Konu
:
Elçi Kabul Törenleri
Yalnız Mesajı Göster
Elçi Kabul Törenleri
07-16-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Elçi Kabul Törenleri
Osmanlı tarihinde gerek doğu gerekse batı ülkeleriyle diplomatik ilişkiler büyük önem taşımıştır
Özellikle 15
yüzyıldan sonra Osmanlı devletinin üç kıtaya yayılmasıyla Akkoyunlular Memluklar Hindistan'da Babürlüler Avrupa'da AvusturyaMacaristan Fransa Hollanda İsveç Prusya kırallıkları ve İtalya yarımadasındaki devletlerle diplomatik ilişkiler sürdürülmüştür
Bu ülkelerin konumu ilişkilerde önemli rol oynamış bu ilişkiler savaşlar dostluk dereceleri ticaret koşulları çerçevesinde belirlenmiştir
Rusya Avusturya gibi bazı ülkeler kapı kethüdası' adı altında uzun süreli maslahatgüzar bulundurmuşlardır
18
yüzyıldan sonra ise birçok Avrupa ülkesinin İstanbul'da sürekli elçisi olmuştur
Osmanlılar ya da yeni kralları tebrik etmek veya savaş sonrası anlaşmaları sağlamak için ara sıra gönderdikleri elçi heyetleri kısa süre içinde geri dönmüşlerdir
18
yüzyıldan sonra gönderilen kimi elçiler ise daha uzun süre kalmışlardır
III
Selim büyük Avrupa ülkelerine üçer sene kalmak üzere sürekli elçi göndermeye başlamıştır
Kaynaklar Osmanlıların yabancı elçilere oldukça iyi davrandıkları konusunda birleşirler
Hatta kimi yabancı yazarlar Kuran'a bile dikkat çekmiş elçilere ait Kuran hükmünden söz etmiştir
Gerçekten de Kuran'da elçilerin yalnızca aracı olduğu ve kendilerine fenalık edilmemesi gerektiği belirtilir; hatta 'elçiye zeval olmaz' deyimi buradan gelir
Gerçi Yedikule zindanlarına kapatılan elçiler de yok değildi
Özellikle istenmiyen savaş ilanları ya da düşmanlarla ittifak bu tür cezaların nedeni olabiliyordu
Osmanlı'da gerek Müslüman gerekse Hıristiyan elçilerinin sadrazam ve padişah tarafından kabulü belirli bir protokola bağlıydı
Bu protokol teşrifat defterlerinde belirtilir ve teşrifat memurlarınca yürütülürdü
Elçi kabul töreni elçinin kıdemine göre değişirdi
Elçilere eşlik eden birçok Avrupalı yazar bu protokolu ayrıntıyla anlatmış ve elçilerin birlikte getirdikleri ressamlar da bu törenleri resimlemişlerdir
Osmanlı ülkesine gelen elçi heyetleri sınırdan girdikten sonra İstanbul'dan yollanan bir mihmandar ile bütün masrafları karşılanmak üzere payitahta getirilirdi
Elçinin dönüşüne kadar elçi ve maiyeti devletin misafiri sayılırlardı
Örneğin1589'da gelen İran elçisine günde yüz koyun ve yüz şekerli ekmek ve para verildiği kaynaklarda geçer
1665'te gelen Avusturya elçisi Kont Leslie'ye günde yüz elli kuruş verilmiş ve ahırının bütün masrafları karşılanmıştır
17
yüzyıla kadar Avrupa'dan gelen elçiler sonraki günlerde Paşakapısı
İlk resmi elçi kabulü II
Murad zamanında Edirne sarayında gerçekleşmiştir
1432-33 yıllarında Yakındoğu'ya ve Istanbul'a gelen Bertrandon de la Brocqui?re seyahatnamesinde padişahın Edirne sarayındaki kabulünü anlatır
Padişahın kendilerine etli pilav ikram edildiğini anlatır
Demek ki 15
