Konu
:
Harzemşahlar (1097-1231)
Yalnız Mesajı Göster
Şah Alaaddin Muhammed ve Cengiz Han Harzemşahlar 13. Yüzyıl Harzem İmparatorluğu
10-24-2010
#
3
Şengül Şirin
Şah Alaaddin Muhammed ve Cengiz Han Harzemşahlar 13. Yüzyıl Harzem İmparatorluğu
Şah Alaaddin Muhammed ve Cengiz Han
Harzemşahlar 13
Yüzyıl Harzem İmparatorluğu
13
yüzyılda Harzem İmparatorluğu dünyanın en zengin ülkesiydi
Bugünkü İran
Pakistan Afganistan ve Orta Asya'nın büyük bir bölümü bu imparatorluğun sınırları içindeydi
Şah Alaaddin Muhammed bu büyüklüğün çeşitli sorunları da beraberinde getireceğini biliyordu
İpek Yolu önemli bir gelir kaynağıydı
Çin Hindistan Ortadoğu Doğu Rusya ve hatta Batı Avrupa'dan tüccarlar ticaret merkezleri olan Merv Buhara ve Semerkand'da bir araya geliyordu
Semerkand'ın nüfusunun yarım milyondan daha fazla olduğu söyleniyordu ki o zamanlar Paris ve Londra'nın nüfusları taş çatlasa otuz-kırk bindi
Dünyanın bu uzak köşesinde geniş zevk bahçeleri vardı
Egzotik meyve ağaçları şırıl şırıl akan çeşmeler eşliğinde dünyanın dört bir yanından gelen asiller hayatın tadını çıkarıyordu
Aynı zamanda entelektüel bir merkezdi bu imparatorluk
Her büyük şehirde üniversiteler kütüphaneler olması Şahın imparatorluğunu İslam dünyasının sanat şiir ve bilgi merkezi haline getirmişti
Aynı zamanda bolluk İçinde olması da buna etkendi
Bir dizi başarılı savaş sonucunda imparatorluk her yönde genişlemiş ve Fransa Almanya İngiltere gibi ülkeler Haçlı Seferlerine bile ancak elli bin kişilik bir ordu gönderebilirken Harzem İmparatorluğunun tümü zırhlı ve tam donanımlı beş yüz bin askeri vardı
Hiçbir devlet Harzem İmparatorluğu'nu kızdırmaya cesaret edemiyordu
Ancak Şah kötü haberler almıştı
Pek ciddi bir şey değildi ama can sıkıcıydı
Sinek küçüktür ama mide bulandırır
Üç bin kilometre kadar doğuda yeni bir güç doğuyordu
Ne oldukları belli olmayan çadırlarda yaşayan göçmen bir krallık
1206 yılında bu barbarlar adı Kralların Kralı ya da Savaşın Kusursuz İmparatoru anlamına gelen Cengiz Han'ın yönetimi altında toplandı
Cengiz Han Çin Seddi'nin ardına geçmeyi başarmış ve kuzeydeki Çin şehirlerini ele geçirmişti
Bir Tatar hükümdarı olan KuşlukHarzem İmparatorluğu'na komşu olan Karakitai'de (bugünkü batı Çin) bu yeni kağana karşı isyan etme cesaretini gösterdi
Bütün büyük hükümdarların yapacağı gibi Harzem Şahı da bu isyana gizliden gizliye destek verdi
Böylece barbar devletini parçalayabileceği
Eğer bu Kuşluk denen adam fazla güçlenirse desteğini Cengiz Han'dan yana çeviriverirdi
Ama Cengiz Han sadece yirmi bin adamdan oluşan iki tümen asker gönderdiğinde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğuna anlamalıydı
Bu adamlar Cengiz'in en iyi komutanlarından Çepe'nin kumandasındaydı
Çepe dağlardaki isyanı bastırmakla görevliydi ve altı yıl süren bir çarpışma sonucunda isyanı bastırdı
Cengiz'in askerleri ilerlemiş ve imparatorluğun doğu sınırının çok küçük bir bölgesini kontrol altına almışlardı
Bu işgal için mantıklı bir rota değildi çünkü o tarafta Pamir Dağları vardı
Bu dağların yüksekliği zaman zaman yedi bin metreye kadar çıkıyordu
Ticaret her zamanki gibi devam etti
Dünyanın her yanından kervanlar geliyor vergilerini ödüyorlar ve şehirlerdeki öteki tüccarlarla alışveriş yapıyorlardı
Bu yeni hükümdarın elçileri zaman zaman Şaha gelir dostluk belirtisi olarak ufak tefek hediyeler verirdi
Karşılığında da aynı şekilde hediyeler giderdi
Ama rahatsız edici bir şeyler olmaya başlamıştı
Barbar Moğollar da kervanlarla gelmeye başlamıştı
Kendilerine tüccar diyorlardı ancak sadece Çin'den bozulmuş artık şeyler getiriyorlardı
Şahın ajanları durumun farkındaydı ve hiç hoşlarına gitmiyordu
Bu tüccarların aslında ajanlar olduğu ve surların ne kadar güçlü olduğuyla ilgili notlar aldıkları askerlerin nerelerde durdukları ve surların üzerinde ne kadar mancınık yer aldığı gibi bilgileri ele geçirdikleri ortaya çıktı
Aynı zamanda Cengiz Han'ın ordularının ne kadar güçlü olduğu dedikodusunu halk arasında yayıyorlar ve Harzem İmparatorluğu halkını korkutuyorlardı
Tarih boyunca bu taktik hep kullanılmıştır
Rapor hazırlamaya gelen tüccarlar rakibin savunma hattını öğrenip bilgileri hemen geri ulaştıran diplomatlar ve ailelerin resimlerini köprünün
savunma birliklerinin Önünde çeken turistler
Bu işin türlü türlü yolları vardır
Bu üçüncü sınıf barbarların gönderdikleri ajanlar yakalanıp mallarına el kondu ve apar topar dışarı atıldı
Barbarlar için iyi bir uyarı yapılmıştı
Aylar geçti ve Şah seçeneklerinin neler olduğuna baktı
Moğollar binlerce kilometre uzaktaydı ve Çin ile olan savaşlarına dalmıştı
Casusların gönderilmesine tepki gösterecek olsalar bile ordularını Sibirya'nın geniş bozkırlarından geçirip ulaşmaları en az altı ay alırdı
Harzem İmparatorluğu'nun sınırına geldiklerinde ise karşılarında beş yüz bin Harzem askerini bulacaklardı
Öylece mide bulandıran sinek öldürülmüş Şahın ünü dünyaya bir kez daha yayılmış olacaktı
Cengiz Han'ın elçileri Şaha ulaştı
Dilleri ve tarzları İslam dünyasının elçilerinin dilleri kadar kibar değildi ancak anlaşılmıştı ki durum Cengiz'in pek hoşuna gitmemişti
Cengiz iyi niyetle Harzem İmparatorluğunun tüccarlarının kendi ülkesinde ticaret yapmasına izin verirken kendi ülkesinin tüccarları Harzem şehirlerinde soyulup dışarı atılıyordu
Özür dilenmeli tüccarların zararları karşılanmalı ve Moğol kervanına kötü davranan sorumlular cezalandırılmalıydı
Bir ders vermenin tam zamanıydı ve Şah Muhammed'in bu dersi vermek için harika bir fikri vardı
Elçi olarak gelen Moğolların sakalları Şah ve yanındakilerin huzurunda yakıldı
Sakallar yanarken bayağı nahoş bir görüntünün ve aynı zamanda kokunun oluştuğu kesindir
Bazı kaynaklara göre ise sakalı yakıldıktan sonra Moğol elçisi öyle özensiz tıraş edilmiş ki az daha kafası kopuyormuş
Her neyse insan acaba Şah neden böyle yaptı demekten alamıyor kendisini
Casusları Moğolların "modern" bir ordu tarafından kolaylıkla durdurulabilecek sıradan barbarlar olduğundan emin miydi acaba? Acaba kazanacağından emin olduğu bir savaş mı başlatmaya çalışıyordu? Tarihte resmi bir bildirim yapılmadan savaşa girişildiği olmuştur
Şahın uyguladığı taktik ise Cengiz'i öfkelendirecek kadar aşağılayıcıydı
Yoksa Şah sadece eğlenmek mi istemişti? Elçiler acı ve aşağılanma içinde çığlık atarken Şah ve beraberindekiler katıla katıla gülmüştü
Ardından da elçiler kapı dışarı edilmişlerdi
Sonra fırtına başladı
Sen hem Moğol elçilerinin sakallarını yak hem de bunun cezasız kalacağını düşün
Moğol geleneklerine göre taraflardan birinin öleceğinin bildirilmesiyle savaş başlar
Ölen tarafın kim olacağı ise bilinmez
Yüz binden biraz daha fazla askerle Cengiz Han 1219'da Harzem İmparatorluğu'nun kalbine doğru büyük bir hızla ilerledi
Birkaç ay içinde şahın ordusu yenilmekle kalmadı
resmen telef edildi
Sonraki yıl o muhteşem şehir Semerkand düştü tüm nüfus kılıçtan geçirildi
Şaha Moğolların kendisi için bir "av partisi" düzenlediği haberi geldi
İki tümen uzman asker Şahı öldürüp Cengiz'e kafasını getirmek için harekete geçmişti
Panik halindeki Şah kaçtı
Peşinde de Moğol generali Subutay yönetiminde yirmi bin asker vardı
Takip üç bin kilometre kadar sürdü
Sonunda Hazar Denizi'nde bir adaya kaçtı ve korkudan saçı sakalı beyazlamış şekilde öldüğü söylendi
Bazı tarihçiler Harzem İmparatorluğunu yıkan savaşın tarihin en ağır savaşı olduğunu söyler
Tüm nüfusun yüzde 75'i kılıçtan geçirilmiş bütün şehirler dümdüz edilmişti
Sonuçta İslam'ın akademik kalbi artık atmayacaktı
Cengiz giriştiği savaşta şahın ordularının peşinden koşarken Hint Okyanusu kıyılarına kadar ulaştı
Subutay batıdaki ve kuzeydeki bilinmeyen ülkelere keşfe çıkmak için izin istedi
1233 yılında geri çağrılana kadar Kafkasları geçecek Rusya'nın verimli kara topraklarına ulaşacak ve en sonunda Dinyeper nehrinde duracaktı
Sahne elli yıl sonra Moğolların Rusya ve Doğu Avrupa'yı ele geçirmeye çalışmaları için uygun duruma getirilmişti
Şah birkaç sakal yakmanın cezasını tüm bir kıtanın yakılıp yıkılmasıyla ödedi
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz
En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Şengül Şirin
Kullanıcının Profilini Göster
Şengül Şirin tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul