07-11-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Seviyoruz Ama Sevinemiyoruz
Bizim ki sevgi mi?
Sevilmek için seviyoruz çoğu zaman
Alışkanlıklarımıza süs olsun diye seviyoruz
Özgürlükten değil, mecburen; mecburiyetten seviyoruz
Doğurmuyor sevgimiz, ne başka sevgilere kapı açıyor ne de dünyamızı genişletiyor
Tersine, sevgilerimizden bir hapishane örüyoruz kendimiz ve sevdiklerimiz için! 
Seviyoruz, seviyoruz, seviyoruz ama bir türlü sevinemiyoruz!
Geçen hafta şehrin tuzu kuru mahallelerinde ne kadar cıvıltılı, parıltılı cadde varsa, bir aşağı bir yukarı dolaştım
Hallere tavırlara, yüzlere, gözlere, ifadelere baktım Sevinç aradım
Kimbilir, belki ihtiyacım vardı buna
Fakat sevince dair ne varsa, yok denecek kadar azdı!
Ne şükür duygusuna has gösterişsiz fakat hakiki neşeden eser vardı  
Ne de tek başına güneşli bir günün bile insanın içini kıpır kıpır edebileceği bilgisinin izleri  
Sanki kimse hayatında hiç gerçekten sevinmemiş, sevinç nedir bilmemiş gibiydi!
Tamam! Hemen insanların güncel dertlerinden dem vurarak lafımı ağzıma tıkmaya çalışmayın ne olur!
Hali vakti yerinde olduğu belli olanlara; sağlıklı görünenlere; yanına eşini dostunu alıp sokağa çıkmış oldukları için gülüp oynayarak dolaşanlara baktım ben
Eğleniyorlardı ama neşeleri yoktu (Ki ikisi çok farklıdır!)
Bedenleri "fit"ti, giysileri güzeldi Ama gülümsemeleri bile kırgınlıkların, kızgınlıkların yüzlerine derin çizgiler olarak kazınmış olduğunu saklayamıyordu İfadeleri çirkindi
Çünkü içlerindeki haset ve rekabet duygusunun ağırlığı hallerine tavırlarına yapışmış kalmış fakat sevinç dışarda kalmıştı
Yıllardır altını çize çize söylediğimi yine tekrarlayacağım şimdi 
Olur olmaz biçimde sevgi kavramını kutsallaştırmak yerine biraz da şükür ve değer bilme duygusuna yer açsak  
Sevinç duygusunu endüstriyel eğlenceye kurban etmesek 
Mızmızlığa ve yakınmaya tanıdığımız primin onda birini sevinmeye ve neşeye ayırsak 
Güzel olacak galiba!
Yok! Eminim
Çok güzel olacak!
Haşmet Babaoğlu
|
|
|
|