yüzyılda ufak çapta törenler düzenleniyordu
Aslında Osmanlı'da saraydaki devlet törenlerinde uygulanan protokol elçilere de uygulanmıştır
Ancak bazı elçi kabulleri başka kentlerde ya da seferler sırasında gerçekleşmiştir
Osmanlı tarihine ilişkin el yazmalarında minyatürlerle belgelenmiş kimi elçi kabullerine bakarsak Kanuni'nin başarıyla sonuçlanmayan 1529 Avusturya seferinden sonra Avusturyalılar Buda'yı almış ve Habsburglara yenilen Fransız Kralı I
FrançoisOsmanlı Sultanından yardım istemiştir
Kanuni bunun üzerine tekrar sefere çıkmış ve Belgrad'da konakladığı sırada Fransız elçisi Antonio Ricon ve heyetini kabul etmiştir
Elçi Osmanlı ordusu tarafından gerçekleştirilen görkemli bir törenle karşılanmış hatta kaynaklara göre padişahın elini öpmesine izin verilmiştir ki bu gerçek bir onurdur
Padişah otağ-ı humayunda tahtında oturur
Elçi heyeti sırayla önce başları Antonio Ricon olmak üzere padişahın önünde eğilirler
Ricon padişahın elini öper ve François'nın ittifakı yenileyen mektubunu sunar
Kanuni'nin seferleri sırasında yalnızca elçi heyetleri değil kral-kraliçe kabulleri de gerçekleşmiştir
Mohaç seferinden sonra Avusturyalılar tarafından çalınan Macaristan kraliyet tacını Kanuni geri aldırmış ve tacı müttefiki Janos Zapolya'ya teslim ettirmiştir
Janos Zapolya'nın 1540'ta ölümünden sonra Polonya kralının kızı olan karısı Isabella ve yeni doğan oğlu Stefan'ı Kanuni bizzat kabul etmiştir; çünkü bu arada Arşidük Ferdinand Stefan'ı değil V
Charles'ın kardeşini Macar kıralı yapmıştır
Kanuni 1541'de tekrar sefere çıkmış ve Avusturyalılarla savaşı kazanmıştır
Kanuni döneminde Habsburg elçilerinin kabulünde faklılıklar gözlemlenir
Örneğin ancak haftalarca oyalanmışlar ve Osmanlılar Ferdinand'ın Macaristan tacına sahip olmasına karşı gelmişlerdir
Bu olaya ilişkin bir minyatürde Kanuni'nin önünden geçen esirleri görülür
Savaş esirleri ceza olarak kucaklarında kesik kafaları taşımak zorundadırlar
1532'de barış anlaşması yapmak üzere Ferdinand'ın gönderdiği Avusturya delegelerini Kanuni Niş'te kabul etmiştir
Ancak Kanuni Ferdinand'ın mektubundaki hiçbir öneriyi kabul etmemiş ve onları geri göndermiştir
Doğudan gelen elçilerin kabul törenlerine bakarsak onlarda da kimi farklılıklar dikkat çeker
Kanuni 1554'te Iran'a sefer yapar çünkü Safeviler Kanuni'nin Macaristan seferlerinden yararlanıp Van'ı ve Ahlat'ı işgal etmişlerdir
Ferdinand ise Şah Tahmasp'a Osmanlılara karşı ittifak önermiştir
Bunun üzerine Tahmasp'ın ordusunu yenen Kanuni 1554-55 kışını Amasya'da geçirir
1555'te Tahmasp Şah Kemaleddin Ferruhzade'yi iyi niyet elçisi olarak gönderir
Elçi önce sadrazamla görüşür sonra padişah kabul eder
1556 yılında Süleymaniye Camii'nin açılışı nedeniyle birçok ülkenin kral ve padişahları elçiler ve hediyeler göndermişlerdir
Kanuni hediyeler getiren İran elçisini arz odasında kabul eder
Bu kabuller içinde Safevi elçi kabullerinde en çetin anlarda bile daha yumuşak bir ilişki sezilir
Görüldüğü gibi Kanuni dönemindeki elçi kabulleri daha çok seferler sırasında geçekleşmiştir ve kabul biçimi ve elçi heyetlerine yaklaşım karşı ülkelerle sürdürülen ilişkilere bağlıdır
Osmanlı devlet ricali kabullerinde de öyle
Bütün bu kabullerde kişinin duruşu yoksa bir sandalyeye mi oturduğu veya padişahın önünde etek öper gibi eğilip eğilmediği önem taşır
Nitekim Osmanlı devletinin üst yöneticileri bile padişahın karşısında taburede oturamazlar
Buna istisna Barbaros Hayreddin Paşa'nın padişah tarafından kabulüdür
Kazandığı zaferlerden ötürü kendine büyük saygı duyulan Barbaros padişahın karşısındaki tabureye oturabilmiştir
Kanuni döneminden sonra saraydaki protokolü daha yakından izlemek için özellikle yazılı kaynaklara ve elçi kabullerini belgeleyen resimlere bakmak gerekir çünkü çoğu Avrupalı elçi yanında getirdiği ressamlara bu törenleri resimletmiştir
Örneğin 16
yüzyıl sonlarında Murad dönemini anlatan Chalcokondyles'in sonradan 1612'de yayımlanan L'histoire de la décadence de l'Empire grec et établissement de Celvy des turcs adlı kitabında Topkapı sarayındaki elçi kabulünü anlatmıştır
ElçininKapıcıbaşıların eşliğinde arzodasına geldiğini sadrazamın onu tahta doğru götürdüğünü elçinin getirdiği namenin dragomanayani tercümana verildiğini padişahın öpmesi için elçiye elini uzattığını sonra da elçi ve heyetinin arkalarına dönmeden geri geri çıktıklarını anlatır
Avusturya Kralı II
Ferdinand'ın Kutsal Roma İmparatorluğu adına 1606 Zitvatorok anlaşmasını uzattırmak amacıyla 1628'de Sultan IV
Murad'a yolladığı elçi Baron Hans Ludwig Kuefstein günlük tutmuş ve yanında götürdüğü ressamlara gezisini resimletmiştir
Baronun anlattıkları ve yanında getirdiği ressama yaptırdığı resimlerden elçinin önce vezir Hasan Paşa tarafından Budapeşte'de kabul edildiğini mihmandarlar eşliğinde İstanbul'a girişlerinde mehterle karşılandıklarını ve elçi heyetinin Çemberlitaş'ta Elçi hanında kaldıklarını öğreniyoruz
Saraydaki kabulden önce elçi heyetleri sadrazam tarafından kendi sarayında kabul edilirdi
Elçi sadrazama kraldan getirdiği nameyi sunar bu name Türkçeye çevrilir ve bundan sonra padişah kabulü belirlenen günde gerçekleştirilirdi
Topkapı Sarayı'ndaki Sadrazam kabulünden sonra elçiye bir Osmanlı kaftanıyani hilat giydirilirdi
Divan odasında divan toplantısını isleyebilen elçi sonrasında verilen şölende sadrazamla aynı masada otururdu
Anadolu ve Rumeli kazaskerleri her zaman ayrı masada yemek yerlerdi
Elçi heyetine eşlik eden Franz Hörmann ve Hans Gemminger adlı ressamlar bütün bu evreleri resimlemiştir
Aynı türde bir padişah kabulü Elçi Schwarzenhorn'un 1651'deki kabulü
Örneğin 1661'de Kral II
Charles'ın Sultan IV
Mehmed'e gönderdiği elçi Kont Winchelsea'nin kabulünü anlatan Sir Paul Rycaut History of the Present State of the Ottoman Empire adlı kitabında bu konuyla ilgili birçok bilgi verir
Rycaut'ya göre elçi Istanbul'a vardığı gün veya ertesinde başkatibiyle Topkapı sarayı yakınında Paşakapısı- sadrazam sarayına göndererek geldiğini bildirirdi
