07-11-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Siz Hiç Şehit Haberi Verdiniz Mi
Ölmek, yaralanmak, sakat kalmak mukadderdir, her asker bunu bilir…
Öyle operasyonlara çıkılır ki, sıcaktan, soğuktan, uykusuzluktan, yorgunluktan öyle bir noktaya gelinir ki, öleyim de kurtulayım denilir
Bu yüzden kimse korkmaz Acemi bir asker bile içindeki ürpertiyi, üç günde atar
O Cudi’nin keçi tırmanması zor yokuşlarından sırtında sırt çantası ile çıkmak kimi zaman ölümden de zordur
Sağgöze’nin kurtları donduran soğuğunda bir gece geçirmek ölümle kardeş olmaktır
Gabar’da Haziran sıcağı nedir, bilir misiniz? Güneşin alevini unutursun, kayalardan yansıyan ateşi hissedince…
Askerime, arkadaşıma bir şey olur korkusu kendi bacağına saplanan mermiden daha çok yakar insanı…
Biraz önce gördüğün, dudaklarında tebessüm, hayallerinde memleketi olan Mehmedin, biraz sonra dudaklarından sızan kanla toprağa uzanmış yatarken gördünüz mü siz?
Ya da, şehidin boynundan sızan kanın cüzdanının içindeki çocuğuna ait siyah beyaz fotoğrafı pembeleştirdiğine şahit oldunuz mu?
Size hiç şehit olmak üzere olan Mehmetçiğin “Komutanım ben Allah’ıma kavuşuyorum, siz intikamımı alın, çok huzurluyum, üzülmeyin” deyişini duyupta üzülmediğiniz oldu mu?
Asker korkmaz Sadece sevdiklerini bir daha göremeyeceği için üzülür
Ölümü tevekkülle kabul eder Bacağının mayınla kopmasına alın yazım der
Ölümden çok daha zoru nedir, bilir misiniz?
Bir Mehmedin şehit olduğu O’nun sevdiklerine bildirmektir
Analarının hepsinin önceden içine doğmuştur Kimisinin içi daralmış, kimisi rüyasını görmüş, kimisinin de kalbine müjdelenmiştir
Sizin gelişinizi beklerler
Kapılarını açtıklarında resmi üniformalı birini gördüklerinde hepsi anlar
Ne siz bir şey söyleyebilirsiniz, ne de onlar bir şey duymak ister
Hepsinde ortaktır Kalplerine doğanı, beyinleri ile reddetmek isterler “Lütfen, lütfen şehit oldu, demeyin” derler Çocuklarının sakat kalmasına razıdırlar, sadece yüzünü görmek, sesini duymaları için
Yaşarken rüyada olduklarını, uyanınca böyle bir şeyin olmayacağına inandırmaya çalışırlar kendilerini
Olmaz ki…
Ağzınızdan, “Oğlun şehit oldu” cümlesi çıkmaz Boğazınızı yumruk tıkar Keşke ölsem de bunu ben söylemesem, dersiniz
Çocuğunuz varsa, bilirsiniz…
Nasıl büyütülmüştür o Mehmetçik… Her gece uyurken kendisine şevkatle bakan bir annesi, gururla okşayan bir babası olmuştur En küçük öksürüğünde telaşlanılan, omzuna elinizi koyacağınız bir oğlunuz bir anda hayallerinizden bile kayıp gider
Tenini, sesini, saçlarını, göz bebeklerinin içini özleyeceğiniz oğlunuz bir yıldız olmuş, gökyüzündeki yerini almıştır
İşte böyledir…
Bunları bile bile bir asker için ölmek mi daha iyi, yoksa oğlunun artık Allah’ına kavuştuğunu bir aileye söylemek mi?
Bugün 15 ailenin kapısı bu yüzden çalındı Kapıyı açan mı, kapıyı çalan mı olmak daha zor, bilemiyorum…
Sedat Onar
|
|
|
|