Şengül Şirin
|
Cevap : Avusturya
XX yy başlarında Güney Slavları'nın ulusçu hareketi gelişti; macar yetkilileri buna sertlik önlemleriyle (1909'da Zagreb' de Agram davası) karşılık verdiler, iktidar bu hareketi monarşinin geleceği açısından çok tehlikeli sayıyor, halkın çok sevdiği imparatorun yaşının ilerlemiş olması, ölümünden sonra sistemin çökeceği kaygısını yaratıyordu Hatta, belli belirsiz bir avusturya-macaristan milliyetçiliği doğmak üzereydi "ikili monarşi "nin dış siyaseti —1873: Macar Andrâssy, Beust'un siyasetini bir yana bırakarak "üç imparator ittitakı"nı (Almanya, Rusya, Avusturya) hazırlamaya çalıştı
—1878: Berlin kongresi; Avusturya, Bosna-Hersek'i ele geçirmeyi başardı Avusturya emperyalizmi Balkanlar'da, çarlık emperyalizmiyle çatışmaya başladı
—1879: Almanya ile ittifak Karacorcevıç hanedanının tahta çıkmasından (1903) sonra, aşırı rus yanlısı bir tutum takınan Sırbistan, gün geçtikçe avusturyalı yöneticiler tarafından yok edilmesi gereken düşman gibi görülmeye başladı Bu arada monarşi içindeki Güney Slavları, Belgrad ile birleşme sorununu açıkça ortaya koydular
—1908: Bosna-Hersek'in ani ilhakı Bu oldubitti, uluslararası gerilimi artırdı ve Avusturya, Rusya'ya karşı savaşmaktan kıl payı kurtuldu
—1912: Birinci Balkan savaşı Gerilim öylesine arttı ki, genelkurmay başkanı Conrad von Hötzendorf, önleyici bir savaş önerdi
—1914 (28 haziran): veliaht Franz - Ferdinand,Saraybosna'da, gizli bir sırp derneğinin üyeleri tarafından öldürüldü Bu suikast, Birinci Dünya savaşı'nın başlamasına yol açtı Avusturya savaşta
—1914: Avusturya birlikleri, Ruslar ve Sırplar karşısında bozguna uğradı —1915: italya cephesinin açılması Polonya ve Sırbistan'ın fethi —1916: savaşın bu ilk yıllarında birlikler, kitle halinde firara başlayan Çekler dışında, bütün olarak görevlerini yaptılar Londra'da, Masaryk, sürgünde bir çek hükümeti kurdu Buna koşut olarak, imparatorluk içindeki muhalefet akımları da şiddetlendi: 21 ekimde başbakan Stürgkh, sosyalist Friedrich Adler tarafından öldürüldü —1916 (21 kasım): Franz-Joseph'in ölümü ve yerine yeğeni arşidük Karl'ın geçmesi —1917: Kral I, Bourbon-Parma prensi Sis- to aracılığıyla Müttefikler ile ayrı bir barış antlaşması imzalamak için görüşmelere başladı Ama girişim başarısızlıkla sonuçlandı
imparatorluğun parçalanması —1918 (ocak): Çekler ulusal bir devlet isterlerken, Müttefikler sürgündeki hükümeti tanıdılar
—16 ekim: imparator, bozgunun yaklaşması üzerine, monarşiyi kurtarmak amacıyla bir bildiri yayımlayarak Avusturya'nın federal bir devlete dönüştürüleceğine söz verdi Ama geç kalmıştı
—ekim-kasım: Slavlar bağımsızlıklarını ilan ettiler (Çekoslovak Cumhuriyeti, Sloven, Hırvat ve Sırp Ulusal konseyi, Galiçya'nın Polonya'ya katılması) Macaristan Cumhuriyeti kuruldu; cumhurbaşkanlığına getirilen kont Kârolyi, ayrı bir barış görüşmesi yapmak istedi, ama başarılı olamadı
—30 ekim: eski parlamentonun alman üyeleri ulusal meclis adı altında toplanarak, bir Avusturya devletinin kurulmasına karar verdiler "Alman Avusturya" adını
verdikleri devletin gelecekteki rejimi konusunda bir karar almadılar —3 kasım: italyanlar ile Villa Giusti ateşkesi imzalandı
—13 kasım: ülkeden ayrılan imparator, tahttan çekilmemekle birlikte, hiçbir devlet işine katılmamaya karar verdi
Saint-Germain (10 eylül 1919) ve Trianon (4 haziran 1920) antlaşmalarıyla, yeni ulusal devletlerin varlığı tanındı
Avusturya Cumhuriyeti (1918-1938)
—1918 (12 kasım): cumhuriyetin ilanı Kuruluş yasasında, eski imparatorluktaki tüm Almanlar'ın cumhuriyete bağlanabilecekleri ve Avusturya'nın kendini Alman Cumhuriyeti'nin parçası saydığı belirtildi Müttefikler bu iki eğilime karşı çıktılar —1919 (şubat): Kurucu meclis seçimleri Sosyal demokratlar, Sosyal hıristiyan par- ti'ye kıl payı üstünlük sağladılar Komünistlerle mücadele ettiler, Habsburglar'ın mülklerini ulusallaştırdılar ve cüretli toplumsal yasalar çıkardılar Ama cumhuriyet, pek çok ekonomik ve siyasal güçlükle karşılaştı Ayrılıkçı eğilimlere karşı (ülkenin isviçre'ye bağlanmasını isteyen Vorarlberg; Tirol) mücadele etmek zorunda kaldı
Bu arada Kämten'de milisler Slovenler ile çatıştılar —1920 (1 ekim): Anayasa'nın oylanması Avusturya Federal Cumhuriyeti (Bundesrepublik Österreich) dokuz ülkeden (Länder) oluşuyordu Yapılan seçimlerde sosyal hıristiyanlar sosyalistlere üstünlük sağlayarak 82 sandalye elde ettiler ve 1938'e kadar hemen hemen kesintisiz biçimde iktidarda kaldılar, ilk hükümet başkanı sosyal demokrat Karl Renner yerini, sosyal hıristiyan bir şansölyeye bırakmak zorunda kaldı -1922-1932: 1922-1924 ve 1926-1929 arasında şansölyelik yapan monsenyör Seipel, Milletler cemiyeti'nin bir komisyonu tarafından sağlanan uluslararası krediyle maliyenin durumunu düzeltti Böylece istikrarlı bir yeni para (Schilling) yaratmayı başardı
