07-11-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Aklım Hep Sende Kaldı
Bin yıl önce miydi ne? O kadar eski, ayrıntılar yavaş, yavaş silinmiş Kasabanın hayalet parklarında, meyva bahçelerinde, arka sokaklarında on yedilik iki okullu aşık Büyük bir aşk yaşadılar yıllarca kimse bilmediği duymadığı sürece
Güldüler, eğlendiler, şiirler yazdılar birbirlerine masumca
Büyük düşleri vardı, gelecekleriyle ilgili, aşklarıyla ilgili Ne kadar da güzel anlaşıyorlardı
Sonra birden büyü bozuldu, önce aileler, sonra bütün kasaba duydu aşklarını
İkisinin ailesi de karşı çıktı bu aşka Devlet Hastahanesinin dahiliye doktoru olan Sami Bey oğlunun üniversiteyi okumasını, iyi bir kariyer yapmasını, sonra da ailelerine uygun bir kızla evlenmesini istiyordu
Sahip çıkmadılar bu aşka
Kasabanın çarşısında küçük bir tuhafiye dükkanı olan Mehmet Efendinin kızını kendilerine ve oğullarına uygun görmediler
Doktor Sami Bey acele olarak kasabadan büyük şehre tayinini istedi
Tuhafiyeci Mehmet Efendi de kızının dışarı çıkmasını yasakladı İki aşık birbirlerine veda bile demeden apar, topar ayrıldılar
Bu şekilde ayrılmak ikisi için de çok acı verici olmuştu Yaşamları boyunca hep bir şeylerin yarım kalmışlığını duyarak yaşadılar
İkisi de başka, başka insanlarla, başka, başka hayatlara yol aldılar, çoluk çocuğa karıştılar Ama, akılları hep birbirlerinde, yarım kalan aşklarında kaldı
Yıllar geçiyordu Yaşlanan adam bu aşkın kendisiyle birlikte toprağa gömülmesini istemiyordu Bir gün, geleceği parlak genç bir yazar olan torununu karşısına alıp, öyküsünü anlattı ve ondan bu aşkı satırlarında ölümsüzleştirmesini istedi
Genç yazar sinirli, huysuz bir adam olan dedesinden, böyle bir anı hiç beklemiyordu doğrusu
Çok şaşırmış ve etkilenmişti
Dede, torun günlerce birlikte odaya kapanıp, çalıştılar Dede anlattı, torun yazdı
Roman bitmişti Adı dedenin isteğiyle "Aklım Hep Sende Kaldı " olmuştu Torun eserini yayın evine götürdü Yayın evi sahibi romanı okudu ve çok beğendi Hemen basmaya karar verdi
Roman basıldı, genç yazarın hiç beklemediği kadar ilgi gördü İkinci, üçüncü, dördüncü, beşinci baskıları ard arda yapıldı
Uzak bir Anadolu kasabasında, sıcak bir ikindi zamanı, yaşlı kadının, herkes tarafından kendisine çok benzetilen, üniversite öğrencisi torunu bahçede ağacın altındaki sedire uzanmış bir kitap okuyordu
O sırada elinde kendi yaptığı buzlu limonatayla yanına gelen anneannesine
-Çok güzel bir roman okuyorum Olayın geçtiği yer bizim kasabaya öğlesine benziyor ki
Sanki hık demiş burnundan düşmüş misali
Kadın kızın limonatasını içmek için sedirin üzerine bıraktığı kitaba baktı
Birden yazarın soyadı dikkatini çekti Yıllar önceki büyük aşkının soyadıyla aynı olduğunu görünce, aniden bir şeyler sezinledi
O gece torunu yattıktan sonra romanı alıp, soluk almadan sabah kadar gözyaşları içinde okudu
Gün işırken bitirdiği kitabın son sayfasını kapatırken kendi, kendine mırıldandı
-Benim de, benim de aklım hep sende kaldı Sevgilim!!
Nur Ergün
Nur Ergün - Yaşam Hikayeleri - Aklım hep sende kaldı
|
|
|
|