07-22-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Düşünmek Göze Almaktır-Ahmet İnam
Tabii, bir ihtiyat var ki felsefeci için bir anlamda gereklidir; çünkü uçmak bile belli bir ihtiyatla yapılabilen bir şey
Uçma derken alıkça bir uçmadan söz etmiyorum Çünkü gidip kendini alıkça Galata Kulesi'nden atan bir adama benim hürmetim olamaz
Ama birisi kendine özgü bir aerodinamik teorisi geliştirir, ona göre kanatlarına özen gösterir ve hatta kanatlarını farklı renklere boyar  
İşte böyle adamların uçamayışı çok anlamlıdır Çünkü uçma üzerine düşünmüştür; uçma hakkında bir fikri vardır; uçmayla kendi yaşam deneyimlerini biriktirmiştir ve uçamamıştır Yanındaki sevgilini etkilemek için kendini aşağı atabilirsin Yahut ilaç alıp aşağı atlarsın Bunlar bize bir şey öğretmez
Bir felsefe öğrencisinin, "hangi uçuculara saygı duyulmalıdır?" diye sorması lazım Çünkü hakikaten bir saygın olanlar gibi, beş para etmez uçucular da var
Tabii bunların yanında piyadelerden de bahsedebiliriz Gerçekten eli öpülesi piyadeler de vardır, alık piyadeler de
Bu alık piyadeler sürekli elinde kalkan olan birinin arkasından giden, onun bacağına yapışıp "bana ok gelmesin" diyen piyadelerdir bunlar
Diğerleri de "ben gidiyorum gelen var mı?" diyenlerden
Ötekiler de buna diyecektir ki "sen git, bir şey olmuyorsa biz de gelelim "
Bu doğuluların mayın tarlasına önce eşeklerini sürmelerine benziyor Evet, böyle, mayın tarlasına girebilen piyadeler var
Yaratıcı düşünür ikiye ayırdık; uçarak düşünenler ve piyade olarak düşünenler diye Bu iki düşünme biçiminde de ortak olansa risk almaktır; yani bir şeyleri göze almaktır
Çünkü, düşünmek göze almaktır
Heidegger buna "Wagnis" diyordu Yani Wagnis tavrı içinde değilsen, ister uçucu ol ister piyade ol, eli öpülesi bir insan olacağını sanmıyorum
Mesela bizim akademik çevrelerde şöyle yürünür:
Ciddi bir ifadeyle biri el çırpar ve tok bir sesle "Toplanın, yürüyeceğiz" der Sonuçta birilerini önden yürütüyorlar O kişi alık bir asistan olabilir ya da meczup biri olabilir "Sen bir yürü bakalım" derken de, yani "Sen bir makale yolla bakalım bir dergiye basılıyor mu?" demektir o
Ya da "Sen bir kitap yaz da alık gibi görünüyor musun yoksa, Nobel mi ödül mü alacaksın, akademik çevreler seni nasıl görecekler bakalım?" demektir Bu insanların da ihtiyatları sigortalı bir ihtiyat oluyor; çok fazla garantili oluyor
Bu, çok anlamsızdır demek istemiyorum; zaten çoğunluk böyle yürüyor Belki de, Viyana Çevresi'nin kurucuları ve bu düşünce akımının oluşturucuları kesinlikle iyi piyadelerdi Onların eli öpülesi piyadeler olduklarını düşünüyorum; mesela Carnap Wittgenstein zaten uçucudur ve daha Tractatus'dan anlarsınız bunu Çünkü, rezil olabilirdi
Russell gibi bir insan olmasaydı, Moore gibi bir insan olmasaydı, Wittgenstein kolaylıkla rezil olabilirdi
Wittgenstein'ın akademik çevrede hiçbir şansı olmayabilirdi; adı sanı duyulmayabilirdi diye düşünüyorum O tam bir uçucuydu; ama onun dışında bir Carnap gibi, Hempel gibi insanlar da çok saygın, eli öpülesi piyadelerdi
Mesela hocamız Teo Grünberg'i düşünürsek, o da saygın bir piyadedir Fakat o çok titiz bir piyadedir
Titiz olması kendisinde cesaretsizliğe yol açmamıştır Teo Bey'in dürüstlüğü bence şuradadır:
Neyi nasıl yürüyeceğini baştan söyler Gerçi son zamanlarda kendisinin de uçmaya kalktığı söylense de, ki uçmaya karar vermişse de hak etmiştir; hoca uçsa bile saygınlığını kaybedeceğini sanmam Çünkü hoca, piyade yürüyüşlerinin tekniğini anlamaya çalışmıştır ve çok da anlamlıdır bu
Analitik okulda yürümek çok iyi bir şekilde yürüyüş tekniği üzerine düşünmekle olanaklıdır
Yürürken aynı zamanda "nasıl yürüyorum?" üzerine de yürüyüş yapmak lazım
Bir yandan sorunların üzerine giderken, "sorunların üzerine nasıl gidiyorum?" sorununun da üzerine gitmek lazım
  
|
|
|
|