Devlet dairelerini de yeniden örgütledi Ama ülke genel ekonomik bunalımdan önemli ölçüde etkilendi Aksaklıkların artması yeni siyasal kuruluşlar ortaya çıkardı Almanya ile birleşme isteği hep güçlü kaldı (1921'de Tirol' de yapılan halkoylamasında büyük çoğunluk birleşmeden yana oy kullandı; 1926'da Der Anschluss dergisi kuruldu; 1930'a doğru, Avusturya'da ilk nasyonal sosyalizm yandaşları ortaya çıktı) Bununla birlikte, Fransa ve müttefikleri, Almanya ile her türlü yakınlaşmayı yasakladılar Aynı dönemde, 1918'den başlayarak uyuşmazlık konusu bölgelerde, Slavlar'a karşı savaşmak için kurulmuş olan "Heimwehren" milisleri de güçlendirildi Bu ordu dışı birlikler, işçi eylemlerine karşı mücadeleye giriştiler Sosyalistler de, işçi milisleri kurarak bunları Cumhuriyetçi savunma birliği (Republikanischer Schutzbund) içinde örgütlediler
—1932 (mayıs): Dollfuss şansölyeliğe getirildi: Amacı, en tehlikeli gördüğü iki toplulukla, sosyalistler ve nazilerle savaşmaktı
—1933 (haziran): Dollfuss, Nazi partisi'nl yasakladı
—1934: şubat ayında Dollfuss, Linz ve Viyana ayaklanmaları sırasında, şiddet kullanarak "Schutzbund"u dağıttı; Sosyal demokrat parti yi de kapattı Ama böylece, nazilere engel olabilecek tek güçten de yoksun kalmış oldu 1 mayısta, ülkeyi güçlendirmeyi amaçlayan yeni bir anayasa çıkarttı Avusturya, nazizmden ve Leo Xlll'ün papalık genelgelerindeki toplumsal ilkelerden esinlenen korporatif bir devlete dönüştü Bu güçlendirilmiş hıristiyan alman devleti (Christlicher Ständestaat), Sosyal hıristiyan parti'ye ve resmi kuruluşlara dönüştürülen (ve yöneticilerden biri prens von Starhemberg olan) Helmweh- ren'lere dayanıyordu 25 temmuzda Dollfuss, nazilerin bir hükümet darbesi girişimi sırasında öldürüldü; ancak, Mussolini'nin muhalefeti sonucu, darbe başarıya ulaşamadı Dollfuss'un yerine geçen sosyal hıristiyan Schuschnigg, onun hitlerci- lere direnme siyasetini sürdürdü Ama koşullar değişmişti: Almanya güçleniyor onunla ittifak yapan Mussolini artık An- schluss'akarşı çıkmıyordu;Batı demokrasileri de, Avusturya Cumhuriyeti'nin bağımsızlığına destek olacak durumda değillerdi Hitler'in buyruğuyla, avusturyalı naziler, karışıklıkları ve kışkırtmalarını artırdılar
—1938: Schuschnigg, Çekoslovakya ve Macaristan'a yaklaşarak bir savunma önlemi almaya çalıştı Ama, Berchtesga- den'e, Hitler'in yanına çağrılan şansölye, bu ittifak tasarısından vazgeçip avusturyalı nazilerden avukat Seyss-lnquart'ın içişleri bakanı olmasını kabul etmek zorunda kaldı Gene de, 13 mart günü bir halkoylaması düzenletti Ama 11-12 mart gecesi Hitler, birliklerini Avusturya'ya soktu Şansölye tutuklandı ve 13 aralıkta Anschluss (Avusturya'nın Almanya'ya bağlanması) ilan edildi Ülke, Reich'ın bir ili (Ostmar ya da Doğu marklığı) durumuna geldi
Anschluss döneminde Avusturya (1938-1945)
Ostmark, doğrudan Berlin'e bağlı bir vali (Statthalter) tarafından yönetiliyordu Nazilerin "düzenledikleri" bir halkoylamasında Anschluss, %99'u aşkın bir oranla onaylandı Olaya karşı olanların topluca tutuklandığı bir gerçekti; oylamaya skandal derecesinde hile karıştırılmıştı; ama, Almanya'nın, 1938'de kilise hiyerarşisinin desteğini kazandığı ve halkın bir bölümünün sempatisini topladığı da açıktı Devlet yönetiminde ve orduda avustur- yalı-alman karışımı ilkesi uygulandı; ama Almanlar genellikle çoğunluktaydı Ekonomi bir ölçüde gelişti, ama bu gelişme tümüyle savaş çabalarına yöneltildi Katoliklerin ve sosyal demokratların muhalefeti, büyük kayıplar vermekle birlikte, tüm dönem boyunca gizli olarak sürdürüldü 1943'te dağlarda, birkaç partizan topluluğu ortaya çıktı —1945 (ilkbahar): Kızıl ordu Avusturya' ya girdi; çok geçmeden batılı devletlerin birlikleri de Vorarlberg, Tirol ve Salzburg'a girdiler Viyana, Berlin gibi dört kesime ayrıldı Ama Almanya'nın tersine, Avusturya çok geçmeden siyasal bütünlüğüne kavuştu
II Cumhuriyet
—1945: 27 nisanda Kari Renner, Cumhuriyetin yeniden kurulduğunu bildirdi, sosyalist ve halkçılardan oluşan bir geçici hükümet kurdu Ama çıkarılacak tüm yasaların Müttefiklerin onayına sunulması gerekiyordu (1945 temmuzunda imzalanan denetim antlaşması) O tarihten sonra Avusturya'da siyasete iki parti egemen oldu: Sosyalist parti (Sozialistische Partei Österreichs, SPÖ) ve sosyal-hıristiyan hareketin mirasçısı Halk partisi (Österreic- hische Volkspartei, ÖVP)
Kasım ayındaki seçimleri halk partililer kazandı ve Leopold Figl, bir koalisyon hükümeti (sosyalistler ve halkçılar) kurdu Bu "Grosse Koalition" (Büyük koalisyon), 1966 yılına kadar sürdü 1945 aralığında, Renner cumhurbaşkanı seçildi —1946-1954: birçok iktisadi ve mali reforma girişildi Nazi etkisinin giderilmesi bazı güçlükler çıkardı ve uzun işlemler gerektirdi (temmuz 1946 ve şubat 1947 yasaları) Müttefikler ile halk partili şansölyeler Figl ve Raab arasında, alman mülkleri, gelecekteki Avusturya ordusu ve ülkenin uluslararası konumu sorunlarını içeren yoğun görüşmeler yapıldı —1955: Raab bağımsızlığı onaylatmak için Moskova'ya gitti ve 15 nisanda Avusturya'nın yansızlığının dayandığı ilkeleri ortaya koyan Moskova muhtırası'nı imzaladı 15 mayısta Devlet antlaşması, Viyana Belvedere sarayı1 nda, dört işgalci devlet tarafından imzalandı; buna göre dört devlet, yeni Cumhuriyetin topraklarını boşaltma sözü verdiler Avusturya'nın egemenliği resmen onaylandı ve aralık ayında ülke, oybirliğiyle Birleşmiş milletler'e alındı
—1959 (10 mayıs): genel seçimlerde komünistler, meclisteki üyeliklerini yitirirken, Halk partisi hafif bir gerileme gösterdi (ama 1962'de çoğunluğu yeniden ele geçirdi) Raab hükümetine iki sosyalist yön veriyordu: Figl'in yerine dışişleri bakanı olan Bruno Kreisky ve Bruno Pittermann —1960-1966: 1960 şubatında şansölye Raab, partisinin başkanlığını Alfons Gor- bach'a bırakmak zorunda kaldı Raab'ın 1961'de istifa etmesinden sonra, Gorbach şansölye oldu; Halk partisi sağ kanadından Josef Klaus da maliye bakanı oldu 1963'te Gorbachin kurduğu yeni bir hükümet, iki büyük parti arasında özellikle dış siyaset konularında doğan görüş ayrılıklarıyla uğraşmak zorunda kaldı:Halk partisi üyeleri için, Avusturya'nın ilkeleri 1955'te belirlenen yansızlığı, yalnızca askeri anlam taşıyordu 1960'ta, ülkeyi Avrupa serbest mübadele birliği'ne soktular; bu olay ülkenin iktisadi kalkınmasını hızlandırdı, ama sosyalistler, Avusturya'nın aşırı kapitalist saydıkları AET'ye katılmasına karşı çıktılar Moskova ve Viyana'ya kuşkulu bir gözle bakmayı sürdüren halk demokrasileri de böyle bir katılmanın karşısında yer aldılar
Almanca konuşulan ve 1919'da italya'ya bırakılmış olan Güney Ti- rol (Yukarı Adige) sorunu, 1946'daki Avus- turya-italya antlaşması'na karşın çözülemedi 1959'da, Andreas Hofer ayaklanmasının 150 yıldönümünde karışıklıklar arttı Suikastlar birbirini izledi Bu karışıklıkların sorumlusu, bir ölçüde merkezi Avusturya'da bulunan ve yeni-nazi eğilimlere yakınlık duyan Berg-isel-Bund örgütüydü, italya ile ilişkiler de kötüleşti Viyana'nın Batı dünyasının en uç sınırında bulunması bu kentin sık sık uluslararası buluşmaların gerçekleştiği bir merkez durumuna gelmesine yol açtı: 1960 haziranında Hruşçev'in ziyareti, Avusturya hükümeti tarafından hazırlanan Ken- nedy-Hruşçev buluşması (haziran 1961)
—1966: iki partililik sona erdi Siyasal görüş ayrılıkları artarken, Otto von Habs- burg'un ülkeye dönmesi sorunu yeni bir anlaşmazlık oluşturdu: bu dönüş birçok kez istenmiş, halk partililerce benimsenmiş, ancak sosyalistlerce buna karşı çıkılmıştı Bir Avrupa Federalist partisi (1962) ile Demokratik ilerleme partisi' nin (1965) kurulması, kamuoyunun bir bölümünün iki büyük partiden soğuduğunu gösterdi 1966 martında yapılan genel seçimlerde, 1963'te Gorbachi saf dışı edip partinin başına geçen ve 1964'te şansölyeliğe getirilen reformcu Klaus'un yönetimindeki Halk partisi salt çoğunluğu elde etti 19 nisanda, cumhuriyetin kuruluşundan beri ilk kez, halk partililer, Josef Klaus yönetiminde, tek başlarına hükümet kurdular Ama sosyalistler, II Cumhuriyetin başından beri hep ellerinde tuttukları cumhurbaşkanlığını, 1965'te Franz Jonasin seçilmesiyle gene korudular Ülke Klaus'un yönetimi altında ekonomik yönden gelişti; fiyatlar çok az yükseldi ve toplumsal çatışmalara rastlanmadı
—1970: mart seçimlerini az farkla sosyalistler kazandı Anayasa mahkemesi'nin 16 milletvekilinin seçilmesini geçersiz sayması üzerine yapılan kısmi seçimlerde, sosyalistlerin durumu daha da sağlamlaş- tı iktidar Bruno Kreisky'e geçti; Kreisky askerlik hizmetiyle seçim sisteminde iki büyük reform gerçekleştirdi: askerlik hizmetinin altı aya indirilerek bu sürenin on iki yıla yayılabilecek, ama toplam altmış günü geçemeyecek kısa dönemler biçiminde tamamlanması; seçim çevresi sayısında değişiklik yapılarak milletvekilliklerinin sayısının nüfus çokluğuna göre değil, kayıtlı seçmenlerin sayısına göre belirlenmesi İtalya ile Güney Tirol konusundaki anlaşmazlıklar çözümlenme yoluna girdi Hiçbir hukuksal düzenleme yapılmamakla birlikte, italya, güney tirollülere daha çok özerklik tanımaya söz verdi
—1971: ekim ayında yapılan erken seçimlerde, cumhuriyetin kuruluşundan beri ilk kez, sosyalistler salt çoğunluğu elde ettiler Cumhurbaşkanı seçiminde Franz Jonas, halk partili Kurt Waldheim'a üstünlük sağlayarak yeniden cumhurbaşkanı seçildi
—1974: Franz Jonas'ın ölümü Sosyalist parti üyesi olmamakla birlikte sosyalistler tarafından aday gösterilen Rudolf Kirchschlâger cumhurbaşkanı seçildi —1980: R Kirchschlâger yeniden cumhurbaşkanı seçildi Başbakan B Kreisky Ortadoğu'daki çatışmalara barışçı çözüm bulmak için girişimlerde bulundu Ya- ser Arafat ile görüştü
—1983: seçimlerde B Krelsky'nin Sosyalist partisi, 1971'den beri mecliste bulundurduğu çoğunluğu yitirdi Kreisky başbakanlıktan ayrıldı Alfred Sinowatz başkanlığında sosyalist-özgürlükçü parti koalisyonu devam etti
—1986: Birleşmiş milletler örgütü eski genel sekreteri Kurt Waldheim* cumhurbaşkanlığı için adaylığını koydu Yabancı basında yayımlanan, II Dünya- savaşı sırasında alman ordusundaki görevleri ve sorumluluklarıyla ilgili suçlamalara karşın cumhurbaşkanı seçildi (6 haziran) Seçimlerden sonra başbakan Sinowatz görevden ayrıldı Dr Franz Vra- nitzky başbakan oldu (16 haziran) Özgürlükçü parti başkanının değişmesi yeni koalisyonun bütünlüğünü sarstı Seçimlere gidilmesine karar verildi Seçimler sonunda sosyalistlerin oyları % 43,1'e düştü (1983'te % 47,7), Halkçı parti % 41,3 (1983'te % 43,2) oy alırken Özgürlükçü parti'nin oyları iki misli artarak % 9'a çıktı Yeşiller de % 4,8 oy alarak meclise temsilci gönderebildiler iki ay süren görüşmelerden sonra Halkçı ve Sosyalist parti, Dr Vranitzky başkanlığında koalisyon oluşturdular (16 ocak 1986)
ASKERİ TARİH
•Ordu Batı imparatoru Charlemagnein Ostmarki kurmasından, 1918'de Avus- turya-Macaristan imparatorluğu'nun yıkılışına kadar, Avusturya'nın hep sürekli bir ordusu oidu (-> KUTSAL İMPARATORLUK ) Ortaçağ süresince feodal ordu ayrıca, Viyana'ya bağlı tüm halklardan (Slavlar, Macarlar, Almanlar, Lorraineliier, Flamanlar) toplanan gönüllüleri ve paralı askerleri de içerirdi, imparatorluğun birlik simgesi olan bu kuvvetlere imparatorluk kuvvetleri deniyordu XVI yy 'da uzun mızraklı piyade birlikleri, onların başlıca gücünü oluşturmaktaydı XVII yy 'da Wallenstein çetelerinin aşırılıkları nedeniyle korku uyandıran ordunun alayları (19 piyade, süvari alayı), artık albaylarının değil, imparatorun malı durumuna geldi O tarihten sonra Avusturya ordusu, değerli komutanlar tarafından yönetildi
(Montecuccoli, prens Eugène) Fransızlar ve Türkler ile savaşlarda güç yitiren imparatorluk ordusu, 1715'te 120 000 kişiyken, 1740'ta 80 000 kişiye düştü Maria Theresia ve Joseph II (1765-1780 arasında ordudan sorumlu ortak naip) her şeyden önce ülkede birliğin sağlanmasını amaç edinerek orduyu yeniden örgütlediler: devletlerin meclisleri, on yıllık bir bütçe kabul edecekler, almanca zorunlu komuta dili olacaktı 1780'de asker sayısı 200 000 kişiye çıkarılan ordu, 1792-1815 arasında Sırbistan'da Türkler'e, ayrıca Fransızlar'a (arşidük Karl'ın Almanya'ya, Wurmser'in italya'ya seferleri) karşı koydu; fransız ordusunun örgütlenmesini örnek almaya çalıştı; zorunlu askerlik sistemi benimsendi Daha sonra, 1860'a kadar ordunun başlıca görevi, Viyana antlaşmalarına ya da Metternich sistemini tartışma konusu yapan ulusal ya da liberal tüm unsurlara karşı koyarak kurulu düzeni korumak oldu
Gerçek modern Avusturya ordusu, Sa- dovâ bozgunundan sonra 1867 antlaşmasınla doğdu imparatorluk silahlı kuvvetleri üç birimden oluşuyordu: 1) avusturyalı, macar ve boşnak birliklerinden oluşan ve Viyana'daki imparatorluk savaş bakanlığına bağlı olan imparatorluk ve krallık ordusu (kaiserliches und königlic- hes Heer, kısaca k u k ); 2) askere yeni alınanlarla eski askerlerden oluşan ve Viyana'da, avusturyalı bir savunma bakanı tarafından yönetilen Avusturya Land- wehr'i-, 3) macar Landwehr'i ve Landsturm " 'undan oluşan ve Budapeşte'de macar bir savunma bakanı tarafından yönetilen Honvéd 12 dilin konuşulduğu bu karma ordunun birliği, % 75'i alman eğitimi görmüş subaylarca sağlanıyordu 1912 ve 1913 yasalarıyla, barış sırasında 500 000 kişilik bir ordu besleyen bu sistem geliştirildi ve 1914'te, 48 piyade tümeniyle (32 k u k , 8 avusturya, 8 macar tümeni) 11 süvari tümeninin (9 k u k , 2 macar tümeni) mareşal Conrad von Hötzendorf'un emrine verilmesini sağladı
Bu birlikler, Birinci Dünya sava- şı'nda 1 047 000 ölü verdiler (3 avustur- ya-macaristan tümeni, 1918'de Fransa' ya, Meuse cephesine gönderildi)
Saint-Germain antlaşması'yla (1919), Avusturya ordusu, on iki yıllık sözleşmelerle askere alınan 30 000 kişiye (1 500'ü subay) indirildi Anschluss'tan (1938) sonra, bu ordu Wehrmacht' içinde eritildi, ikinci Dünya savaşı'nda Avusturya 350 000 kayıp verdi 1945-1954 arasında Mütte- fikler'in işgali altına girdi ve Viyana antlaşmasının imzalanmasına (1955) kadar yalnızca bir jandarma kuvveti bulundurmasına izin verildi Ülkenin yansızlığını güvence altına alan bu antlaşmayla Avusturya'ya 55 000 kişilik bir ordu kurma izni verildi; ama NBC silahları, uzun menzilli toplar ve güdümlü füzeler edinmesi yasaklandı
Anayasa, Avusturya'nın sürekli yansızlığını ilan etti ve ülkenin bir askeri ittifaka katılmasını ya da topraklan üstünde yabancı üslere izin vermesini yasakladı Üz- laşmaz bloklar arasında, tehlikeli konumunun bilincinde olan Cumhuriyet, 1955'te yeni bir ordu kurmaya girişti, ama bu alandaki çabası sınırlı kaldı: 1979'da orduya, 11,7 milyar şilin, yani GSMH'nin % 1'i ayrıldı Asker sayısı 21 000'i geçici askerlik yapan 38 000 kişiden oluştu (yedekleri 155 000 kişiydi) Ordu dışı silahlı kuvvetler de 12 500 kişilik jandarma birliklerinden oluştu Donatım çeşitli ülkelerden sağlandı: isveç uçakları, fransız ya da alman helikopterleri, isviçre radarları, amerikan tankları ve topları, çok namlulu çek roketatarları Avusturya, ayrıca, VTT' 1er ve tanksavarlar (AMX 13 benzeri "Kü- rassier") üretti