Sadrazam makamının 1654'ten sonra Alay köşkünün karşısındaki bir konak olduğunu biliyoruz
Eski sadrazamlardan birinin buradaki konağı Paşakapısı yapılmıştır
Kısa bir süre sonra 18
yüzyıl başında ise Cağaloğlu hamamının yanındaki Fatma Sultan sarayının bir bölümü bu görevi görmüş fakat Patrona Halil isyanından sonra tekrar eski yerine dönmüştür
1755'te burası yanınca bir süre başka yapılar kullanılmış ve sonra yine Gülhane kapısı karşısındaki mekân sadrazamın sarayı olmuştur
Buna bağlı olarak elçinin sadrazam tarafından kabulünü gösteren resimlerde yüzyıllar içinde farklı dekorlar görülür bazıları hayali olsa bile kahve şeker ikram ederdi
Ertesi gün yeni elçiye yemiş ve çiçek gönderilir hoş geldin denilir ayrıca korumak için bir grup yeniçeri görevlendirilirdi
Elçi geleceği gün elçiliğinden alınıp Tophane'ye buradan da alayla Paşakapısı'na getirilirdi
Çavuşbaşı elçinin önünde yürürdü
Sefir ve maiyetine merasim için atlar gönderilirdi
Sefirin yeniçeri muhafızları otuz kırk kadar çavuştu
Sefirin yanlarında yaya askerleri yürür
Paşakapısı'nda attan inen elçi divan-ı hümayun tercümanı tarafından karşılanır erkan arasından geçip kabul odasına girerdi
Sadrazam ardından odaya girer vezir ve divan erkanı ayağa kalkar o sırada elçi de etek öperdi
Sonra elçi karşısındaki iskemleye otururdu
İki yanında kendi dragomanı ve divan tercümanı yer alırdı
Yüksek dereceli maiyeti de iskemleye otururdu
Bazı elçiler sadrazamın yeterince saygı göstermediğinden şikayet etmiş hatta sadrazamın oturduğu taburenin yüksekliği konu olmuştur
Elçi ziyaretlerinde hediyeler verilir
Elçi itimadnamesini ve getirdiği mektubu divan-ı humayunun başı olan reisülküttaba verir o da mektubu sadrazamın yenındaki yastığa koyardı
Sadrazam kahve ve tatlı ve gülsuyu ikram eder ve dragoman aracılığıyla konuşurdu
Yemekten sonra elçiye kürklü bir kaftan giydirilir maiyetine de benzer giysiler verilir sonra yine kayıkla Tophane'ye gönderilirdi
Dönüşünde mehter eşlik ederdi
Elçinin getirdiği name divan-ı humayun tercümanı tarafından çevrilir ve saptanacak ileri bir tarihte sarayda törenle padişah tarafından kabul edilirdi
Bu kabul günü mutlaka ulufe divanına yani yeniçerilere kapıkulu ocaklarına 3 ayda bir maaş verilen bir Salı gününe raslatılırdı
Ulufe gününden başka gündeki kabule resm-i adi denirdi
Bu hem devlet yönetimi hem de Osmanlı'nın zenginliği açısından bir gösterge olmalıydı
Bütün bu evreleri resimlerden izlemek mümkündür
Elçi kabul törenleriyle ilgili en önemli kaynak 18
yüzyılın ilk yarısında İstanbul'da birçok elçilik çevresinde çalışmış olan Valenciennesli ressam Jean Baptist Vanmour'un resimleridir
Elçi Tophane'den bir törenle kayıklara binerek Sirkeci'ye gelir
Buradan Topkapı Sarayı'nın kapısı Bab-ı Humayun'a doğru ilerler
Babüsselam'a gelindiğinde elçi atından iner
Kılıçları ve atları birinci avluda kalır
Sultanın huzuruna silahlı kimse giremez
