Şengül Şirin
|
Cevap : Psikanaliz ve Folklor
Jones’un, ontogenez (bireyin gelişimi) ve filogenez (genel olarak insanın gelişimi) arasında paralellik olabileceğini söyleyen önermesi, eğer geçerli değilse düşünceyi tahrik edicidir Soru şudur: Yetişkin bir bireyin, yatmadan önce bir gece içkisi veya bir bardak ılık süt için ısrar etmesi gibi zorlayıcı törensel eylemleri, daha önceki evrimsel aşamalardan, bebeklikten (ki burada bebeğe uyumadan önce bir şişe süt verilmiş olabilir) kalma “yaşantılar” mıdır, ve eğer böyleyse, bunlar medeniyetteki folklorik yaşantılara, öngörülen daha önceki evrimsel vahşilik safhasından güya türemiş olan yaşantılara hangi yönden paralellik göstermektedir? Jones, Hacckelian’a ait olan ve filogenezin onto-genez ile özetlenmesini savunan biyolojik ilkesine bir eşlik olabileceğini ima etmektedir, ama bu yüksek derecede şüphelidir Diğer taraftan, folklor halk tarafından kullanılmaktadır, ve bu da birey olarak insanların psikolojisinin folklor araştırmaları ile bağlantılı olması anlamına gelmektedir
Folklorun psikanaliz çalışmaları hakkında daha fazlasını okumak isteyenler, şu çalışmalara da başvurabilirler; Sig-mund Freud ve D E Oppenheim, Dreams in Folklore (New York, 1958); Otto Rank, Psychoanalytische Beitrage zur Mythen-forschung (Leipzig, 1922); Geza Roheim, The Gates of the Dream (New York, 1952); ve Paulo de Carvalho Neto, Folkore y Psi-coanalisis (Buenos Aires, 1956) Bibliyografya ile ilgili mükemmel bir çalışma ise J L Fischer tarafından yazılmış olan “The Sociopsychological Analysis of Folktales,” Current Anthropology, Cilt 4 (1963), 235 – 95’ tir Diğer referanslar da şunların içinde bulunabilir; Alexander Grinstein, ed , The Index of Psychoanalytic Writings, 9 Cilt (New York, 1956 ff ); ve Norman Kiell, ed , Psychoanalysis, Psychology, and Literature: A Bibliography (Madison, Wis , 1963) (Alan Dundes)
Psikanalizin folklor bilimine geçtiğimiz yirmi yıl içinde yaptığı büyük çaplı ve orijinal katkılar halk bilimciler tarafından neredeyse tamamen görmezden gelinmiştir Benim görüşümce, meselenin onların doğrudan dikkatine sunulduğu ilk buluşmanın bu olması, bu gözle görülür ihmal için esas açıklama olamaz Bunu daha çok, alimler ve bilim adamları arasında ortaya çıkan anti – psikolojik eğilimin bir tezahürü olarak değerlendiriyorum Öznel bilim öncesi çağdan gelen övgüye değer çabalarıyla, doğal olarak nesnelliği dış dünyayı araştırma ile karıştırma, ve zihnin tasarlamasını da öznellikle tanımlama eğilimine girmişlerdir Bu yaklaşım, zihinsel süreçlerden etkilenmeyen fiziksel olayların araştırılması göz önüne alındığında son derece başarılı olmuştur, ya da en azından buna bağlı kusurlar şimdiye kadar önemsiz seviyede idi ve şu anda yavaş yavaş algılamaya başlıyoruz, fakat bunun zihinsel süreçlerin ürünü olan olaylar üzerinde çalışmaya getirdiği sınırlamalar bu çalışmaları bir ön planlama yapmak üzere ayağa kaldırmak için fazlasıyla ağırdır
Bu folklorun konusu olan gelenekler, inançlar veya halk şarkıları gibi malzemeleri göz önüne aldığımızda daha açıktır, çünkü bu istisnasız bir şekilde dinamik zihinsel süreçlerin, halk ruhunun dış veya iç ihtiyaçlara verdiği yanıtın, çeşitli hasretlerin, korkuların, nefretlerin, veya arzuların ifadesinin bir ürünüdür Aslında söylediklerimde basmakalıp olmaktan kaçmamın tek sebebi, bu malzemelerin herhangi biri için bir açıklamada bulunurken , halk bilimcilerin kendi psikolojilerini oluşturmuş veya genel geçer bir tanesini almış olmalarıdır Belirli âdetlerin daha fazla yemek veya daha iyi hasat isteğiyle ortaya çıktığını açıkladıkları zaman, böyle isteklerin ortak insan davranışlarından olduğunu kabul ederek haklılıklarını ortaya koymuş olurlar ve bunların doğasını daha fazla araştırma ihtiyacı da hissetmezler, ve bunun psikologun ya da fizyologun işi olduğundan bahsederler
Buna rağmen bu yaklaşımda pek çok güçlük vardır, çünkü modern psikoloji insan zihninin ortak olarak kabul edildiğinden çok daha karmaşık bir yapıda olduğunu ve yüzeyde yeterince basit görünen bir sürü güdünün araştırmalardan sonra çok daha ayrıntılı bir alt yapıya sahip olduğunun ortaya çıktığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermiştir
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
|