07-12-2010
|
#8
|
Şengül Şirin
|
Cevap : Yurdumuzun Güzellikleri ve Dünyaca ünlü Tarihi Eserler
DİYARBAKIR SURLARI
Diyarbakır surları burçların büyüklüğü ve yüksekliği itibariyle birinci, uzunluğu bakımından Çin Seddinden sonra dünyada ikinci olarak bilinmektedir Surlarda dört ana kapı ( Dağkapı, Urfakapı, Mardinkapı ve Yenikapı) ve surların üzerinde 82 burç vardır Duvarların yüksekliği 12 m , genişliği 12 m , uzunluğu ise 5 km dir Bugün dahi özelliğini kaybetmeyen önemli burçlar şunlardır: Keçi burcu, Yedi kardeş burcu, Evli beden (Ben-u sen) burcudur
Her tarafı çesitli devir ve medeniyetleri yansıtan kitabeler, asma ve kabartma motiflerle doludur

Çesitli yazıtlar,meyve ve tahıl motifleri, silah şekilleri, güneş ve yıldız sembolleri, gamalı haç, kaplan, boğa, çift başlı kartal, akrep ve at kabartmaları bulunmaktadır
İlk yapılış tarihi bilinmemekte, ancak M S 349 yılında Roma imparatoru Konstantinos tarafından genişletilerek bazı kısımları onarılmıştır Bugünkü şeklini Büyük imparator Justinianus tarafından yaptırılan onarımla almıştır
Yontma bazalt taştan yapılmıs olan Diyarbakır kalesi iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır İlk surların M Ö 3000 yıllarında şehrin hakimi olan Huriler tarafından yapıldığı sanılmaktadır
ÇAYÖNÜ
Diyarbakır ili, Ergani ilçesi, Sesverenpınar Köyü, Hilar Kayalıkları yakınlarnda bulunan Çayönü Tepesi, günümüzden 9500 yıl önce M Ö 7500 yıllarında kurulmuş, aralıksız olarak M Ö 5000 yılına kadar yerleşim görmüş, daha sonra da aralıklarla iskan edilmiştir Yerleşme bilim dünyasındaki ününü "Esas Çayönü Evresi" olarak bilinen M Ö 7500-6500 yılları arasındaki bin yıllık döneme ait olan kalıntı ve buluntuları ile sağlamıştır Bu dönem uygarlık tarihinin en önemli araştırmalarından birini, belki de en önemlisini yansıtmaktadır Günümüzdeki kent uygarlığının ilk temellerinin atıldığı bu dönem, insanların göçebelikten köy yaşantısına, avcı ve toplayıcılıktan besin üretimine geçtikleri "Neolitik Devrim" olarak da bilinen teknolojik yaşam biçimi, beslenme ekonomist ve insan-doğal çevre ilişkilerinin tümü ile değiştiği Kültür Tarihi ile ilgili buluşlarla birçok "ilki" de içeren canlı ve ilginç bir dönemdir
Çayönü tepesinde 1963 yılında İstanbul ve Chicago Üniversiteleri tarafından başlatılan çalışmalar günümüze kadar değişik uluslar ve bilim dallarından çok sayıda ummanın katılımıyla sürmüştür Bu çalışmaların sonunda yakın doğunun bilinen en iyi korunmuş ve en eski büyük yerleşme yerlerinden biri ortaya çıkarılmıştır
DİYARBAKIR - ULU CAMİİ
ULU CAMİİ
Anadolu 'nun en eski camisidir 639 yılında Diyarbakır'a egemen olan müslüman Araplar tarafından şehrin merkezindeki en büyük mabedin (Martoma Kilisesi) camiye çevrilmesiyle oluşturulmuştur Daha sonra 1091 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah'ın buyruğu ile büyük bir onarım gördüğünü, değişik dönemlerde birçok kez onarım ve eklentilerle bugünkü şeklini aldığını kitabelerinden öğrenmekteyiz Erken islam döneminin ünlü Şam Emeviye Cami'nin (benzerliklerden dolayı) Anadolu'ya yansıması olarak yorumlanan Diyarbakır Ulu Camii, İslam aleminin 5 ı Harem-i Şerifi olarak kabul edilmektedir
Ortadaki büyük avlunun doğu ve batısında yer alan maksureleri, güneyinde Hanifiler Cami'i, kuzeyindeki Şafiiler Camii ve Mesudiye Medresesi ve Caminin batı girişinin hemen yakınındaki Zinciriye Medresesi ile dinsel ve kültürel yapıları biraraya getiren bir yapılar grubu niteliğindedir
Ulu Cami'nin avlu cephelerinde farklı dönemlere ait Mimari bezekler, kabartma ve yazıtlar büyük bir uyum içerisinde yerleştirilmişlerdir Ki bu da bize sanatın birbiri üzerine eklenerek geliştiği bu yapıda inançların ve hoşgörününde uyum içerisinde geliştiğini ve gelişebileceğini kanıtlar gibidir
DİCLE KÖPRÜSÜ (SİLVAN KÖPRÜSÜ)

DİCLE KÖPRÜSÜ (SİLVAN KÖPRÜSÜ)
On Gözlü Köprü olarak da bilinir Diyarbakır'ın eski Silvan yolu üzerinde, Kırklar Dağının eteğindedir Kentin kuruluşu ve gelişmesiyle ilgili olabilecek bir geçmişi bulunan köprü bugünde aynı hizmeti yapmaktadır
Köprü, yazıtından anlaşılacağı üzere Mervanoğlu devrinde Diyarbakır hükümdarı NiZamüddevle Nasr tarafından H 457 (M 1065) tarihinde yaptırılmıştır
Dicle Nehri Diyarbakır'lılar için kutsal sayılır ve "Allah 'a giden yol" olduğuna inanılır Bu inançtaki Diyarbakır'lı kadın ve genç kızlar her yıl Kurban Bayramı akşamı Dicle Köprüsü üzerinde toplanır daha önceden hazırladıkları yazılı dilekçelerini dualar okuyarak nehire atarlar Böylece dileklerinin kabul olacağına inanırlar
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
|
|
|
|