(Fransız elçisi Marquis de Ferriol 1700'de kılıcını çıkarmak istememiş ve bu nedenle saraya kabul edilmemiştir
) Divan-ı humayun tercümanının karşıladığı elçi kapıcıbaşıların nöbet odasında bir süre dinlenir
Bu arada ikinci avluda yeniçerilere pilav zerde ikram edilmektedir
Ödemelerden memnun olan yeniçeriler yemekleri kapışırlar
Bu törene çanak yağması denirdi ve aslında imparatorluğun gücünü ve zenginliğini yansıtan bir olaydı
Elçi avluda bunları izleyerek divan-ı humayuna doğru yürür sadrazam divitodasından çıkar yerine oturur elçinin hatırını sorar
Çoğu zaman elçi ve maiyetinin divan-ı humayundaki divan toplantısına katılmasına izin verilirdi
Ardından Sadrazam elçiye bir yemek verir
Yazılı kaynaklar yemeklerin gümüş siniler içinde Çin porselenleriyle 50'ye yakın kap yemeğin servis edildiğini anlatır
Elçi vezir-i azamın sofrasında yemek yer dragomanlar yanındadır hediyeler sonra görevli ağalar tarafından alınır
Arz odasına girişle ilgili Fransız elçisi Andrezel kitabında şöyle der: O kadar törensel bir yaklaşım dikkati çeker ki kubbealtından arz odasına gidene kadar ve arz odasında yalnızca çeşmenin su sesleri duyulur
Yani kısa bir mesafe olmasına karşın büyük bir sessizlik ve ciddiyet hakimdir
Padişahın huzuruna gelince kapıcıbaşılar elçiyi yere kadar eğip tekrar kaldırırlar maiyeti de aynı şeyi yapar
Elçi daha sonra dragomanı aracılığıyla padişaha değil sadrazama hitabeder padişah da cevabını sadrazam aracılığıyla verir
Yani padişahla karşılıkla konuşulmaz
Aynı şekilde elçi elinde tuttuğu nameyi yanındaki vezire verir vezir sadrazama iletir o da nameyi padişahın yanındaki yastığın üzerine koyar
Bu da protokolün bir parçasıdır
Padişah birkaç söz ettikten sonra elçinin odadan çıkmasına izin verilir
Elçiler süreleri bitip ülkelerine dönecekleri zaman sadrazamı ziyaret eder ve mektubu alırlar
Bu kabuller 18
yüzyıl boyunca birçok ressam tarafından belgelenmiştir
Türkiye'ye gelmemiş ressamlar bile daha çok Vanmour'un resimlerini örnek alarak bu sahneleri resimlemişlerdir
Kimi ayrıntılarda hayali unsurlar olsa dahepsinde kabul protokolü belgelenmiştir
Osmanlı elçilerinin Avrupa'daki kabullerine bakarsak Osmanlılar 19
yüzyıla kadar Avrupa ülkelerindee yalnızca kısa süreli geçici elçiler bulundurmuşlardır
Osmanlı elçileri de gitmeden evvel sadrazamın eşliğinde padişahın huzuruna çıkarlardı
Kendilerine hilat giyirilir ve gidecek name teslim edilirdi
Karşı ülkedeki protokol bu namenin kimin tarafından gönderildiğine bağlıydı
Kendisine sözlü talimat da verilirdi
İlk elçi heyetleri Fransa'ya gönderilmiştir
Kanuni 1533'te I
François'ya ittifaklar için III
Murad da 1582'de III
Henry'e şehzadesinin sünnet düğününe davet için elçi göndermiştir
1607'de XIII
Louis'ye 1669'da XIV
Louis'ye Osmanlı elçileri gönderilmiştir
Özellikle Süleyman Ağa'nın ziyareti Fransa'da büyük yankılar uyandırmıştır
1657'de İsveç'in Polonya'ya saldırması nedeniyle elçi gönderilmiş 1665'te Viyana'ya giden Kara Mehmed Paşa 9 ay kalmıştır
