Şengül Şirin
|
Hep O Şarkı- Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Hep O Şarkı- Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Hep O Şarkı
Hep O Şarkı, Yakup Kadri'nin son romanıdır ama romanlarının taşıdığı zamansal bütünlük bakımından zincir romanlarından ilki olarak düşünülmelidir Roman, Abdülaziz, V Murat ve Abdülhamit'in hükümdarlık zamanlarında geçer Bu açıdan Kiralık Konak'tan önce geldiği düşünülebilir
Romanın diğer bir özelliği de Yakup Kadri, olayları sadece bu romanında bir kadın karakterin birincil ağzından aktarır Münire, kendi hayatını anlattığı bir kitap yazmaktadır ve aslında bu kitap "Hep O Şarkı" dır
Münire, romanı yazdığında artık yaşlı ve dul bir kadındır Romanda hayatını anlatır ama hayatı aslında bütün hayatı boyunca aşık olduğu ve hayatı boyunca da kavuşamadığı Cemil Bey ile aralarındaki aşktan ibarettir Münire, 50 yaşını geçmiş artık hayatın geride kalan kısmına bakarak yaşayan, yaşanmamışlıkları düşünerek kalan hayatını geçiren sade bir dul kadın; Hep O Şarkı da pişmanlıkları anlatan acıklı bir aşk romanı
Romandaki karakterler, sıradandır Diğer romanlardaki karakterler gibi hayatlarında büyük fırtınalar yaşamazlar Yaşasalar da bunlar romanın bütünlüğü açısından kitapta yer bulamaz Yakup Kadri'nin diğer romanları gibi Hep O Şarkı, toplumsal olayları anlatma kaygısını diğer romanlarına göre daha az taşır Bu tür toplumsal vurguları yapıp Kiralık Konak'a son derece güzel bir giriş yapsa da ama aslında hep bireyselleşip olgunlaşamamış, hayata karşı Kiralık Konak'taki Seniha'nın yarısı kadar bile direnç göstermemiş bir kadınla hemen hemen aynı çizgide yaşamış bir adamın yarım kalmış duygusal ilişkisini anlatır
Kitapta olaylar, mekan olarak yalı ve konakta geçerken yalıda iyimser, konakta ise daha karamsar olaylar aktarılarak yalı ve konak kavramlarına atıfta bulunur yazar Bu yönden Kiralık Konak kitabına ilk selamını verir ama son işaret değildir Cemil Bey'i üçüncü kez romana sokarken değişen İstanbul'u anlatmak için "redingot" tan bahseder ki bu da Kiralık Konak romanının girişinde İstanbul'un değişen çehresini anlatmak için seçilen sembollerdir Aynı şekilde Nur Baba'daki Bektaşi yaşamına da Münire'nin teyzesi aracılığıyla atıfta bulunur
Yakup Kadri, bu romanıyla diğer romanlarında tükettiği, defterini kapattığı saraya yakın, eski İstanbullu üst zümrenin hayatını anlatır ve zincirin diğer halkası romanları için giriş yapar Ne yazık ki, bu romanı ön plana çok çıkmamıştır ama Yakup Kadri'nin bütünselliğini anlamak için Hep O Şarkı'yı okumak ve anlamak çok önemlidir

Hep O Şarkı-KONUSU:
Romanda, bir aşk anlatılırken, aynı zamanda Sultan Abdülaziz dönemi Türkiye'sinden görüntüler de verilmektedir
Meğer roman yazmak ne güç bir İşmiş! Saatlerdir iki cümleyi bir araya getiremiyorum Oysa ki, kolay sanıyordum Ben ki, ne kadar çok kitap okudum Bunların etkisinde kalarak, hayatımın romanını yazmaya karar verdim Çok müsvedde karaladım, baktım ki yazdıkça anlatmak istediğim konudan uzaklaşıyorum, ben kelimelere hakim olacağım yerde, onlar beni alıp sürüklüyorlar
