Yalnız Mesajı Göster

Cevap : Jimnastik Tarihi, Aletli Jimnastik, Aletsiz, Ritmik Jimnastik, Türkiye'de Jimnastik

Eski 06-28-2010   #2
Şengül Şirin
Varsayılan

Cevap : Jimnastik Tarihi, Aletli Jimnastik, Aletsiz, Ritmik Jimnastik, Türkiye'de Jimnastik



Ritmik Jimnastik

İlk kez 1984 Seul Olimpiyatlarında resmi yarışmalar arasına giren ritmik jimnastikte ip, çember, top, lobut ve kurdele kullanılır Hareketler çoğunlukla piyanoda çalınan bir müzik eşliğinde yapılır Sporcu tek aletle yarışır Jimnastik hareketleriyle dansın uyumlu bir birleşimi olan ritmik jimnastikte, öbür dallarda olduğu gibi zorunlu hareketler yoktur Ama en az iki (olimpiyatlarda üç) zor hareket yapılması gerekir Puan kazanmada akrobasi yeteneğinden çok özgünlük, jestler, mimikler ve gösterinin akıcılığı rol oynar
Başarılı jimnastikçiler dengelerini asla yitirmeyen, en zor hareketleri yaparken bile izleyenlere çok kolay yapılıyormuş duygusunu veren, kendilerine güvenen sporculardır 1976 Montreal Olimpiyatlarında 14 yaşındayken, yedi kez 10 tam puan kazanan Romanyalı Nadia Comaneci böyle bir jimnastikçiydi

Türkiye'de Jimnastik

Ülkemizde çağdaş anlamda jimnastik çalışmaları Galatasaray Lisesi'nde başlamıştır 1868'de Mekteb-i Sultani adıyla kurulan bu okuldan yetişen Ali Faik Üstünidman, okuldaki görevi dışında da jimnastikle ilgileniyordu 1889'da yayımladığı Jimnastik yahut Riya-ziyat-ı Bedeniye, aynı zamanda Türk sporunun ilk kitabıdır Bir yandan da açtığı özel bir jimnastikhanede sporcu yetiştiren Ali Faik Bey daha sonra Mazhar Kazancı ile birlikte çalışmaya başladı Mazhar Kazancı askeri okullarda beden eğitimi öğretmenliği yapan bir subaydı Böylece jimnastik hem sivil, hem de askeri okullarda yaygınlaşmaya başladı
Olimpiyat Oyunları'nın 10'uncu yıldönümü dolayısıyla 1906'da Atina'da yapılan Ara Olimpiyatlar'da Yorgo ve Niko Alibranti kardeşler Türkiye'yi temsil ettiler Yorgo Alibranti 11,4 saniyelik bir dünya ve olimpiyat rekoruyla "iki elle 10 metrelik halata tırmanma" yarışmasını kazandı

Mekteb-i Sultani'de Ali Faik Bey'in öğrencisi olan Selim Sırrı Tarcan İsveç'te öğrendiği aletsiz jimnastiği 1910 yıllarında Türkiye'de yaygınlaştırdı Böylece Türk jimnastik sporunda yıllarca süren bir tartışma başladı Mazhar Bey aletli jimnastiği, Selim Sırrı Bey ise aletsiz jimnastiği savunuyordu Aletsiz jimnastik daha çok tutuluyordu; ama küçük bir grubun çabalarıyla sürdürülen aletli jimnastik çalışmaları 1960'ta Jimnastik Federasyonu'nun kurulmasıyla yoğunluk kazandı Gene de, Balkan şampiyonalarında kazanılan birkaç madalya dışında bugüne kadar önemli bir başarı elde edilemedi

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla