|
Prof. Dr. Sinsi
|
Hayatın Gerçeği
Hayatın Gerçeği Yazısı - Hayatın Gerçeği Başak Sayan - Başak Sayan Yazıları
Sevdiğim kimseyi kaybetmedim ben daha önce
Sevdiğim derken, ailemden kimseyi  
Ölüm gerçeğiyle ilk karşılaşmam 1998 senesinde oldu İlk erkek arkadaşımı kaybettim bir trafik kazasında
Öyle ani, öyle hesapsız, öyle sinsi geldi ki ölüm, inanamadım uzun süre gittiğine  Toprağa verildiği anı gördüğüm halde  
Gelemedim bir türlü kendime
Ölümünün ani olmasından çok, o sırada küs olmamız yaşattı asıl acıyı içimde
Yıllarca her hafta, düzenli, onu görmemin nedeni rüyalarımda, belki de bu yüzdendi kim bilir  
O gün dua etmiştim Allah'a;
'Sevdiklerimin ölümünü gösterme bana' diye
Sanki duydu duamı  O günden sonra sevdiğim birini kaybetmedim bir daha
Ama hayat kısa  Uzun zannetsek de biz
Hepimiz bir gün veda edeceğiz yaşama  
Çocukluğumun en güzel anılarının sahibi; beni büyüten, anaokuluna elimden tutup götüren; kimselerle konuşmayan, içe kapanık olan bu kız çocuğunu teneffüslerde bile okulun önünde bekleyen; elinde yemek tabağı tüm bahçede peşimde dolanan; bana bin bir türlü masallar anlatarak belki de şuan sahip olduğum müthiş hayal gücünün mimarı olan canımın içi, biricik anneannem de veda etti yaşama geçen hafta  
Daha önce yaşadığım ölüm gibi ani değildi ölümü
Alzheimer denen korkunç illetle yaşıyordu son beş yıldır
Bu öyle korkunç bir hastalıktı ki, zamanla unuttukların sadece anıların olmuyordu Her şeyi unutuyordu beyin
Önce yürümeyi unuttu anneannem, kalkamaz oldu ayağa Ardından diğer vücut fonksiyonları zamanla
En son yutkunmayı unuttu bir anda Yemek yiyemediği gibi, su bile içemez oldu son bir, iki gününde artık
Kara haber tez gelirmiş gerçekten
Ankara'dan aldığım 'Anneannen iyi değil, gelip helallik al' sözü gerçekçi gelmedi bana ilk anda
Nedense inanmadım bir türlü bunun olacağına
Benim canım anneannem, o koca çınar, gitmezdi hiçbir yere
Beni gelinlikler içinde görecek, çocuğumu kucağına alacaktı daha
Söz vermiştim ona  
Ankara'ya giderken bunları düşündüm yol boyunca
Çocukluğumun geçtiği evin kapısından içeri girdiğimde ağlama sesleri duydum ilk önce Buna rağmen inanmadım gördüğüm manzaraya bir türlü
Sonra bir baktım, en sevdiğim odada yatıyor anneannem boylu boyunca
Çenesini bir eşarpla bağlamışlar, karnında da kara saplı bir bıçakla
Öyle minicik kalmış ki, kuş gibi adeta
Ben gelmeden yarım saat önce kapamış gözlerini hayata
'Hayır' diye haykırdım ama ne gelir elden
Bir kez daha veda edemeden kaybettim sevdiğimi
İçimdeki suçluluk duygusuyla başa çıkmak için, bilmiyorum ne yapmak gerek şimdi
İki saat evvel çıksaydım yola, onun soğuk bedenini yıkarken değil, veda etmeden tutacaktım elini, hayata  
Bir kez daha anladım ki her şey boş  
Önemli olan yapıp ettiklerinden ziyade biriktirebildiklerin bu yaşamda
Kazanma hırsı, başarı takıntısı, kavgalar, intikamlar, diş bilemeler, acımasız rekabetler, para, pul, şöhret  Hepsi boş, hepsi anlamsız  
En nihayetinde hepimizin çenesine bir eşarp bağlanacak, karnına bir kara saplı bıçak konulacak bu hayatın sonunda
Bir karanlık delikte unutulacak bedenlerimiz  
İnsan, sadece ölüm anlarında hayatın gerçeğiyle yüzleşiyor nedense
Bu yüzden tek tek aradım kalbini kırdıklarımı, üzdüklerimi, intikam almak için yalan söylediklerimi, beni kıranları, üzenleri  
Onlar bilmeseler de içimden helal ettim her şeyi  
Anneanneme sağken veremediği helalliği onlar sağken verdim en azından böylece  
Arayamadıklarım da olmuştur elbet
Onlar da bilsinler ki ben hakkımı helal ettim çoktan
Onlar da etsinler artık  
AMY
Asiydi  
Çok güzel şarkı söylüyordu
Bu genç yaşında çok önemli ödüller almıştı
Ama aynı zamanda uyuşturucu müptelasıydı
Meret, genç yaşında kopardı onu hayattan
Ardında birbirinden güzel şarkılar bırakarak, bir anda  
Ortalık karıştı sonrasında
Ölümü güzel ve çirkin diye ayırdılar ikiye
Kimi ahlar vahlar çekti ardından, kimiyse 'bile bile lades onunki' dedi
Ölümün güzeli olmaz halbuki
Kimin neyi, neden yaptığına, neyin iyi, neyin kötü olduğuna kalabalıklar karar vermez
Bizim için kötü olan, başka biri için iyi olabilir sonuçta
Amy Winehouse'un da neden uyuşturucuya kapıldığını, hangi nedenlerle kullandığını bilemeyiz
Belki kaçtığı şeylerdendi, belki katlanmak zorunda olduklarından
Belki yaşadığı hayatı kaldıramıyordu  
Hiçbiri, hiç kimseyi ilgilendirmez
Ve ölüm güzel ve çirkin diye ikiye ayrılmaz  
Ölüm ölümdür
Er geç hepimizin bir şekilde yaşayacağı  
ASMALIMESCİT'E DAİR
Her zaman sevdim Beyoğlu'nu
Ama özellikle Tünel'i
Asmalı'yı da sevdim hep ama öyle kalabalık oluyordu ki her zaman gitmek istemiyordum
Kalabalıklara giremem ben Agorafobim var
Bu yüzden akşam saatlerinden ziyade gündüz saatleri tercih nedenim olmuştur hep
Ne vakit akşam yolum oraya düşse iki adımlık mesafeyi on beş dakikada almışımdır Böyle kalabalık görülmemiştir
Şimdilerde Asmalı'daki mekanların önleri bomboş, kalabalık yok olmuş
İğne atsan düşmez dediğim yerde yeller esiyor
Evet, masalar yüzünden yaşanan kalabalık artık gına getirmişti
Sokakta yürüyemez olduğum için her seferinde söylenirdim
Ama bunu önlemek için kapı önlerindeki masaların hepsini yasaklamak da olmuyor
Bunun bir arası olamaz mı?
Zabıta belli bir sınır belirlese mekanlar için ve onu takip etse mesela  
Çünkü böyle bir şehrin cıvıl cıvıl görüntüsü de yok ediliyor bir anda
Başak Sayan
|