım zaman çaldıkça senden

Bilmedin ki, ömür bittiğinde ayrılıkta çeker gider

Dileyemezsin sabahı,
Bilmedinki, en büyük düşmanidir kara toprak sevdanin

Bilmedinki, unutan sen değildin aslında



Unutan



yazıldığım satırlardı



Sen



hiç yazılmadın zaten



Çünkü biliyordun tüm yalanları



Çünkü sen,
Hiç yalan olmadın