Avrupa ülkelerine giden elçilerin çoğu sefaretname yazar ve dönüşte yetkililere verirlerdi
Dolayısıyla Avrupa protokolünü bu sefaretnamelerden incelemek mümkündür
Kara Mehmed Paşa sefaretnamesinde kendisine uygulanan karantinanın dışında saygı gördüğünü
18
yüzyıldan sonra Avrupa'ya giden Osmanlı elçisi çok artmıştır
Bu yüzyıldaki elçi ziyaretleri Avrupalı ressamlarca belgelenmiştir
Kuşkusuz 1721'de Sultan III Ahmed tarafından Fransa'ya Kral XV
Louis'ye gönderilen Yirmisekiz Mehmed Çelebi ve 1742'de oğlu Said Efendi'nin ziyaretleri en çok yankı uyandıranlardan olmuş ve her ikisi için de büyük törenler düzenlenmiştir
Mehmed Efendi Toulon Bordeaux üzerinden Paris'e geçmiştir
Ancak Fransızlar heyeti Toulon'da 40 gün karantinada tutmuşlardır
Mehmed Efendi bunu çok yadırgamıştır
Bunun nedeni veba korkusudur
Sefaretnamesinden bunu sitemle dile getirir
Elçi heyetinin kabul töreni Osmanlı sarayındakinden çok farklıdır
Bu protokolü hem Mehmed Çelebi'nin sefaretnamesinden hem de Fransız ressamların tablolarında ayrıntıyla izlemek mümkündür
Yanına oğlu Said Efendi'yi de alan Mehmed Çelebi'nin heyeti büyük bir törenle Fransız yetkililerce karşılanır Tuilleries bahçesinden geçerek saraya ulaşırlar
Saraydaki kabul çok görkemlidir
Çok büyük bir salonda yapılan tören çok kalabalıktır
Yalnız üst düzey devlet görevlileri değil kadın erkek büyük bir asil topluluğu törende bulunmaktadır
Kadınların da törende yer alması Mehmed Çelebi'nin çok dikkatini çekmiştir
Elçinin Kral tarafından kabulü de farklıdır
Osmanlı elçisi krala yaklaşabilmiş ve padişahın mektuplarını kendisi arzetmiştir
Kral opera ve baleler izlemiştir
Kentte gezdirilmişler ve etrafı gözleme imkanları olmuştur
Bu protokolde güç dengesi önemli rol oynamıştır
Fransızlar Osmanlılardan talepte bulunmaktadırlar dolayısıyla gösterilen özeni açıklamak mümkündür
1742'deki Said Efendi ziyareti de aynı çizgide gelişmiştir
Said Efendi kralla yediği yemekte konuştuklarını anlatır
Kral padişahtan asker yardımı isteyebilir miyiz diye sormuş Said Çelebi de olumlu cevap vermiştir
Kozbekçi Mustafa Ağa'yı 1712'de Osmanlılara sığınan İsveç kralının borçlarını almak üzere 1727 yılında Stockholm'a gönderilmiştir
Elçinin 23 kişilik maiyeti ile yaptığı ziyaret ressamlarca belgelenmiştr
Kozbekçi Ağa yedirilip içirilmiş eğlendirilmiş ancak kendisine hiçbir ödeme yapılmamıştır
Kozbekçi'nin talebine yanıt verilmeyince Said Efendi 1732-33'te Stockholm'a gitmiştir
O da hiçbir şey alamadan dönmüş Isveç ödemesi gereken borcu yüzyılın sonunda gemi göndererek halletmiştir
Avrupa'ya giden Osmanlı elçilerin çoğu ressamlara poz da vermişlerdir
Görüldüğü gibi ülkelerin belirli dönemlerdeki konumu ve siyasal ilişkilerin o anda taşıdığı önem elçi kabullerinde büyük rol oynamıştır
Ancak Osmanlı sarayındaki elçi kabul törenlerinin ayrıcalığı Osmanlı devlet örgütünde yer alan resmiyetin ve protokolün sürekliliğidir
