Yalnız Mesajı Göster

Dolunaya İnat

Eski 07-11-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Dolunaya İnat



Katran karası bir geceyi haziran bulutlarının arasından yırtarak, avuçlarında kıpır kıpır yıldızlarla odamın penceresini tıklattı dolunay


"Sana Samanyolu getirdim" dedi ve bütün gökkubbeyi yeryüzüne indirmiş gibi mağrur, gülümsedi koltuğumun başucunda


Ayla yıkanmanın keyfini sürdüm bir müddet


Sonra penceremi açıp onu içeri aldım


Efsunlu ışıklar saçarak, eteğindeki aydınlığı kitabıma, rakı kadehime, can eriklerime doladı


Gecikmiş bir bahar, çekirge sesleri ve iğde kokularıyla içeri daldı hemen peşisıra telâşla


Şiirler doldu odama, mısra mısra


Feneralayları geçti aklımdan; uzak denizler ve göç yolları geçti


Dolanıp dolunayın kanadına, uçmak istedim




* * *




Lâkin bırakmadı hayat


Duyduk ki, güvercinleri kurşuna dizmişler arka bahçede


Gülleri kesip, dikenleri büyütmüşler korku belâsına


Toprağın bire bin verdiği ülkede mayın döşemişler sevdaya giden yollara


Aşklar uzak, sevişmeler tuzakmış


Dişlerinde kalleş ışıkların parıldadığı kurtlar, çeteler halinde boğazlayacak kurban arar olmuşlar dolunay geceleri


Pas ve küf kokuyormuş eskiden nergislerin açtığı sokaklar


Öylesine büyükmüş ki sis perdesi, ne yakamoz görüyormuş gözler, ne çoban yıldızı


Güneş ülkesi, çocuklarını gömüyormuş lanetli karanlığın koynuna ve öfke büyüyormuş sevda toprağının ana rahminde


Doğa ne kadar cömertse, hayat o kadar bencilmiş evlâtlarına karşı Bolluk içinde aç, varlık içinde yoksul, denizler ortasında susuz yaşar olmuşlar


Ve ülke, aldırmadan doğanın gözkamaştıran büyüsüne, doludizgin koşuyormuş ölüme


Prangalar savaş tamtamları ve ağıtlarla



* * *




Dolunay, Samanyolundan ışıklarla eteklerinde; "Haydi" diyordu penceremin dibinde; "Haydi ebedi baharın ülkesine"


Lâkin dolunaya inat; öylesine bitkin ve naçar ki ha*yat


Kopamadım akşam haberlerden dünyevi keder*lerden kelepçelerden


Açıp penceremi, salıverdim dolunayımı, Cahit Külebi'den bir şiir fısıldayarak kulağına:


"Bir gün geleceğim / Alıp şu başımı / Bir gün geleceğim


"Belki de Haziran / Bulacak naaşımı / Belki de Haziran"


Haziran, bir ozanın naaşını kaldırırken, dolunay eteklerinden efsunlu yıldızlar saçarak uzaklaştı


Bakakaldım peşinden


Ne gözümü alabildim ne göze alabildim


Can Dündar



Alıntı Yaparak Cevapla