Konu
:
Haremin Derin Dünyası
Yalnız Mesajı Göster
Haremin Derin Dünyası
07-16-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Haremin Derin Dünyası
Bir Osmanlı Padişahı bunu asla kabul edemezdi
Çünkü geri ödeyip ödeyemeyeceğinden emin değildi borç alacağı parayı
Üzülerek kabul edemeyeceğini söyledi
Ama eşi yine ısrarcı hatta inatçı çıktı
Bunu borç olarak değil sadece kendisinin devlete olan borcunu ödemek için veriyordu
Bu devlete benim borcum yok mu sanıyorsunuz? Onu geri isteyen kim?
Haremin Derin Dünyası
Son günlerde kocası II
Abdülhamidin kaygılı ve sıkıntılı olduğu gözünden kaçmamıştı Fatma Pesend Sultanın
Hükümdar daha az konuşuyor daha az gülüyor daha az yiyordu
Dudağını bükerek Var bu işin içinde bir şey ama
diye geçirdi derinlerinden
Yegâne kızının babası gözü gibi baktığı hünkâr hazretlerinin başı her zaman yeterince dertteydi ya bu seferki daha bir farklı olmalıydı
İyi ama neydi Sultan II
Abdülhamidi bunca geren olay? Öğrenmeye kararlıydı Fatma Pesend Sultan; lakin nasıl öğrenecek konuya nereden giriş yapacaktı?
Müsait bir vaktini kollamaya başladı o günden sonra
Geç vakit Mâbeynden yani daireden dönüşünü bekledi Hünkârın
Yorgun argın Harem dairesine girdiğinde onu güler yüzle karşılamaya çıktı
Ancak kendisini fark ettiremedi
Kocası yemeğini alelacele yedikten sonra bu kez haremdeki çalışma odasına geçmiş ve orada yalnız başına kalmıştı
Kâhyası kahvesini söylemeye çıkmış oda bir an için boşalmıştı
Huzura girmek için müsaade istedi Fatma Sultan
Müsaade hemen gelmişti
İşte masasında oturmuş yine dalgın yine düşüncelere yelken açmıştı kocası
Onu daldığı kuyudan çıkarmak istemedi ya bu haline de uzun süre dayanamadı
Kendisini fark ettirmek için önündeki uzun masayı hafifçe tıklattı
Çalışma masasındaki dalgın fesli baş onu ancak o zaman fark etti
Sakallı çehre onu görünce elinde olmadan gülümsedi
Geliniz buraya dedi kendisine
Halini hatırını sordu yine sizli hitaplarla
Kimseye sen diye hitap ettiğini duyan olmamıştı daha
Evlatlarına dahi siz diye hitap eder ve sizli konuşmaya teşvik ederdi etrafını
Bunun insan ilişkilerine bir ciddiyet bir vakar kattığını düşünürdü
Geliniz buraya sözü Fatma Pesend Sultanı uçurmuştu adeta kocasının yanına
Biraz sonra kapının çalındığı duyuldu; kahvesi gelmişti
İki fincan vardı zarif tepside bir de ağzından buhar tüten cezve
Hizmetkâr ilk fincanı kahveyle doldurup saygıyla kenara çekildi efendisinin içmesini beklemeye durdu
Biraz sonra fincanın boşaldığını anlayınca bu defa temiz fincana doldurdu ikinci kahveyi
İlk yudumu çekerken Abdülhamid Han göz ucuyla hizmetkâra baktı
Kaşıyla kendilerini yalnız bırakmasını işaret etti ona
Çekildi saygıyla hizmetkâr
Artık baş başa idiler
Padişah bir arzusu olup olmadığını sordu genç eşinden
Sağlığınızı dilerim haşmetmeâb diyebildi Fatma Sultan
Dili dolaşmamıştı sevindi buna
Lakin
nasıl söylesem? dedi son günlerde sizi daha ziyade endişeli görüyorum
Sanki sizi üzen bir şeyler var
Öğrenmemizde mahzur yoksa
Lütfen merakımı mazur görünüz
Önce bir şey olmadığını söyleyerek onu geçiştirmeye çalıştı Abdülhamid Han
Ancak eşinin ısrarları karşısında anlatmak zorunda kaldı olan bitenleri bir bir
1901 yılında İstanbuldayız
Soğuk bir Kasım ayında
Fransızlar Osmanlı Devletinin vaktiyle Lorando ve Tübini adlı iki bankerden aldığı ve bir türlü ödeyemediği 500 bin altın tutarındaki borca karşılık Osmanlı hakimiyetindeki Midilli adasının postanesini işgal etmişlerdi
Borç ödenene kadar da adadan çıkmayacaklardı
İşin garibi bu borcu tam çeyrek asır önce daha kendisi tahta çıkmadan evvel amcası Abdülazizi tahttan indirmek için Mithat Paşa ile Serasker Hüseyin Avni Paşa almıştı
Ve Sultan Abdülazizi öldürmeye kadar giden bu sefil darbenin finasmanı için kullanılan parayı ödemek içinden gelmemişti bir türlü Abdülhamid Hanın
Ama işte borç kapıya dayanmıştı
Ödemesi gerekiyordu ama nasıl?