Evet, ben bu satırları yazan bin faciadan arta kalmış kırk beşlik, ellilik Münire kadın, "Ben otuz beş yıl, hep aynı erkeğin aşkı ile yanıp kavruldum" demekten başka söyleyecek bir söz bulamıyorum Aslında, Cemil Bey'i ne zaman, kaç yaşımda sevmeye başladığımı da tam olarak bilmiyorum Daha küçük yaşlarda, oğlan olsun, kız olsun onu bütün arkadaşlarımdan kıskanırdım Bir gün, oyun esnasında Cemil Bey'i Sıdıka ile bir köşede sarmaş dolaş yakalayınca ne kadar üzülmüştüm
Şimdi yerinde yeller esen yalımız, Baltalimam'na yakın bir noktada idi Cemil Beylerin yalısı iki kapı ötemizde idi İlk feracemi giyip onlara gittiğim gün, Cemil Bey'in annesinin "ne de yakışmış" diyerek sarılıp Öpmesini hiç unutamam
Artık, Cemil Bey'le, sık sık görüşüyor, konuşuyorduk Konuşmalarımızın seyri değişmiş, iki sevgili haline gelmiştik Babamın farkında olduğundan haberim bile yoktu Ölüm dahi, beni Cemil Bey'den vazgeçiremez diye düşünüyordum
İlk Gönül Acılan:
Ancak, babam ölümden de baskın çıktı Beni öyle bir baskı altına aldı ki, tel kafeste kuş gibi çırpınmağa başladım Tek tesellim, Cemil Bey'in şarkı söylerken duyduğum sesi idi
Cemil Bey, hayallerimin ve rüyalarımın tek nesnesi olmuştu Bir gün rüyamda, Cemil Bey ile konuşurken, dadım üstüme geldi Beraber sarılıp ağlaştık
Saadet Kırıntıları:
Yine de, arada bir cüretli davranışlarım olmuyor değildi Çocukluk arkadaşım Sıdıka vasıtası ile Cemil Bey'le sık sık olmasa da, arada sırada mektuplaşıyordum Bazen tesadüfen de olsa birbirimizi uzaktan uzağa görebiliyorduk Ah o uzaktan ya da yakından yüzünü görebilmiş olmam, benim için ne büyük bir mutluluktu, anlatamam Ancak, bunlar ancak yaz günleri gerçek-leşebiliyordu
Kısmet Bu:
Kış gelip de, Yah'dan konağa gittiğimiz zaman, manastıra kapatılmış kızlardan farkım kalmazdı Bütün gün, sabahtan akşama kadar ümitsizlik içinde kıvranıp dururdum Arada bir misafir geldiğinde, asık suratımla, en başta annemin huzurunu kaçırır, güler yüzlü olmam için, bin bir çeşit dil dökerdi Dadım ise, her fırsatta "her şeyin başı kısmet" derdi Önceleri bu lafa fazla ehemmiyet vermez, gülüp geçerdim Ne kadar büyük bir laf olduğunu, nice olayları yaşadıktan sonra öğrendim
İşte bu anlayışsız kafam ile günün birinde Nafi Mollaların konağına, oğulları Ruknettin Bey'in eşi olarak gelin gittim Nafi Bey Şeyhülislam, Ruknettin Bey ise Kazasker idi Babam, bir yığın isteyenime red cevabı verirken, beni palas pandıras Nafi Molla Konağı denilen o cehennemin içine atmıştı Bu konakta, neler gördüm, neler geçirdim:
Ruknettin Bey'in beni katlettiği geceden sonra, bütün bu zenginlik ve ihtişam içinde dolaşan, sadece ve sadece hayaletim olacaktı Gerçi o geceden sonra, onu bir daha kendime yaklaştırmadım Bu irade kuvvetini İse, Cemil Bey'e olan aşkımdan alıyordum
Kaymbabam, oğlu ve karısından farklı idi Bir kerecik olsun gülümsediğini görmememe rağmen, üzerimde daima güler yüzlü bir adam tesiri yapmıştır Kaynanam, sesinin kalınlığı, vücudunun hantallığı ve oburluğu ile ne kadar kaba bir erkeği andırıyor idiyse, kaymbabam bütün tavır ve edalarında o kadar nazlı bir kadına benziyordu
Kayınbabamın, bu konakta en az benim kadar yalnız olduğunu hissetmem, ona karşı duyduğum sevgi ve saygıyı arttırmıştı
Geceli gündüzlü, hep anayla oğul arasında yaşamaya mahkumdum Kocam, kaynanama çok benzerdi Geniş paçalı donla-n,kadife hırkaları, işlemeli takkeleriyle bıngıl bıngıl dolaşırken arkadan bakıldığında, kocam tıpkı, kaynanamın aynısı idi
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
|