Şengül Şirin
|
Evrenin Genişlemesi ve Big Bang
Evrenin Genişlemesi ve Big Bang
Genişleyen Evren
Büyük Patlama, tartışılsa da, günümüzde içinde bulunduğumuz evrenin ortaya çıkışını en iyi açıklayan kuram Büyük Patlama kuramının temelleri, 1917 yılında, Einstein'in Genel Görelilik Kuramı'nın bir sonucu olarak ortaya çıktı 1929'da, Edwin Hubble'ın, tüm gökadaların bizden uzaklaşmakta olduğunu keşfetmesi, evrenin genişlemekte olduğunu gösterdi Evren, genel görelilik kuramının öne sürdüğü gibi genişliyordu Hubble'ın gözlemleri, Samanyolu dışındaki gökadaların, bize uzaklığıyla doğru orantılı olarak bizden uzaklaştıklarını gösterdi Bu, mayalanmış bir ekmeğin kabarırken, tüm moleküllerinin birbirinden uzaklaşmasına benzer bir durum Ekmeğin her yeri, birim zaman içinde aynı miktarda genişlerken, iki molekül, birbirine ne kadar uzaksa birbirlerinden uzaklaşma hızları da o kadar yüksektir Evrenin genişliyor oluşu, onun geçmişte sonsuz küçüklükte bir noktadan ortaya çıktığını düşündürüyor İşte bu kuram Büyük Patlama kuramı olarak biliniyor
Evrenin Genişlemesi
Friedmann'in çözümünün önemini ilk fark eden kisi Belçikali astronom Georges Lemaitre oldu Lemaitre, bu çözümlere dayanarak evrenin bir baslangici oldugunu ve bu baslangiçtan itibaren sürekli genisledigini öngördü Ayrica, bu baslangiç anindan arta kalan radyasyonun da saptanabilecegini belirtti
Bu bilim adamlarinin teorik hesaplamalari o zaman çok ilgi çekmemisti Ancak 1929 yilinda gelen gözlemsel bir delil, bilim dünyasinda büyük yanki uyandirdi O yil California Mount Wilson gözlemevinde, Amerikali astronom Edwin Hubble astronomi tarihinin en büyük kesiflerinden birini yapti Hubble, kullandigi dev teleskopla gökyüzünü incelerken, yildizlarin uzakliklarina bagli olarak kizil renge dogru kayan bir isik yaydiklarini saptadi Bu bulus, o zamana kadar kabul gören evren anlayisini temelden sarsiyordu
Çünkü bilinen fizik kurallarina göre, gözlemin yapyldigi noktaya dogru hareket eden isiklarin tayfi mor yöne dogru, gözlemin yapıldigi noktadan uzaklasan isiklarin tayfyida kizil yöne dogru kayar (Gözlemciden uzaklasmakta olan bir trenin düdük sesinin gittikçe incelmesi gibi ) Hubble'in gözlemi ise, bu kanuna göre, gökcisimlerinin bizden uzaklasmakta olduklarini gösteriyordu Hubble, çok geçmeden çok önemli bir seyi daha buldu; yildizlar ve galaksiler sadece bizden degil, birbirlerinden de uzaklasiyorlardi Her seyin birbirinden uzaklastigi bir evren karsisinda varilabilecek tek sonuç ise, "evrenin genislemekte" olduguydu
Evrenin Genişlemesi ve Big Bang
20 yy ile birlikte astronomi alanında çok büyük gelişmeler yaşanmaya başlandı İlk olarak 1922 yılında Rus fizikçi Alexandre Friedmann evrenin durağan bir yapıya sahip olmadığını keşfetti Einstein'in genel görecelik kuramından yola çıkan Friedmann, en ufak bir etkileşimin evrenin genişlemesine veya büzüşmesine yol açacağını hesapladı Belçika'nın en ünlü gök bilimcilerinden Georges Lemaitre ise bu hesabın önemini fark eden ilk kişi oldu Onun bu hesaplamalardan yaptığı çıkarım, evrenin bir başlangıcı olduğu ve bu başlangıçtan itibaren sürekli genişlediğiydi