Meğer bunun içinmiş bütün o üzüntülü geceleri
Hay Allah!
Devlet ya Fransayla savaşı göze alacak ya da borcunu kuzu kuzu ödeyecekti
Hazinede yeterli para yoktu ve işin kötüsü bu haksız işgalle Devlet-i Aliye cümle alemin diline düşmüştü
Osmanlının parası suyunu çekmiş deniliyordu kulislerde
Kredi musluklarının kapanması ve zar zor döndürülen hazine çarkının tamamen durması an meselesiydi
Fatma Pesend Sultan işin ucunun paraya dayandığını anlayınca biraz rahatlamıştı
Söze Biz bir aile değil miyiz? diye başladı
Devam etti sonra: Ailelerde dertler de saadetler kadar ortak değil midir?
Hünkâr eşinin lafı nereye getireceğini anlamıştı sanki
Konuşmasını kesmek istedi ama Fatma Sultan üsteledi: Babamdan biraz miras kalmıştı
Onları satıp sıkıntınıza sebep olan paranın hiç değilse bir kısmını ben ödemek istiyorum
Bir Osmanlı Padişahı bunu asla kabul edemezdi
Çünkü geri ödeyip ödeyemeyeceğinden emin değildi borç alacağı parayı
Üzülerek kabul edemeyeceğini söyledi
Ama eşi yine ısrarcı hatta inatçı çıktı
Bunu borç olarak değil sadece kendisinin devlete olan borcunu ödemek için veriyordu
Bu devlete benim borcum yok mu sanıyorsunuz? Onu geri isteyen kim?
Padişah ziyadesiyle duygulanmıştı ama yine de kabul etmek istemiyor şahsi bir parayı devlet işine karıştırmak istemiyordu
Bakınız Pesend Sultan dedi çok gençsiniz! Önünde uzun yıllar var
Benim fazla miras bırakacak durumda olmadığımı biliyor olmalısınız
Hayatın bin bir cilvesi vardır
Sanki 7-8 yıl sonra olacakları tahmin ediyormuş gibi Yarın neler olacağını biliyor muyuz? Alamam bu parayı dedi
Laf geleceğe dönünce Fatma Pesend Sultan iyice coşmuştu
Kendi malı devletin değil miydi sanki? Saraya girerken varlığını devlete adamaya gelmemiş miydi? Tutalım ki dedi her şeyimizi kaybettik
Ben razıyım her şeye yine de
Sultan Abdülhamid bir yandan vatan toprağı olan Midilliyi düşündü öbür yandan eşinin bu asil fedakârlığını
Bir avuç da olsa vatan toprağını kurtarmak her şeyden önemli değil miydi?
Naçar eşi Fatma Sultanın teklifini kabul etmek zorundaydı
Etti de
Genç kadının ertesi günü baba evine yollanıp büyük bir meşin çanta ile geri döndüğü görüldü
Bir yandan da Dışişlerinde Fransızlarla pazarlıklar başlamış gecikme faizleriyle birlikte 750 bin altına yükselen borç 502 bin altına kadar düşürülmüş sonuçta büyük kısmı Fatma Sultandan gelen paralar sayesinde bir vatan parçası daha kurtarılmıştı
İşte böyle aziz okur!
Harem bir zevk ve safa yerinden ibaret değil vatan toprağını kendi varlığının önünde tutan kadınların da yaşadığı bir sosyal birimdi
Fatma Pesend Sultanın babasından miras kalan bütün mal varlığını vatanı uğruna gözünü kırpmadan bağışlaması bunun soylu bir örneği değil mi?
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul