07-11-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Dut Ağacı

Kimi güney bahçelerinin ulu dut ağaçları olur; zamanında bir orduya yeter;
Ne toplayan, ne yiyen, ne de kaynatan vardır
Bununla birlikte kesmezler, ilişmezler Bu ulu ağaçlar, asmalara çardak olarak, diledikleri gibi büyürler; boy verir, dal verir, gölge verirler
Dut ağacında üzüm yiyebilirsiniz; 0 Duta asma çubuğu aşılanmış; diyebilirsiniz
Ağaçlara su yürüdüğü mevsim, ikisinin de yaralarından damlayan sular bazen yerde, bazen yere düşmeden birbirine karışmış; asmayla dut kan kardeşi olmuştur
Hangisinin yemişi dut, hangisinin üzüm; Bilemezsiniz;
Ve kuşların gagasında iki tat birbirine karışır, bir tat olur
Sonbahar gelince yerde yapraklar, birlikte sararırlar; birlikte doğanlar birlikte ölmenin zevkine de ererler
Dut, gövdesine sımsıkı sarılan asmadan memnundur ve asma bir canlı çardağa sarıldığını bilir; mesuttur Böylece yaşarlar; Dut bahtiyar, asma bahtiyar;
Ne birinde büyüklük, ne ötekinde asalet iddiası vardır Bir uyuşma, bir anlaşma örneği olarak kalacaklardır
Asma, kolları kesilmedikçe duttan ayrılmaz;
Ve duttan kesilecek bir dal, asmadan parçalar götürür
Biz aynı toprağın, aynı köklerin çocukları, bir dutla bir asma kadar olamaz mıyız?
Arif Nihat Asya
|
|
|
|