Hava güvenliği için yetersiz 34 eski SAAB 105 dışında, donatım iyi nitelikliydi; ama asker azlığı, silahlı kuvvetlerin klasik kurallar içinde kullanılmaları durumunda çabuk yok olmalarına yol açabilirdi Lütgendorf'un yönlendirdiği genel bir askerlik reformu, 1971 'de askerlik hizmetinin yeniden düzenlenmesiyle başladı: askerlik 9 ya da 15 aydan kısa dönemlerle tamamlanmak üzere 6 aya ya da sürekli 8 aya indirildi Bu reform, örgütlenme biçimi, lojistik ve askeri eğitimi de kapsıyordu, isviçre deneyiyle Mao, Tito ve Giap deneylerinden çıkan dersleri kaynaştıran general Spannocchi, saldırgana işgalden beklediği üstünlüklerden çok daha önemli asker ve zaman yitimine mal olacak bir alan savunmasını hazırladı Bundpsheer (federal kuvvet), bir ordu, 2 kolordu ve 8 bölge kurmay başkanlığı yönetimine verildi ve 2 kuvvete ayrıldı
—Bereitschaftstruppe, 3 tugaylık bir motorize tümen ile bir hava tümeninden (4 avcı, 7 helikopter, 1 ulaşım ve 2 uçaksavar taburu) oluşan ve sürekli sınırı gözetleyen müdahale kuvveti
AVUSTURYA'DA SANAT
—Landwehr, 2 gün içinde, savunma birlikleri, avcı komandolar ve yedek tugaylar (bölge başına 1 tugay) donatabilecek 28 "temel alay"dan oluşan bölgesel milis kuvveti Avusturya böylece, saldırgana, yüksek bir giriş ücreti (Bereitschaft- struppe), sonra da Landwehr aracılığıyla yüklü bir "ülkede kalış bedeli" ödeteceğini düşündü Kıbrıs ve Lübnan'da, bir taburla BM'nin barış harekâtına da katıldı
•Donanma Avusturya-Macaristan imparatorluğu donanmasının kurucusu imparator Karl VI, 1719'da Trieste'yi açık liman yaptı XIX yy 'da Avusturya'nın yitirdiği Venedik askeri tersanesinin yerini Pola (bugün Pula) askeri tersanesi aldı 1866 savaşı sırasında Avusturya donanması, ahşap gemileriyle Lissa'da modern italyan filosunu ağır bir yenilgiye uğrattı 1914'te avusturya-macaristan donanması (çok iyi yönetilen yüz kadar gemi), Adri- ya denizi'nde pek çok çarpışmaya katıldı (1914'te fransız zırhlısı Jean-Bart'ın, 1915'te Léon Gambetta kruvazörünün torpillenmesi) Denizaltıları (1914'te 7, 1918'te 21 denizaltı) savaşın sonuna dek Akdeniz'deki çarpışmalarda yer aldı imparatorluğun çöküşü, donanmasının da dağılmasına yol açtı: 31 ekim 1918'de, eski monarşinin bayrağı, bir daha çekilmemek üzere gemilerden indirildi, donanmanın son başkomutanı amiral Horthy, Macaristan naibi oldu Saint-Germain antlaşması ile Avusturya, çevresi başka ülkelerle çevrili, kıyısı ve donanması olmayan bir kara devleti durumuna geldi
KURUMLAR
Aralık 1929'de değişikliğe uğrayan 1 ekim 1920 federal anayasası, 1 mayıs 1945'te yeniden yürürlüğe girdi Avusturya, Viyana, Aşağı Avusturya, Yukarı Avusturya, Salzburg, Steiermark, Kärnten, Tirol, Burgenland, Vorarlberg ülkelerinden (Bundesländer) oluşan federal demokratik bir cumhuriyettir Her ülkenin kendi meclisi (Landtag) vardır Avusturya'da iki meclisli parlamenter rejim yürürlüktediı Yasama gücü, 183 üyesi dört yılda bir genel oy ve nisbi temsil sistemiyle seçilen millet meclisi (Nationalrat) ile 58 üyesi 9 ülke meclisi tarafından belirlenen Federal meclis'tedlr (Bundesrat) Yürütme gücü, devlet başkanı olan ve altı yıl için, genel oyla seçilen Federasyon başkanıyla şansölyenin başkanlık ettiği federal hükümet tarafından kullanılır Hükümet yalnız Millet meclisl'ne karşı sorumludur Devlet başkanının, ülkeyi temsil yetkisi ve önemli ayrıcalıkları (şansölyenin atanması ya da görevden alınması) vardır; buna karşılık, parlamento çoğunluğunun başkanı şansölye, yürütme gücünde ağırlıklı rol oynar Yasama yönünden Millet meclisi de aynı durumdadır
EDEBİYAT
• Ortaçağ boyunca, hatta XVIII yy sonuna kadar, Avusturya edebiyatı alman edebiyatından ayrılmaz Ancak, 1815 Kongresl'nden sonra Viyana, alman dilinin edebiyat merkezlerinden biri durumuna geldi; ama bir bakıma, Orta Avrupa'nın merkezi kenti durumunda oluşu nedeniyle de edebiyatta özgün nitelikler edindi
Tam anlamıyla Avusturya'ya özgü olan edebiyatın ilk temsilcisi, ulusal şair düzeyine yükselen oyun yazarı Franz Grillpar- zer'dir Onun yanında yer alan F Raimund ile J Nestroy, gerçekte Avrupa çapında bir üne ulaşamamışlardır Şairler arasında N Lenau, alman hareketinden çok fransız okuluna yakın bir romantizmin temsilcisidir Buna karşılık, eski Avusturya'nın Südetler bölgesinde doğan A Stifter, bugün alman dilinin en büyük romancılarından biri olarak kabul edilir
• XIX yy 'ın ikinci yarısında, L Anzengru- ber'in halk tiyatrosu, Maria ve Ebner -Eschenbachin F von Saarin ve P Roseg- ger'in öyküleri, Avusturya yaşamından görüntüler sundular; ama dönemin Viya- na'sının sanatsal ve kültürel gelişmesine bağlı özgün edebiyat çalışmaları özellikle yüzyıl sonunda ortaya çıktı; o dönemde kentte tüm edebiyat akımları kol gezmekteydi: izlenimci ve dekadan akım (A Schnitzler), simgeci akım (R Beer-Hof- mann, P Altenberg), anlatımcılığın doğmasına yol açan kuramcı ve eleştirel akım (H Bahr, K Kraus), F Kafka, M Brod, E Weiss, F Werfel ve R M Rilke ile Prag kenti bir başka çekim alanını oluştururken, Hoffmannstahl de, çağın tüm estetik deneyimlerinin bir bireşimine varmış görünüyordu
