Şengül Şirin
|
Cevap : Peygamberlerimizin Risaleti
Biz öncelikle Müslümanlar arasındaki ortak noktaları göstermek istiyoruz:
1 - İslamiyet'i ilk kabul edenler, genellikle hakikati arayan, yüksek karakterli, yüksek ahlâklı insanlardı Mesela Hz Ebubekir, cahiliye döneminde takvasıyla, iffetiyle, doğruluğu ve dürüstlüğüyle; Osman b Maz'un, safiyetiyle, İslamiyet'ten önce içkiden kaçmmasıyla, İslamiyet'ten sonra da dünyayı terk etmesiyle meşhurdu Hatta Resul-i Ekrem onu dünyayı bu derece terk etme konusunda ikaz etmişti İslamiyet'in doğuşundan önce vefat eden, fakat cahiliye döneminde de içki kullanmayan Abdullah b Cüd'an'ın yetiştirdiği Süheyb de böyle idi İslamiyet'i ilk kabul edenlerin altıncı veya yedincisi olan Ebu Zerr İslamiyet'ten önce putperestliği terk etmiş
, Ebu Zerr'in kardeşi Mekke'ye gelerek Peygamberimizi Kur'an okurken dinlemiş, sonra Ebu Zerr'e dönerek ona: "Öyle bir adam gördüm ki ona dinin*den dönmüş bir sapık diyorlar; halbuki insanları yüksek ah*lâka davet ediyor Sonra bir şey okuyordu ki ne nazım, ne nesir idi Onun fikirleri ile senin fikirlerin birbirine çok benziyor" demişti Ebu Zerr, bu sözleri yeterli görmeyerek bizzat Mekke'ye gelmiş, Hz Muhammed'i dinlemiş ve Müslü*man olmuştu Hz Ebu Zerr dünya işlerine karışmayan, temiz ve iffetli hayat yaşayan bir adamdı Servet toplamanın Müslümanlığa zıt olduğunu düşünen Hz Ebu Zerr, Hz Osman devrinde Medine'den uzaklaştırılmıştı 29
2-Resul-i Ekrem'in ilk sahabeleri Hanifler tarafından yetiştirilen insanlardı Bunların çoğunluğu Müslümanlıktan önce putperestliği terk etmiş ve Hz İbrahim'in dinine bağlanmışlardı Fakat bunlar İbrahim'in dini hakkında bir şey bilmiyor ve hakikati arıyorlardı Yukarıda bahsettiğimiz Zeyd, Hanif idi Zeyd, Peygamberimizin peygamberliğinden beş yıl önce vefat etmişti Fakat babasından birçok şey duymuş olan oğlu Said, Peygamberimizle görüştüğü zaman, babasının ölünceye kadar aradığı rehberi bulduğunu anlamış ve Müslümanlığı kabul etmişti
3-Bütün yeni Müslümanlar, Kureyş'in hürmet ettiği lakap ve unvanlar taşıyor değillerdi Bunların içinde Ammar, Habbab, Ebu Fükeyhe ve Sahib gibi kendilerine zengin denilemeyecek insanlar vardı Resul-i Ekrem bunlarla beraber Kabe'ye doğru gittiği zaman, Kureyş bunlara bakarak: "İçimizde Allah'ın lütuf ve yardımına erişenler bunlar mı?" diyor ve bunların fakir olmalarıyla alay ediyorlardı Halbuki bunlar maddi servet yerine iman servetine sahiptiler Ötekiler ise tamamıyla servet, sosyal mevki, yüksek rütbe gibi engeller yüzünden hakikatin karşısında eğilmiyorlardı Kibir ve gurur ilk müminlerin karşılaştıkları, mücadele ettikleri en büyük düşmandı Müslümanlar, islamiyet'i kabul etmeleri yüzünden Kabe'nin hizmetlerinden uzaklaştırılmaktan korkmuyorlardı
Onlann zihinleri hakikatin nurunu kabule hazırdı, ilk hamlede Peygamberlerin etrafına fakirlerin toplanmasının sebebi budur İlk Hıristiyanlar bir takım balıkçılardı Hz Nuh'un arkadaşları aşağı tabaka insanlardan oldukları için hakarete uğru-yorlardı Kur'an-ı Kerim'de Hud suresinde bundan bahsedilir: Nuh'un kavmi ona hitaben; "Biz seni bizim gibi insanlardan biri olarak görüyoruz, başka değil İlk bakışta bizim ayak takımımızdan başkasının senin arkana düştüğünü görmüyoruz Sizin bizden fazla bir meziyetinizi de görmüyoruz Aksine sizi yalancılar sanıyoruz "30 demişti Daha sonra ilk Müslümanların iman kuvvetini, saldırılara ve bütün işkencelere karşı dayanan ve direnen manevî güçlerini göstereceğiz Öyle ki bunlann imanlarındaki kuvvet, kanaatlerindeki sağlamlık, onların küçük askerî birliklerle Bizans ve İran imparatorluklarını yıkmalarını sağlamıştı
Resul-i Ekrem, üç yıl kadar peygamberlik vazifesini gizlilik içinde yerine getirdi Artık açıkça tebliğ dönemi gelmiş, Peygamberimize "Şimdi sen emrolunduğunu açıkça tebliğ et "31 ve "Önce en yakınlarını uyar "32 âyetleri nazil olmuştu
Daha sonra Resul-i Ekrem bir gün Safa tepesine çıkarak: "Ey Kureyş!" diye bağırdı Resul-i Ekrem'in sesini işitenler etrafına toplandılar Peygamberimiz onlara:
"Size bu tepenin arkasından bir ordunun geldiğini söylesem bana inanır mısınız?" dedi
Hepsi de: "İnanırız", dediler Çünkü sen daima sözün doğrusunu söylersin!"
Birkaç gün sonra Resul-i Ekrem, Hz Ali'ye bir yemek hazırlamasını söyledi İslamiyet'in yayılması buradan başlamış oluyordu Bu mecliste Hamza, Abbas, Ebu Talip gibi Abdülmuttalip ailesinin büyükleri de bulunuyordu Yemekten sonra Hz Muhammed şu sözleri söyledi: "Size dünyanızı da, ahiretinizi de ilgilendiren bir şey gösteriyorum Bu işi benimle birlikte sürdürmeye hazır mısınız?"
Herkes şaşırmıştı Ortalığa derin bir sessizlik hakimdi Fakat Hz Ali kalkmış, "Gerçi benim gözlerim iyi görmüyor, kollarım zayıf, bacaklarım ince ve yaşım burada bulunanların hepsinden küçüktür Fakat ben size yardım edeceğim" demişti Mecliste bulunan Kureyş kabile reisleri için bu manzara pek tuhaftı Biri onüç yaşında, iki adam alemin kaderine yeni bir şekil vereceklerini söylüyorlardı Kureyş liderleri buna güldüler Fakat hadiseler bu iki adamın haklı olduğunu ispat etti
Yavaş yavaş Müslümanların sayısı kırka ulaştı Hz Muhammed onlarla birlikte hareme giderek Allah'ın birliğini ilan etmiş, fakat müşrikler bu hareketi Kabe'ye gösterilen en büyük hakaret görerek her taraftan Resul-i Ekrem'e saldırmışlardı Hz Muhammed'in yetiştirmesi olan Haris b Ebi Hale, hadiseden haberdar olarak hemen koştu ve peygamberi kurtarmaya çalıştı Haris, her tarafından aldığı kılıç darbeleri ile hayata veda etti Kanları Harem-i Şerifin zeminini boyayan ilk Ìslam şehidi Haris'tir
10- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Hayra delalet eden onu yapan gibidir "
Enes radıyallahu anh Tirmizî
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
|