|
Prof. Dr. Sinsi
|
Sûretü'l-Fatihâ'nin Ebcedi Değerleri;
SÛRETÜ'L-FATİHÂ'NIN EBCEDİ DEĞERLERİ;
Bî'smillâh'ir-rahmân'ir-râhîm = 786
Elhamdü lillâhi Rabbil Alemîn = 582
Er-Rahmân'ir-Rahîm = 618
Mâliki Yevmiddîn = 242
İyyâke'nabüdü ve iyyâke'nesteıyn = 835
İhdina's-Sıratâl-Müstekîm = 1073
Sırâtallezine En'amte Aleyhim = 1807
Ğayril Mağdûbi Aleyhim Veladdallîn = 4203
Sûretü'l-Fatihâ Şerifenin Ebced Değeri Toplamı : 10146
KARTAL KAYA
Bismillâhirrahmânirrahîm
Malûm ola ki Besmele-i Şerîf’te üç isim vardır
Biri ismi celâl ki Allâh, ismi Zât
İkincisi ismi kemâldir ki Er-Rahmân, ismi Sıfat
Üçüncüsü ismi cemâldir ki Er-Rahîm, ismi Ef’al’dir
Bundan malûm oldu ki Besmele; ismi zât ve sıfat ve ef’al’dir Yani tecelli-i ilahi,
zâtı, sıfatı ve ef’ali ile âlem, vücûda gelip mevcût oldu Zât, sıfat ve ef’al olmayınca
bir şey vücûda gelmez Ef’al, sıfat mazhârıdır
Elhamdülillâh: Hamd demek; Hakk Tealâ Hazretleri zâtını senâ etmektedir
Resûlullâh Sallallâhû âleyhi ve's-sellem ;
( Lâ uhsi senâi âleyke ente kemâ isneyte âleyke nefsike ) buyurdu Yani Hakk Teâlâ
zâtına lâyık olan tazimatı kimse hasredemez Ancak bi-nihaye olan, zâtına layık ve malûmdur
Ol hamdülillâhtır
Rabbu'l-Âlemîn: Yani zâtıyla ve sıfatıyla ve ef’ali ile âlemini zuhûra
getirip ve her an imdat eden Rabbu'l-Âlemîn'e hamd mahsustur Âleminden murad mahlûkattır
Evvelâ Rûh-ı Muhammed Sallallâhû âleyhi ve's-sellem’dir ki, ismi Bedî mazhârıdır
İkinci Rûh-ı İnsani, nefsi natıka, ismi Baîs mazhârıdır
Üçüncü Tabiat, ismi Bâtın mazhârıdır
Dördüncü Heyulâ, ismi Âhîr mazhârıdır
Beşinci Şekil, ismi Zâhîr mazhârıdır
Altıncı Cismi Küll, ismi Hâkim mazhârıdır
Yedinci Ârş, ismi Muhit mazhârıdır
Sekizinci Kürsi, ismi Şekûr mazhârıdır
Dokuzuncu Felek-i Atlas ismi Ganî mazhârıdır
Onuncu Felek-i Menâzil, ismi Mukaddîrmazhârıdır
On Birinci Felek-i Zuhal, ismi Rabb mazhârıdır
On İkinci Felek-i Müşteri, ismi Âlim mazhârıdır
On Üçüncü Felek-i Merih, ismi Kâhîr mazhârıdır
On Dördüncü Felek-i Şems, ismi Nûr mazhârıdır
On Beşinci Felek-i Zühre, ismi Musavvirmazhârıdır
On Altıncı Felek-i Utarit, ismi Muhsin mazhârıdır
On Yedinci Felek-i Kamer, ismi Mübin mazhârıdır
On Sekizinci Felek-i Esir, ismi Kâbız mazhârıdır
On Dokuzuncu Küre-i Hava (Hava), ismi Hâyy mazhârıdır
Yirminci Küre-i Mâi (Su), ismi Muhyî mazhârıdır
Yirmi Birinci Küre-i Türâb (Toprak), ismi Muhît mazhârıdır
Yirmi İkinci Maden, ismi Âzîz mazhârıdır
Yirmi Üçüncü Nebât, ismi Rezzâk mazhârıdır
Yirmi Dördüncü Hayvan ismi Mudil mazharıdır
Yirmi Beşinci Cin, ismi Latîf mazharıdır
Yirmi Altıncı Melek, ismi Kaviyy mazharıdır
Yirmi Yedinci İnsan, ismi Camii mazharıdır
Yirmi Sekizinci Mertebe-i İnsan, Refiü’d-derecât mazharıdır
Bu âlemlerin mürebbileri ve sahipleri Hakk Teâlâ Hazretleridir