• XX yy 'da yalnızca ulusal değil, aynı zamanda yoğunluğu ve açıklığıyla dünya romanının gelişmesini köklü bir biçimde etkileyen bir edebiyat gelişti (H Broch, R Musil, H von Doderer, Gütesrloh) Tiyatroda (M Meli, Csokor, Bruckner) ve şiirde (G Trakl), anlatımcılığın etkisi sürüyordu
• 1938'de gerçekleştirilen Anschluss (Avusturya'nın Almanya'ya katılması) ile ikinci Dünya savaşı'nın sonu arasındaki dönemde Ostmark adı altında III Reich'a bağlanmış olan Avusturya'nın durumu, birçok yazarı ya susmak ya da yurt dışına göç etmek zorunda bıraktı Bunlardan bazıları (St Zweig, J Roth) ülkelerinden umudu kesmiş olarak yurt dışında öldüler
• 1945'ten sonra Avusturya edebiyatı dış etkilere kapılarını daha fazla açtı F Ha- beck ve H Zand, E Fried, P von Tramin, J Ebner, İ Aichinger, M Dor, R Feder- mann, H Eisenreich "büyük roman" akımının temsilcileri arasında yer alan Georg Saiko'ya öykündüler
Şiirde de bir yenilenme görüldü: bir önceki kuşağın (Otto Basil) ve yurt dışında yaşayan şairlerin anlatımcılığından (T Kramer, E Waldinger) gerçeküstücülüğe ve "somut" şiire yönelindi P Celan ve
F Mayröcker, André Breton'un Avusturya' daki en yakın izleyicileriydi, i Bach- mann büyük bir duyarlıkla sözcük araştırmalarına eğilirken, W Tornan, G Fri- tsch, W Schmied ve A Okopenko da günlük yaşam deneyimlerini yazıya dönüştürdüler
• Filozof Ludwlg Wittgensteinin, yeni yazar kuşakları üzerinde sürekli bir etkisi oldu;
Tam anlamıyla Avusturya'ya özgü olan edebiyatın ilk temsilcisi, ulusal şair düzeyine yükselen oyun yazarı Franz Grillpar- zer'dir Onun yanında yer alan F Raimund ile J Nestroy, gerçekte Avrupa çapında bir üne ulaşamamışlardır Şairler arasında N Lenau, alman hareketinden çok fransız okuluna yakın bir romantizmin temsilcisidir Buna karşılık, eski Avusturya'nın Südetler bölgesinde doğan A Stifter, bugün alman dilinin en büyük romancılarından biri olarak kabul edilir
• XIX yy 'ın ikinci yarısında, L Anzengru- ber'in halk tiyatrosu, Maria ve Ebner -Eschenbachin F von Saarin ve P Roseg- ger'in öyküleri, Avusturya yaşamından görüntüler sundular; ama dönemin Viya- na'sının sanatsal ve kültürel gelişmesine bağlı özgün edebiyat çalışmaları özellikle yüzyıl sonunda ortaya çıktı; o dönemde kentte tüm edebiyat akımları kol gezmekteydi: izlenimci ve dekadan akım (A Schnitzler), simgeci akım (R Beer-Hof- mann, P Altenberg), anlatımcılığın doğmasına yol açan kuramcı ve eleştirel akım (H Bahr, K Kraus), F Kafka, M Brod, E Weiss, F Werfel ve R M Rilke ile Prag kenti bir başka çekim alanını oluştururken, Hoffmannstahl de, çağın tüm estetik deneyimlerinin bir bireşimine varmış görünüyordu
• XX yy 'da yalnızca ulusal değil, aynı zamanda yoğunluğu ve açıklığıyla dünya romanının gelişmesini köklü bir biçimde etkileyen bir edebiyat gelişti (H Broch, R Musil, H von Doderer, Gütesrloh) Tiyatroda (M Meli, Csokor, Bruckner) ve şiirde (G Trakl), anlatımcılığın etkisi sürüyordu
• 1938'de gerçekleştirilen Anschluss (Avusturya'nın Almanya'ya katılması) ile ikinci Dünya savaşı'nın sonu arasındaki dönemde Ostmark adı altında III Reich'a bağlanmış olan Avusturya'nın durumu, birçok yazarı ya susmak ya da yurt dışına göç etmek zorunda bıraktı Bunlardan bazıları (St Zweig, J Roth) ülkelerinden umudu kesmiş olarak yurt dışında öldüler
• 1945'ten sonra Avusturya edebiyatı dış etkilere kapılarını daha fazla açtı F Ha- beck ve H Zand, E Fried, P von Tramin, J Ebner, İ Aichinger, M Dor, R Feder- mann, H Eisenreich "büyük roman" akımının temsilcileri arasında yer alan Georg Saiko'ya öykündüler
Şiirde de bir yenilenme görüldü: bir önceki kuşağın (Otto Basil) ve yurt dışında yaşayan şairlerin anlatımcılığından (T Kramer, E Waldinger) gerçeküstücülüğe ve "somut" şiire yönelindi P Celan ve F Mayröcker, André Breton'un Avusturya' daki en yakın izleyicileriydi, i Bach- mann büyük bir duyarlıkla sözcük araştırmalarına eğilirken, W Tornan, G Fri- tsch, W Schmied ve A Okopenko da günlük yaşam deneyimlerini yazıya dönüştürdüler
• Filozof Ludwlg Wittgensteinin, yeni yazar kuşakları üzerinde sürekli bir etkisi oldu; Wittgenstein'dan etkilenenler arasında H C Artmannin çevresinde toplanan
G Rühm, K Bayer, F Achleitner ve E Jandl'dan oluşan "Viyana grubu" bulunduğu gibi, Graz'da A Kolleritsch ile Ma- nuskripte dergisi çevresinde toplanan "Forum Stadtpark" yazarları da vardı; bu sonuncu grubun en parlak temsilcileri Peter Handke, romanları ve özellikle oyunlarıyla uluslararası üne kavuştu W Bauer ve P Turrini de, Avusturya'nın ulusal dram geleneklerini yeniden yaşatan oyun yazarlarıdır H Lebert yerel halk edebiyatından esinlenen öyküler kaleme alırken, her türlü gruplaşmanın dışında kalan Th Bernhard da insanın acımasızlığı konusunda, kendi yaşadığı deneyimlerden yola çıkarak görkemli bir üslup denemesi gerçekleştirdi
SANAT