Tahta çıkma törenleri bayram kabulleri divan-ı humayun toplantıları gibi elçi kabulleri de ayrı bir protokole bağlıdır ve buna mutlaka riayet edilmiştir
Yabancı elçi kabullerinde yalnızca en önemli devlet görevlileri yer almıştır
Cömertçe ağırlayarak ve hilat giydirerek elçiyi ve heyetini onurlandırmışlardır
Ancak elçiler resmi kabulden başka bir etkinliğe katılmamışlardır
Bu törenler 19
yüzyıla kadar Osmanlı'nın o çok değişmeyen sürekliliğini koruyabilen devlet yapısının ve güç göstergesinin bir simgesi olmuştur
ittifak dilekleri III
Selim dönemine kadar Avrupa'ya sürekli elçi yollamamışlardır
Padişah cüluslarını bildirmek Çemberlitaş'taki Elçi hanında misafir edilirlerdi
17
yüzyıldan sonra kendileri için Galata'da yer ayrıldı
Doğu ükelerinden gelen kısa süreli Müslüman elçiler ise Üsküdar'dan alınıp bir konağa yerleştirilir divanhanenin köşesindeki tahtta oturduğunu ve divana katılanların daha uzakta durduğunu ve gelenleri takdim ettiğini 1530'da Arşidük Ferdinand'ın Istanbul'a gönderdiği 24 kişilik elçi heyeti sadrazam Damat İbrahim Paşa ve vezirler tarafından kabul edilmiş hem padişahın kırala göndereceği nameyi almak hem de veda etmek için Paşakapısı'na giderler daha sonra Safeviler İngiltere sınır sorunları daha sonra Bab-ı Ali denen sadrazam konağında sadrazam tarafından kabul edilirlerdi
Sadrazamların 17
yüzyıla kadar belirgin bir makamı yoktu
Saraya yakın bir konağı Paşakapısı olarak kullanırlardı
Ender de olsa ellerinde bir name ile kısa süreli gelen Hıristiyan elçiler bazen huzura kabul edilmez padişların cevabı kendilerine sadrazam tarafından iletilirdi
kuşkusuz Kanuni Sultan Süleyman'ın kabulleri önde gelir
Örneğin ayakta mı durduğu Heironymous Joachims tarafından resimlenmiştir
17
yüzyılda gelen elçi heyetleri hakkında ayrıntılı bilgi veren birçok yazılı kaynak ve resim vardır
oradan çavuşbaşının gönderdiği kayıkla Sirkeci iskelesine gelir yanlarında defterdar da vardır
Rumeli ve Anadolu kazaskerleri yan masadadır
Öteki sofralarda Osmanlı erkanı ile elçilik maiyeti oturur
Sadrazamın yemeğinden sonra özel bir odaya gidilir ve burada elçiye samur kürk astarlı ipek kaftan-hilat giydirilir
Maiyetindekilere daha ucuz kürkten astarlı kaftan verilir
Elçi hilat giydikten sonra iki kapıcıbaşı tarafında Arzodasına götürülür
Bir gün önce saraya gönderilen elçi hediyeleri de arz odasına onları izler kendisine ziyafetler verildiğini anlatır
Kendisi ve yanındakilerin bütün masrafları karşılanmıştır
Ancak kimi sorunlar yaşanmıştır
Heyet halinde davullarla Viyana'ya girişlerinde sancaklarını alçaltmaları ve davul sesini azaltmaları istenmiştir
kendisini ayakta kabul etmiştir
Sadrazamın konumunda olan Mareşal Villeroi kralın adına konuşmuştur
Elçi ve heyeti ayrıca Marki de Villeroi tarafından yemeklere davet edilmiş cüluslar değişik mekânlar oldukları bellidir
Paşakapısı'na gelen katibi önce reis efendi kabul eder
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul