Yalnız Mesajı Göster

Osmanlı'da Kapıkulu Ocakları...

Eski 07-16-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlı'da Kapıkulu Ocakları...



Eski Türk devletlerinde hakana bağlı askerî teşkilât Orta Asya Türk devletlerinde doğrudan hakana bağlı merkezî ordu olup, Büyük Selçuklu Devleti'nde “gulâmân-ı saray” denirdi Memlûk Devleti'nde de mevcut olan teşkilât, Osmanlı Devleti'ne Türkiye Selçuklularından geçmiştir Osmanlı sultanının şahsına bağlı kapıkulu ocakları, 14 yüzyıldan 19 yüzyıla kadar bütün müesseseleri ile teşkilâtlanarak muazzam bir askerî güç meydana getirmiştir Bu sınıfın muharebelerde ve barış zamanında, emniyet tesisinde önemli hizmetleri olmuştur

Osmanlı Devletinin ordusu, Osman Gâzi (1281-1326) devrinde Türk atlı aşiret kuvvetlerine dayanıyordu Orhan Gâzi (1326-1359) devrinde, düzenli bir muvazzaf yaya ve süvari kuvveti kurularak fetihler yaygınlaştırıldı Abdalân-ı rûm, âhiyân-ı rum, bacıyân-ı rum gönüllüleri gazalara katıldıkları gibi, azap, canbaz, cerahor, garip adlarıyla anılan daimî ve seferî kuvvetler de muharebeye iştirak ederlerdi Fetihlerin Rumeli ve Anadolu’da yaygınlaşmasıyla yaya (piyade) ve müsellem (süvari) teşkilâtına ilâveten Sultan Murad-ı Hüdâvendigâr (1359-1389) devrinde, Selçuklular ve Memlûklarda olduğu gibi, daimî ve maaşlı bir yaya ve süvari ordusu kurulmak suretiyle yeniçeri, cebeci ve sipahi denilen kapıkulu ocakları meydana getirildi Ayrıca, yeniçeri, cebeci, topçu ocakları ve diğer hizmetler için esir ve devşirme Hıristiyan çocuklarının yetiştirildiği acemi ocağı da kuruldu Daimî ve maaşlı kapıkulu ocaklarının kuruluşuyla ilk muvazzaf kuvvetleri teşkil eden yaya müsellemler, merkezî ordunun geri hizmetlerine verildiler

Kapıkulu ocakları, piyade ve süvari olmak üzere iki gruba ayrılırdı Piyade kısmının en önemlisi “yeniçeri ocağı”dır Yüz doksan altı orta ve bölük olan yeniçeri ocağı, ağa bölükleri, cemaat ve sekban diye üç kısımdan meydana geliyordu Altmış beşinci cemaat ortası olan sekbanlar otuz dört orta olup, Sultan Murad-ı Hüdâvendigâr devrinde kuruldu Fatih Sultan Mehmed Han (1451-1481) devrinde yeniçeriler içine alınan sekbanlar; piyade ve süvari olmak üzere iki kısımdı Sekban bölüklerinin en itibarlısı otuz üçüncüsü olup buna, “avcı bölüğü” denirdi Ağa bölükleri, Sultan İkinci Bayezid (1481-1512) devrinde, yeniçerilerin itaatsizlikleri üzerine, içlerindeki devşirmelerden seçilerek kuruldu Bunlar altmış bir bölükten meydana geliyordu

Kapıkullarından cebeci ocağının vazifesi, harp silâh ve levazımatını temin edip muhafazasını sağlamak ve cepheye taşımaktı Topçu Ocağı, kapıkulunun yaya kısmına dahil olup, top dökmek ve muharebede top kullanmak üzere iki kısımdı On beşinci ve on altıncı yüzyıllarda devrin en iyi ateşli silâhlarına sahip Osmanlı Türklerinde zaferlerin kazanılmasında topçu ocağının büyük payı olmuştur

Büyük topları seferlerde taşımaları için top arabacıları ocağı kuruldu Ateşli silâhlardan olan humbarayı yapmak ve muharebelerde kullanmak humbaracı ocağının vazifesiydi Bu ocak, cebeci, timarlı ve topçu olmak üzere üç kısma ayrılırdı Muharebe zamanında kuşatılan kaleleri yıkmak için lağım yapmak ve atmak lağımcı ocağının vazifesiydi

