Konu: Abbasiler
Yalnız Mesajı Göster

Cevap : Abbasiler

Eski 01-15-2011   #3
Şengül Şirin
Varsayılan

Cevap : Abbasiler







Muhammed’in vefatından (632) sonra, İslam dünyasını Hulefa-yı Raşidin denilen dört halife ve ardından da Emeviler (661-750) yönetti Emeviler, Ali’nin öldürülmesiyle yönetimi ele geçirmişlerdi Emevilerin iktidardan düşüşleri de aynı biçimde kanlı oldu Muhammed’in amcası Abbas Bin Abdülmuttalip’ın soyundan gelen Abbasiler, Emevi yönetimine karşı ayaklanarak 750′de halifeliği ve iktidarı ele geçirdiler Bu tarihten başlayarak Abbasiler 1258′e kadar İslam dünyasının büyük bölümüne egemen oldular
İlk Abbasi halifesi Ebu’l-Abbas’tı 754′te oğlu Mansur onun yerine geçti Bu iki halife döneminde orduda Türk ve İran kökenliler önemli görevler üstlendiler[kaynak belirtilmeli] Mansur, 762’de Bağdat kentini kurdurarak başkenti Şam’dan buraya taşıdı Abbasi Devleti Mansur’un torunu Harun Reşid döneminde en geniş sınırlarına ulaştı[kaynak belirtilmeli] Harun Reşid, Binbir Gece Masalları’na konu olan görkemli saltanatını Bermeki ailesine borçluydu Bu aileden Yahya Bermeki ve iki oğlu, vezir olarak Abbasi Devleti’ni 17 yıl boyunca fiilen yönettiler


750-1258 arasında AbbasilerHarun Reşid’in oğulları Emin (809-813), Memun (813-833) ve Mutasım (833-842) babalarının politikalarını sürdürdüler Annesi Türk olan Mutasım[kaynak belirtilmeli], Türklerden özel bir askeri güç kurmuştur[kaynak belirtilmeli], Türk unsurları yönetimde önemli görevlere getirmiştir Daha sonra bu askeri gücün Bağdat’taki varlığı bazı huzursuzluklara neden olduğundan Samarra adıyla yeni bir kent kurdurarak devlet merkezini oraya taşıdı 838 yılında Bizans üzerine bir sefer düzenleyen Mutasım, sınırları İznik kentinin yakınlarına kadar ilerletmiştir

Yerine geçen oğlu Vâsık döneminde Türk emirleri askeri işlerin yanı sıra yönetsel konularda daha etkili oldular Vâsık’ın ölümünden sonra Abbasi Devleti parçalanma sürecine girdi Abbasi toprakları üzerinde Samaniler, Karahanlılar, Fatımiler, Tolunoğulları ve Hamdaniler gibi bağımsız devletler kuruldu
İran’da hüküm süren Büveyhiler, 945′te Bağdat’a egemen oldular Bundan sonra Abbasi halifeleri Büveyhilerin izniyle başta kalabildiler Halife Kâim’in (1031-1075) çağrısı üzerine Büyük Selçuklu Devleti Hükümdarı Tuğrul, 1031 yılında Büveyhileri Bağdat’tan çıkardı ve Abbasilere yeniden saygınlık kazandırdı


Ne var ki Abbasiler eski askarı güçlerine ulaşamadılar ve Mustazhir dönemindeki Haçlı Seferleri karşı başarılı olamadılar Büyük Selçuklu Devleti’nin parçalanmasıyla birlikte Abbasiler yeniden gücünü yitirdi Cengiz Han’ın torunu Hulagu’nun yönetimindeki İlhanlılar 1258′de Bağdat’ı yakıp yıktılar, Halife Mustasım’ı ve yakaladıkları hanedan üyelerini öldürdüler Böylece 508 yıllık Abbasi Devleti son buldu
Halife Zâhir’in oğlu Ahmed Mısır’a kaçtı ve orada Memluk Sultanı Baybars’ın koruması altında halife ilan edildi (1261) Mısır Abbasi halifeliği, siyasal ve askeri yetkiden yoksun, yalnız dinsel otoritesi olan bir kurumdu Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim 1517′de Mısır topraklarına girerek, halifenin yetkileri ile Kutsal Emanetler’i devraldı ve Mısır Abbasi halifeliğine son verdi


Devlet yönetimi [değiştir]Abbasilerde devlet örgütlenmesi, “Divan” adı verilen ve değişik alanlarda görevler üstlenen resmi kurullara dayanıyordu Devlet maliyesinin ana gelir kaynağı ise toprak vergisiydi Halktan toplanan zekât da önemli bir gelir kaynağıydı Vergi gelirlerinin büyük bölümü orduya ve bayındırlık işlerine ayrılırdı Halife Ömer döneminde kurulan divanı geliştirdiler Divanı, devlet yönetiminde en etkili kurum haline getirdilerDevlet ve memleket sorunları, önce divanda görüşülerek divanın önerdiği çözümleri uygularlardı


Abbasi Sanatı [değiştir]İslam dininin sanata getirdiği en büyük yenilik cami mimarisidir İslamlıkta her sınıf halkın ayrım gözetilmeden ön saflarda namaz kılabilmesi safların geniş tutulması istediği uyandırmış, bu nedenle kiliselerin aksine camilerde enine mekan tercih edilmiştir Plan formunun ihtiyaçtan doğması gibi, mihrap, minber, minare türünden mimari ögeler de İslamlığın gelişmesine paralel olarak zamanla ihtiyaçtan doğmuşlardır


