Konu
:
Ölümün Eşiğindeki Çocuk
Yalnız Mesajı Göster
Ölümün Eşiğindeki Çocuk
07-10-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Ölümün Eşiğindeki Çocuk
ölümcül hastalıkla ilgili yazılar - Ölümün eşiğindeki çocuk hikayesi
“Çocukluk dönemlerinde köyümüzde son anlarını yaşayan hasta etrafına toplanan insanların sessizce ağlamalarını dudak kıpırtılarını merakla izlediğimi hatırlıyorum
Bu geleneğin yıllar sonra da devam ettiğine şahit olduğumda artık çocuk değil bir doktordum
Hasta altı aylık yeğenimdi ve komadaydı
Ne yapmalıydım? Diğer insanlar gibi yanına oturup ölümünü seyredemezdim
Ölümün Eşiğindeki Çocuk
1985 yılı sonlarıydı
Doğu Anadolu bölgesinde kış şartları hüküm sürmekteydi
Yeğenim Adem Erzurum’a beş saat mesafede Iğdır’da dünyaya geleli yaklaşık altı ay olmuştu
Kış buralarda çok sert geçerdi
İhtisas yaptığım Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesinden rotasyon için üç aylığına Hacettepe’ye gönderilmiştim
Ankara’dan Üniversite lojmanlarındaki kırk metrekarelik evimize geleli henüz birkaç dakika olmuştu
Hiçbir şeyden haberi olmayan eşim ısrarla Iğdır’a gitmemi istiyordu
Karşı koyamadım
Kabul etmek zorunda kaldım
Garajlardaki ilk otobüse atladım
Yılan misali kıvrılan buzlu yollar beş saat sonra beni memleketime kavuşturacaktı
180 km sonra Kağızman ilçesinde mola verdik
Küçücük çantama aldığım pestilleri yerleştirdim
Yola revan olduk
Uyumuşum
Gözümü açtığımda otobüs garajına girmek üzereydik
Babamların evi birkaç yüz metre ötedeydi
Eve yürüyerek gittim
Kalın paltom beni terletmişti
Yorgundum
Ankara nere Iğdır nere? Karnımı doyurup dinlenecektim
Bahçe kapısından girdim
Oratalıkta kimsecikler yoktu
Oysa kalabalık bir aileydik
Herhalde soğuktan olsa gerek diye düşündüm
Evin kapısına yöneldiğimde avluda on onbeş çift ayakkabının dizili olduğunu gördüm
Ama içerden hiç ses gelmiyordu
Elimi kapıya uzattım
Tam o sırada babamla göz göze geldik
“Neler oluyor?” diye sordum
- Oğlum yeğenin Adem biraz hasta; komşular toplanmışlar dedi
Odaya girdiğimde çocukluk günlerimi hatırladım
Beş altı yaşlarındaydım
Anneannem ölüm döşeğindeydi
Köyün kadınları etrafına toplanmışlar sessizce ölmesini bekliyorlardı
Şimdi de küçük Adem için toplanmışlardı
Adem’i divanın üzerine yatırmışlardı
Etrafındakiler mukadder sonu bekliyorlardı
Annesi bir köşede sessizce ağlıyordu
Babası diğer odada bekliyordu
Adem can veriyordu
Karnı davul gibi şişmişti
Nefes alırken göğsü inip kalkıyor burun kanatları hızla açılıp kapanıyordu
Çok hızlı soluyordu
Odanın sıcaklığı insanların sıcaklığı ve üzerimdeki paltonun sıcaklığıyla vücudum ıslanmıştı
Alnımdan terler akarak Adem’in üzerine eğildim
Bildiğim birtakım işlemleri yaparken odadakilere sordum:
- Siz bu çocuğu doktora götürmediniz mi?
Sormak değil bağırıyordum
İki kere götürmüşler
Son götürdüklerinde Çocuk Hastalıkları Uzmanı demiş ki:
- Yapacak birşey yok
Bir yandan kafadan serum takmaya çalışıyor diğer yandan doktorla telefon görüşmesi yapıyordum:
Bana: “Sayın meslektaşım bu çocuğun çenesinde kasılmalar var artık yapacak birşey yok” diyordu
Kendisine çocuğu hastaneye kaldıracağımızı söyleyip oraya gelmesini söyledim
Kabul etti
Şafak vaktine kadar hastanedeydik
Adem henüz ölmemişti
İhtisas yaptığım hastaneye gitmek üzere yola koyulduk
Arkada kafasında serum takılı Adem anne ve babası; önde ben ve şöför
Otomobilimiz buzlar üzerinde kaya kaya yol alıyordu
Öğlen olmadan hastaneye vardık
Çocuk servisindeki arkadaşlar bunca yolu boşuna teptiğimi belirterek ölmek üzere olan hastayı niçin getirdiğimi sordular
Adem’i hemen yatırdık
Harita misali kafasında serum takacak yer kalmamıştı
Yüzü küçülmüş ve solmuştu
Neticeyi merak ediyorsunuz değil mi?
Adem ölmedi
Yirminci günün sonunda iyileşip taburcu oldu
Şimdi onyedi yaşında
Boylu poslu bir delikanlı
Gelecek yıl üniversite sınavlarına girecek
alıntıdır
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul