Şengül Şirin
|
Cevap : Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Yoksun Kalınan Nedir
ıII- DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATINDA "YOKSUN KALINAN" NEDİR ?
Yukardan beri yaptığımız açıklamalarla ve Yargıtay kararlarından örneklerle, kimlerin "destek" sayılacağını ve kimlerin hangi koşullarda "destekten yoksun kalma tazminatı" isteyebileceklerini belirtmeye çalıştık Şimdi, konuya daha bir açıklık getirmek ve bir ayıklama yapmak isteğiyle bir soru ortaya koyuyoruz ve diyoruz ki: Yoksun kalınan nedir ? Aşağıda bu soruyu yanıtlamaya çalışacağız
Bilim çevrelerinde ve Yargıtay kararlarında "yoksun kalınan" konusunda bugüne kadar ortaya konulan görüşleri bir araya getirdiğimizde, bazılarının yaşam gerçekleriyle bağdaşmadığını, çağın gerisinde kaldığını; öğreti ile uygulama arasında kopuklukların süregeldiğini ve malvarlığı eksilmesi anlayışına aşırı bağlılık nedeniyle "insanın değeri"nin göz ardı edildiğini gözlemlemiş bulunuyoruz Şunu mutluluk duyarak belirtelim ki, bugün Yargıtay kararlarıyla gelinen nokta olumlu ve umut vericidir Bunun ayrıntılarını ve karar örneklerini aşağıda açıklayacağız
1- Yoksun kalınan, ölenin malvarlığı değil, bedensel ve düşünsel destekliğidir
En sonra söylememiz gerekeni en başta söyleyelim: Yukarda da belirttiğimiz gibi, haksız eylemle yokedilen ölenin malvarlığı ve sabit gelirleri değil, onun "insan" olarak varlığı ve çalışma gücü olduğundan, bu gücün sağlığında çalışarak elde ettiği veya eğer yaşasaydı ilerde işinde ve mesleğinde ilerleme derecesine göre elde edebileceği kazançlar araştırılacak ve destekten yoksunluk hesapları bu kazançlara göre değerlendirilecektir Haksız eylemin neden olduğu zararlar ile ölenin mirası ve gelirleri arasında "nedensellik bağı" bulunmadığından, bunlar tazminat hesabında gözetilmeyecek; yalnızca ölenin beyin ve beden gücüyle "çalışarak" sağladığı ya da ilerde sağlayabileceği kazançlar üzerinden destek tazminatı hesaplanacaktır Veya ölen kişi eylemli çalışmasına son vermiş olsa bile, onun beden ve beyin gücünden (bilgi ve deneyimlerinden) yararlanma olanaklarının yitirilmiş olması da maddi bir zarar olarak değerlendirilecektir Ya da ileri yaşta olmalarına bakılmayıp, yakınlarına "hizmet ederek" destek sağlamaktalar ise, örneğin ileri yaştaki eşler birbirlerine hizmet ve yardım ederek destek olmaktalar ise, bunların dahi zarar kavramı içerisinde parasal değerlendirmesi yapılacaktır
Eğer ölenden ticarethane, şirket, fabrika, atölye, çiftlik, taşınmaz gelirleri gibi yönetilmeyi ve sürekli izlenmeyi gerektiren iş ve işyerleri kalmışsa, bunlar hak sahiplerini zenginleştirmiş olsa bile, (bazı yanlış görüşlerin aksine) miras ve miras geliri olarak tazminat hesabına katılmayacak; tazminatın kazanç unsuru, ölenin çalışma gücünden veya bilgi ve deneyim birikiminden yoksunluğun derecesine göre belirlenecektir Ölenin yaptığı işleri, ölüm sonrasında bir başkası üstlenmişse, bu kişi yakınlardan biri olup da kendisine bir ücret ödenmese dahi, ödenmesi gereken ücret ilgili meslek kuruluşlarından veya ticaret odasından sorularak tazminat hesabı buna göre yapılacak; böylece ölenin bedensel ve düşünsel varlığından yoksunluk değerlendirilmiş olacaktır
