Konu: Isparta
Yalnız Mesajı Göster

Cevap : Isparta

Eski 09-10-2010   #2
Şengül Şirin
Varsayılan

Cevap : Isparta





ISPARTA, Akdeniz bölgesinde Antalya bölümünün iç kesiminde, Göller yöresi'nde aynı addaki ilin merkezi kent; 101 215 nüf (1985) Ankara'dan karayoluyla 423 km uzaklıkta Yurdun öteki bölgelerine düzenli karayolları ve demiryoluyla bağlı Kent, yüksek dağlarla çevrili alüvyal bir ovanın G-B köşesinde, gerideki Akdağ kütlesinden inen derenin (İsparta suyu) iki yanında yer alır Yukarı kesiminde ancak temelleri korunmuş bir kale kalıntısı, eski bir kuruluşa sahip olduğunu gösterir Uzun bir süre ulaşım bakımından elverişsiz, sapa bir yörenin yerel ticaret merkezi olarak kalmış, ancak Cumhuriyet döneminde demiryolu ağına bir şube hattı ile bağlanmıştır Ama kentin hızla gelişmesi ancak daha sonra, düzenli karayolları yapımının canlandırdığı hareket ve ticaret sayesinde, 1950'ler-den sonra olmuştur 1935-1945 arasında 18 000 dolayında hemen hemen sabit kalan nüfusu, bu gelişmeler sonucunda hızla artmaya başlamış, 1955'te 24 000'i, 1960'ta 35 000'i, 1970'te 50 000'i aşmış, 1980de 86 000'i, 1985'te ise 100 000'i geçmiştir Günümüzde İsparta, Göller yöresi'nin en önemli ticaret, sanayi (halıcılık, gülyağcılık) ve kültür merkezidir




—Tar IÛ 546'da Baris adıyla kurulduğu sanılan İsparta, Ortaçağda müslüman
Araplarla Bizans devleti arasında sürüp giden savaşlarda sık sık el değiştirdi Abbasiler döneminde kenti ele geçirmeyi başaran islam orduları (774), bir süre sonra burasını yeniden Bizanslılar'a bırakmak zorunda kaldılar Anadolu Selçuklu hükümdarı Kılıç Arslan III döneminde Türkler tarafından alındı (1204) Anadolu Selçuklu devletinin çökmesi üzerine Hamitabad adıyla Hamitoğulları beyliğinin merkezi olan kent (1300), son Hamitoğulları beyi Hüseyin Bey tarafından Murat I döneminde Karaağaç, Beyşehir, Seydişehir ve Yalvaç ilçeleriyle birlikte 80 000 altın karşılığında Osmanlı devletine satıldı (1380) Murat l'in Bal-kanlar'da uğraşmasından yararlanan Karamanoğlu Alaettin Ali Bey'in eline geçti (1386) Anadolu'ya geçerek Kara-manoğulları'nı yenen Murat I tarafından geri alındı (1387)




Kosova savaşı'nda (1389) Murat I öldürüldükten sonra Osmanlı tahtında meydana gelen değişimden yararlanmak İsteyen Karamanoğul-ları'nın istilasına uğradı Anadolu birliğini kendi yönetimi altında kurmaya çalışan Bayezlt I (Yıldırım) tarafından alınarak (1390) şehzade isa Çelebi'ye verildi Ankara savaşı'ndan (1402) sonra Timur tarafından yine Karamanoğulları'na verilen kent, Mehmet I (Çelebi) döneminde yeniden Osmanlı devletine bağlandı (1415), sancak merkezi konumuna getirildi Süleyman I (Kanuni) döneminde bir ticaret merkezi olarak büyük önem kazanan İsparta, XVIII yy başlarında patlak veren celali ayaklanmaları sırasında ekonomik yönden geriledi Dirlik ve düzeni yeniden kurmayı başaran Kuyucu Murat Paşa'nın çabaları sonucu yine eski refah düzeyine kavuştu




Tanzimat'tan sonra eyalet örgütünün yerine vilayet sisteminin konması üzerine Konya'ya bağlandı Yeniden sancak konumuna getirildi (1867) Hamitabad adını aldı (1891) Cumhuriyetin ilanından sonra İsparta ilinin merkezi ojdu

(- —Mim Özellikle Bizans döneminde önem kazanan ve J Arundell'in pek çok kilisesi olduğunu bildirdiği Baris kentinden günümüze hiçbir kalıntı ulaşmadı Anadolu Selçuklu, Hamitoğulları ve Osmanlı dönemi yapıları da depremlerden çok zarar görmüştür Hamitoğulları'ndan Hızır Bey'in yaptırdığı (1312) Hızırbey camisi 1714 ve 1888'de yıkılmış, yenilenmiştir Gene bu dönemden Kutlubey ca-misi'ni İsparta'nın ilk subaşısı Kutlu Bey yaptırdı (1417) 1901'de onarılan yapı, 1914 depreminden sonra yenilendi 1550 tarihli iplik camisi (Hacıabdi camisi), sadrazam Halil Hamit Paşa tarafından onartıldı (1781), 1914 depreminden sonra yerine günümüzdeki iki katlı cami yaptırıldı Şadırvanı da Halil Hamit Paşa' nın onarımı sırasında eklenmiştir Kentin en önemli yapılarıysa Mimar Sinan'ın eseri olan Flrdevsbey camisi ve Firdevs-bey bedesteni'dir Sancakbeyi Firdevs Bey döneminden olan cami, 1561'de tamamlandı, sadrazam Halil Hamit Paşa zamanında özgünlüğü bozulmayacak biçimde onarıldı (1783) Cami ve minaresi kesme taştan, son cemaat yeri ve sütunları mermerdendir Kare planlı ana mekân kasnağa oturan bir kubbe, yanlara taşkın son cemaat yerlyse beş küçük kubbeyle örtülüdür Camiye gelir sağlamak amacıyla 1561'de bitirilen bedesten de özgünlüğünü korumaktadır 1967'de onarılan yapı günümüzde kapalı çarşı olarak değerlendirilmektedir Fakih bin Muhammet tarafından yaptırılan (1512) Yılankıran çeşmesi, üç sülüs yanıtıyla dikkati çeker

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla