|
Prof. Dr. Sinsi
|
Muraşka Ve Paryoşa
Muraşka
Ferjara hicey
Hiceya mararuşa
Yeliha ruji ya harguşa
Herridey mandi
Kurfara eti loya meni loy hargaya uraşa
İnna muraşka
İna fadey, ina limni, ina godiya
Hirjerimanju
Manjudey inda huji
Mendiya fergira yaruşa
Elderi huncay
Araju keyadoşa
Viteya foraşi uraşa
İnna muraşka
İna fadey, ina limni, ina godiya
İna godiya… godiya… ina godiya… godiya
Yuvaşi derey
Memiley danotuji
Efiyo lahşi dar uraşi
İnna muraşka
İna fadey, ina limni, ina godiya
İna godiya… godiya… ina godiya… godiya
İnna muraşka
İna fadey, ina limni, ina godiya
Şarkının hikayesi
Paryoşa; bilinmeyen renklerin ıtırlarının 4 mevsim açtığı,koruların ortasında bir ülkede yaşarmış Hünerli,beyaz elleriyle hayatı resmeden,gamzeleriyle insana hayat veren,kocaman bal rengi gözleriyle umutları dirilten,ama aklının bir köşesinde kimsenin bilmediği bir yerde kendini arayan biriymiş
Muraşka ise eline yüreğini alıp kürek yapmış,altına sandalını alıp insanlığa yol çizmiş,gezip yeni ülkeleri keşfeden bir gezginmiş Muraşka kömür gözleriyle karanlıklara dalar,dudaklarındaki gülümsemenin bir an kaçıp hayatını terk etmesinden korkarmış Bunun için gezdiği ülkeye bir daha kürek çekmezmiş hiç
Birgün Muraşka'nın sandalı su almaya başlamış korkularından, Muraşka artık umudunu yitirmiş ve sessizce sandalın batışını,yüzme bilmediği içinde boğuluşunu beklemiş
Tam o sırada Paryoşa nehrin sesini duymuş:
"Aradığın benlik nehrin kıyısında, koş ona!"
Bu sesi yüzyıllardır tanıdığını hisseden Paryoşa şaşkınlık içerisinde koşmuş, eteğindeki güzel çiçekleri ardında bırakarak nehir kıyısında sandalı artık batmak üzere olan Muraşka'ya Muraşka hala öyle suya bakıp duruyormuş çabalamadan, Paryoşa başlamış suya girmeye bir kaç kulaçla akıntıya göğüs germiş aslında var olmayan nehirde
Muraşka'ya seslenmiş, bağırmış ama Muraşka duymuyormuş ki onu, orda hala boğulmayı bekliyormuş Paryoşa zor bela Muraşka'yı çıkarmış sudan Oturmuş Muraşka'nın yanına, susmuş bu garip yabancıya
Muraşka bir kaç dakika sonra dile gelmiş ve "Neden?" demiş Paryoşa anlam verememiş, Muraşka "Neden beni kurtardın?"demiş
Paryoşa içindeki sesi anlatmış ona ama Muraşka inanmamış, gülmüş Sonra Paryoşa'nın o yaşam veren göz pınarları acıyla yaş dökmeye başlamış Paryoşa o güne kadar hiç ağlamamış  
Muraşka'nın o sırada içinden bir ses "Bak suya!"demiş ve suda Paryoşa'nın ağlayan yüzünü görmüş Paniklemiş ve dönmüş Paryoşa'ya, aslında Muraşka içinde inanılmaz bir sevgi biriktirmiş yıllar yılı ama bu sevgiyi bir türlü vuramamış dünyasına Paryoşa'nın ağlayan gözleri Muraşka'nın buz kalbini eritivermiş
"Dur"demiş Muraşka 
Paryoşa içindeki sese kızgın, yutkunarak "Efendim?!" demiş ve ay suya düşene kadar başlamış Muraşka macera dolu hayatını anlatmaya Paryoşa'nın yüzüne gene gülücükler konmuş Sonra Paryoşa, Muraşka'yı gizli yerine götürmüş ellerinden tutarak Muraşka daha adımını atar atmaz, salıvermiş benliğini zaten yaşamamın anlamı yoktu, bir de o alsın götürsün istediği yere ne kaybederim ki diye Ama kazanacaklarını aklının ucuna bile getirememiş
Daha Paryoşa'nın mabedine girer girmez içinde yeniden canlanan duyguları hissetmeye başlamış, huzur ve mutluluk uzaktan belirivermiş yüreğine Muraşka ilk defa gülümsemiş Gece iyice bastırmış ve Muraşka Paryoşa'nın tedirginliğini sezmiş
Tekrar dönmüş ona ve "Neden?"demiş
Paryoşa artık Muraşka'nın sözcüklerini daha o dile getirmeden anlıyormuş, sanki asırlardır birin içindelermiş gibi
Ve Paryoşa karanlıktan ne kadar korktuğunu anlatmış Muraşka'ya Muraşka gülmüş, karanlık benim hayatım, sen benim yanımdaysan karanlığa gireceksin demiş Sonra içinde birden bir ateş yer edivermiş ve titreyen Paryoşa'ya sarılmış İkiside senelerdir aradıkları bütün soruların cevaplarını yeni sorulara gebe kalarak bulmuşlar bir anda,şaşırmışlar
Muraşka öyküler anlatırken Paryoşa güven duygusuyla sızıp kalmış oracıkta Muraşka'nın gözüne uykucuk melekleri düşmemiş o gece Paryoşa'sı kollarındayken, düşünüp durmuş bu garip tesadüfü "Tesadüf müydü?"diye
Paryoşa'nın beyaz ellerini, huzurlu yüzünü ve sevimli gülümseyişini seyretmiş bütün gece ta ki sabahın ilk ışıkları mabede vurup yol alması gerekene kadar Ayağa kalkmış Paryoşa'yı seyreden Muraşka Paryoşa uyanmış  
Muraşka "Gitmem gerek, artık vakit geldi " demiş
Paryoşa'nın içine bir diken oturmuş o anda Kanının donduğunu,ruhunun ağladığını hissetmiş
Bu sefer Paryoşa, Muraşka gibi konuşmuş ve "Neden?!"demiş
Muraşka ilk defa onu anlayan biri olduğunu fark etmiş ama o kadar körmüş kü hayata ve aşka eş ruhunu görmezlikten gelmekteymiş
"Bu benim hayatım  Ben karanlığm, sen çok aydınlıksın olamayız beraber Canım yanar seninle " demiş
Paryoşa yalvarmış, göz pınarları kuruyana kadar ağlamış, Muraşka dinlememiş onu ve aslında içi buruk olarak acımasızca başlamış gene kürek çekmeye Her kürek darbesinde Muraşka anlam veremediği bir sesle, acıyla irkilmiş Yeni ülkeler görmüş, yeni heyecanlar yaşamış aynı aşkın olmasını bekleyerek içinde ama aklında hep Paryoşa'nın beyaz elleri, gülen gözleri, melek sesi varmış
Birgün dayanamamış Muraşka Paryoşa'nın sesinin çağırışlarına ve ilk defa aynı ülkeye dönmek için kürek çekmeye başlamış Muraşka bu oluş hali içinde bir türlü yolu bulamıyormuş, akıntı ters yöndeymiş artık
Keşke diyormuş hep"Keşke gitmeseydim!  "
Paryoşa kendini yollara vurmuş birgün yeniden nehir kıyısında Muraşka'yı bulmak için Yıllar geçmiş Paryoşa hala içinde umutla, gözünde yaşla, yüreğinde aşkla Muraşka'yı aramış nehir kenarında
Muraşka artık birgün akıntıya daha fazla göğüs gerememiş bu kez Paryoşası için dalgalardan gelecek ölümü beklemiş sandalında
Paryoşa yıllar sonra gene aynı sesi duymuş "Aradığın benlik nehrin kıyısında, koş ona! "
Paryoşa bütün gücüyle koşmuş, anlamış ki Muraşkası gene nehrin kıyısında Ne kadar hızlı koşarsa koşsun, bağırırsa bağırsın; Muraşka kendini aşka o kadar kaptırmış ki, gerçek aşkını göremiyormuş Paryoşa suya atılmış gene yüzme bilmediğini unutarak  akıntıların arasında güçlükle birleşmiş elleri Paryoşa yukarı çıkmaya çabaladıkça Muraşka aşağı batıyormuş Bir anda gözgöze gelmişler ve sözcüksüz konuşmaya dalarak bedenlerini teslim edip ölümsüzleşmişler
Son sözlerinde Muraşka "Yeniden bul beni Paryoşa, bu defa gitmeyeceğim başka diyarlara!"demiş
Paryoşa son kez iri gözleriyle ışık saçmış, yüreğinde sevgiyle "Ellerini bir daha bulacağım Muraşka ve bu kez ait oldukları yerde kalacaklar!"demiş
Teslim etmişler kendilerini yeni bir hayata ve bu kez gene uzak iki şehrin insanları olmuşlar aynı duygulara aynı özelliklere sahip olarak
Ama bu defa o en eskilerin Muraşka'sı ve Paryoşa'sı direnmeyi asla kesmemiş, tutuşmuşlar elele, bambaşka bir grinin içine dalmışlar Ne Muraşka ışığın parlaklığına erimiş ne Paryoşa karanlığın korkusuna yenilmiş
Eş-ruhlar artık ayrılmamak üzere yeniden buluşmuşlar  
Paryoşa
Advaşirey karvuşaloy kerdiley vaz
Andırvay lafyuvaş
Et yu vay şetlentulday ley
Şayn yu lof fit
Endurget faylayft yu veyt
Paryoşa  Paryoşa  
Paryoşa
Tendır kaftıvol opliyuş vanadey
Hefitişıpiyl lona gay vona yuş
Paryoşa  Paryoşa  
Kırambıl yuveşay ada doy dada dey
Yundey fileft veyç ada du didi dey
Paryoşa  Paryoşa
Paryoşa
   
Anlamazlar garip dilimi
Çözemezler beni ben yapan beni
Aşklar vardır her şeyi anlatır
Her şey melodiler yumağıdır
Tanrıdan gelir mavi gücüm
Şarkılardaki ölümcül büyüm
Aşlklar vardır beni anlatır
Her şey sevgiler sunağıdır
Paryoşa  Paryoşa
Paryoşa
Götür beni eski bir şarkıda uyuyan
Güzel Muraşka'ya  Paryoşa
Paryoşa beni hiç bırakma
Al yanına  
Paryoşa aşkı getirdi bana
Dudaklarımla doyurdum
Mavilere boyadım onu
Paryoşa  Paryoşa
"Uyuyo Muraşka"
Alıntı
Murat Yılmaz Yıldırım ( Düş Sokağı Sakinleri )
Paryoşa ve Muraşka diye iki şarkısı var hiç bir dile sığmayan 
Sözlerini kendi uydurmuş yani olmayan bir dille iki şarkı söylüyor
Hikayesinin de böyle olduğu düşünülüyor
|