Öte yandan,Yargıtay kararlarına yerleşen ve kökleşen "hizmet ederek" de destek olunabileceğine, maddi destekliğin yalnızca parasal olarak düşünülmemesi gerektiğine ilişkin görüş ve anlayış çerçevesinde de "yoksun kalınan"ın ölen kişinin "bedensel varlığı" olduğu sonucuna varılacaktır
2- Ölenin mirası veya miras geliri ile haksız eylemin neden olduğu "yoksunluk" arasında bir bağ kurmak yanlıştır:
Yukardaki bölümlerde Yargıtay kararlarından örneklerle belirttiğimiz gibi, destekten yoksunluk mirasçılık sıfatından ayrı bağımsız bir haktır; mirasın reddedilmesi, mirastan feragat edilmesi, terekenin borca batık olması gibi durumlar destekten yoksun kalma tazminatı istenmesine engel olmayacağı gibi21, davacıların gelirlerinin pek fazla ve varlıklı kişiler olmaları da destek tazminatı istenmesine engel değildir Çünkü ölenin mirası ile yakınlarını "onun bedensel varlığından" yoksun bırakan haksız eylem arasında asla "nedensellik bağı" kurulamaz Geçmişte (ve halen) bazı bilim çevrelerinin benimsedikleri görüşleri ve bu görüşlerin etkisinde oluşturulan bazı Yargıtay kararlarını yanlış ve yanıltıcı buluyoruz Bu yanlışlardan en çarpıcı ve yanıltıcı olanları ise "mirasın veya miras gelirlerinin, destek görenlerin bakım ihtiyacını kaldırdığı ölçüde tazminat isteme hakları bulunmadığı"22 veya " mirastan elde edilen yararların bakım ihtiyacını kaldırdığı ölçüde zarardan düşülmesi gerektiği" ya da "mirastan sağlanan gelirlerin denkleştirilmesi gerektiği" biçimindeki görüş ve anlayışlardır ve bunlar asla hak ve adalet kavramı ile bağdaşmamakta, haksız eylemin neden olduğu "yoksun kalma" gerçeğine ters düşmekte; haksız eylem sorumlularını tazminat ödemekten kurtarma ya da daha az tazminat ödemelerini sağlama, onları adeta ödüllendirme amacına yönelik bir sonuç vermektedir
Oysa, gene bilim çevrelerinde yer alan doğru görüşlerde belirtildiği üzere: "Zarar verici olay gerçekleşmeseydi bile, destek er veya geç nasıl olsa bir gün ölecek ve zarar gören, mirasçı veya vasiyet alacaklısı sıfatıyla miras veya vasiyet alacağına sahip olacaktı Öte yandan, mirasçılık kanundan doğan bir haktır Bu nedenle, mirasçının kanun gereği nasıl olsa bir gün iktisap edeceği mirası, yarar saymak mümkün değildir Kaldı ki, zarar verenin, haksız bir eylemle öldürdüğü bir kimsenin mirasçısına kalan servetinden denkleştirme yoluyla yararlanması, hukuk duygusunu da incitecek niteliktedir Diğer taraftan, mirasçılık, zarar verici olayın sonucu değil, ölüm olayının bir sonucudur Kanun, mirasın miras bırakanın ölümüyle açılacağını öngörmüştür (MK 517/I) Bu itibarla zarar veren, kanunda öngörülen bu hükme dayanamaz Ayrıca, mirasçı kavramıyla desteklenen, yardım gören kavramları da birbiriyle eş kavramlar değildir BK m 45, mirasçı deyimini değil, ölenin yardımından yoksun kalanlar deyimini kullanmıştır Görülüyor ki, desteklenen kişinin mutlaka mirasçı olması şart değildir Nihayet, sorumlunun zarar verici öldürme olayı, miras bırakan desteğin daha önce ölümüne sebep olmakla onun malvarlığının ve dolayısıyla terekesinin artma ihtimalini de önlemiş bulunmaktadır Destek, zarar verici olay sonucu ölmeseydi belki daha uzun yıllar yaşayacak ve miras mallarını artıracaktı Erken ölüm sonucu bu imkan önlenmiştir"23
Aşağıda vereceğimiz Yargıtay karar örneklerinde, kendiliğinden gelir getirmesi olanaksız malvarlıklarının ölen tarafından yönetildiğinin ve miras bırakanın ölümü ile onun bu "yönetme" işlevinden (beden ve beyin gücünden) yoksun kalındığının göz ardı edildiği ve bu yüzden destek zararının miras geliri ile karşılanmış sayılması gibi yanlış bir sonuca varıldığı gözlemlenecektir:
4 HD 09 10 1985 gün 6201-7968 sayılı kararında, ölenin çiftlik sahibi olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle karısının miras payı hesaplanarak destek tazminatından indirim yapılması gerektiği sonucuna varılırken, bu çiftliği ölenin işlettiği ve ölümle onun bu işlevinden yoksun kalındığı göz ardı edilmiştir
4 HD 23 04 1981 gün 2594-5639 sayılı kararında, davalı tarafından öldürülen destekten tapulu ve tapusuz taşınmazlar kaldığı ve bunlardan otuz dönüm tarlanın davacının payına düştüğü, ayrıca ikiyüz metrekarelik plastik sera bulunduğu, bu serada sulu tarım yapılarak sebze üretildiği açıklandıktan sonra, bu miras gelirlerinin destekten yoksunluk tazminatından indirilmesi gerektiği sonucuna varılmış; bununla yetinilmeyip bir de desteklerini yitiren davacıların kendilerine kalan mirası, gelir sağlayacak duruma getirmekten kaçınmış olup olmadıklarının incelenmesi istenmiştir Bu kadarını da fazla bularak, diyoruz ki, ölen kişi tarım işletmecisi olduğuna göre, mirasçıları onun beden ve beyin gücünden yoksun kalmışlardır Tazminatın konusu bu yoksunluktur Hesaplamada gözetilecek olan miras gelirleri değil, ölenin bir tarım işletmecisi (çiftçi) olarak bedensel katkısıdır Yörenin Ziraat Odası`ndan bir çiftlik veya sera işletmecisinin çalışması karşılığı dönem kazançlarının ne olabileceği sorulacak ve bildirilen kazançlara göre destekten yoksunluk tazminatı hesaplanacaktır Bu tür hesaplamada, taşınmaz ya da sera işletmesinin gelirleri kazanç unsuruna katılmayacağı için, indirim de söz konusu olmayacaktır Öte yandan, yargıyı asla ilgilendirmemesi gereken "davacıların babalarından kalan arazileri iyi işletip işletmediklerinin" araştırılmasına da gerek kalmayacaktır
15 HD 14 03 1975 gün 1334-1453 sayılı kararında da, davacılara ölen desteklerinden yetmiş dönüm arazi kaldığı, bunun semerelerinin maddi tazminattan düşülmesi gerektiği sonucuna varılmış; arazileri kimin işleteceği ve miras bırakanın tarım işlerine bedensel katkısı hesaba katılmamıştır Burada da destek tazminatının hesabında gözetilecek olan, miras gelirleri değil, ölenin beden gücünden yoksunluğun bedelidir Şöyle de denebilir: Ölenin yerine tarım işlerinde çalıştırılacak kişiye ödenmesi gerekli ücret, destekten yoksunluk tazminatının unsuru olacaktır
