07-11-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kuşku
Gidiyor musun diye sorma bana Gönderen sensin Ne terk etmeyi istedim seni, ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi Senin kadar öfkeliyim bende, senin kadar endişeli 
Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, ama inandıramadım seni Sen sorgularken beni kafanda, ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla Bir tek sözün bağlardı beni sana, oysa sen hep susmanın koynunda
Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku, teslim alır bedenleri de Sütten çıkmış ak kaşık değildim ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza
O dünya ki, bazen minicik bir odada bazen kentin ortasında şekillendi Nasıl da güzeldi  Zaten varsın diye her şey güzeldi ama sen buna da inanmadın
Ah bu sorular  Yaşamak varken sevdayı delice, niye boğarız sorularla? Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben “aşk” dedikçe sen “dur” dedin Ben “seninleyim” dedikçe sen “hayır” dedin Zaten az konuşan sen, olumsuz ne kadar sözcük varsa bulup çıkardın ortaya Ben bir şey diyemedim  
Ne kadar zarar vermişim sana meğer  Nasıl değiştirmişim seni  Oysa hiç böyle düşünmemiştim Kimseye zarar vermek istemem ben Kimseyi olduğundan farklı hale getirmek istemem Ama öyle oldu işte  Demek ki gitmelerin zamanı işte  
Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı Ne sevişmelerimiz kalır aklında ne sevda sözlerimiz “Rahat değilim” diyordun ya, rahat ol artık Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan
Gidişim yürekten değil, zorunluluktan Sanma ki bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım Sanma ki benden sakladığın gülüşlerini yalancı yüzlerde ararım Seni de götürürüm yüreğimde Yokluğunu taşırım
Bulup bulup kaybettim seni  Ne yazık ki toz duman edemedim kuşkularını, ne yazık ki kalamadın bana Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın
Ne çok tanığımız var ayrılığımıza  
|
|
|
|