Kapıkulu ocaklarının subayları rütbe sırasıyla; yeniçeri ağası, yeniçeri kâtibi, ocak kethüdası, turnacıbaşı, başyayabaşı, muhzır ağa ve başçavuş idi Daha sonra sekban ortalarının katılmasıyla sekbanbaşı, yeniçeri ağasından sonra kapıkulu ocağının ikinci kumandanı oldu On beşinci yüzyıldan sonra kul kethüdâsı ile başyayabaşı arasında rütbe olarak turnacıbaşı, saksoncubaşı, zağarcıbaşı, dört ocak hasekisi, on altıncı yüzyılda ise devecibaşı girdi Ocağın diğer yüksek rütbeli subayları da; başbölükbaşı, kethüdâbey ve cemaat bölükbaşılarından ibaretti

Kapıkulu piyadeleri sulh zamanında, belli günlerde yeniçeri ağasıyla beraber şehrin inzibatını temin için dolaşırlardı Bundan başka dört yayabaşı (çorbacı), dört bölükbaşı cuma gecesi hariç her gün İstanbul’da kol gezerler ve suçluları cezalandırmak üzere Ağakapısı’na götürürlerdi Çorbacıların hergün kola çıkmalarına “sıra kolu” denilirdi İstanbul’un kale kapılarını açıp, kapamak vazifesi kapıkulu piyadelerine aitti

Kapıkulu süvarileri, İstanbul’da devlet hazinesinden maaş alan daimî süvari kuvvetleridir Sultan Murad-ı Hüdâvendigâr devrinde kuruldu Önceleri sipâh ve silahdar bölüklerinden meydana gelen kapıkulu süvarilerine sonra ulûfeciyân-ı yemîn (sağ) ve yesâr (sol); gurabâ-i yemîn (sağ) ve yesâr (sol) ilâve edilerek altı bölük olarak teşkilâtlandırıldı Her bölüğün ayrı bölükağası, kethüdâ, kethüdâyeri, kâtip, kalfa, başçavuş rütbelerinde subayları vardı

Hizmetleri dolayısıyla on yedinci yüzyılın sonlarına kadar hayli itibarlı olan süvari bölükleri, Sultan Dördüncü Murad Han (1623-1640) ve Veziriazam Köprülü Mehmed Paşa'nın devrinde çıkan sipahi isyanları sebebiyle eski itibarlarını kaybettiler İkinci Mahmud Han (1807-1839) devrinde, 1826 tarihinde yeniçeri ocağı lağvedilince, kapıkulu süvarileri de kaldırıldı ve diğer ocaklar gibi yeni tarzda süvari bölükleri kuruldu

Üç kıtaya hâkim olan Osmanlı Devletinin fetihlerle genişlemesinde büyük hizmeti olan kapıkulu ocağı, devrinde teşkilâtlı en muazzam ordu idi Zamanın ihtiyacına göre takviye ve ıslah edildi On dördüncü yüzyılda ok, yay, kılıç, mızrak, topuz, balta, pala, mancınık, zemberek gibi silahları kullanan kapıkulu ocağına, daha sonraki yüzyıllarda tüfek ve top da verildi İki buçuk yüzyıla yakın bir zaman boyunca devamlı yenilenerek ilerleyip, kuvvetlenen teşkilât sayesinde Osmanlı Devleti, her giriştiği işte muvaffak oldu Sultanın hassa kuvvetlerini teşkil ettikleri ve daimî surette hakanın yanında bulundukları için itibarları fazlaydı Kapıkulu ocaklarının maaşları, levazım eşyaları devlet tarafından karşılanıp, terfî ve mükâfatlandırmanın yanında, disiplinsizlikleri hâlinde de çeşitli ceza usulleri tatbik edilirdi

Sefere giden padişahı kapıkulları ortalarına alıp muhafaza ederler, ona karşı bağlılıklarını gösterirler ve ordunun muvaffakiyetinde büyük hizmetleri geçerdi Osmanlı sultanları baş kumandan sıfatıyla orduda bulundukça, kapıkulu ocakları, bazı tahrikler dışında, tam bir intizam içinde hareket etmişlerdir Ancak sultanı başlarında göremeyince, başta yeniçeriler olmak üzere, sürtüşmeleri başladı On yedinci yüzyılda başlayan disiplinsizlikleri, teşkilâta talimsiz yabancıların alınması, aslî vazifelerini ihmalleri, ve bazı tahrikler neticesinde intizamsızlık ve kanunsuzlukları arttı Ufak-tefek ıslah çalışmalarının işe yaramayacağı anlaşılınca, “Vak’a-i Hayriye” ile 1826 yılında, kapıkulu ocakları bütünüyle lağvedildi Osmanlı ordusu yeni ve modern bir teşkilâtla yeniden kuruldu

Alıntı Yaparak Cevapla