15 HD 15 09 1974 gün 710-748 sayılı kararında açıklandığına göre, çok zengin bir adam olan ölen kişiden bir çok fabrika ve müessese kalmıştır Bu nedenle, ölümün, işlerin yürütülmesine ne oranda etki yapacağının, mirasçıların bu işleri yürütüp yürütemeyeceklerinin araştırılması, işletmelerin yılda ne kadar net gelir getireceklerinin hesaplatılması; desteğin sağlığında elde ettiği gelirin miras geliri olarak ölümden sonra da devam edip etmeyeceği üzerinde durulması, bu gelirlerin tazminattan indirilmesi, eğer bu tazminat miras gelirleri ile karşılanıyorsa davanın reddedilmesi istenmiştir Elbette ki bu kararda da göz ardı edilen, bir çok fabrika ve müessesenin sahibi olan desteğin bir girişimci ve sanayici olarak bilgisi, becerisi, deneyimi, yaratıcılığı ile bunca malvarlığına sahip oluşundaki beyin gücüdür Yoksun kalınan bu güçtür Bunu malvarlığıyla ve mirasla karıştırmamak gerekir Burada da yapılacak olan, miras gelirlerini işin içine katmadan, bu çapta bir iş adamının (zenginliği ve malvarlığı dışında) beden ve beyin gücüyle "çalışarak" sağladığı kazançların ne düzeyde olacağının Ticaret ve Sanayi Odalarından sorulması ve alınacak yanıta göre destekten yoksunluk tazminatının hesaplanmasıdır
Burada da hesap unsurlarına miras gelirleri katılmayacağı için, indirim de söz konusu olmayacaktır Bu arada uzun ve gereksiz araştırmalarla davalar uzamayacak, kısa sürede sonuca varılacaktır
4 HD 15 04 1968 gün 3518 sayılı kararında da, ölüm sonucu bakkal dükkanı davacıların üzerine miras yoluyla geçmiş bulunmasına göre, bu miras gelirinin hesaplanacak tazminat tutarından mahsup edilmesi gerekir, denildikten sonra, bakkal dükkanının davacılar veya üçüncü kişi eliyle işletilmesi halinde zorunlu giderler çıkarıldıktan sonra elde edilecek gelirin, miras bırakanın elde ettiği gelirden daha az bulunması halinde aradaki farkın davacıların hak kazanabileceği tazminatın hesaplanmasında esas alınması gerekeceği açıklaması yapılmıştır Bu karar tümüyle yaşam gerçeklerine aykırı olduğu gibi, istenilen hesaplamaların yapılabilmesi neredeyse olanaksızdır Her şeyden önce, mirasçıların bakkal dükkanı işletmeye istekli olmamaları durumunda yargının bunu zorlamaya hakkı yoktur Üçüncü kişi ile anlaşma yapılması bakkal dükkanının devri anlamına gelir Bu devirden ele geçecek para ile haksız eylem sonucu ölenin bedensel varlığının ortadan kaldırılmış olması ve çalışma gücünün yokedilmesi arasında bir bağ kurulamaz Burada da yoksun kalınan ölenin "çalışarak " elde ettiği kazançlardır Tazminatın hesap unsurunu oluşturacak bu kazançların nasıl belirleneceğine gelince: Bakkallar Esnaf Odasından bakkal dükkanı işleten bir kimsenin veya bir tezgahtarın olay tarihinden rapor (hüküm) tarihine kadar aylık ve yıllık kazançlarının ne olabileceği sorulacak ve alınacak yanıttaki rakamlar üzerinden destek tazminatı hesaplanacaktır
4 HD 12 12 1966 gün 8495-10612 sayılı kararında, ölenin bir sebze bahçesi bulunduğu ve bu bahçenin gelirinden davacıların ölümden sonra da faydalanmakta oldukları ileri sürülmesine göre, miras gelirinin tazminattan mahsup edilmesinden sonra arada bir eksilme varsa bunun hesaplanması, geriye ödenecek bir miktar kalmışsa ancak ona hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılıp, adeta haksız fiil sorumluları korunup kollanmıştır Üstelik bu karar da, ötekiler gibi, yaşam gerçeklerine aykırıdır Önce, bir sebze bahçesi kendiliğinden gelir getirmez Sebzecilik zor iştir İklim koşullarından etkilenme nedeniyle her yıl aynı ürün alınamaz Alınsa bile piyasa koşulları değiştiğinde satış olanakları ortadan kalkmış ya da çok düşük fiyatlar verilmiş olabilir Bütün bu koşullar dikkate alındığında bir "gelir" hesabı yapılması neredeyse olanaksızdır İkincisi, mirasçılar sebzecilik yapmak zorunda değillerdir; onlardan böyle bir şey istemeye kimsenin hakkı yoktur Çözüm: Burada da yoksun kalınan ölenin bedensel varlığı, beden gücü ve "çalışarak" elde ettiği kazançlardır Ölen sebzecilik yaptığına göre, ilgili meslek kuruluşundan bir "bahçıvan"ın, bir "sebze tarımcısının" olay tarihinden rapor (hüküm) tarihine kadar aylık ve yıllık ortalama kazançları sorulacak; destekten yoksunluk tazminatı bu kazançlar üzerinden hesaplanacaktır Bu hesaplamada, miras gelirlerini işin içine karıştırmak gereksizdir; yalnızca ölenin beden gücünün ürünü olan kazançlar üzerinden tazminat hesaplanacağından, bir indirim de söz konusu olmayacaktır24
Yaşam gerçekleriyle bağdaşmayan ve can zararlarının hesaplanmasında haksızlıklara yol açan bu yanlış kararlara, günümüzde pek rastlanmamakta oluşu adil yargılamada epey yol alındığını göstermektedir Aşağıda vereceğimiz, çok yeni tarihli karar örneklerinde doğru saptamalar yapıldığı; ölenin "çalışarak" beden ve beyin gücüyle elde ettiği kazançların destek tazminatının hesap unsurunu oluşturduğu gözlemlenecektir
3- Ticaret ve sanayi işletmeleri ile çiftlikler kendiliklerinden gelir getirmez; ölümle onları yönetenden yoksun kalınmıştır:
Yukarda da belirttiğimiz gibi, her malvarlığının mutlaka bir yöneteni vardır Malvarlığının sahibi aklını ve bedenini kullanarak onu yönetir,artırır, eksiltir; ticaret veya sanayi işletmesi ya da çiftlik kendiliğinden gelir getirmez; bilgi, deneyim birikimi ile girişim becerileri o malvarlıklarının kazanılmasını ve elde tutulmasını sağlamıştır Ölümle malvarlıklarının ve işletmelerin yönetim gücünden yoksun kalınmıştır Bu nedenle tazminat hesabının ölçüsü, ölen kişinin "beden ve beyin gücünden yoksun kalınması" olacaktır Bu konuda Yargıtay kararlarından seçtiğimiz şu örnekler konuya açıklık getirici niteliktedir:
Yargıtay 4 HD 14 02 2002 gün 2001/10851-2002/1841 sayılı kararına göre: "Desteğin ölümü ile aile şirketi niteliğindeki servis şirketinin işleyişinde onun bedeni ve fikri katkısı ile sağladığı gelir (kazanç) ortadan kalkmış, servis şirketi faaliyetine devam ettiğinden kazanç tamamen ortadan kalkmamıştır Bu nedenle şirketin işleyişine desteğin fikri ve bedeni katkısı gözetilerek desteğin kazancının belirlenmesi gerekir"25
Gene 4 HD 06 12 2001 gün 11942-12312 sayılı kararında "Desteğin, bir şirkette pay sahibi olduğu, destek yerine başka bir kişinin çalıştırılması durumuna göre destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanacağı" açıklanmıştır26
4 HD 15 01 2002 gün 12625-364 sayılı kararına göre: "Çiftçilik ve besicilik yapan desteğin bu işlerden elde ettiği gelirlere göre değil, onun salt bu işleri yapmasından dolayı kişisel katkısı belirlenip tazminat hesabının bunun üzerinden yapılması gerekir"27
4 HD 13 06 2002 gün 4903-7347 sayılı kararına göre de: "Nakliyeci desteğin çalışabilir durumda olan kamyonunun geliri ayrıca hesaba katılmaz Desteğin bedeni ve fikri çalışması sonucu elde ettiği geliri kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenerek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmalıdır"28
