|
Prof. Dr. Sinsi
|
Su Kristallerinin Ve Müziğin Sırları
SU KRİSTALLERİNİN ve MÜZİĞİN SIRLARI
Japon Bilim Adamı Prof Dr Masaru EMOTO içinde 70’ten fazla kristal resmi bulunan Su Kristalleri adlı kitabında “Su cansız bir madde değil; canlı ve duyguları algılayan kristallerden oluşmaktadır Su çevresinden pozitif ve negatif bilgileri alır ve ona göre tepki verir ” diyor Prof Emoto’ nun suyun biyo-fizikî özelliklerini araştırarak ortaya koyduğu gerçekler, yeni bir döneme kapı açacak gibi
Prof Dr Masaru EMOTO, üç yıl kadar önce mikroskopla yaptığı araştırmalarda, donmuş su kristallerinin dış tesirler karşısında çok değişik şekillerde reaksiyon gösterdiğini keşfetti Bu araştırmalara göre su kristalleri, dış çevre tesirlerinin yanı sıra, müzik, söz ve kavramlara da tepki veriyor
Emoto on iki yıl süren çalışmaları ve yaptığı on binlerce deney neticesinde, suyun sadece iyi ve kötü bilgileri, müzik ve sözleri değil, hisleri ve şuuru da kaydettiğini ortaya çıkardı
Çekilen Kristal fotoğraflarında suyun verdiği mesaj çok açık; sevgi ve minnettarlık gibi duygular fıtrat tarafından tasvip görmüştür Yani sevgi ve minnettarlık, fıtratın özüdür Su, ne kadar sevgi, duygu ve ahenk dolu söz ve mûsikî ile karşılaşırsa; altıgen kristal yapısı da o kadar güzel ve düzgün olmaktadır Meselâ çekilen fotoğrafların birinde suyun yanında “şeytan” denildiğinde, kristaller kaotik (düzensiz) bir biçime girerken, diğerinde de güzel sözlerle dua edildiğinde, suda, berrak ve estetik yapısı ile mükemmel bir altıgen ortaya çıkıyor Emoto, bu çalışmalarıyla görünmeyen bir ruh aleminin varlığına işaret ediyor
Emoto, araştırmalarıyla suyun sadece hafızasının ve bilgi taşıyıcı özelliğinin olmadığını, aynı zamanda kâinatın dilini ve gerçek sevgi titreşimini de yansıttığını ispatlamaktadır Mesalâ iki kavanozun içine haşlanmış pirinç konuyor Birine teşekkür diğerine aptal yazılıyor Bir ay boyunca bu sözler bu şişelere söyleniyor Netice çok enteresan: “APTAL” denen kavanozun içindeki pirinçler siyahlaşıyor ve kavanozdan çok kötü koku çıkıyor Diğerinde ise; pirinç beyaz kalıp, hoş bir koku yayılıyor Bu da gösteriyor ki, kötü sözler, su ve pirincin üzerinde tesirli oluyor Öyleyse Allah’ın nimet ve ihsanlarına karşı, zikir, fikir ve şükür vesilemizi hiç unutmamamız gerekiyor Bilhassa Bismillahirrahmanirrahim ile Elhamdülillah hiç unutulmamalıdır
Heavy-metal müzik ve küfür sözlerinin aksettiği suyun kristal yapısı, yapılan deneylerde tamamen parçalanıp dağılarak eski kristal formları binlerce parçaya bölünüyor Vücudumuzun %70 gibi büyük bir kısmı sudan oluşması gerçeği de, bizim, diğer insanların ve tabiatla olan münasebetlerimize dikkat etmemiz gerektiğini ortaya koyuyor Vücudumuz ses ve titreşimler için harika bir iletkendir Biz sadece kulaklarımızla değil, her bir hücremizle bu titreşimleri duyuyoruz Her türlü karmaşa ve gürültü, bizi strese sokar, morlaimizi bozar ve ümitsizliğe sevk eder Neticede bunlar bağışıklık sistemimizi zayıflatır 90 desibelden daha yüksek frekanstaki sesler, strese ve işitme kaybına yol açmaktadır Dr Pierce J HOWARD, çok yüksek titreşimli müziğin, alkol ve uyuşturucu gibi, şuura tesir edip bize uyuşukluk verdiğini, sonrasında bizde bağımlılık yaptığını belirtmektedir
İnsan sesi kıymeti bilinmeyen şifa aracıdır Sese, her bir hücreye ve organa tesir etme gücü verilmiştir Musikînin vesile olacağı şifaî tesiri başlatmak için yapılacak iş, güzel müzikleri dinlemek ve Kur’ân-ı Kerim okumaktır
Müzik, beynin mezolimbik bölgesindeki merkezleri uyararak, endofrin, oksitoksin ve enkefalin gibi nöro-transmitterlerinsalgılanmasını tetikler Açıkça görülmektedir ki, yaratılıştan beynimize, uyumlu ve ritmik seslere cevap veren bağlantılar konmuştur İnsanlar müzik kulağına ve güzel sese sahip olmasa da, seslerin ahenkli şekilde söylenmesine karşı duyarlıdırlar
Müziğin,;
-Stres hormonu kortizolün sentezini %25 azaltmaya,
-Vücudun salgılanmasını artırmaya,
-Ameliyat sonrası sancıları hafifletmeye,
-Ameliyatlı hastaların daha hızlı ve hafif ağrılı bir şekilde iyileşmelerine,
-Soğuk algınlığını önlemeye,
-Bağışıklık sisteminin savaşçı maddeleri imiglobin A’nın %14 ‘e çıkmasına,
-İlaç olmadan doğumu kolaylaştırmaya,
-Sakinleştirici melodilerin endişe ve korkuları gidermeye,
-Tansiyonu düşürmeye ve kalp ritmini yavaşlatmaya vesile olduğu anlaşılmıştır
-Müziğin Ayrıca ;
-Yoğun bakımdaki prematüre bebeklerin gelişmesine
-Çocukların beyinlerinin nöral bağlantılarının uyarılmasına ve çevreye olan hassasiyetlerinin artmasına,
-Hafızalarının güçlenmesine,
-Tansiyonlarının 5 birim kadar düşmesine,
-Kalp atış ritimlerinin azalmasına ve kardiyak kan çıkışının azalmasına,
-kas gerilmesini gevşetmeye,
-ilaç kullanmadan ağrı ve rahatsızlıkların azaltılmasına vesile olduğuna dair bazı tespitler vardır
Musikî ile tedavi 8 yy ile 16 yy lar arasında Dünyada ve Osmanlı’da kullanılmaktaydı
Su Kristalleri adlı kitabında suyu çeşitli yönlerden ele alan Prof Dr Masaru EMOTO, çalışmalarının ilmi temelini oluştururken, din gerçeğini de göz ardı etmiyor “21 yy’da en önemli olayın ilimle dinin yeniden buluşması olacağını düşünüyorum Eğer din olmasaydı insan aptallaşacak, modern ilim de hiçbir zaman ortaya çıkmayacaktı ” diyor
Kaynak:
Sızıntı Dergisi
Aralık 2002 Sayı:287-15
Ekim 2004 Sayı:309-8 ve
|