Avusturya sanatı, alman kültür çevresine bağlıdır ve uzun bir süre alman sanatından ayırt edilmesi güçtür (-> ALMANYA ) XVIII yy 'da, barok dinsel sanatı, başyapıtı Melk manastırı (1702-1706) olan J Prandtauer'in ve aralarında yeğeni Josef Munggenast'ın (Altenburg manastın, 1730'a doğr -1740) yer aldığı öğrencilerinin çalışmalarıyla parlak bir dönem yaşadı Viyana'nın, sanat yaşamında çok önemli bir rolü vardır ve mimarları uluslararası üne sahiptir J B Fischer von Erlach (Salzburg'da da çalışıyordu) atlant- lara dayanan dev merdivenlerinin görkemiyle ilgi çeken sarayların yapımında ün kazandı ve Schönbrunn sarayı için planlar hazırladı, Hofburg kitaplığı ile görkemli Karlskirche'yi yaptı J L von Hildebrandt çok usta bir incelikle bir araya getirilmiş iki saraydan oluşan Belvedere'yi yaptı Bu inceliğe, Georg Raphael Donner'in çeşmelerinde de rastlanır Bir başka heykelci, B Permoser barok üsluba olağanüstü bir canlılık kazandırdı Avusturyalı ressamlar, ikisi de İtalya'da yetişmiş olan Daniel Gran (Hofburg kitaplığı'nın tavanı, 1730) ve Paul Troger, özellikle de F A Maulbertsch, alman baroğunun en İyileri arasında yer alırlar
XVIII yy sonu ile XIX yy başında, Viyana darphanesi'nde ve helkelci Franz Anton von Zauner'in yapıtlarında da görüldüğü gibi, Avusturya sanatı klasik anlayışın etkisinde kaldı Romantizmden gerçekçiliğe uzanan dönemin özelliği olan burjuva ideali, en önemli temsilcisi ressam Ferdinand Georg VValdmüller olan Biedermeier üslubunda kendini buldu; bu arada Viyana kentinin manzara ressamı olan ve sanat yaşamı XIX yy sonlarına kadar uzanan Rudolf von Alt'ı da anmak gerekir Viyana, yüzyılın ortalarından başlayarak Franz-Joseph II döneminde, kendi evrimi ve Güzel sanatlar akademisi ile başlıca merkez durumuna geldi Çağın seçmeci üslubuna adını veren Hans Makart bu çevrenin en önemli ressamıdır
Süslemeye dayanan ve incelikli üslubuyla "art nouveau" ve simgecilik arasında bir bireşim kuran Gustav Klimt'in canlandırdığı Viyana "Ayrılık" grubuyla Avusturya'da çağdaş sanat dönemi başladı "Blaue Reiter"in eski üyesi olan ve alışılmışın dışında resimleriyle tanınan Alfred Kubin'in yanı sıra anlatımcı portrelerini ve manzaralarını aydınlık renkler ve incelikli bir üslupla işleyen XX yy in en ünlü avus- turyalı sanatçısı Kokoschka da bu akımın içinde yer alır Anlatımcı öncü sanatın en sivrilmiş adı Egon Schiele'dir; Klimt'ten öğrendiklerini özümsedi, ama modellerinin ruhsal boyutlarını derinleştirerek daha da ileri gitti Tirol köylülerini çizen Al- bin Egger-Lienz, Hodler'in etkisini sürdürdü iki savaş arasında, Georg Merkel, Anton Faistauer, Franz Wiegele, Herbert Bo- eckl, Rudolf Wacker, vb 'nin yapıtlarında, savaş sonrasının en özgün akımı olan "Viyana fantastik gerçekçilik okulu"nda da sezilen çok yönlü etkiler göze çarpar
Kökünü, doğrudan doğruya Viyana akade- misi'ndeki Albert Paris Gütersloh'un derslerinde bulan bu akım, düşseli dile getirmek için geleneksel bir teknikten destek alır; Erich Brauer, Ernst Fuchs, Rudolf Hausner, Wolfgang Hutter ve Anton Lehmden bu akımın başlıca temsilcileridir Klimt'in süslemeci sanatının olduğu kadar Klee'nin, otomatizmin, ham sanatın da mirasçısı olan Hundertwasser, uluslararası alanda çok büyük bir başarı kazandı 60iı ve 70'li yıllarda öncü sanatın en belirgin yaklaşımlarından biri de, özellikle Hermann Nitsch, Günter Brus ve Arnulf Rainerin temsil ettikleri soyutlamadan gelen çarpıcı bir bedensel sanattır Heykelde, Wotruba, kompozisyondaki sağlamlığını, Rudolf Hoflehner, Wander Bertoni ve özellikle, aynı zamanda ressam olan ve tartışmalara yol açan saldırgan "yeni gerçekliği" ile çağdaş üretimin başka bir önemli yanını betimleyen Alfred Hrdlicka' ya aktardı
Mimarlıkta, XIX yy 'ın sonu ve XX yy 'ın başında Viyana okulu, başkentteki Ringin yapımcılarının (yaklaşık 1857 -1885) seçmeci akademizmine karşı çıktı En önde gelen kişiler, üslubunu aşama aşama anlaştırmadan önce, Majolika Haus (Viyana, 1898) ile Avrupa sanat anlayışının anıtlarından birini veren, "Ayrılık" akımının kurucusu O Wagner, seçkin ve yalın J Hoffmann, süslemenin amansız düşmanı ve önemli kuramcı A Loos'tur Bununla birlikte, "evrensel üslup", Birinci Dünya savaşı ile zaten son derece daralan bir Avusturya'da çok küçük bir başarı kazanacaktır: R Neutra 1923'te ABD'ye göçtü Daha sonraki en önemli mimarlar Clemens Holzmeister (sanat yaşamının sonunda, 1960'ta Salzburg'da yeni Festspielhaus'u yaptı) ve modern okulun öncüsü Roland Rainer'dir (Viyana belediye holü, 1954)
MÜZİK
Avusturya'da "yüksek" müziğin başlangıcı sayılan Maximilian I döneminden çok önce Minnesäng'lar Provence okulunun özellikleriyle, İlerde Franko-fla- manlar'ın etkisinde geliştirecekleri çoksesli bir müziği birleştirerek ülkelerinin sanatına özgün çizgiler kazandırdılar Avusturya müziğinin bu ilk döneminin en ünlü adları, "Salzburg keşişi" (XIV yy ) ve Oswald von Wolkenstein'dir(? 1377-1445) Kendisi de şarkı söyleyen ve lavta çalan Maximilian I, Viyana'ya yabancı besteciler (Pierre de la Rue, Heinrich isaak, Ludwig Senfl) çağırarak ya da orgcu Paul Hofhaimer (1459-1537) gibi ülkenin en iyi müzikçilerini sarayına alarak, kendine avrupalı hükümdarlar arasında seçkin bir yer sağladı Ondan sonraki imparatorlar, Viyana'nın kazandığı bu ünden yararlanmasını bildiler
