Yalnız Mesajı Göster

Epik Tiyatronun Türk Tiyatrosunda Yorumlanışı

Eski 06-21-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Epik Tiyatronun Türk Tiyatrosunda Yorumlanışı



Batı tiyatrosunun bu gelişimi çok kısa bir geçmişi olan Türk tiyatrosunu
nasıl etkiliyor? 60’lı yıllarda politik tiyatroya duyulan ilgiyle birlikte
tiyatro dünyamıza giren B Brecht’in tiyatromuza etkisi nedir? Brecht’in
oyunları ülkemizde nasıl sahnelenip oynanmıştır? Yabancılaştırma tiyatrosu
anlama ve doğru yorumlama açısından karşılaşılan başlıca güçlükler nelerdir?
Bunlar ne derecede aşılabilmiştir? Bu soruları yanıtlamadan önce
tiyatromuzun geçmişine kısaca göz atalım

Batı anlamında tiyatronun ilk adımı Tanzimat döneminde atılmıştı Fransız
tiyatrosunu örnek alan bu tiyatro, benzetmeci tiyatro anlayışının içinde
kalan dramatik tiyatroyu benimsiyordu Bu anlayış Cumhuriyet dönemi
reformlarıyla iyice kök salar Tiyatro bu dönemde belli bir ağırlığı, önemi
olan bir kurum olarak kabul ettirir kendini Türkiye’de benzetmeci tiyatro
anlayışının yerleşmesi için yapılan savaşım, 18 yy Aydınlanma dönemi Alman
tiyatrosunun kuruluşunu anımsatır Bu dönemin ünlü tiyatrocularından JC
Gottsched klasik Fransız tiyatrosunu örnek alarak ulusal Alman tiyatrosunun
kurulmasında öncülük yapmıştı O zamana değin gezginci grupların elinde halk
tiyatrosu geleneğini sürdüren Alman tiyatrosu, Gottsched’in çabaları sonucu
ciddiye alınması gereken bir kurum olarak benimsenmişti Böylece halk
güldürülerinin yerini dramatik tiyatro kurallarına göre yazılan ve ahlaksal
bir bildirisi olan klasik oyunlar almıştı Cumhuriyet dönemi tiyatrosunun
kurucusu Muhsin Ertuğrul’u bu bakımdan Gottsched’e benzetebiliriz O da
tiyatronun önemini halka öğretmek istiyor, tiyatronun önemsenmesini sağlamak
için halk tiyatrosu geleneğine, tuluata yer vermiyor ve belli kuralları
benimsemeye çalışıyordu Bu dönemde oyun yazarından yönetmene ve oyuncuya
değin tümünün tiyatro anlayışı dramatik tiyatro anlayışı doğrultusunda bir
gelişim gösteriyor

Türk tiyatrosu, Alman tiyatrosuyla karşılaştırıldığında iki yüzyıl
geridedir Batı’daki tarihsel gelişim sürecinin incelendiği bölümde
gördüğümüz gibi Aydınlanma’yı izleyen Klasik, Romantik, Gerçekçilik gibi
akımlar, tiyatro anlayışına, diline, anlatımına yeni yeni boyutlar
kazandırmışlardır 20 yüzyılın başında Dışavurumcularla bu gelişimin son
aşamasına varıldıktan sonra, benzetmeci tiyatro geleneği tükenmiş, yerini
yeni arayışlara, yeni denemelere bırakmıştı Türk tiyatrosuysa Batı’da
dramatik tiyatro geleneğinin çözülmeye başladığı bir dönemde bu geleneği
özümsemeye çalışıyordu Muhsin Ertuğrul 1920’lerde çıkan “Tiyatro Adabı”
yazısında tiyatronun belli kurallar doğrultusunda nasıl izlenilmesi
gerektiğini bir bir açıklarken (1), B Brecht, aynı yıllarda tüm kurallara
karşı çıkarak yeni bir izleyici-sahne diyaloğundan söz ediyordu (2) Bu
gelişim çağdaş tiyatro anlayışına uzun yıllar kapalı kalmamıza neden oluyor
Gerçi Batı tiyatrolarında yeni bir yazarın, yeni bir oyunu sahnelendiğinde,
çoğu kez bizim tiyatrolarımızda da gösteriliyor, ancak bu hiçbir temele
oturtulamadığından, kopyacılık düzeyini aşamıyor

Dramatik tiyatronun sınırlarının duyulmaya başlaması ancak 1960’larda
politik tiyatroya duyulan ilgiyle başlıyor Bu dönemde bizi yakından
ilgilendiren toplumsal sorunlarla tiyatro aracılığıyla hesaplaşan bir
anlayışın doğmasıyla, çağdaş tiyatronun ilk adımı atılmıştır Brecht’in
yapıtlarının bir bölümünün Türkçe’ye çevrilmesi bu yıllara rastlar
Oyunlarından ilk kez “Carrar Ana’nın Silahları” (Die Gewehre der Frau
Carrar) 1960’da amatör bir grup tarafından sahnelenir Bunu gene amatör
gruplarca oynanan “Kural ve Kuraldışı” (Die Ausnahme und die Regel), “Küçük
Burjuva Düğünü” gibi kısa oyunlar izler 1962’de ilk kez profesyonel bir
tiyatronun, Şehir Tiyatrosu’nun “Sezuan’ın İyi İnsanı”nı sahnelemesiyle
Brecht tiyatro dünyamıza girer

1960’lardan bu yana politik tiyatro yavaş yavaş eski önemini yitirmiş,
toplumsal sorunları ele alan yerli yabancı bir çok oyunun unutulmuş olmasına
karşın, Brecht’e duyulan ilgi azalmıyor Çünkü Brecht onca yıldır
benimsemeye çalıştığımız dramatik tiyatro anlayışının sarsılmasına yol
açmıştır Brecht bir kez bulgulandıktan sonra, o zamana değin geri plana
itilmiş, önemsenmemiş olan Türk halk tiyatrosu geleneğine de yeni bir gözle
bakılmaya başlanıyor

Bu bölümde yabancılaştırma tiyatrosunun Türkiye’de nasıl alımlandığını üç
temel nokta üzerinde durarak irdelemeye çalışıyorum: l- Brecht’in
oyunlarının sahneye koyma açısından değerlendirilmesi, 2- Çeviri ve uyarlama
çalışmaları açısından değerlendirilmesi, 3- Özgün yapıtlarda Brecht’in
etkisi: Çağdaş tiyatro anlayışını ilk olarak benimsemeye çalışan iki yerli
yazarımızın Haldun Taner’in ve Vasıf Öngören’in yapıtlarından birer örnek
veriliyor



Alıntı Yaparak Cevapla