4 HD 01 06 2000 gün 3098-5316 sayılı kararında açıklandığı üzere: "Trafik kazasında ölen desteğin beslediği sekiz adet hayvan ve ekip biçtiği üçyüz dönüm araziden elde ettiği gelir ile ailesinin geçimini sağladığı anlaşılmaktadır Bu durumda, davacıların yoksun kaldıkları destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin ölümü nedeniyle bu arazi ve hayvanlardan benzer şekilde gelir elde etmenin davacılara getireceği yük, diğer bir anlatımla, bu geliri elde etmek için desteğin yaptığı işlerin bir başkası tarafından yapılmasının davacılara neye mal olacağı uzman bilirkişiye hesaplatılmalı, bulunacak miktar destek geliri kabul edilerek, buna göre destekten yoksun kalma tazminatı belirlenmelidir Yerel mahkemece, desteğin hayvancılık ve araziden elde ettiği gelirin tümünün destek geliri olarak kabul edilmesi suretiyle destekten yoksun kalma zararının hesaplanmış olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir"29
HGK 25 05 1984 gün 1982/9-301 E 1984/ 619 K sayılı kararında: "Destekten yoksun kalma ödencesi, desteğini yitiren kimse ile desteğin yaşamaları olası süre içerisinde, ölen desteğin çalışarak sağlayabileceği kazancından ayırarak yapabileceği yardım tutarının peşin ve toptan ödetilmesidir" denilmiştir (YKD 1986/5-629)
4- Ölen kişi, sağlığında işlerden elini çekmiş ve malvarlığını yönetme işini yakınlarına devretmiş olsa dahi, onun gerektiğinde başvurulacak bilgi ve deneyiminden yoksun kalınması da başlı başına destek tazminatı istemeyi haklı kılar:
Şöyle bir örnek verelim: Birçok şirketler ve fabrikalar kurmuş başarılı bir iş adamı, uzun yıllar çalıştıktan sonra işlerini çocuklarına devredip kendisini emekliye ayırmış olabilir Böyle bir kimse hukuka aykırı bir eylemle, örneğin bir trafik kazası sonucu yaşamını yitirmişse, çocukları onun, ara sıra başvuracakları bilgi ve deneyiminden yoksun kalmış olurlar Bu bilgi ve deneyimin, eğer daha uzun yıllar yaşasaydı, miras bıraktığı ekonomik topluluğa katacağı parasal güç, destekten yoksunluk tazminatının konusu olacaktır
Bunun gibi yazar, müzisyen, ressam, heykeltraş gibi fikir ve sanat insanlarının daha kaç yıl ürün vereceklerini kestirmek olanaksızdır; bu gibi kişiler, ileri yaşlarda olsalar bile, haksız eylem sonucu ölümleri erken ölümdür; onların kaybedilmesi başlıbaşına destekten yoksunluktur
5- Destek tazminatının hesabında, ölenin beden ve beyin gücüyle "çalışarak" elde ettiği kazançlardan yoksun kalındığına, ölenin "gelir"lerinin hesaplama dışı bırakılacağına ve bunların destekten yoksunluk tazminatından indirilmeyeceğine ilişkin karar örnekleri de şöyledir:
4 HD 23 05 1989 gün 1308-4696 sayılı kararına göre: "Sosyal Sigortalar Kurumu emeklisi iken trafik olayına maruz kalıp yaşamını yitirene bağlanan aylık, destekten yoksunluk tazminatından mahsup edilmez Çünkü her iki olgu arasında yasal bağlantı bulunmadığı gibi, nedensellik bağı da yoktur Eğer ödemede bulunan kurum zarar görenin, zarar verene karşı olan hakları ölçüsünde ödeme yaparak yasa hükmü gereğince halef olmaktaysa, zarar görene çift ödeme yapılmaması ve dolayısıyla zarar verenin çift ödemede bulunmaması için kurumun yaptığı ödemeler, zarar verenin zarar görene borçlu olduğu tazminat tutarından indirilecektir" (Yasa HD 1989/9-1232, no: 522)
