Yalnız Mesajı Göster

Seyduna Ve Şahrud Kavuşamayan İki Aşık İrmağın Hikayesi

Eski 07-10-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Seyduna Ve Şahrud Kavuşamayan İki Aşık İrmağın Hikayesi







Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan

İki ayrı yürekte durmadan kanayan

Seyduna’yla Şahrud

Yüreklerin akarken bıraktığı izi

Birbirlerinin gözlerinde aradılar

Yoktu

İki iklim farkıydılar

Ne zaman göz göze değseler

Yangın çıkmayacak denli uzaktılar

Yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı

Üçüncü bir kente düşmüş suretleri


Şahrud gökyüzü geliniydi

Yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri

Bir solukluk rüzgarda bile

Usul usul kanardı gelincik bedeni


Seyduna yeryüzü cehennemi

Ölüm, çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını

Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı,

Onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi


İki iklim ayrıldılar

“Ya Şahrud!” dedi Seyduna

“Gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm

Ardına bakma, gözyaşımla vurulursun

Su gibi git


Şahrud’un yüzüne keder mayın gibi durdu

Ve zaman gözlerinin su yeşilinde kuruldu

Hüzün bir Buda heykeli gibi çırılçıplak,

Yüzlerine oturdu

Rivayet odur ki,

Şahrud vardığı denizlerde hala

Seyduna türküleriyle uyanmakta,

Seyduna, Şahrud’un gözlerinden kalan

Masalla yaşlanmakta



biliyorum! sen yine parmak uçlarında üşüyosun,aramızda kıvrılıp yatan uzaklıga inat,ayaklarınla kasıklarımın kasıgasını,ellerinle yüregimde yaktıgın ateşi düşlüyorsunsularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta ve çırıl çıplak bir ırmaga dönüşüyor yatagımızda apansız,parmakların tıkır tıkır işliyor iştahla,biliyorsun yaşamaktır aşk, geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku bogazında,DELİCE BİR YANGIN PARMAKLARININ BUZULUNDA

Alıntı Yaparak Cevapla