Lemaitre'in söylediği çok önemli bir şey daha vardı: Ona göre bu başlangıç anındaki patlamadan arta kalan bir radyasyon olmalıydı ve bu saptanabilirdi Lemaitre ilk başlarda bilimsel çevrelerde çok büyük destek bulmayan bu açıklamalarının doğruluğundan emindi Zaten evrenin genişlediğine dair başka kanıtlar da birer birer ortaya çıkıyordu Bu sıralarda Edwin Hubble isimli Amerikalı astronom kullandığı dev teleskopla gökyüzünü incelerken yıldızların, uzaklıklarına bağlı olarak kızıl renge doğru kayan bir ışık yaydıklarını saptadı Hubble, California Mount Wilson gözlem evinde yaptığı bu buluşuyla sabit durum teorisini ortaya atan ve yıllardır savunan tüm bilim adamlarına da meydan okuyor, mevcut evren anlayışını temelden sarsıyordu
Hubble'ın bu tespiti, gözlemin yapıldığı noktaya doğru hareket eden ışıkların tayfının mor yöne doğru, gözlemin yapıldığı noktadan uzaklaşan ışıkların tayfının da kızıl yöne doğru kaydığı fiziksel gerçeğine dayanıyordu Yani California Mount Wilson gözlem evinden izlenen gök cisimleri dünyamızdan uzaklaşmaktaydılar Bu gözlemlerin devamı yıldız ve galaksilerin sadece bizden değil, birbirlerinden de uzaklaştıklarını ortaya koyuyordu Tüm bu gök cisimlerinin birbirlerinden uzaklaşmaları evrenin genişlemekte olduğunu bir kez daha kanıtlıyordu Bu gelişmelerle ilgili ilginç bir saptamayı David Filkin'in "Stephen Hawking's Universe" isimli kitabından aktaralım:
"… Lemaitre iki yıla kalmadan ummaya cesaret edemediği bir haber aldı Hubble galaksilerden gelen ışığın kızıla doğru kaydıklarını gözlemlemişti ve Doppler etkisine göre bu evrenin genişlediği demekti Artık yalnızca bir zaman sorunuydu Einstein zaten Hubble'ın çalışmalarıyla ilgileniyordu ve Mount Wilson Gözlem evinde kendisini ziyaret etmek niyetindeydi Lemaitre de aynı sıralarda California Teknoloji Enstitüsü'nde bir konferans vermeyi ayarladı ve Einstein ile Hubble'ı birlikte bir köşeye sıkıştırmayı başardı Kendisinin "ilk atom" kuramını adım adım anlatarak tüm evrenin "dünü olmayan bir günde" yaratıldığını söyledi
Gereken bütün matematik hesaplarını yapmıştı Lemaitre sözünü bitirdiğinde kulaklarına inanamadı Einstein ayağa kalkmış ve o anda duyduklarının "o güne kadar dinlediği en güzel ve en tatmin edici yorum" olduğunu bildirmiş" ve "kozmolojik sabiti yaratmanın yaşamının en büyük hatası olduğunu" itiraf etmişti
İşte dünyanın gelmiş geçmiş en önemli bilim adamı sayılan Einstein'ı ayağa fırlatan bu gerçek evrenin bir başlangıcı olduğu gerçeğiydi
Evrenin genişlemesiyle ilgili yapılan gözlemler arttıkça yeni iddialar da birbirini izliyordu Bu gerçekten yola çıkan bilimadamları, Lemaitre'in de söylediği gibi, zamanda geriye doğru gittiklerinde sürekli küçülen, küçülen ve sonunda bir nokta kadar kalan bir evren modeliyle karşı karşıya kaldılar Matematiksel hesaplamalar, evrenin tüm maddesini içinde barındıran bu "tek nokta"nın, korkunç çekim gücü nedeniyle "sıfır hacme" sahip olacağını gösterdi Evren, sıfır hacme sahip bu noktanın patlamasıyla ortaya çıkmıştı ve bu patlamaya "Big Bang" (Büyük Patlama) adı verildi
Big Bang'in gösterdiği önemli bir gerçek vardı: Sıfır hacim "yokluk" anlamına geldiğine göre, evren "yok" iken "var" hale gelmişti Bu ise, evrenin bir başlangıcı olduğu anlamına geliyor ve böylece materyalizmin "evren sonsuzdan beri vardır" varsayımını geçersiz kılıyordu
Kaynak: biltek tubitak gov tr
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
|