HGK 28 11 1979 gün 77/4-1110 E 79/1395 K sayılı kararına göre: "Olayda SSK `ca davacı eşe, yalnızca ölüm sigortası dalından dul aylığı bağlanmıştır Bu ise, belirli bir süre sigortalı olmanın ve prim ödemiş bulunmanın sonucudur Destek kocanın ölümüne yol açan haksız eylemin doğurduğu zararla, kurumun bu vesile ile sağladığı yarar arasında uygun "nedensellik bağı"nın bulunmaması, hukuki dayanaklarının ayrı oluşu bir arada tutulduğunda, ölüm sigortasından davacı eşe kurumca bağlanan dul aylığının, haksız eylemin yol açtığı zarardan düşülmesi gerekmez" (YKD 1980/7-938)
11 HD 27 04 1982 gün 1762-1988 sayılı kararına göre: "Sosyal Sigortalar Kurumu`nun ölenin eş ve çocuklarına bağladığı dul ve yetim maaşlarının peşin sermaye değerinin, destekten yoksun kalma tazminatından tenkisinin gerekmeyeceği, Yargıtay`ın kökleşmiş içtihatlarına göre kabul edilmiş bulunmaktadır Dava konusu olayda, Sosyal Sigortalar Kurumu`nca davacılara bağlanan dul ve yetim maaşlarının ölüm sigortasından bağlandığı anlaşıldığından,bu gelirlerin peşin sermaye değerlerinin destekten yoksun kalma tazminatından indirilmesi gerekmemektedir" (YKD 1982/7-954)
Yargıtay İçtihadı Birleştirme BGK 06 03 1978 gün ve 1/3 sayılı kararına göre: "Ölenin, bakmakta olduğu veya ilerde bakacağı sayılan kişilerin yoksun kaldıkları zararın, diğer deyişle destekten yoksun kalma tazminatının saptanmasında, T C Emekli Sandığı`nca bağlanan gelirlerin indirilmesi gerekmez" (YKD 1978/5-667)
IV- DESTEKTEN YOKSUNLUKTA TAZMİNATIN ÖLÇÜSÜ
Destekten yoksun kalma tazminatının hesabında parasal ölçü, ölenin beden ve beyin gücüyle yarattığı ekonomik değer olacaktır Çünkü, yukarda açıkladığımız gibi, haksız eylemin yoksun bıraktığı ölenin "bedensel varlığı"dır Miras veya geliri er veya geç hak sahiplerine kalacaktır Kimilerinin düşündüğü gibi, ölümle erken mirasa konanlar, vaktinden önce zenginleştikleri için haksız eylemi işleyeni ödüllendirecek değillerdir Mirasın ve gelirinin destek zararını karşıladığını düşünmek veya karşıladığı ölçüde zarardan indirim yapılmasını savunmak da tam bir haktanımazlıktır ve asla insancıl bir düşünce değildir
Destekten yoksun kalanların aynı zamanda mirasçı olmaları durumunda, miras veya gelirinin, tazminatın "parasal" unsuruna katılmasına gerek yoktur; katılmayacağı için de tazminattan indirim söz konusu olmayacaktır Bir kez daha yineleyelim ki, tazminatın ölçüsü, ölenin beden ve beyin gücüyle yarattığı ekonomik değerdir Bu "para" olarak ele alındığında "kazanç" kavramıyla karşılaşılacaktır Kazanç ile "gelir" aynı şeyler değildir Gelir, daha önce herhangi bir biçimde edinilmiş veya biriktirilmiş ya da hak edilmiş kazanımın, daha önce çalışılarak elde edilmiş olsa bile, artık çalışmadan ve emek harcamadan düzenli aralıklarla para olarak malvarlığına katılmasıdır Bu yüzden durağandır Oysa kazanç, süren bir çalışmanın karşılığıdır; beden ve beyin gücü kullanılarak elde edilmekte olan bir paradır
Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, "kazanç" ögesinin belirlenmesinde, bir başka deyişle "parasal" değerlendirme yapılması sırasında, şöyle bir ayrım gerekecektir:
1- Çalıştığı sırada ölen kişinin kazançları:
Ölen kişinin sağlığında çalışarak elde etmekte olduğu "gerçek kazançlar" araştırılacaktır Bir işverene bağlı olarak çalışan bir kimsenin, bordrolarda düşük gösterilen ücretleri değil, aldığı ve alması gereken gerçek ücretler tazminat hesabının ölçüsü olacaktır Bağımsız çalışanlar ve ticaretle uğraşanlar yönünden de "vergi bildirimleri ve ticari defterler" bir yana bırakılarak, gerçekten elde edilmekte olan kazançlar araştırılacaktır Yargıtay`ın yerleşik kararlarına göre, vergi bildirimlerinde ve yasal defterlerde düşük gösterilen kazançlar ölçü alınamaz; kişinin yaptığı işe ve işyerinin büyüklüğüne göre gerçek kazançları belirlenip tazminat hesapları buna göre yapılmalıdır
2- Henüz çalışma yaşamına atılmamış veya bir işi olmayan kişiler yönünden tazminatın ölçüsü:
Ölen kişi henüz çalışma yaşamına atılmış biri değilse, örneğin ilerde çalışıp yakınlarına destek sağlama olasılığı olan bir çocuk ise veya ölüm sırasında bir işi ve kazancı bulunmuyorsa, ilerde veya bir iş bulup çalıştığında alması gereken ücretler veya kendi başına iş kurup elde edebileceği kazançlar "varsayımsal kazançlar"dır Bu kazançlar, çok küçük yaştaki çocuklar için "asgari ücret" düzeyinde değerlendirilmekte ise de, yüksek okulda okuduğu sırada ölen gençler için ilerde edineceği meslek dalı gözetilerek alabileceği ücrete göre tazminat hesaplanmaktadır
3- Hizmet ve yardımın görece değeri:
Yalnız para vererek değil, hizmet ederek veya bir takım maddi yardımlarda bulunularak destek olunacağı kabul edilmesine göre, (örneğin ev kadınlarının veya ileri yaştaki erkeklerin ev hizmetlerine bedensel katkıları), bunların (bir tazminat davasında) parasal değerlendirmesi, görece (itibari) bir değer ölçüsüne bağlanacaktır Bu değerlendirme, genellikle ve uygulamada her zaman "yasal asgari ücretler" üzerinden yapılmaktadır
4- Ölenin beden ve beyin gücünden yoksunluğun ölçüsü:
Yukarda Yargıtay kararlarından verdiğimiz örneklerde görüldüğü gibi, ölenden bir ticaret veya sanayi işletmesi ya da bir çiftlik kalmışsa, ölenin beden ve beyin gücüyle bu malvarlıklarına katkısı "parasal" yönden değerlendirilecek ve tazminatın ölçüsü ölenin "beden ve beyin gücü" olacaktır Bunun ne olabileceğinin ilgili meslek kuruluşlarından veya ticaret ya da esnaf odalarından sorulması uygun görülmektedir
5- Ölenin bilgi ve deneyiminden yararlanmanın ölçüsü:
Yukarda verdiğimiz çeşitli örneklerde, ölenin, kurduğu şirketlerin ve işletmelerinin yönetimini yakınlarına bırakıp bir köşeye çekilmesi durumunda, bedensel ve beyinsel katkısının süreceği, bilgi ve deneyiminden yararlanılacağı bir yaşam gerçeği olarak kabul olunmalı; tazminatın parasal değerlendirmesi, bu katkının ekonomik değerine göre yapılmalıdır Bunun için meslek kuruluşu ve ticaret odası gibi yerlerden görüş alınması gerekecek ve buralardan bildirilecek kazanç birimlerine göre destek tazminatı hesaplanacaktır
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
|