07-22-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Düşünüyorum,Öyleyse Varım-Descartes

XVII yüzyılın ilk çeyreği içindeyiz 1619 yılının 10 kasım günü, ordular otuz yıl savaşlarında çarpışadursun, gözlerini Tuna nehrinin mavi sularına dikmiş yirmi üç yaşında genç bir subay, Rene Descartes (1596-1650) kendi kendine şöyle düşünüyor:
Evet, insanın amacı mutluluğa erişmektir Mutluluğumuzu sağlamak içinse aklımızı kullanmamız gerekir İyi ama, bu aklı bu amaca erişebilecek bir güçle nasıl işletmeli? Aklımız pek dağınık Aristoteles mantığı onu gereği gibi çalıştırmamıza yetmiyor Aklımızı işletmek için yeni bir metot bulmalıyız Bu metot, matematik metodu olmalıdır
Bir düşünceyi bu metotla bölüp parçalayarak o düşünceyi meydana getiren ana düşünceleri bulup ayırmak, sonra bu ana düşünceleri birleştirerek o düşünceyi yeniden kurmak (analitik geometri)  
İnsanların bütün düşünceleri birbirlerine bağlıdır, birbirinden çıkar, başka bir deyişle, bir düşünceyi doğuran başka bir düşüncedir Şu halde, sırayı titizlikle kovalarsam, doğru olmayan bir düşünceyi doğru sanmaktan sakınabilirsem (başka bir deyişle, düşünce zincirinin arasına yanlış bir düşünce karıştırmazsam), ne kadar gizli olursa olsun sonunda bulamayacağım hiçbir bilgi kalmayacaktır
Kesin olan tek şey var:
Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek  Şüphe etmek, düşünmektir Şu halde düşünmekte olduğum şüphesiz Düşünmekse var olmaktır Şu halde var olduğum da şüphesizdir İşte bilgim: Ben varım Şimdi bütün öteki bilgileri bu sağlam bilgimden çıkarmalıyım
İşte Descartes'ı yeniçağ felsefesinin kurucusu yapan metot, bu metottur
Descartes, bu metotla düşünerek, şu sonuçlara varıyor:
Varlığımın amacı ne?
Mutluluk Mutluluğu elde etmek için iyi yaşamamız gerek Şu halde iyi yaşamanın bilgilerini elde etmeliyiz Bu bilgileri bize felsefe verecektir Felsefeye başlamak içinse hayatımızın işlerini düzenleyen bir töre (ahlak) edinmeliyiz Şu halde önceden birkaç iğreti ilke koyarak yaşamamızı düzenleyelim, sonra da bu düzen içinde asıl töreye, asıl mutluluğa, asıl ilkelere erişelim
Descartes, iyi yaşamak için gereken erdemin geçici ilkelerini Metot Üstüne Konuşma adlı ünlü yapıtının üçüncü bölümünde veriyor:
1 Dine, kanunlara, göreneklere, akıllı insanların uyguladıkları aşırılıktan uzak ölçülere uygun olarak yaşamak
2 İşlerimde kanılara varmak ve vardığım bu kanıların üstünde titizlikle direnmek (başka bir deyişle, artık bu kanılardan kuşkulanmamak ve bu kanıları değiştirmemek)
3 Düşüncelerimden başka hiçbir şeyin elimde olmadığını bilerek dünyanın düzeninden çok kendi isteklerimi değiştirmeye ve talihten çok kendimi yenmeye çalışmak
4 Yaptığım işi başkalarının yaptıkları işlerle ölçerek değerlendirmek (başka bir deyişle, yaptığım işin -analitik geometri metoduyla aklımı işletmek işinin- yapabileceğim en iyi iş olduğuna inanmak)
Descartes'a göre bu kurallar insanı bahtiyar (bonheur) eder, felsefeyle uğraşabilmek için gereken kafa ve beden rahatlığını sağlar, gerçek mutluluğu (beatitude) verecek olan bilgeliğe hazırlar
Çünkü mutluluk, bilgeliktedir (antikçağ Yunan felsefesi idealini hatırlayınız)
Bilgeliğe de felsefeyle varılır
Descartes'ı böylesine bir kolaylığa götüren nedir?
Bana öyle geliyor ki Descartes, bütün bunlarla şunu demek istiyor:
Her şeye razıyım Beni tedirgin etmeyin Bırakın da rahat rahat düşüneyim ve size gerçek mutluluğun, erdemin kurallarını bulayım
*
Düşünce Tarihi-Orhan Hançerlioğlu
|
|
|
|