07-16-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Derviş Kaşıkları
Bir gün sormuşlar erenlerden birine;
-Sevginin sözünü edenlerle,sevgiyi yaşayanlar arasında fark var dediniz Bu fark nedir?
-Bekleyin,demiş Göstereyim
Önce,sevgiyi dilinden gönlüne indirememiş olanları davet etmiş yemeğe
Herkes yerine oturduğunda mis gibi kokan sıcak çorbalar gelmiş Ardındanda'Derviş kaşıkları' denilen
birer metre boyundaki kaşıklar 
Ev sahibi,bu uzun saplı kaşıkları dağıtırkkende;'Sadece,diye şart koşmuş Bu kaşıkların
uçlarından tutmanıza izin var! '
Kabul eden almış kaşığı ve çorbayı içmeye davranmış 
Fakat o ne?
Kaşıkların sapı çok uzun geldiğinden her teşebbüs boşa gidiyor,bir türlü ağızlarına
ulaştıramıyor ve sıcak çorbaları üstlerine başlarına döküp saçıyorlarmış
Sonunda bakmışlar ki olmuyor,beceremiyorlar,aç acına kalkıp gitmişler sofradan
-Erenleer,yarenler,demiş koca çınar 
-Çağırın şimdide soframıza şunlarıı ve şunları 
Yüzleri aydınlık,gözleri sevgi ışığı dolu,mütebessim insanlar gelip oturmuşlar sofraya
Ev sahibinin;
-Hadi buyrun ,afiyet olsun
deyişini bekledikten sonra;'BİSMİLLAH 'diyerek,her biri uçlarından tuttukları uzun kaşıkları
kendi önlerindeki çorbaya daldırıp,içmesi için karşısındaki kardeşinin ağzına uzatmış 
Böylece her biri bir diğerini doyurduğu için,biraz sonra şükrederek kalkmışlar sofradan
Tebessüm ederek;
-İşte gördünüz demiş,gönül ehli bilge kişi
Kimki şu hayat sofrasında yalnızca kendini görür ve yalnız kendini doyurmayı düşünürse,o aç kalacaktır 
Ve kim kardeşinide görür düşünür
ve doyurursa,o dahi bir diğer kardeşi tarafından doyurulacaktır  
Şu hayat bir ibretlik pazardır,canlar Alan değil,daima verenler kazançtadır! 
|
|
|
|