Er-Rahmâni'r-Rahîm: Yirmi sekiz âlemi icâd eden
Rahmân ve imdât eden Rahîm’dir
Malikî Yevmi'd-dîn: Yevm-i Kıyâmet mâliki, Allâh
Teâlâ Hazretleridir Yevm-i Kıyâmet demek, yevm-i Haşir ve neşirdir Ol mevttir Haberde varid
olduğu üzere; ( İzâ mâte'l-Abdu kamet kıyâmetühü ) yani kişi öldüğü vakit kıyâmeti kopar demektir
Ölmek iki kısımdır Biri Mevt-i İhtiyari, diğeri Mevt-i Izdırari’dir
Mevt-i Izdırari, her şey ölür ( küllü nefsi zaiğetu'l-mevt ) (Enbiyâ, 21/35), her kişi mevti zevk eder Ve Mevt-i İhtiyâri, kâmiline mahsustur
( Mutu kable ente mutu ) haberde varid oldu Mevt-i İhtiyari
fenafillâhtır Ol taife-i aliyelerin haşirleri ve neşirleri dünyada olur
Mevt-i Izdırarileri, dâr-ı fenadan dâr-ı bekâya irtihalleridir Ve bu taife mekân
ile mukayyet olmadıkları gibi, kevn ile dahi mukayyet olmazlar Kâmilinden olmayanların
mevtleri ancak ızdıraridir Ve onlar iki taifedir; Mümin-i tâki ve kâfir-i şaki
Mümin-i tâki, bâde'l-mevt rûhu illiyin ile mukâyyet olur Kâfir-i şaki, siccin ile mukayyet olur
Mümin-i tâki, tecelli-i cemalde olur
Kâfir-i şaki, tecelli-i celâlde olur ki, mevalidde tevfiki ve ahz eylediği sıfata göredir
Rûhları kimi hınzır ve kimi maymun ve kimi hayye (yılan) ve akrep Herkes kesb eylediği
sıfat suretinde siccinde hapsolur Ve devri daim ile kail olanlar, “tenâsuh ve temâsuh ve
tefâsuh ve terâsuh” olur deyu mezhepleri bâtıldır
Tenâsuh manası: Rûh-ı insan nez oldukta yine beden-i insana hâl olur demektir
Temâsuh; Beden-i hayvana hâl olur
Tefâsuh; Nebata hâl olur
Terâsuh; Madene hâl olur demektir Lâkin “nebâta, madene hâl olur ise, ile'l-ebed
kalır, devretmez Hayvana ve insana hâl olursa devreder” deyu, bu kavli diyen taife Devriye
mezhebidir ki onlar, Yahudi ve Mason ve Protestan ve gayrileridir Ve bu mezhepçe
tebdil-i meratib ve taayünat lâzım gelir Zira Zeyd Amr olmaz ve Bekir Beşir olmaz
İnsan hayvan olmaz, nebât hayvan olmaz Zira tâattul lazım gelir
İyyake na'büdü ve iyyâke nesta’în:Yani Yâ Allâh! Seninle
sana ibadet ederiz İbadetimiz, taleb-i cinân ve havf-ı nirân için varlığımız ile değildir
İhdinâ's-sırâta’l-müstakim: Sırât-ı müstakim,
kâmillerin sırat-ı müstakimidir ki Tevhid’dir
( Kul hazihi sebiyliy edu illallâhi ) (Yusuf 12/108)fermanı
ilâhî ile sabit oldu ki, mürşid dâ'veti ile olur Mürşid, şeriât ve tarikat ve hakikat haberdarı
olmak lazım gelir
Sırâtallezine en’âmte âleyhim: Ol sırat-ı
müstakim enbiya ve kâmilin sıratlarıdır ki, Tevhid-i Sırf’a kadar
Gayru’l-mağdûbi âleyhim: Onlar Yahudilerdir ki,
âlemi mevcut ve Hakk Tealâ Hazretleri’ni makul tutarlar
Velâd-dâllîn: Onlar Nasârâlardır ki, halka Hakk
diyenlerdir Hazreti İsa Aleyhisselâm ve gayrileri hakkında dedikleri gibi
Vallâhu âlemin ve sallallâhü aleyhi ve âlihi ve sahbihi ve's-sellim ecmâîn
|