06-21-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Zarf Tümlecinin {TÜRÜ}
Türü
İsimler eksiz veya yön, vasıta, eşitlik ve bazı hâl ekleriyle, fiiller de zarf-fiil ekleriyle zarf görevi yapar
Kurduğun devlet asırlarca muzaffer yürüdü
Ankara, uzun tarihinin şaşırtıcı birleşimleriyle doludur
Ayağa kalktı ve kardeşiyle beraber dışarı çıktı
Hana sağ indi, ölü çıktı geçende
Kulak verdin mi yürekten kavala saza
Zaten yarı aç yarı tok ve bitkin bir hâlde olduğundan ayakta fazla duramadı
O zaman yükselerek arşa değer belki başım
*Yön, zaman, tarz, sebep, vasıta, miktar ve şart bildiren bütün kelimeler ve kelime grupları zarf tümleci olarak kullanılabilir
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir
Ankara’ya yaklaştıkça heyecanım artardı
Yavru kedi, hiç de iyileşecek gibi görünmüyordu
Tenha sokakta kaldım oruçsuz ve neşesiz
Cephaneleri bitince süngülerini taktılar ve düşmana doğru yürüdüler
Dört saatlik yolu, iki saatte, köpeklerden korktuğum için tarlaların arasından geçerek yürüyüverdim
Sırtınızdan para kazanmaya çalışırlar, bir kez uğradınız mı depreme
*Tek kelimelik bazı zarflar ek aldıklarında zarf olmaktan çıkar, zarf tümleci oluşturmazlar
Yarın benimle gelir misin? zarf
Yarını bekleyemem İsim
İçeri›içeriye, dışarı›dışarıya, aşağı›aşağıya
*Edatlarla kurulanlar (edat tümleçleri ya da edatlı tümleçler)
“ile”
Ankara’ya uçakla giderler (vasıta)
Bizi boş vaatlerle kandırdılar (araç)
Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu (beraberlik)
Arabanın gürültüsüyle irkildi (neden)
Öfkeyle kalkan zararla oturur (nasıl, öfkeli ve zararlı)
Sevinçle boynuma sarıldı (nasıl, sevinçli bir hâlde)
“-E kadar”
Dershaneye kadar gidelim
Akşama kadar çalıştık
“için”
Çalışmak için başvurdu (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)
Sınavı kazanmak için çalışmak gerekir (sınavı kazanmanın şartı)
Sıkıldığı için dışarı çıktı (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)
Bu ayakkabıyı babam için aldım (özgülük)
Bu iş için kaç lira ödedin? (karşılık)
Senin için sorun yok tabi (görelik)
Bizim için ne diyorlar? (hakkımızda)
Sizin için üç kişilik yer ayrıldı (aitlik)
“üzere, üzre”
Sorunu halletmek üzere gidiyorum (amaç, için)
On dakika konuşmak üzere kürsüye çıktı (için, amaç)
“-E göre”
Başbakana göre enflâsyon düşük (açısından)
Ayağını yorganına göre uzat (bakarak, ölçüsünde, uygunluk, kadar)
Allah dağına göre kış verir (uygunluk)
Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş (bakılırsa, yönünden)
Siz bana göre daha gençsiniz (karşılaştırma)
Kemal, Hasan’a göre daha uzundu (karşılaştırma)
Bana göre ayakkabınız var mı? (uygunluk)
“karşı”
Edebiyata karşı ilgim vardı (hakkında, yönelik)
Denize karşı bir balkonu var (yönelik)
“diye”
Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor (amaç)
Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı (neden)
“doğru”
Ormana doğru yürüdük
Bana doğru bakıyor
“dolayı, ötürü”
Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor
Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor
“-den” ekiyle de aynı anlam sağlanır
Sıkıldığımdan dışarı çıktım
“karşın, rağmen “
Çok uğraşmama karşın başaramadım
Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu
“beri”
Dün akşamdan beri görülmedi
Okuldan beri hiç susmadı
Yıllardan beri bu köyde yaşamaktalar
Kar, sabahtan beri yağıyor
“yalnız”
Cebinde yalnız yol parası vardı (sadece, edat)
Beni yalnız sen anlarsın (sadece, bir tek)
“ancak”
Seni ancak ebediyyetler eder istiab (sadece)
Onu ancak para ilgilendirir (sadece, bir tek);
Bu işten ancak Hasan Usta anlar (sadece)
Bu kömür ancak üç ay yeter (en fazla, olsa olsa)
Sabah çıktılarsa akşama ancak gelirler (belki, ihtimal)
|
|
|
|