Abbasilerden önceki İslam şehirciliği konusundaki bilgilerimiz çok kısıtlıdır Bu konuda bilinen ilk örnek, 762-765 yıllarında Abbasi halifesi Mansur’un kurdurduğu Bağdad şehridir Kaynaklardan edinilen bilgilere göre ilk Bağdad şehiri daire planlıydı ve iç içe iki sur duvarı dıştan bir hendekle çevrelenmişti[kaynak belirtilmeli] Şehrin dört kapısına bulundukları yöndeki komşu şehirlerin adı verilmişti Haç planlı saray ve yanındaki cami şehrin merkezinde yer alıyordu 766 yılında yapılan Bağdad Ulu Camii kerpiç duvarlı, ahşap sütunlu ve düz damlı basit bir yapıydı Halife Harun Reşid, 808’de yapıyı planını değiştirtmeden tuğla duvarlı olarak yeniden yaptırmıştır Bağdat 892’de Abbasilerin başkenti olunca, artan nüfus nedeniyle camiye aynı planda ikinci bir bölüm eklenmiştir Ancak, Bağdad şehrinin bu dönem yapılarından günümüze, ilk camiye ait basit bir mihraptan başka hiçbir şey gelmemiştir


Abbasi şehirleri arasında Samarra’nın ayrı bir önemi vardır Abbasilerden sonra hiç oturulmadığından üzerinde başka dönem ve kültürün izine rastlanmadığı için Abbasi şehirciliğini en katıksız biçimde yansıtır Samarra, Dicle kenarında Bağdad’ın yakınındadır Bağdad’ın dairesel ve düzenli planı burada yerini araziye uydurulmuş, uzun bir plana bırakmıştır[kaynak belirtilmeli] Dicle kıvrımlarına paralel olarak uzanan şehrin büyük bölümü kazılarla ortaya çıkarılmıştır Buluntular, Abbasi cami, saray, türbe ve ev mimarisi ile zengin süsleme sanatı hakkında bilgi vermektedir Samarra, 836 yılında Halife Mutasım tarafından abbasi hizmetindeki Türk birlikleri için “ordugah şehri” olarak kurdurulmuş, 883 yılında terkedilmiştir[kaynak belirtilmeli]


Samara Ulu Camii, öteki adıyla Mütevekkiliye Camii, İslam dünyasının en büyük cami yapılarından biridir 150000 kişi burada bir arada namaz kılabiliyordu Basit mimarisi, ilk İslam cami planının anıtsal ölçüler içinde tekrarından ibarettir Yapımında tuğla ve kerpiç kullanılan caminin ilginç bir minaresi vardır Kare tabana oturan dev boyutlu bu anıtsal minareye geniş bir rampa ile çıkılır Bu minare formu, yine Samarra’da Ebu Dulaf Camii’nde tekrarlanmış ve bir daha kullanılmamıştır


Samarra’ın ikinci büyük camii olan Ebu Dulaf Camii, 860 yılında yapılmıştır[kaynak belirtilmeli] Kalıntılar daha gelişmiş bir mimarinin varlığını ortaya koymaktadır Harem bölümü, kemerli duvarlarla birbirinden ayrılan neflerden oluşmuş ve üzeri düz bir çatıyla örtülmüştü


Samarra’nın saray ve evlerinde kullanılan çeşitli süsleme arasında mermer tozu ve alçı karışımıyla yapılan “ıtuk” kabartmalar önemli bir yer tutar Bu kabartmalarda iki farklı teknik kullanılmıştır: Dik kesim ve eğri kesim Dik kesimde motifler yaş sıva üzerine dikine olarak oyulmakta, böylece ışık-gölge kesin çizgilerle birbirinden ayrılarak kuvvetli bir kontrast etkisi sağlanmaktadır Eğik kesimde ise daha yumuşak bir plastik etki söz konusudur Eğik kesim, Türklerin İslam sanatına belki de ilk katkısıdır[kaynak belirtilmeli] Bu teknik daha önceleri Orta Asya sanatında Türkler tarafından kullanılmıştır Dik kesimde daha natüralist, eğik kesimde ise daha stilize bir üslup görülür


Abbasi halifeleri [değiştir]Ebu’l-Abbas 750-754
Mansur 754-775
Mehdi 775-785
Hadi 785-786
Harun Reşid 786-809
Emin 809-813
Memun 813-833
Mutasım 833-842
Vâsık 842-847
Mütevekkil 847-861
Muntasır 861-862
Mustain 862-866
Mutez 866-869
Muhtedi 869-870
Mutemid 870-892
Mutezid 892-902
Muktefi 902-908
Muktedir 908-932
Kahir 932-934
Razi 934-940
Mutteki 940-944
Mustekfi 944-946
Muti 946-974
Taî 974-991
Kadir 991-1031
Kâim 1031-1075
Muktedi 1075-1094
Mustazhir 1094-1118
Musterşid 1118-1135
Reşid 1135-1136
Muktefi 1136-1160
Müstencid 1160-1170
Mustazi 1170-1180
Nâsır 1180-1225
Zâhir 1225-1226
Mustansır 1226-1242
Mustasım 1242-1258

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla