07-22-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İlk Ve Son Hayalet: Dil (Stirner)
Nesne ve dil yan yana dururlar Nesne kendi gerçeğiyle değişime uğrarken dil nesneden bağımsız olarak değişir
Sözcükler realitenin yerini alır ve realiteler düşünceden kovulur, dolayısıyla realite yoktur – işte
Nesne ölür, sözcük devam eder - işte
Düne kadar anlamsızlığı anlamak isterdim,Anlam kazanılamayacağını bile bile,Gilgameş’in olanaksız arayışını, anlamsız çabasınıanlayıncaya kadarVeAnlamsızlığın bittiği yere kadar
VeÖlümü görünce
VeÖlünce
Genel kavramlar mantıksal bir düzenleme için faydalıolabilirler, kavram ve sözcükler kendi mantıksal boyutlarında işlev görürler Bunun ötesiniirdelemek olanaksızlığa götürür
Varlık olanaksızlıktır Olanaksızı istemek, anlanamayacağı anlamaya uğraşmakDilin bittiği yerde başlar
Ve Felsefe işte dilin bittiği yerde anlam kazanır,Ölümün başladığı yerde yaşamın anlam kazandığı gibi - Yaşamın başladığı yerde ölümün anlam kazandığı gibi
Buna göre ancak dizginsiz olan, realiteye gerçek olarak yansır –bu tekil realitedir Dil yaşamı asla kapsayamaz, her dilsel düzenleme mimari bir kurgudur Kurgular ve nesneler biribirleriyle özdeşleşmedikleri gibi, biribirlerinden kopuk yaşarlar Her nesne kendi realite ve gerçegini içinde barındırır Dil nesneyi değil, ancak kendisini değiştirir
Bir realist sözcük-realistidir, sözcük gerçekçisidir Evrensel realite,evrensel gerçek, evrensel insan, evrensel mantık onun özel saplantısıdır Çünkü hiç bir us düşüncenin genel kriterlerine temel olamaz – her us zaten düşünce ve eylem biçimidir UsVarlık’ı değil, kendisini ifade edebilir ancak Varlık kendi gerçeğini arayan koskocaman bir Hiç’tir – dolu dolu
Ey dillenme dilencisi! Varlık’ına geri dön, Geri dön geldiğin yere, Göreceksin suçun ve cezanın yaşamadığı Varlık bahçesini, Yeniden yaratacaksın arı Hiçlik’ini
Konuşulur mu - dans edildikçe?
Yaşanır mı anarşi - dillendikçe?
Dansa soyunmak üzere son elbisemi çıkarırım,Dillenmedikçe Anarşi nedir? Bu soruya en kötü yanıtı anarşistler verir!İşteMauthner’in dostluğuna sığınarak sözcükleştirdiğim akıl yürütmemi şu zavallı sözcüklerle bitiriyorum:
Ölümün yokluk olamayacağını bilen bir yersizyurtsuz olarak Varlık ile Hiçlik’in daima biribirleriyle seviştiğini duyumsuyor ve gidiyorum Sen beynimin ürettiği bir saplantısın, ey dünya
Düşünmek lüksüm değil, düşselligimdir,Düşünmek lüksüm değil, düşmüşlüğümdür – işte Öte-si: Beyaz kar taneciklerindeki sıcaklığı hissedebiliyor musun?
M Stirner
|
|
|
|