Johann Jakob Froberger' in (1616-1667) saray orgcusu, Heinrich Biberinse(1644-1704)Salzburg capella- sı'nda koro yöneticisi olduğu Leopold I döneminde, yaklaşık 400 yeni opera sahnelendi Daha XVI yy 'ın sonunda kendini hissettiren italyan etkisi (stile rappreserı- tativo), ilk Viyana okulunun doğuşuna değin (XVIII yy 'ın ilk yarısı) egemenliğini sürdürdü
Bach ve Haydn arasındaki bu okulun başlıca bestecileri şunlardır: Georg Mathias Monn (1717-1750), Georg Christoph Wagenseil (1715-1777), Johann Joseph Fux (1660-1741), Josef Starzer (1726 -1787) ve Johann Schenk (1753-1836)
Hallstättersee (Salzkammergut) Hallstatt turizm merkezi
Bu besteciler, Mannheim'lı meslektaşları ölçüsünde, yeni bir üslup yaratılmasına katkıda bulundular Bu yeni üslup, "hafif tarz"ın parlak ve yüzeysel niteliklerine daha az yer verilerek, Avusturya halk müziği öğeleriylecanlandırılmıştı G M Monn, bu bakımdan büyük Viyana klasiklerinin (Haydn ve Mozart) doğrudan öncüsü oldu; J J Fux ise, operalarında, Lully'den ve fransız üslubundan yararlanarak, o sıralarda Antonio Caldara'nın temsil ettiği italyan etkisini kırmaya çalıştı
XVIII yy 'ın ikinci yarısında Viyana, dönemin en ünlü üç bestecisini, Christoph Willibald Gluck (1750'de Viyana'ya yerleşti), W A Mozart ve Haydn'ı bir araya getirdi Bunlar, germen çoksesliliğine olduğu kadar, italyan melisma'larına da yabancı yeni bir üslup yarattılar Yer yer melankoliyle karışık bir canlılık ve sevecenlik, Haydn'la Viyana müziğinin ayırıcı özelliği oldu Verimli ve özgün bir yaratıcı olan Haydn'ın yapıtları, Mozart için zengin bir kaynak oldu; Haydn, Bonn doğumlu olmakla birlikte 1792'de Viyana'ya yerleşerek ölümüne değin orada yaşayan Ludwig van Beethoven'i da belli ölçüde etkiledi Heiligenstadtin (1802) mirasını devralan Beethoven'in yapıtlarındaki dramatik güç, Viyana ruhuna, Franz Schubert' in müziğinden daha az bağlıdır Schubert ise, ölümsüz lied'lerinin yumuşaklığı, diriliği, hüzünlü kaygısızlığı ve duygusal değişkenliğime Avusturya romantizminin temellerini attı Ama, uzun süredir Avrupa müziğinin önemli merkezlerinden biri olan Viyana, italyan müziğinin peş peşe gelen dalgalarından etkilendi; vals ritimll hafif besteler yeğlenmeye başladı Bu tarz müziğin Viyana'da başlıca temsilcileri Joseph Lanner (1801-1843) ile Strauss ai- lesidir (Johann I, Johann II, Joseph)
Eğlenceye düşkün bu başkent, bir yandan da büyük sanatçıları kendine çekmeyi bildi: Johannes Brahms ("Ham- burg'lu alman"), Bohemya'dan gelen Gustav Mahler ve Vlyana'nın dillere destan eğlence ortamına tümüyle yabancı olan birçok avusturyalı müzikçi, Anton Bruckner, Hugo Wolf bunların en önemlileridir Bruckner'in senfonileriyle Wolf'un 240 lled'i, Avusturya romantizminin en önemli örnekleridir Avusturya romantizminin başlıca iki kaynağı Beethoven ve Wagner'in müzikleridir Mahler'in tüm yapıtları aynı eğilimleri yansıtır Bunlar romantizmin son dönemini Bruckner'inkiler- den daha çok simgeler Arnold Schönberg, Bruckner'in çizgisini sürdürerek tonal işlevleri bıraktı ve daha önce Josep Matthias Hauer'ın (1883-1959) önerdiği onikiton sistemi üzerinde yeni bir ses dünyası kurdu Kendisi gibi viyanalı olan öğrencileri Alban Berg ve Anton Webern ile, XX yy müziğini, avusturyalı bestecilerin çoğunun katıldığı bir serüvene sürükledi: Egon Wellesz (1885-1974), Alexander Spitzmüller (1894-1962), E,rnts Krenek (doğm 1900), Hans Jelinek (1901-1969) ve Hans Erich Apostel (1901-1972)
Öte yandan, operada (Şen dul, 1905) ve operette (Güllü şövalye, 1911), yüz yıl öncesinin büyüleyici Viyana'sını yeniden canlandırmak, macar Franz Lehâr (1870 -1948) ve bavyeralı Richard Strauss'a düştü Johann Nepomuk David (1895-1977), Erich Wolfgang Korngold (1897-1957), Cesar Bresgen (doğm 1913), Karl Schis- ke (doğm 1916), Helmut Eder (doğm 1916), Augustin Kubizek (doğm 1918), Gottfried von Einem (doğm 1918) ya da Anton Heiller (doğm 1923) gibi değişik kuşaklardan besteciler dışında, Avusturya okulu, hâlâ canlı tutulan Webern sonrası geleneği yadsımadı "Die Reihe" adlı çağdaş müzik topluluğunun kurucusu ve Alban Berg'in Lulu'sunun tamamlayıcısı olarak uluslararası ünü olan Friedrich Cer- ha'nın (doğm 1926) yanı sıra, Michael Gielen (doğm 1927), Gerhard Wimber- ger (doğm 1923), Josef Maria Horvath (doğm 1931), Heinz Kratochwill (doğm 1933), Ingomar Grünauer (doğm 1938), Günter Kahowez (doğm 1940) ve Dieter Kaufmann (doğm 1941) çağdaş avusturyalı öncü müzikçilerin önde gelenleridir Elektroakustik müziğin başlıca savunucularıysa irmfried Radauer (doğm 1928) ve Istvân Zelenka'dır (doğm 1936)
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
|