Konu
:
Bitmeyen Konuşmalar
Yalnız Mesajı Göster
Bitmeyen Konuşmalar
07-11-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Bitmeyen Konuşmalar
Bitmeyen Konuşmalar - Hatice Taşdelen
Başı döndü Aysel’in
Bir sis perdesi gelmiş çöreklenmişti sanki odanın tam ortasına
Kulakları uğulduyor kimi dinleyeceğini bilemiyordu
Topu topu altı kişilerdi odada
Sanki bir ordu varmış gibi çıkan bu sesler de neyin nesiydi?
Banu hasta çocuğundan bahsediyordu öyle ballandıra ballandıra anlatıyordu ki üst solunum yolları rahatsızlığını dünyanın en zor en onulmaz hastalığıyla karşı karşıyaymış hissine kapıldı Aysel
Üzülmesi gerekiyordu arkadaşının çocuğu için
Yetmezdi ki geçmiş olsun demek
Çok kuru kalırdı yavan kalırdı
Üzüntüden ölüyormuş gibi yapması bile yetmezdi
Ağlasa mıydı acaba?
Zaten diğer dört kişi atlamış ve söylenmesi gereken tüm teselli cümlelerini arka arkaya sıralamışlardı
Düşündü farklı bir şey bulamadı Aysel
Yüzüne yapışmış bir acı ve acıma ifadesiyle dinlemek zorunda kaldı öylece
Neden sonra fark etti ki Ayla kız kardeşinin düğününden düğünde nasıl eğlendiklerinden bahsediyor
Ne zaman değişmişti bu konu böyle? Ah şu odayı sarmış hissine kapıldığı sisler konulara adapte olmasını da zorlaştırıyordu
Sanki koca dünyada tek evlenebilen kendi kız kardeşiymiş gibi anlatıyordu Ayla
Kırk gün kırk gece süren muhteşem bir düğün bile bu kadar uzun anlatılamazdı
Ayla’nın neşeli düğün hikayesini yüzündeki acıyla dinlediğini fark etti Aysel
Hay Allah yüz ifadesini değiştirmeyi unutmuştu
Kendi kendini kınadı
Hemen yapışmış acıyı çekip neşeli bir ifade taktı yüzüne
Hayırlı olsun demek için Ayla’nın cümlelerine bir nokta koymasını bekledi
Bekledi bekledi
Bir türlü nokta konmuyordu
Dikkati dağıldı Aysel’in
Ha hı ya demesi gereken yerleri tahminen belirleyerek dinler gibi görünüp kendi düşüncelerine dalmıştı çoktan
Bunlar neden hep bir ağızdan konuşuyorlardı böyle? Bir dinleyiciye beş konuşmacı fazla değil miydi?
Banu’ya döndüğünde acılı ifadesini Ayla’ya döndüğünde neşeli ifadesini takınmak ne de zordu
Karşısında Nuran dünkü akşam yemeğini nasıl yaktığından bahsediyordu
Bu kadar basit bir olayın bu kadar önemli hale getirilerek hatta canlandırmalar yapılarak nasıl anlatılabileceğini hayretle gördü Aysel
Acaba Nuran için gerçekten hayatının olayı mıydı bu yoksa insanlar ilgiyle dinlesin diye oyunculuk yeteneğini mi devreye sokmak istiyordu anlayamadı
Peki yanan yemek için ne demesi gerekiyordu? Başın sağ olsun mu? Geçmiş olsun mu? Allah kurtarsın mı? Kararsız kaldı yine bir şey diyemedi
Gerek de yoktu ki zaten
Herkes söylenmesi gereken her şeyi bir nefes alma arasına sıkıştırmıştı bile
Sen neden hiç konuşmuyorsun çok sessizsin dedi Saime Aysel’e dönerek
Beklediği konuşma fırsatı doğmuştu Aysel’e
Tam ağzını açmış cevap verecekken belki de sizden fırsat kalmıyor diyecekken belki de siz hem durmadan konuşup hem birbirinizi nasıl anlıyorsunuz diyecekken diyemeden Meliha’ya dönüp yeni aldıkları arabadan bahsetmeye başladı Saime
Aysel’in ağzı açık kaldı kendisinin bile duyamadığı cılız bir başlangıç harfi ağzında öylece asılı kalakaldı
Madem cevabını merak etmiyordu niye sormuştu ki şimdi bu soruyu? Acaba konuşmamasını başka bir şeye mi yoruyorlardı? Bizden fırsat bulamıyor gerçeği gelir miydi ki akıllarına? Yok gelmezdi
Kesin konuşacak bir şey bulamadığını düşünüyor olmalıydılar
Ya da yabani olduğunu ya da cahil ya da salak ya da ya da …
Aysel birden bir konu bulma zorunluluğunu hissetti
Acaba hangi eften püften bir şeyi tek hakikatmiş gibi anlatabilirdi? Yapabilir miydi bunu? Deneyimi yoktu o konuda
Önemsizleri önemsiz önemlileri önemli gibi anlatmayı yeğlemişti hep
Tersini hiç denememişti
Hem beş kişi sesinin en yüksek tonuyla bağıra çağıra konuşurken hem kimse kimseyi dinlemezken konuşmanın ne anlamı vardı ki?
Çayı bitti ev sahibi konuşmaktan çayımın bittiğini nasılsa fark edemez diye kalkıp mutfağa yöneldi
Döndüğünde Banu çocuğunun üç yıl evvelki hastalığından Ayla kendi düğün fotoğraflarından Nuran havuçlu kekin nasıl yapıldığından Saime yeni arabasının kaskosundan bahsediyordu
Meliha’nın belirli bir konusu bile yoktu
O kafasına göre takılırdı hep
Karşısında kim varsa onun kişiliğine bürünür onun anlattıklarının benzerini kendisi de yaşamış gibi anlatır dururdu
Saatine baktı Aysel
Acaba kalkıp gitse gittiğini fark ederler miydi? Ama giderken küçük bir veda sahnesi yaşanması gerekliliği oturduğu yere tekrar çiviledi onu
Herkesin kalkmasını bekleyerek kalabalığa kaynayıp dışarı çıkmak çok daha kolaydı bitmeyen cümlelerin arasına girip müsaade istemekten
Hatice Taşdelen
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul